zaman tüneli

orhan gencabay sevmiyorum, ebru gündeş sevmiyorum ama şarkıyı seviyorum.

neyse ki zara da söylemiş.

hepimizin hayatı 2 kelime,
bir varmış bir yokmuş bu alemde.

devamını gör...

ağlama ey dere! ..gürültüsüz ak..
kader bu: ne yapsan suyun akacak!
çok zordur çırpınıp tutunamamak:
fakat bir kere de bize sor dere! ...
dere, sabahattin ali.
devamını gör...

kuru öksürük.
devamını gör...

bir atış poligonunda battlefield heroes müziği çalıyor.

sanırım bir gün electronic arts için işler kötü giderse , kapattıkları tüm oyunları piyasaya tekrar sürecekler. hala bf heroes'u bile unutmamalarını buna bağladım.

umarım bir an önce kapatılan tüm oyunlar tek bir clientta geri gelir. yeni oyunların çoğundan kat kat daha iyilerdi , inanılmaz keyif alıyorduk...
devamını gör...

hömmm

son güncellemeyle yukarıdaki bildirim çubuğu ile sözlükte, üstte kalan tuşları birbirine geçirmeyi başarmış olan uygulama

bi şey yapın diye demiyorum, haber vermek istedim sadece
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

maaş ne peki.
devamını gör...

dosto senin emekliliğinden allaha sığınırım.
devamını gör...

istanbul'da havaların soğuması ve hafif sulu kar yağışı sebebiyle öğrencilerde oluşan beklenti ve taleptir.

vali'ye binlerce mesaj atılmış..

ben bu kadar angut ve şımarık bir nesil daha görmedim.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

favori müzik grubum olan amerikan prog metal topluluğu symphony x'in 2015 tarihli, an itibarıyla son albümünün adıdır. şaka gibi ama grup 10 seneden fazladır yeni albüm çıkarmadı. 2026'da gelecek yeni albümümüz diyorlar ama ben buna %100 inanmıyorum. grubun beyni, lideri ve elektrogitar virtüözü michael romeo korona dönemi yüzünden albüm çıkaramadıklarını, normal şartlarda 2020-2021 gibi albüm çıkarmış olacaklarını falan söylemişti. buna inanırım ama gene de haddinden fazla uzun bir ara oldu bu kanısındayım.

underworld grubun 9. ve şimdilik son albümü. peki bu nasıl bir çalışma/eser. bence gayet güzel bir eser. çıktığı zamanlarda 8.5/10 not vermiştim ve 10 seneden fazladır bu notumda bir artma ya da azalma olmadı. v: the new mythology suite albümü grubun en sevdiğim çalışmasıdır ve gelmiş geçmiş en sevdiğim albümlerden de biridir. buna geçmişte 9.5/10 vermiştim ama o aralar "daha iyisini yapabilirler" mantalitesiyle albümlere 10/10 vermeme prensibim vardı. bunu yendim zamanla ve artık 10/10 veriyorum v albümüne de.

başlığın konusu olan albüm gerçekten de gayet güzel, hatta çok iyi bir albüm, yalnız iki tane majör olumsuzluktan bahsedebilirim bu albümdeki. bu tabii ki subjektif bir değerlendirme olacak ama temellendirmeye de çalışacağım. bir kere bu kaydın arkasındaki prodüktör ve ses mühendisi jens bogren bence ideal bir seçim değildi. kendisi şüphesiz ki çok iyi bir ses prodüktörü olsa da; virtüöz müziğinde, mesela bir amorphis albümündeki kadar iyi bir iş çıkartabildiği düşüncesinde değilim kendisinin. yani sinek vızıltısı gibi duyulan kimi klavye ve yine kulağa yeterince hacimli gelmeyen gitar sololarından dem vurabilirim bu savımı ortaya atarken. genel olarak da bence albümün ses prodüksiyonu ideal olmamış. yani bu tür bir müziğin değişkenlerini yeterince iyi yansıtabildiği görüşünde değilim jens'in.

ikincisinde ise... yani albümdeki 2 şarkı cidden de yeterince dramatik veya ilginç değil diyebilirim, bunlar da 7 ve 8. parçalar; yani to hell and back ile in my darkest hour. bunlara kötü parçalar diyemesem de yarı-filler track gibi de gördüğümü belirtebilirim bunların. hoş, bir önceki symphony x albümü iconoclast'te da benzer bir durum vardı ama işte keşke olmasaydı... v'daki, the divine wings of tragedy'deki gibi tüm şarkılarına ayrı ayrı özenilmiş albümler varken underworld'deki mevzubahis durum hasebiyle 8.5/10'dan yüksek puan vermeye de elim gitmiyor. 9/10!!! aaaa, elim gidebiliyormuş demek ki. gene de gönlüm el vermiyor. son kararım: 8.5/10. * tabii bu bahsettiğim parçaları çok beğenenler de var. kişisel fikrimi söylüyorum burada yalnızca yani.

en iyisi şarkı şarkı analiz edeyim ben bu albümü. bunu albüm kritiklerimde neredeyse hiçbir zaman yapmam ama bir değişiklik olsun dedim şimdi.

1-) overture (intro) - güzel bir senfonik intro ama öyle süper falan da diyemem. gene de ihtişamlı ve karanlık bir intro ve sonraki parçaya harika bağlanıyor. michael romeo'nun kullandığı gelişkin sound bank'lerin alametifarikası da işte böyle senfonik parçalarda kendisini gösteriyor asıl.



