zaman tüneli

gördüğüm zamanlarda yüksek sesle "hepsini alacaksınız herhalde" diyerek rencide etmekten hiç çekinmediğim mal insan davranışı.
devamını gör...

islamiyet diğer iki ibrahimi dinin aksine tanrının iktidar alanının yalnızca öbür dünyayı değil bu dünyayı da kapsadığı iddiasındadır. bu yüzden inananlarının yalnızca ahiretini değil, dünyevi her işini de kural ve kaidelerle ince ince düzenlemek ister. sekülerizm ve laiklik, islam'ı bu iddiasından vurmaya çalışır, onun iktidar alanını öbür dünyayla sınırlandırmak, hitabını toplumlara değil bireylere indirgemek ister. dolayısıyla siyasal islam ya da islamcılık, insanın dünyevi işlerini düzenleme yetkisini kaptıran islam dinine, bu salahiyetini geri verme teşebbüsüdür.
devamını gör...

ikidir gemimizi vuruyor, kimse de bir şey diyemiyor.
devamını gör...

çok dokuyan.
devamını gör...


bu örüntüyü ilk olarak avrupa'nın noel pazarlarında görüyoruz: kaos yaratma, sindirme ve hristiyan bayramlarının varlığını sürdürebilmesi için polis korumasına ihtiyaç duyulduğu hissi. islamcılar bu mekanları gazze veya israel yüzünden hedef almıyor. bunu yapıyorlar çünkü hristiyanların kamusal yaşamı, çok daha eski bir medeniyet çatışmasında sembolik bir savaş alanıdır. yahudi israel bir hedeftir, hristiyan avrupa ise bir diğer hedeftir.

bunun köklü nedenleri vardır. 1400 yıl boyunca, orta doğu'daki yahudiler ve hristiyanlar ikinci sınıf vatandaşlar veya “zımmiler” olarak yaşadılar; sadece itaatkar olmaları halinde var olmalarına izin veriliyordu. cizye (aşağılama vergisi) ödüyorlardı, iktidardan uzak tutuluyorlardı ve sürekli tehdit altında yaşıyorlardı. eşitsizlik günlük ve içten bir şekilde yaşanıyordu: mahkemede müslümanlara karşı tanıklık edemiyorlardı, silah taşıyamıyorlardı, müslümanlardan daha yüksek evler inşa edemiyorlardı. dini sembolleri gizli kalmak zorundaydı; halkın görebileceği şekilde haçlar, kilise çanları yasaktı. birçoğu kendilerini aşağılık olarak gösteren özel kıyafetler giymek zorundaydı. (naziler bu alışkanlıkları tekrarladı) sokakta yol vermek zorundaydılar. kiliseler izinsiz onarılamıyordu ve genellikle yeni kiliseler yasaklanıyordu. bir müslüman, onların inancını özgürce aşağılayabilirdi; islama hakaret etmekle suçlanan bir zımmi ise ölümle karşı karşıya kalabilirdi. bir müslüman erkek, hristiyan veya yahudi bir kadınla evlenebilirdi; bir zımmi erkek ise müslüman bir kadınla hiç evlenemezdi. din değiştirme tek yönlüydü. onların tüm varlıkları koşullara bağlıydı.

islamcı hareketlerin iktidara geldiği her yerde, hristiyan topluluklar küçüldü veya ortadan kayboldu. mısır'ın hristiyan çoğunluğu baskı altında yaşayan bir azınlık haline geldi. bir zamanlar hristiyanların çoğunlukta olduğu lübnan, hizbullah'ın hakimiyeti altına girdi. 1950 yılında beytüllahim'in %80'inden fazlası hristiyandı; bugün ise el fetih ve hamas'ın baskısı altında hristiyanlar neredeyse hiç kalmadı.

