zaman tüneli
etçil
ormana bıraksak 10 dakika koşamayacak tipler, ben etçilim, baksana köpek dişim var diyor ya ayar oluyorum.
ya sabır...
ya sabır...
devamını gör...
etçil
otçul veya diğer etçillerle beslenen, avlanarak ekoloji piramidinde yer alan beslenme çeşidine dahil hayvan topluluğu.
devamını gör...
etçil
et yemeyi çok seven birey.
devamını gör...
sözlük çok küçük
aynen ya göt içi kadar sözlük. sığamıyoruz, daha geniş ve ferah bir sözlüğe geçelim bence.
devamını gör...
sözlük gündemi
dm gündemini sorarsanız, şu aralar mesaj kutum sürekli umutsuzluk pompalayan aktrollerle dolu. hepsinin de tarzı aynı, akit tv başlıklarıyla soru sorup duruyorlar. niye dert edindilerse benim gelecekten ve demokrasiden umutlu olmamı artık.
devamını gör...
sözlük çok küçük
sözlükleri yazarlar büyütür. kendi kendimize mi laf sokuyoruz..
devamını gör...
seçicilik
cok basarili degilim.
basarili olsaydim 20 tane eski sevgilim olmazdi zaten.
ama asiri sinandim ben erkeklerce. 150-200 defa sinanmisimdir.
kendimce hep olaylari kontrol altinda tutmaya calistim. limitler koymaya calistim. mahremimi cok insana acmamaya calistim. ınsanlar cok genis takildim saniyorlar. oyle degil aslinda. cok sinandim.
basarili olsaydim 20 tane eski sevgilim olmazdi zaten.
ama asiri sinandim ben erkeklerce. 150-200 defa sinanmisimdir.
kendimce hep olaylari kontrol altinda tutmaya calistim. limitler koymaya calistim. mahremimi cok insana acmamaya calistim. ınsanlar cok genis takildim saniyorlar. oyle degil aslinda. cok sinandim.
devamını gör...
sözlük çok küçük
"bize geçelim mi" ile servis ediniz.
devamını gör...
terapi yerine geçebilecek şey
yaprak afedersin. sarması evet.
devamını gör...
vişneizm
#3556685
endişenizi anlıyorum efendim, fakat ilk etapta üstümdeki şu kışlık mantoyu atsam kafi diyerek çıktığım yolda baktım ki raven nickini almışlar, kuzgun'u almışlar, kuzguncuk'u bile almışlar. geriye kuzguncuktaki vişne 2 kalıyor. yani bana da sıkıntı oldu bu durum, fakat yapacak bir şey yok. birbirimizi idare edeceğiz artık. saygılarımla.
endişenizi anlıyorum efendim, fakat ilk etapta üstümdeki şu kışlık mantoyu atsam kafi diyerek çıktığım yolda baktım ki raven nickini almışlar, kuzgun'u almışlar, kuzguncuk'u bile almışlar. geriye kuzguncuktaki vişne 2 kalıyor. yani bana da sıkıntı oldu bu durum, fakat yapacak bir şey yok. birbirimizi idare edeceğiz artık. saygılarımla.
devamını gör...
sevilen kızın ayakkabısını ona çaktırmadan koklamak
kişinin rızası olmadan yapılan her eylem sapıklıktır benim gözümde, kişinin rızası ve bilgisi varsa isterseniz donunu koklayın mühim değil, önemli olan karşılıklı rıza.
devamını gör...
hindistan sokak lezzetleri
bende öyle bir lezzet yok. muhtemelen tatile çıksam meyve ve suyla tatili bitiririm.
devamını gör...
korku sineması
the devil's castle, fransızca orjinal adı ile le manoir du diable filmi ile başlar bu sinema. bu film, sinema tarihinin ilk korku filmi olarak kabul edilen, 1896 yapımı kısa bir sessiz film. 3.5 dakika kadar sürüyor.
merak eden okurlar şuradan izleyebilir. muhtemelen güleceksiniz günümüz aklı ile bu görüntülere. lakin bunlar, o dönemin seyircisinin hayretle baktığı, komedi unsurlarından ziyade korku da barındıran, havada uçuşan yarasalar ve aniden beliren iblisler yaratmak için dondurulmuş kare tekniğini (stop trick) kullanan, o dönem için devrim mahiyetinde film öğeleri.
