zaman tüneli
özlememen gereken birini özlemek
çok üzücü ya, hatta bir nevi acı verici.
başlık o kadar çaresizlik ifade ediyor ki... heem özlüyorsun hem de aslında özlemen gerekeni değil de yine sana ait olmayan, seninle olmayacak, senden bihaber birini özlüyorsun.
neyse,derin derin nefes alıyoruz ve hayatın hala devam ettiğinin, bu özlemin sonsuza kadar sürmeyip bir gün biteceğini bilerek yaşamaya devam etmeliyiz. olabildiğince akla getirmemek şart.
başlık o kadar çaresizlik ifade ediyor ki... heem özlüyorsun hem de aslında özlemen gerekeni değil de yine sana ait olmayan, seninle olmayacak, senden bihaber birini özlüyorsun.
neyse,derin derin nefes alıyoruz ve hayatın hala devam ettiğinin, bu özlemin sonsuza kadar sürmeyip bir gün biteceğini bilerek yaşamaya devam etmeliyiz. olabildiğince akla getirmemek şart.
devamını gör...
neyin kafasını yaşıyorsun sen
kösnücül bir akşamın ölgün kafası da olabilir.
bu kösnücül kelimesini ödül alan zamane şair bozuntusundan kapmıştım buraya yasladım. hoş nihat genç aganın dediği gibi "sıcak sıcak buharı tüten bir dışkıdan farkı olmayan şiirler işte".
neyse kimin ne kafası yaşadığı zaten belli değil , çünkü kimse kendi kafasını kullanmıyor. durup düşününce olağanüstü bir biçimde edilgen akılları yaşadığımızı fark ediyorum. bir çöl bedevisinin huzursuzluğu içinde , zihni tamamen bölünmüş , çelinmiş ve kendinde olmayan bir akıl. dakka başı gelen bildirimle bölünen hayatlar. tamamen kendi kontrolümüzde yaşadığımız kaç saniye var acaba?
bu kadar aşırı hız , hareket ve dolambaçlı girdapların içinde deruni ve kalıcı bir biçimde kendimize ait olan ne var ? hayatın nihai anlamını bize öğretecek asıl meselelerde kafa yoran kaç kişiyiz? hadi yorduk diyelim bu hakikati arama melekelerinin yüzde kaçı orjinal ve bize ait?
teknoloji, eğlence, boş zaman, cinsellik , kültür sanat , kritik zamanlar derken sıradan bir varlıktan farkı kalmayan kafalar. bunca yıl boşuna kürek çekmişim deyip hamburgere yumulan hominigırtlaklar.
bu kösnücül kelimesini ödül alan zamane şair bozuntusundan kapmıştım buraya yasladım. hoş nihat genç aganın dediği gibi "sıcak sıcak buharı tüten bir dışkıdan farkı olmayan şiirler işte".
neyse kimin ne kafası yaşadığı zaten belli değil , çünkü kimse kendi kafasını kullanmıyor. durup düşününce olağanüstü bir biçimde edilgen akılları yaşadığımızı fark ediyorum. bir çöl bedevisinin huzursuzluğu içinde , zihni tamamen bölünmüş , çelinmiş ve kendinde olmayan bir akıl. dakka başı gelen bildirimle bölünen hayatlar. tamamen kendi kontrolümüzde yaşadığımız kaç saniye var acaba?
bu kadar aşırı hız , hareket ve dolambaçlı girdapların içinde deruni ve kalıcı bir biçimde kendimize ait olan ne var ? hayatın nihai anlamını bize öğretecek asıl meselelerde kafa yoran kaç kişiyiz? hadi yorduk diyelim bu hakikati arama melekelerinin yüzde kaçı orjinal ve bize ait?
teknoloji, eğlence, boş zaman, cinsellik , kültür sanat , kritik zamanlar derken sıradan bir varlıktan farkı kalmayan kafalar. bunca yıl boşuna kürek çekmişim deyip hamburgere yumulan hominigırtlaklar.
devamını gör...
inji
#2791430
fetöcü olduğuna dair iddialar lisesinin başlarında abd'ye gitmesine dayandırılır. kız 2001'li, lisesinin başları 2016'ya denk geliyor. bu tip komplo teorileri de eğlenceli geliyor insanlara, inanıyor millet.
onlardan biri de benim. ayrıca almanca bilen herkes de fonlanmaktadır alman vakıfları tarafından*.
fetöcü olduğuna dair iddialar lisesinin başlarında abd'ye gitmesine dayandırılır. kız 2001'li, lisesinin başları 2016'ya denk geliyor. bu tip komplo teorileri de eğlenceli geliyor insanlara, inanıyor millet.
onlardan biri de benim. ayrıca almanca bilen herkes de fonlanmaktadır alman vakıfları tarafından*.
devamını gör...