aynı model şimdi avrupa'da da görülmektedir. son on yılda binlerce kilise tahrip edildi, kutsallığı aşağılandı, yakıldı veya camiye dönüştürüldü. fransa'da her yıl yüzlerce saldırı yaşanmaktadır. almanya, ispanya, isveç ve birleşik krallık'ta da aynı durum görülmektedir: parçalanmış heykeller, yakılmış kilise sıraları, başları kesilmiş ikonlar, salt ibadet salonuna dönüştürülmüş kiliseler. bu, eski zımmi mantığını yansıtmaktadır: azınlık inancına baskı uygulayın, görünürlüğünü ortadan kaldırın, kutsal mekanlarını önemsizmiş gibi gösterin.

siyasi bir ideoloji olarak islam, bu misyonu açıkça ortaya koymaktadır. kuran şöyle der: “o, resulünü... tüm dinlerin üstünlüğünü sağlamak için gönderdi” (9:33). hassan el benna şöyle yazmıştır: “islam, yaşamın her alanını hakimiyeti altına almalıdır.” seyyid kutub, dünyayı islam ve ortadan kaldırılması gereken cahiliye olarak ikiye ayırmıştır. karadawi, islamın fetih yoluyla değil, ideoloji yoluyla “avrupa'ya geri dönüşünü” öngörmüştür.

müslüman kardeşler bunu hayata geçirdi. holy land foundation davasında, müslüman kardeşler'in iç belgeleri, amerika'daki misyonlarını “medeniyet cihadı süreci... batı medeniyetini içeriden yok etmek” olarak tanımladı. bu belgelerde, daha sonra abd sivil yaşamında normalleşen ve hatta demokratik yönetimler tarafından danışılan kuruluşlar listelenmiştir - bunların tümü federal delillerle kanıtlanmıştır.

bu yüzden israel nihai hedef değildir. islamcılar için israel, dar-ül islam olarak gördükleri, bir daha asla müslüman olmayanların idaresi altına girmemesi gereken topraklarda bulunan batılı bir demokrasi karakoludur. israel'in başarısı, onlar için teolojik bir aşağılanmadır. diaspora yahudilerinin, israel hakkındaki görüşlerine bakılmaksızın avrupa'daki sinagoglarda saldırıya uğraması şaşırtıcı değildir. aynı ideoloji, hristiyan avrupa'yı, hristiyan bayramlarını ve hristiyan kurumlarını da hedef almaktadır. bu, birçok cepheye sahip tek bir projedir.

trajik olansa, birçok batılının özgürlüklerini ortadan kaldıracak ideologlarla birlikte yürümesidir. medeniyet ideolojisini insan hakları davasıyla karıştırıyorlar, anlamadıkları propagandayı sloganlaştırıyorlar ve orta doğu'dan hristiyanları silen ve şimdi avrupa'da kiliseleri yakan hareketlerle aynı safta yer alıyorlar.

batı, tarihi ciddiye alsaydı ya da islamcıların açık şekilde yazdıklarını okusaydı nelerin yaşanmakta olduğunu görebilirdi. noel pazarları bir uyarı işaretidir. israel sadece başlangıçtır. batı uykudan uyanmazsa, savunduğu hareketlerin hiçbir zaman birlikte yaşamayı değil, sadece hakimiyeti amaçladığını çok geç fark edecektir.


kaynak

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

büyük engizisyoncu öyküsünü nasıl yazdın allah'ın manyağı?
devamını gör...

evet ben de o güruhtan birisiyim. sevgilime "insan neyle yaşar?" kitabını alıp içine "seninle yaşar." minivalinde bir yazı yazıp hediye etmiştim. biraz klasik bir hareket.
devamını gör...

erkeği; hakim olma, bilme, yönetme, becerebilme, üstesinden gelme, problem çözme ile bağdaştırabildiği herhangi bir meslek olabilir.

ama genelde o mesleğe sahiplik ilk intibada işe yarasa da tek başına çok uzun süre iş görmez. o mesleğin icra edilme biçimi daha mühim.
devamını gör...

allah sana elmas yolluyor, sen elması istemiyorsun.
allah'ın ateşinde yanıp cezamı çektikten sonra, allah'tan 5 tane kız çocuğu isteyeceğim. koşturup dururuz tüm gün, mükemmel.
devamını gör...

beni tanıdılar lenin, sen kaç...
devamını gör...

