zaman tüneli
alışması en zor şey
kimsenin gönülden sevmemesi.
devamını gör...
bu devirde mutlu olmak
devamını gör...
yazarların en sevdiği enstrüman sesi
arabesk müzik çalgıları.
devamını gör...
yazarların neyi kime benziyor
benzetmeler ezelden ebediyete hep varolmustur.hem görünüş olsun hemde karakter olarak sizi kime benzetirler yada siz kendinizi kime benzetiyorsunuz .
beni hep birilerine benzettikleri için tam olarak kime benzedigimi bende çözemedim. lisede hülya koçyiğite benzetirlerdi...
yoksa anama babama benziyom ne olacak ya
beni hep birilerine benzettikleri için tam olarak kime benzedigimi bende çözemedim. lisede hülya koçyiğite benzetirlerdi...
yoksa anama babama benziyom ne olacak ya
devamını gör...
alışması en zor şey
her gün konuştuğun insanın gün gelip hiç kimse olması.
devamını gör...
türk olmak
bir üstünlüğünü göremiyoruz. neticede yaptığımız hileli işler ortada. duyarsız devlet, rüşvetçi belediye, paracı müteahhit, işinin hakkını vermeyen müyendist ve inşağat işçisi yüzünden 6 ilin binaları oturanların başına yıkıldı. pazarlarımıza bak! önde iyi mallar, arkadan dandik malları müşteriye itele, pohtan ve çakma malları üretip hakiki diye piyasaya sür. birbirini isteme, sokakları ve suları kirlet vs.
birileri türk olmayı üstünlük gibi göstermiş, doğru; lakin insanlar artılarını doğuştan değil hayattan alarak üstünleşiyorlar.
türklüğün hayattaki karşılığı nerede?
birileri türk olmayı üstünlük gibi göstermiş, doğru; lakin insanlar artılarını doğuştan değil hayattan alarak üstünleşiyorlar.
türklüğün hayattaki karşılığı nerede?
devamını gör...
yazarların en sevdiği enstrüman sesi
bu aralar kalimba sesi beni çok rahatlatıyor.
devamını gör...
aynı bilgisayarı 7 yıl kullanmak
2012’den beridir kullanıyorum. onunla öyle bir bağ kurduk ki birgün ona veda edersem nadide kalbim çok kırılacak.
devamını gör...
ölümden korkmayan insan
korkmuyorum diyen yalan söylüyordur diye düşünüyorum. ya da ruhen sağlıklı değildir.
devamını gör...
mutfakta ve yatakta sanatkar bir erkek olmak
mutfağı anlıyorum da yataktaki performansıyla övünen adamda vardır bir eksilik. buna şüphe yok.
sanattan bahsedeceksek eğer,
sevda dolu bir tatlı, masum öpücük sizin o çetelesini tuttuğunuz yatak performanslarınızı bir milyona katlar.
bu kadar coşmanın, bu işlerle övünmenin bir alemi yoktur.
sanattan bahsedeceksek eğer,
sevda dolu bir tatlı, masum öpücük sizin o çetelesini tuttuğunuz yatak performanslarınızı bir milyona katlar.
bu kadar coşmanın, bu işlerle övünmenin bir alemi yoktur.
devamını gör...
son zamanlarda atatürk düşmanlığının artması
artan azalan bir şey yok. 100 yıl önce de kanları bozuktu zaten bunların. cepheden kaçanlar, ingiliz kuklası olan hilafeti ve saltanatı destekleyenler, milli mücadele aleyhinde propaganda yapanlar, türklüğü sadece vergi ödemek, askerlik yapmak ve çiftçilik yapmakla sınırlayanlar, nüfus sayımında kadınları hayvandan aşağı görüp dahil etmeyenler hep bunların zihniyetiydi. değişen bir şey yok. bu iğrenç zihniyet hep vardı şimdi bunlara sirayet etmiş vaziyette karşımızda o kadar.