mesela bir kukla sahneden siliniyor, yerine hemen piç gibi başka bir yaratık peydah oluyor... ve düşünün, yönetmen bunu 19. yüzyılın sonunda, arka bahçesine kurduğu kartondan bir şatoda yapıyor. set o. tıpkı, daha çok bilinen le voyage dans la lune (aya yolculuk) filmi gibi bir ütopya o senelerde bunlar...
bu güzel kafayı taşıyan yönetmen aynı : (bkz: georges méliès). kendisine büyücü dedikleri kadar var. benim anne tarafından dedemin soyu yerçekimini bile 1990'larda öğrendiği için, bu adama laf edersem çarpılırım şu an. 100 yıl sonranın zihinleriymiş bunlar.
korku sineması 1920'lerden sonra nosferatu eine symphonie des grauens, the terror gibi filmlerle gelişimini sürdürüyor. vampirler, kurt adamlar, büyücüler, şeytanlar ile dolu bu dünyada çekilen filmlerin örneklerinden de ilerleyebilirim gelecek entrylerimde. şimdilik daha genel bir soru olarak kafalarda belirebilitesi yüksek olan, insan neden korku filmi izler sorusuna kendimce bir cevap vereyim.
freud'a göre, kadınların durduk yere nude atıp sevindirmesi ile aynı nedendenmiş bu. katarsis bağıntısına yorulmuş. güvenli alanımızda tehlikeli bir şeyler izleyip adranalin yapmak bizi rahatlatıyormuş. nude atmak da aynı şey... mesela kadın sanalda olmayıp yanımda olsa nude atmaz. "bacak attığım anda bu adam beni parçalar, içimden geçer" diye düşünür. çok sert seviştiğimi ve no mercy bir adam olduğumu sezer. sanal güvenlik duvarı, onu bu heyecanı yaşamaya itiyor ve nude'u konduruveriyor hemen. bir bakıyorum meme. sonrasında benim tepkilerim ile kadının adrenalini yükseliyor. "adres ne nerdesin" diyorum mesela. bu gibi çıkışlarım, ona güvenin içindeki korkuyu yaşatıyor. tedavi oluyor kadın benim manyaklaşmam sayesinde.
katarsis açıklaması mantıklı dursa da, korku filmi izlemediğim, daha doğrusu eskiden izlemiş olduğum filmler haricinde hiçbir yeni film izlemediğim bir dönem yaşadığım için şüpheyle yaklaşıyorum bu teoriye. bazen güvenli alanında olan insanların en ufak bir değişikliğe, adrenalin artışına, katartik psikoterapiye, bir süre korkup film bitince durumla başa çıkabildiği için edindiği hazza falan ihtiyacı olmaz. stabiilliğin bozulmamasını isterler. tedavi edici olan kaos değil düzendir. hatta bu sadece eskiden bildiği şeyleri tekrar tekrar izleme konusu da psikolojik bir kökene sahipti de, unuttum şimdi... kısaca düzen bozulmamalı kamil. benim stabil halim giderse, "battı balık yan gider" halim başlar. ondan korkarım işte. hiç iyi olmadı o hallerim.
merak eden okurlar şuradan izleyebilir. muhtemelen güleceksiniz günümüz aklı ile bu görüntülere. lakin bunlar, o dönemin seyircisinin hayretle baktığı, komedi unsurlarından ziyade korku da barındıran, havada uçuşan yarasalar ve aniden beliren iblisler yaratmak için dondurulmuş kare tekniğini (stop trick) kullanan, o dönem için devrim mahiyetinde film öğeleri.
mesela bir kukla sahneden siliniyor, yerine hemen piç gibi başka bir yaratık peydah oluyor... ve düşünün, yönetmen bunu 19. yüzyılın sonunda, arka bahçesine kurduğu kartondan bir şatoda yapıyor. set o. tıpkı, daha çok bilinen le voyage dans la lune (aya yolculuk) filmi gibi bir ütopya o senelerde bunlar...
bu güzel kafayı taşıyan yönetmen aynı : (bkz: georges méliès). kendisine büyücü dedikleri kadar var. benim anne tarafından dedemin soyu yerçekimini bile 1990'larda öğrendiği için, bu adama laf edersem çarpılırım şu an. 100 yıl sonranın zihinleriymiş bunlar.