özlememen gereken birini özlemek
yeni birileriyle tanışmak iyi gelecek kişidir. aynı suda iki kere yıkanılmaz, dök gitsin.
devamını gör...
ingilizce deyimler
easy come, your hair and head don't mortingen down....... yavaş gel saçın başın dağılmasın
devamını gör...
özlememen gereken birini özlemek
hani hep karşımıza çıkıyor "eğer birini düşünüyorsak o da bizi düşünüyor, rüyamızda görüyorsak o da bizi özlüyor" diye.
eğer bu doğru ise onun beni özlemesi daha kötü... bilmiyorum. garip garip şeyler.
çünkü ben bazen bazı şeyleri çok özlüyorum.
eğer bu doğru ise onun beni özlemesi daha kötü... bilmiyorum. garip garip şeyler.
çünkü ben bazen bazı şeyleri çok özlüyorum.
devamını gör...
25 yaşında hakim olmak
dilekçe yazmayı bile bilmeyenlerin , hakim olabildiği bir sistemde mümkünatı var.
25 yaş nedir aga ? daha donunu giymeyi bile bilmediği bir yaşta bir insanın bütün hayatını etkileyecek bir karara imza atmak nasıl bir şey? felsefe bilmeden , edebiyat bilmeden hepsini geçtim daha çiftlik hayvanı seviyesinde bir kafaya sahipken, beşerken biyolojik anlamda evrimini tamamlayıp insan bile olamamışken nasıl hakim olunuyor hayret ediyorum. homominutuslar buna cevap versin.
25 yaş nedir aga ? daha donunu giymeyi bile bilmediği bir yaşta bir insanın bütün hayatını etkileyecek bir karara imza atmak nasıl bir şey? felsefe bilmeden , edebiyat bilmeden hepsini geçtim daha çiftlik hayvanı seviyesinde bir kafaya sahipken, beşerken biyolojik anlamda evrimini tamamlayıp insan bile olamamışken nasıl hakim olunuyor hayret ediyorum. homominutuslar buna cevap versin.
devamını gör...
birini özlemek
çok ağır bir yük... çok hemde.
devamını gör...
hayatın anlamını felsefede aramak
ahmakça bir arayış. gerçi halihazırda bir felsefe kaldı mı o da tartışılır. felsefe bilimin güdümüne girmişken , bilim de teknolojinin güdümüne girmişken , teknoloji de neoliberal politikaların köpeği olmuşken neyin felsefesinden bahsedeceksin yeğenim?
napalım yani şimdi gidip de gidimsel aklın , rasyonel aklın gölgesinde naslara mantıki temellendirme mi yapalım? don kişot gibi yaşamak hayata anlam katan en doğru şeydir. bak ciddiyim bu konuda don kişot bu hayatı en anlamlı yaşayan kişiydi. mümkün olması hayal bile olmayan bir şey için hayatını adamıştı adam.
napalım yani şimdi gidip de gidimsel aklın , rasyonel aklın gölgesinde naslara mantıki temellendirme mi yapalım? don kişot gibi yaşamak hayata anlam katan en doğru şeydir. bak ciddiyim bu konuda don kişot bu hayatı en anlamlı yaşayan kişiydi. mümkün olması hayal bile olmayan bir şey için hayatını adamıştı adam.
devamını gör...
aralık
benim doğduğum ay, severim kendisini.
devamını gör...
aralık
hoş geldi 12 ayın sultanı, dünyanın en güzel 30 günlük zaman dilimi.
devamını gör...
bilmek
artık bir şey bilmek istemiyorum
devamını gör...
son_nefes_çiçeği (yazar)
mesaj alımı açık olsaydı keşke, köy hayatı ile ilgili konuşmak isterdim biraz.