devamını gör...
türk olmak
zamanı geldiğinde timur'un kılıcını kuşanacak selanikli bir yetim olmaktır.
devamını gör...
kızılcık şerbeti fatih
muhafazakarlıktan dem vururlar ama evli oldukları halde sorumluluklarını /sadakat/
yerine getirmezler. çünkü nasıl olsa tek bir günah hariç tüm günahlar affolunurmuş.
aynı hareketi karısı yapsa durumlar değişiyor.
bunlar adam madam değildir.
onun o tombul dudaklarına kafayı geçireceksin. en az dudaklarından rahat iki kilo kan kaybeder.
itici bir karakteri layıkıyla canlandıran kardeşimizin şahsına öfkeli değilim. fatih ve fatih gibilerinden tiksiniyorum.
yerine getirmezler. çünkü nasıl olsa tek bir günah hariç tüm günahlar affolunurmuş.
aynı hareketi karısı yapsa durumlar değişiyor.
bunlar adam madam değildir.
onun o tombul dudaklarına kafayı geçireceksin. en az dudaklarından rahat iki kilo kan kaybeder.
itici bir karakteri layıkıyla canlandıran kardeşimizin şahsına öfkeli değilim. fatih ve fatih gibilerinden tiksiniyorum.
devamını gör...
tanrıdan diledim
kurtlar vadisinde çalan efsane müzik. özellikle polat'ın hastanede yürüdüğü sahneye cuk oturmuştur.
devamını gör...
kuzey ırak'ta yaşamak
bulutların üstünde bir yaşam adeta. rüyalar kenti bulunur orada.
denilir ki nicolas cage'in meşhur filmi melekler şehri'nin ilk senaryosu yazıldığında bu coğrafyada çekimlerinin geçtiğidir. sfsdfdsfsdf
denilir ki nicolas cage'in meşhur filmi melekler şehri'nin ilk senaryosu yazıldığında bu coğrafyada çekimlerinin geçtiğidir. sfsdfdsfsdf
devamını gör...
son zamanlarda birçok insanın öksürüp aksırması
böyleee var yaaa.. sabahın köründe zar zor uyanmışsınızdır hanii o geç kalmışlığa ramak kalmış zamanda atarsınız evden kendinizi dışarı..
hızlı adımlarla durağa gidersiniz.. lanet gelesice otobüs de tam o gün geç gelmiş olur. kapı açılır bammmm 50 tane göz görür, araya sıkışırsınız. evettt. toplu taşımadaysanız.. tüm o gerginliğin üstüne sabahın köründe nereden geldiği nereye gittiğini bir türlü anlamadım moruklardan birisi durmadan aksırır öksürür tam önünüzde. ayaktasınızdır. ortam kalabalık kıpırdayamazsınız.
tam bir cinnet hali. çıldırmamak elde değil. zındıkk gelmiş 80 yaşına boğaz köprüsü manzarasına nazır balgam çıkarıyor. gel de köprüden fırlatma titreği.
hızlı adımlarla durağa gidersiniz.. lanet gelesice otobüs de tam o gün geç gelmiş olur. kapı açılır bammmm 50 tane göz görür, araya sıkışırsınız. evettt. toplu taşımadaysanız.. tüm o gerginliğin üstüne sabahın köründe nereden geldiği nereye gittiğini bir türlü anlamadım moruklardan birisi durmadan aksırır öksürür tam önünüzde. ayaktasınızdır. ortam kalabalık kıpırdayamazsınız.
tam bir cinnet hali. çıldırmamak elde değil. zındıkk gelmiş 80 yaşına boğaz köprüsü manzarasına nazır balgam çıkarıyor. gel de köprüden fırlatma titreği.
devamını gör...