kendimi çok çaresiz hissettiğim bir anda bana tamamen dürüstçe fikrini söyleyip açıkça "salak mısın" diye sorduğun için teşekkür ederim. bazen insan bir sürü problemi çözebiliyor ama asıl gerçeği göremiyor. bu süreçte çok yıprandım ama günün sonunda hala kendimi ispatlamak için can atıyordum ve sen bana benim göremediğim her şeyi söyledin.
devamını gör...

başka şeyler de deyin bakalım yapıyor mu ?
devamını gör...

benlik bişey değildir. bu seviye bende yerle yeksandır.

romantik olmak bir şövalye tutumudur. orta çaga ait birçok şövalye hikayesinde, şövalyenin platonik bir aşk duyduğu, cinsel hiçbir temasın söz konusu olmadığı, yalnızca ona hizmetle tatmin olduğu, soylu ve çoğunlukla da evli bir sevgilisi vardır. cinsellikle kirlenmeyen, uzak mesafelerle pörsümeyen, gerektiğinde maşuğu için canını veren bu şövalye personası sadakat, cesaret, onur ve hizmetin bir simgesi haline gelir. ez cümle romantik olmak basitçe kavuşamamaktır.

ne demiş aşık veysel; kavuşamazsan aşk olur.
devamını gör...

yazılım mühendisi
devamını gör...

kesinlikle karadeniz bölgesinin illerinden özelde ise artvin ve ordulu olma potansiyelleri çok fazla olabilir.düzce,sakarya,inegöl de çveneburi yerleşimleri var ama dominant degil.
devamını gör...

hiç sevmediğim bir şey. hediye olarak almaktan da hoşlanmam.

insanı çok lüzumsuz bir sorumluluk duygusuna itiyor.

bir kere, en sevmediğim şey bir şeyi zorunda olduğum için okumaktır. e şimdi hediye gelmiş, okumasan olmayacak. illa bahsi geçecek, okumamış olman sevgiliye verdiğin değerle bağdaştırılacak vs. gerçekten benim aşırı derecede seveceğim bir kitap hediye etmiş olsa bile, o sorumluluk duygusu nedeniyle o motivasyon ortadan kalkacak, üstüne üstlük zorunluluk nedeniyle o kitaptan keyif almayacağım. hadi bakalım. aynı duyguyu karşıya da yaşatmak istemiyorum.

abi bana kolay tüketilen, mümkünse günlük hayatta işimi kolaylaştıran işlevsel şeyler hediye edin ya! hatta mümkünse anlam yüklü şeyler de olmasın.

ne bileyim; çakı, çakmak (zippo’ysa daha bir sevinirim) cüzdan, lazer pointer, tespih, kravat iğnesi, gömlek düğmesi, araba maketi gibi ıvır zıvır şeyler beni çok mutlu ediyor. mesela biri bana jiroskop hediye etse ölene kadar unutmam herhalde. (gerçi bu akla gelecek bir şey değil) pahalı ve anlamlı olmasın ki, kullanmaktan, taşımaktan çekinmeyeyim.

ama işte kadın milletinde bu anlam arayışı ve sevgilisinin hediyesini arkadaşlarına gösterme isteği default geldiğinden sen de içinden geldiği gibi davranamıyorsun. öyle davransan sığır gibi algılanman çok olası.

bu nedenle hediye olayları beni çok geriyor.
devamını gör...

kendi adıma, korkularımı birilerinin götünün yere uzaklığına endekslemişsem, gerçekte korkmam değil, tam aksine gülmem gerektiğini düşünürüm ben.
(bir deyimdir anlıyorum ama, hem yanlış hem yanıltıcı.)
devamını gör...

devamını gör...

uyku borcum çok. organlarım yorgun. şöyle güzel bir meydan dayağı yesem pataküte, ama çok vurmasınlar azıcık, bir de yüzüme vurmasınlar ben yüzümle para kazanıyorum,

ay ne güzel olur,

4 gün full yatarım.
devamını gör...

bize ne ?
ona göre mi soracaz ???
sorup da netcez ??? çok okumuş mu olacaz ???
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim