zaman tüneli
sözlük radyosu kaçak yayınları
iki dakika sonra.... biraz müzik ve lak lak. ama lak lak ne bilmiyorum.
devamını gör...
gheorghe hagi
gittikçe özlemi artan fitbolcu.
devamını gör...
ramazanı güzel kılan detaylar
bereketi! bak ramazan geldi, çeşit çeşit şeyler yiyip içiyoruz, nerden geliyorsa geliyor işte.! ramazan'dan önce beyle değildi. eyle değil mi peygamber adına yalan uyduran gotlekler?
ulan gelir aynı olduğu halde, gıda, temizlik ve giyim fiyatları % 30 arttıp da nasıl bereket ola gundi? şimdi bu da manevi bereket olur değil mi, çünkü reel de bir çük olmuyor uyduruk vağatlarınızdan!
ulan gelir aynı olduğu halde, gıda, temizlik ve giyim fiyatları % 30 arttıp da nasıl bereket ola gundi? şimdi bu da manevi bereket olur değil mi, çünkü reel de bir çük olmuyor uyduruk vağatlarınızdan!
devamını gör...
viskiye fiski deme hoyratlığı
viski beleşse gelebilecek hoyratlıktır. evde yapılıyor olabilir viski. o zaman kesin fiskidir.
devamını gör...
yolaçık
az bilinen yolda grubunun harika ötesi gaz şarkısı.. bazen çok da şey yapmamak lazım diyor bence..
ben de hep gelirim zaten gaza böyle sözlerde... canım sağolsun..
dertlerin sanki büyük dünyadan yola çık...
devamını gör...
normal sözlük'teki bazı gerizekalı yazarlar
(bkz: buyrun efendim benim)
devamını gör...
derdini kimseyle paylaşmayan insan
yarın öbür gün dolaylı yollardan derdini dinlemek istemeyen bir insan evladı da olabilir.abi biz senin derdini yeterli bulamadık derlerse de şaşırmam bu insanlara şahsen.
devamını gör...
teyze
bazen anne yarısı değil, komple uzak durulması gereken varlık.
devamını gör...
erasmus
benim bu tarz iki yurtdışı deneyimine sahip olduğum.
bir yıl chicago yakini, beş yıl paris.
amerika senemde 3 sevgilim oldu. japon 2 ay, isveçli 2 ay, amerikalı 6 ay. ve o kadar masumdu ki. türk kizinda sevisme olmaz dedim, sadece saygı duydular.
5 sene paris te yaşarken 6 ay fransız, 6 ay arap sevgilim oldu. dudaktan opusmedik bile değil sevişmek, tercihlerime çok saygı duydular.
ben yurtdışı deneyimlerinde bir vazoda özenle saklanmış gül gibi hissediyorum hep.
bir yıl chicago yakini, beş yıl paris.
amerika senemde 3 sevgilim oldu. japon 2 ay, isveçli 2 ay, amerikalı 6 ay. ve o kadar masumdu ki. türk kizinda sevisme olmaz dedim, sadece saygı duydular.
5 sene paris te yaşarken 6 ay fransız, 6 ay arap sevgilim oldu. dudaktan opusmedik bile değil sevişmek, tercihlerime çok saygı duydular.
ben yurtdışı deneyimlerinde bir vazoda özenle saklanmış gül gibi hissediyorum hep.
devamını gör...
akraba
hayattaki en istemez rakibin. akrabadan gotü kurtardın mı dışarıya rahat ol sen.
devamını gör...
tanımadığın biriyle sohbet etmek
geçenlerde kocamla bir iş yemeğine gittim. sağolsun beni masada tanımadığım iki kişiyle bıraktı, arkadaşlarının yanına gitti.
birden sohbet başladı, nasıl güzeldi anlatamam. ekonomiden başladık, futboldan çıktık. endüstriyel futbolun geleneksel taraftar üzerindeki negatif etkisini bile konuştuk.
yani yeter ki sohbet adabını bilen kişiler olun, konudan çok ne var?