kızılcık şerbeti fatih
normalde yerli dizi izlerken sıkılıp kapatırım ama fatih sayesinde gözümü bile kırpmadan her hafta izliyorum. bir erkekte nefret ettiğim ne varsa hepsini bünyesinde toplamış bir karakter. sayesinde bütün hafta birikmiş ne kadar sinirim stresim varsa ona saydırarak atıyorum. bedava rehabilitasyon resmen.
devamını gör...
alışması en zor şey
ölüm.
devamını gör...
fakat müzeyyen bu derin bir tutku
filmin müziğini mor ve ötesi harun tekin yapmış olup kendisi filmde de biraz gözüküp bize sürpriz yapmıştır.
filmimiz ıssız adam filminin benzeri, yalnızca bu kez terk eden taraf erkek değil kadın oluyor.
ıssız olan kişi bir kadın.
başrolde erdal beşikçioğlu ve sezin akbaşoğulları ikilisinin yer aldığı 2014 yapımlı çiğdem vitrinel filmi.
henüz kitabı basılmayan yazar arif ve bir düğünde tanıştığı müzeyyen'in yaşadıkları konu ediniliyor. filmde arif bir aidiyet ararken müzeyyen birine ait olmaktan korkuyordu..

aidiyet duygusu olmadığı için otelde yaşayan, göçebe hayatı yaşayan ve telefon bile kullanmayan bir adam olan arif filmimizin başında sevgilisi ile bir tartışma yaşar, arif ilk baştaki kadınla hiçbir aktiviteye katılmaz, sanki ondan utanır ve kavga sonrası ilişki biter. adam yeni bir ilişkiye başlar ki bu bile başka bir ilişkinin başlamasının tek yolunun diğer ilişkinin bitmesi gerektiğini bizlere hatırlatır.
arif'in aidiyet duyması için, bastığı toprağa ait hissetmesi için onu sarsacak bir aşka ihtiyacı vardır.
erdal beşikçioğlu'nun film boyunca mahzun ve ağlamaklı olması içimi sızlattı, tam bir edebiyatçı rolüne bürünmüş olması oyunculuğunun ne kadar iyi olduğunu gösteriyor. sezin akbaşoğulları'nın oyunculuğu da gerçekten iyiydi. sevişme sahneleri aşkın cinsellik olmadan eksik olduğu sanrısını doğursa da aşk bu değildir. direkt yatak odasında bitmemeli duygular.
müzeyyen'in arif'i neden terk ettiğini başta kabullenemiyoruz, sebepsiz gidiyor ama arif'in onu yersiz kıskandığını, kısıtlayabileceğini düşünüyor ve en önemlisi ona aşık olmaktan korktuğu için onu terk ediyor daha fazla bağlanmamak için.
müzeyyen: diyelim ki gitmedim. seninle beraber olmaya devam ettik. ne değişecekti?
arif: sabahları beraber uyanırdık. ben senden önce kalkardım. senin uyuyuşunu izlerdim, sonra sen uyanırdın. bana gülümserdin. sonra, sabahları çayı tek şekerli içtiğini, günün diğer saatlerinde şekersiz içtiğini biliyor olurdum, o ilk şekeri ben atardım çayına, zarifçe eritişini izlerdim. sonra, en çok boynundan öpülmeyi sevdiğini biliyor olurdum. sonra dışarı çıkardık. dışarda yağmur yağıyor olurdu. biz şemsiyeyi almazdık. sırılsıklam olurduk. sonra sen bana sokulurdun ama saçağın altına hiç girmezdik. sonra sen üşütürdün. ayakların buz gibi olurdu.
ben sana en sevdiğin o mavi çoraplarını getirirdim. sonra bayramları babaannenin mezarını ziyaret etmeye giderdik. hayatta en sevdiğin kadın için ağlayışını izlerdim senin. hiçbir şey yapmazdım, gözyaşlarını silmezdim, seni teselli etmezdim. orada öylece ağlayışını izlerdim senin. başka insanların mezarlarının arasında dolaşarak, hayatın ne kadar şahane bir şey olduğunu düşünürdüm. sonra… sonra hiçbir şey yapmazdık. öylece otururduk. çok bilinmeyenli bu sorunun yanıtını arardık. hayat bizi yalancı çıkarana dek, bulduğumuz cevapları doğru sanırdık.
filmimiz ıssız adam filminin benzeri, yalnızca bu kez terk eden taraf erkek değil kadın oluyor.