devamını gör...
bilmek
aşırı ontolojik bir kavram. yanlışı asla olmaz çünkü. yani " ben trenlerin asfaltta gittiğini biliyordum " diye bir cümle kuramazsın mesela. saçma olur zira. bu cümlenin sonunu ancak " zannediyordum" diye tamamlayabilirsin. bu da bilgi olmaz zan olur . eskilerin tabiriyle malumatfuruş olur.
devamını gör...
körlük
kitap kuramızda bu ablama çıkmıştı. şansa(!) o zamanlar ben "damızlık kızın öyküsü"nü okuyordum. korkunç ve sinirden çıldırtıcı bir kitaptı. ve ablamla ara ara "kitap nasıl, akıcı mı, beğendin mi?" vs. konuşuruz. o da işte biraz değindi ve bende resmen kitabı okurken ona şiddet uygulasam da çoğu içimde olduğu için pimi çekilmiş bomba misali "ne b.ktan kitapları seçmişiz öyle. onu okuyana kadar canım cok kez çıktı. seninkiyi maalesef okumayacağım. sadece şu anla da sınırlı değil, hiçbir zaman okumayı düşünmüyorum. her yerde bu tarz iğrençlikler görmek yetiyor ve kitap sevgisinden soğuma raddesine geldim." dediğim için içeriğe hiçbir zaman tam hakim olamayacağım bir kitap.
filmi de varmış bu arada, içeriği öğrendikten sonra izlenecek listemden sildim.
öfkem, nefretim, tiksinti vs. olan duygu ve hislerim çok taze.
hadi insanlar şerefsiz ama kitapların iyi, temiz, saf kalmasını istiyorum. çünkü kitaplarla erken yaşta tanıştım ve çok erkenden okuma alışkanlığım var. hep iyi şeyler gördüm ve öğrendim, arada kötülüklerde vardı ama onlar cezasını yani hak ettiklerini buluyordu çoğunda. ve okuduğum/seçtiğim kitap hiç bu kadar pisliğe batmamıştı. o nasıl bir kitaptı yani? ilk kez kitap dövdüm. bu biraz kulağa tuhaf gelse de öyle oldu: masaya ve duvara vurmuştum, üstünde tepinmiştim. kırışıklık ve bükülme olaylarından nefret ederim mesela ama kitabın tüm sayfalarını kendisiyle birlikte kırıştırıp bükme isteği duydum. daha sonra yakıp kül etme ve küllerini wc deliğinde gezintiye çıkarma.
"fazla abartmıyor musun?" gözüyle bakarsanız gözünüzü oyasım gelir. bu kitaplar distopik tamam ama neden sürekli benim cinsimi bu hâllere getiriyor?! ayrıca hiçte normal değil, olması gereken değil o yüzden sakin ve ağır başlı halim bunlarda yok.
eee dünya yaşantısı pislikleri hep gizler ama kitaplar ortaya serer çoğu zaman evette baskın karakterim ben, hiç tahammül edemiyorum. her şeye rağmen normalde görmeyeceğim. aptal bir büyüme yaşamayacağım. kitapların güzelliğini tatmak istiyorum pisliğinde boğulmak değil. çünkü gerçek hayatta boğuluyoruz zaten...
bu nefret ettiğim 2. kitap.
bunlar yerine "kendine ait bir oda" veya "kurtlarla koşan kadınlar" okusanıza?..
filmi de varmış bu arada, içeriği öğrendikten sonra izlenecek listemden sildim.
öfkem, nefretim, tiksinti vs. olan duygu ve hislerim çok taze.
hadi insanlar şerefsiz ama kitapların iyi, temiz, saf kalmasını istiyorum. çünkü kitaplarla erken yaşta tanıştım ve çok erkenden okuma alışkanlığım var. hep iyi şeyler gördüm ve öğrendim, arada kötülüklerde vardı ama onlar cezasını yani hak ettiklerini buluyordu çoğunda. ve okuduğum/seçtiğim kitap hiç bu kadar pisliğe batmamıştı. o nasıl bir kitaptı yani? ilk kez kitap dövdüm. bu biraz kulağa tuhaf gelse de öyle oldu: masaya ve duvara vurmuştum, üstünde tepinmiştim. kırışıklık ve bükülme olaylarından nefret ederim mesela ama kitabın tüm sayfalarını kendisiyle birlikte kırıştırıp bükme isteği duydum. daha sonra yakıp kül etme ve küllerini wc deliğinde gezintiye çıkarma.