birden sohbet başladı, nasıl güzeldi anlatamam. ekonomiden başladık, futboldan çıktık. endüstriyel futbolun geleneksel taraftar üzerindeki negatif etkisini bile konuştuk.
yani yeter ki sohbet adabını bilen kişiler olun, konudan çok ne var?
devamını gör...
dedikodu yumağını çözme taktikleri
bütün bildiklerinizi mektup olarak bütün paydaşlarla paylaşmak. çok kurumsal bir açıklama oldu ama öyle.
devamını gör...
derdini kimseyle paylaşmayan insan
herkesin de çoh yarpağındaydı ya derdimiz!
devamını gör...
akraba
bazısı psikoloji bozmakla kalmıyor baya bildiğin şiddet eğilimi uyandırıyor.
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
normalde tatliyla pek aram yok. olmasa bi ömür aramam yani. ama biraz önce bir tremisu yedim yok boyle bir sey. sanki ilk defa tatli bir sey yiyormus gibi hissettim kendimi. kim.yaptiysa ellerine saglik muazzam bir seydi. orgazm oldum yerken o derece keyif aldim.
devamını gör...
sözlük yazarlarının favori bateristleri
austin archey - lorna shore
daniel erlandsson - arch enemy
nils fjellström - dark funeral
max cavalera - sepultura
daniel erlandsson - arch enemy
nils fjellström - dark funeral
max cavalera - sepultura
devamını gör...
tanımadığın biriyle sohbet etmek
kafayı toparlama eylemi.
seni yargılayan yok, anlattıklarını sonradan sana karşı kullanan yok, seni tanımadığı için kıskançlık, bencillik, hasetlik, kin ya da her ne boksa besleyen yok, benden tiksinip uzaklaşacak mı diye derdin yok, nasıl olsa bir daha görüşmeyeceğiz kafasıyla döküp rahatlıyorsun içini. bazen o anlatıyor sen dinliyorsun. "ulan ne hayatlar varmış ya da yat kalk haline şükret milletin hali itten beter" diyorsun. bir daha hiç görmeyeceğin birinin hayatının önizlemesini tadıyor, next next next diyerek sonraki haftaların fragmanını izliyorsun. bazen "neler yapıyorsun, ne işle uğraşıyorsun?" klasik ağızla yanaşıyo. bazen kanayan yaranda nokta atışı sorularla tırnağını gezdiriyor. sigaradan açılıyor muhabbet bazen... başladım ama bırakamıyorum'lara evriliyor. üstündeki kombinden sevdiğin rengi bulandan, gülüşünden burcunu tahmin edene... hepsi müneccim, hepsi insan sarrafı bunların. bazen ekonomiden, ülkenin gidişatından sitem ediyor. bazen öyle havadan sudan. laf lafı açıyor. genelde o an hayatının en güzel 15 dakikası bi ömre bedel oluyor. muhabbetin tadı damağında kalıyor. kim bilir bir daha ne zaman tadacağım bu duyguyu diye sorarken bulacaksın kendini.
lise zamanları çok yapardık bunu kızlarla. rastgele bi numara çevirir, (tanımadığımız kişileri gizliden arar) kadın erkek farketmeksizin her telden çalardık. o kadar iyi gelirdi ki. goygoy, muhabbet. uff diyorum uff.
kocasıyla her kavga ettiğinde evdeki en değerli eşyayı kırıp, daha sonra kırdığı eşyanın aynısını isteyip seni anca öyle affederim şartını koyan sevim ablayı unutamıyorum mesela. 2 saat telefonda kocasının tuttuğu stajyer avukat olmadığımıza ikna etmeye çalışmıştık. sonra da döküldükçe döküldü. erkekleri anlama sanatı üzerine hızlandırılmış kurs vermişti bize. ya da 15 yaşındaki ergenin "ablalar ilk defa karşı cinsle bu kadar haşır neşir oluyorum beni yarın mustafagilin yanında da arar mısınız? demesini. pat diye yüzüne telefonu kapattığımızda yaşadığı o hayal kırıklığının vebali...