ıssız olan kişi bir kadın.
başrolde erdal beşikçioğlu ve sezin akbaşoğulları ikilisinin yer aldığı 2014 yapımlı çiğdem vitrinel filmi.
henüz kitabı basılmayan yazar arif ve bir düğünde tanıştığı müzeyyen'in yaşadıkları konu ediniliyor. filmde arif bir aidiyet ararken müzeyyen birine ait olmaktan korkuyordu..

aidiyet duygusu olmadığı için otelde yaşayan, göçebe hayatı yaşayan ve telefon bile kullanmayan bir adam olan arif filmimizin başında sevgilisi ile bir tartışma yaşar, arif ilk baştaki kadınla hiçbir aktiviteye katılmaz, sanki ondan utanır ve kavga sonrası ilişki biter. adam yeni bir ilişkiye başlar ki bu bile başka bir ilişkinin başlamasının tek yolunun diğer ilişkinin bitmesi gerektiğini bizlere hatırlatır.
arif'in aidiyet duyması için, bastığı toprağa ait hissetmesi için onu sarsacak bir aşka ihtiyacı vardır.
erdal beşikçioğlu'nun film boyunca mahzun ve ağlamaklı olması içimi sızlattı, tam bir edebiyatçı rolüne bürünmüş olması oyunculuğunun ne kadar iyi olduğunu gösteriyor. sezin akbaşoğulları'nın oyunculuğu da gerçekten iyiydi. sevişme sahneleri aşkın cinsellik olmadan eksik olduğu sanrısını doğursa da aşk bu değildir. direkt yatak odasında bitmemeli duygular.
müzeyyen'in arif'i neden terk ettiğini başta kabullenemiyoruz, sebepsiz gidiyor ama arif'in onu yersiz kıskandığını, kısıtlayabileceğini düşünüyor ve en önemlisi ona aşık olmaktan korktuğu için onu terk ediyor daha fazla bağlanmamak için.
müzeyyen: diyelim ki gitmedim. seninle beraber olmaya devam ettik. ne değişecekti?
arif: sabahları beraber uyanırdık. ben senden önce kalkardım. senin uyuyuşunu izlerdim, sonra sen uyanırdın. bana gülümserdin. sonra, sabahları çayı tek şekerli içtiğini, günün diğer saatlerinde şekersiz içtiğini biliyor olurdum, o ilk şekeri ben atardım çayına, zarifçe eritişini izlerdim. sonra, en çok boynundan öpülmeyi sevdiğini biliyor olurdum. sonra dışarı çıkardık. dışarda yağmur yağıyor olurdu. biz şemsiyeyi almazdık. sırılsıklam olurduk. sonra sen bana sokulurdun ama saçağın altına hiç girmezdik. sonra sen üşütürdün. ayakların buz gibi olurdu.
ben sana en sevdiğin o mavi çoraplarını getirirdim. sonra bayramları babaannenin mezarını ziyaret etmeye giderdik. hayatta en sevdiğin kadın için ağlayışını izlerdim senin. hiçbir şey yapmazdım, gözyaşlarını silmezdim, seni teselli etmezdim. orada öylece ağlayışını izlerdim senin. başka insanların mezarlarının arasında dolaşarak, hayatın ne kadar şahane bir şey olduğunu düşünürdüm. sonra… sonra hiçbir şey yapmazdık. öylece otururduk. çok bilinmeyenli bu sorunun yanıtını arardık. hayat bizi yalancı çıkarana dek, bulduğumuz cevapları doğru sanırdık.
devamını gör...