"fazla abartmıyor musun?" gözüyle bakarsanız gözünüzü oyasım gelir. bu kitaplar distopik tamam ama neden sürekli benim cinsimi bu hâllere getiriyor?! ayrıca hiçte normal değil, olması gereken değil o yüzden sakin ve ağır başlı halim bunlarda yok.
eee dünya yaşantısı pislikleri hep gizler ama kitaplar ortaya serer çoğu zaman evette baskın karakterim ben, hiç tahammül edemiyorum. her şeye rağmen normalde görmeyeceğim. aptal bir büyüme yaşamayacağım. kitapların güzelliğini tatmak istiyorum pisliğinde boğulmak değil. çünkü gerçek hayatta boğuluyoruz zaten...
bu nefret ettiğim 2. kitap.
bunlar yerine "kendine ait bir oda" veya "kurtlarla koşan kadınlar" okusanıza?..
devamını gör...
ölü bilgi biriktirmek
sözlükler dahil tüm sanal alemin bilgisi .
küçümsenecek bir bilgi değil belki ama hiçbir işlevi olmayan , insani hiçbir dönüştürme etkisi yaratmayan , insan bilincinin niteliğini ve ruhunu asla değiştirmeyen , hiçbir diriliği olmayan ve herhangi bir aydınlanmaya sebebiyet vermeyen her bilgi türü bu guruba girer.
bilgi çok diri bir şeydir ve tavadaki hamsi paluğu gibi hop hop oynatır insanı.
küçümsenecek bir bilgi değil belki ama hiçbir işlevi olmayan , insani hiçbir dönüştürme etkisi yaratmayan , insan bilincinin niteliğini ve ruhunu asla değiştirmeyen , hiçbir diriliği olmayan ve herhangi bir aydınlanmaya sebebiyet vermeyen her bilgi türü bu guruba girer.
bilgi çok diri bir şeydir ve tavadaki hamsi paluğu gibi hop hop oynatır insanı.
devamını gör...
olumlamalar
kınanmamalı... bir sığınma şekli...
aklın, bilimin yolundan şaşmam diyen ben, bir dönem kendimi 777,520.938'leri tekrarlar kendimi buldum.. :))
dedim yaaa... sakın kınamayın :)))
aklın, bilimin yolundan şaşmam diyen ben, bir dönem kendimi 777,520.938'leri tekrarlar kendimi buldum.. :))
dedim yaaa... sakın kınamayın :)))
devamını gör...
çalışan kadının kocasıyla eşit olması
iki feminizm dalgası çıktı diye kadınlar da kendini arşı alada görmeye başladılar. daha 100 yıl öncesine kadar bildiğin köle idi bu kadınlar şimdi kalkmış çalışan erkekle bile eşit olmaya çalışıyorlar. eşitlik diye diye kadını insan olmaktan çıkardılar. böyle polemik tutumları kazanılmış zafer diye iteleyip duruyorlar yıllardır.
kadın dans etmeli sadece, müzük dinleyip halay çekmeli , sirtaki oynamalı , göbek dansı yapmalı kocasına . ililililililli diye zılgıt çekip kurşun gibi atılmalı pistin ortasına . gerisi erkeğe kalsın.
kadın dans etmeli sadece, müzük dinleyip halay çekmeli , sirtaki oynamalı , göbek dansı yapmalı kocasına . ililililililli diye zılgıt çekip kurşun gibi atılmalı pistin ortasına . gerisi erkeğe kalsın.
devamını gör...
telafi edemediğimiz şeyler
hayat. malesef ki çok tekrara düşüyor gibi olsak da bir daha yaşamayacağız. ya da bu şekilde yaşayamayacağız.
devamını gör...
telafi edemediğimiz şeyler
o kalp kırıklığın hiçbir telafisi yok.
içimde her ne kadar herkesten sakladığım küçük bir sevgi de olsa.
biliyorum onarılması imkansız
içimde her ne kadar herkesten sakladığım küçük bir sevgi de olsa.
biliyorum onarılması imkansız
devamını gör...