35 yaşında hiç evlenmemiş münir abimizi hele. ağzı iyi laf yapıyordu da kızlar sizi yarın okuldan alayım mı? demese haline acıyacaktık.
sevim belki kocasını boşadı, ergen okudu iş güç sahibi oldu, münir abim hala aynıdır ama he bıraktığımız gibi.
seni yargılayan yok, anlattıklarını sonradan sana karşı kullanan yok, seni tanımadığı için kıskançlık, bencillik, hasetlik, kin ya da her ne boksa besleyen yok, benden tiksinip uzaklaşacak mı diye derdin yok, nasıl olsa bir daha görüşmeyeceğiz kafasıyla döküp rahatlıyorsun içini. bazen o anlatıyor sen dinliyorsun. "ulan ne hayatlar varmış ya da yat kalk haline şükret milletin hali itten beter" diyorsun. bir daha hiç görmeyeceğin birinin hayatının önizlemesini tadıyor, next next next diyerek sonraki haftaların fragmanını izliyorsun. bazen "neler yapıyorsun, ne işle uğraşıyorsun?" klasik ağızla yanaşıyo. bazen kanayan yaranda nokta atışı sorularla tırnağını gezdiriyor. sigaradan açılıyor muhabbet bazen... başladım ama bırakamıyorum'lara evriliyor. üstündeki kombinden sevdiğin rengi bulandan, gülüşünden burcunu tahmin edene... hepsi müneccim, hepsi insan sarrafı bunların. bazen ekonomiden, ülkenin gidişatından sitem ediyor. bazen öyle havadan sudan. laf lafı açıyor. genelde o an hayatının en güzel 15 dakikası bi ömre bedel oluyor. muhabbetin tadı damağında kalıyor. kim bilir bir daha ne zaman tadacağım bu duyguyu diye sorarken bulacaksın kendini.
lise zamanları çok yapardık bunu kızlarla. rastgele bi numara çevirir, (tanımadığımız kişileri gizliden arar) kadın erkek farketmeksizin her telden çalardık. o kadar iyi gelirdi ki. goygoy, muhabbet. uff diyorum uff.
kocasıyla her kavga ettiğinde evdeki en değerli eşyayı kırıp, daha sonra kırdığı eşyanın aynısını isteyip seni anca öyle affederim şartını koyan sevim ablayı unutamıyorum mesela. 2 saat telefonda kocasının tuttuğu stajyer avukat olmadığımıza ikna etmeye çalışmıştık. sonra da döküldükçe döküldü. erkekleri anlama sanatı üzerine hızlandırılmış kurs vermişti bize. ya da 15 yaşındaki ergenin "ablalar ilk defa karşı cinsle bu kadar haşır neşir oluyorum beni yarın mustafagilin yanında da arar mısınız? demesini. pat diye yüzüne telefonu kapattığımızda yaşadığı o hayal kırıklığının vebali...
35 yaşında hiç evlenmemiş münir abimizi hele. ağzı iyi laf yapıyordu da kızlar sizi yarın okuldan alayım mı? demese haline acıyacaktık.
sevim belki kocasını boşadı, ergen okudu iş güç sahibi oldu, münir abim hala aynıdır ama he bıraktığımız gibi.
devamını gör...
normal sözlük hakkında söylenenler
bazen şöyle hissettiriyor:
devamını gör...
paranoyak deli ile delisin delisin
orada olan kalan giden.. şu ana kadar eşlik eden.. herkese çok teşekkür ediyorum..
sevgiler.. saygılar.. iyiki varsınız..
sevgiler.. saygılar.. iyiki varsınız..
devamını gör...
in this world
moby’nin mükemmel şarkısı. hani okyanusun derinliklerine dalarsınız da balıkların arasında özgürce yüzersiniz, ardından biraz nefes alıp vermek için yüzeye sıçrarsınız... işte o atmosferi hissettiriyor bana.
devamını gör...