korku sineması 1920'lerden sonra nosferatu eine symphonie des grauens, the terror gibi filmlerle gelişimini sürdürüyor. vampirler, kurt adamlar, büyücüler, şeytanlar ile dolu bu dünyada çekilen filmlerin örneklerinden de ilerleyebilirim gelecek entrylerimde. şimdilik daha genel bir soru olarak kafalarda belirebilitesi yüksek olan, insan neden korku filmi izler sorusuna kendimce bir cevap vereyim.
freud'a göre, kadınların durduk yere nude atıp sevindirmesi ile aynı nedendenmiş bu. katarsis bağıntısına yorulmuş. güvenli alanımızda tehlikeli bir şeyler izleyip adranalin yapmak bizi rahatlatıyormuş. nude atmak da aynı şey... mesela kadın sanalda olmayıp yanımda olsa nude atmaz. "bacak attığım anda bu adam beni parçalar, içimden geçer" diye düşünür. çok sert seviştiğimi ve no mercy bir adam olduğumu sezer. sanal güvenlik duvarı, onu bu heyecanı yaşamaya itiyor ve nude'u konduruveriyor hemen. bir bakıyorum meme. sonrasında benim tepkilerim ile kadının adrenalini yükseliyor. "adres ne nerdesin" diyorum mesela. bu gibi çıkışlarım, ona güvenin içindeki korkuyu yaşatıyor. tedavi oluyor kadın benim manyaklaşmam sayesinde.
katarsis açıklaması mantıklı dursa da, korku filmi izlemediğim, daha doğrusu eskiden izlemiş olduğum filmler haricinde hiçbir yeni film izlemediğim bir dönem yaşadığım için şüpheyle yaklaşıyorum bu teoriye. bazen güvenli alanında olan insanların en ufak bir değişikliğe, adrenalin artışına, katartik psikoterapiye, bir süre korkup film bitince durumla başa çıkabildiği için edindiği hazza falan ihtiyacı olmaz. stabiilliğin bozulmamasını isterler. tedavi edici olan kaos değil düzendir. hatta bu sadece eskiden bildiği şeyleri tekrar tekrar izleme konusu da psikolojik bir kökene sahipti de, unuttum şimdi... kısaca düzen bozulmamalı kamil. benim stabil halim giderse, "battı balık yan gider" halim başlar. ondan korkarım işte. hiç iyi olmadı o hallerim.
devamını gör...
hindistan sokak lezzetleri
açlıktan ölmek üzereyken yerseniz hastalıktan öldürecek yemeklerdir. hintliler doğal olarak içine doğdukları için bağışıklık kazanmış olsa da siz yine de denemeyin. hijyen denen şey onların bariz şekilde bilmediği şey çünkü. türkiye'de de buna yakın çok yer var hatta son dönem türedi maalesef.
devamını gör...
sınıfının onurunu kuşan
onur en çok zenginlere yakışıyor valla, boş fakir edebiyatı yapıp fakir ama gururlu falan geçin bu ayakları... bizde zengin değiliz, para olmayınca onurda bir yere kadar. bir fakir çıksın konuşma yapsın, birde aynı konuşmayı kolunda milyonluk saat olan takım elbiseli biri yapsın, dinleyen insan sayısına bakın. işte statü arttıkça onurda artar eğer çok şerefsiz biri degilse.
devamını gör...
her emeklinin 5-10 dairesi var
aylık 500bin lira geliri olduğunu iddia eden birinin iddiası. 30 dairesi ve 1 minibüsü varmış.
x.com/Haber/status/19196901...
minibüsü karıştırmazsak sadece kira sonucu ödeyeceği vergi senelik 1.7milyon civarı olsa gerek. emlak vergileri de olacak... şu bu derken senelik 2milyon gideri vardır.
x.com/Haber/status/19196901...
minibüsü karıştırmazsak sadece kira sonucu ödeyeceği vergi senelik 1.7milyon civarı olsa gerek. emlak vergileri de olacak... şu bu derken senelik 2milyon gideri vardır.
devamını gör...
pkk bugün yarın silahları bırakacak
yarın çıkıp kandırıldım diyeceği için kimsenin yemediği söylem.
devamını gör...
kafada çalan şarkı
(bkz: giftig)
devamını gör...