2-) nevermore - gaz ötesi bir açılış şarkısı ki symphony x bunu yapmayı çok sever zaten albümlerinin genelinde (intro'yu "şarkı" saymadığımdan açılış şarkısı dedim buna). albümdeki şarkıların çoğunda çok sıkılıktan ziyade biraz dağınık performanslar görsek de nevermore'da cidden makine gibi çalmışlar, fakat şarkı yapıları da bunda belirleyici olabiliyor ve bu parça işte bu türden sıkı bir performansa yol veriyor diyebilirim. romeo'nun narakarların 2. kısımlarındaki gitarları nevermore grubunu, yani grubun ikonik gitaristi jeff loomis'i akla getiriyor ve nakaratlardaki genel melodik yaklaşımla birlikte spesifik olarak vokal pasajları da scar symmetry'yi andırıyor. çok iyi ve gaz bir parça. baştan sona çok sıkı bir müzisyenlik/performans dinliyoruz burada ve gitar riff'leri cidden de hem sofistike hem de süper gaz.



3-) underworld - albüme ismini veren parça. bu parçadaki asıl yıldız, canavar vokalist russell allen bence. yani hem melodik hem de neredeyse growling/scream'e varan haşin vokalleriyle ışıl ışıl parlıyor bu parçada russell. grup bana göre the odyssey'den sonraki albümlerinde eskisi kadar özenmiyor vokal melodisi yazımına ama bu parçadaki gibi biraz bile özenseler metal dünyasındaki gruplarının ekseriyetinden daha iyi vokal melodisi yazıyorlar diye düşünüyorum.



4-) without you - albümün iki ballad'ından ilki. symphony x, ballad'larıyla da dikkat çeken bir topluluk olmuştur hem, fakat gruptan alıştığımız ballad'larda normalde antik bir mistisizm, mistik bir uhrevilik falan olurken without you, tam bir şehirli ballad'ı olarak ben dahil grubun birçok hayranını şaşırtmıştı. bu parçanın tüm o şehirli insanın içe dönük dertlerini falan anlatan havası cidden de gruptan hiç beklemediğim(iz) bir şeydi. bence güzel bir ballad, normalde symphony x'i hiç dinleyemeyen dinleyicilerin bu parçayı çok beğenip benimsediğini de gözlemlemiştim. ben de beğeniyorum bu ballad'ı ama o kadar da benimseyebildiğimi söyleyemem. ben kadim sihirleri günümüze taşıyan symphony x'i alayım mümkünse. haha.



5-) kiss of fire - işte gerçek manada bomba bir şarkı bu ve albümdeki net favorilerimden. davulcu jason rullo'nun blast beat'lerle haşır neşir olmasıyla ve romeo'nun da buralarda tremolo tekniğiyle gitarını kullanmasıyla ekstrem metale de göz kırpan, acayip enerjik, saldırgan ve manyak bir parça bu. bana şarkının verse/mısra vokalleri ve onları destekleyen gitar riff'lerinde net bir metallica/hetfield etkilenimi de varmış gibi gelir. nakaratları da nükleer füze gibi şarkının ve russell allen gibi, anormal tiz seslere çık(a)masa da çıktığı tizlerini süper hacimli kullanmasıyla dikkat çeken bir vokalistiniz olunca böyle pasajların dramatik etkisi de zirveye fırlıyor. bir tek gitar solosunun en sonlarındaki süpersonik kısmında biraz yalapşap bir an var. beni rahatsız etmiyor bu ama daha ilk dinleyişimde bile fark etmiştim. romeo ilk zamanlarından sonraki symphony x albümlerinde solo kısımlarının single/one take (tek seferde) çalıp kaydedildiğini söylemişti ve işte yalapşap belki uygun bir kelime olmadı, yani illaki özenmiştir de işte orada bir, nasıl desem, notaların biraz yutulması gibi bir hadise var. yineleyeyim, bundan rahatsız olmuyorum ve enerjisi bile yeter oradaki, hatta stüdyo hilesiyle düzeltseler falan o büyü/enerji bozulabilirdi gibi bir kanım mevcut.



6-) charon - albümdeki 3 favori şarkımdan ikincisi bu da. gizemli ama tekinsiz bir hava veren vokal melodilerini muhteşem buluyorum bu parçanın. doğu müziği etkili bir şarkı bu. evet, yine grubun oryantal müzikal yaklaşımlar sergilediği, v albümündeki egypt gibi/kadar epik değil ama gene de çok nefis ve apayrı bir cazibesi var benim açımdan. bu şarkının bence vokal melodileriyle birlikte en dikkat çeken unsuru romeo'nun gitar soloları. ortalarındaki bunun için ayrılmış yerdeki sololar da, parçanın sonlarındaki sololar da müthiş güzel ve gitarist romeo'nun doğu müziğine de ne kadar hakim olduğunu gözler önüne seriyor, kulaklar içine zerk ediyor.



7-) to hell and back - işte albümde yarı filler track gibi gördüğüm parçalardan birine geldik... girişindeki melodi meşhur yalan rüzgârı dizisinin tema/açılış müziğini akla getiriyor. yani bundan öylesine bahsettim ama ister istemez "ahahaha" demiştim burasını ilk duyduğumda. yukarılarda dediğim gibi, bu parçayı kötü bulmuyorum ki en kötü symphony x şarkısını bile vasat üstü görürüm genel metal müzik standartlarında ama hani olmasa da olur parçalardan biri bu. böyle ne yeterince duygusal, ne yeterince dramatik, ne yeterince ilginç... işte beni hiç açmıyor bu şarkının ilk yarısı. ortalarına doğru başlayan gitar solosu, ardından gelen slow pasaj ve sonrasında şarkının tempo ve agresyon kazandığı kısımlarını ise beğeniyorum ve biraz da bu yüzden yarı filler gibi görüyorum demiştim, tam değil. gene de güzel şarkı, yanlış anlaşılmasın. symphony x'in çok yüksek standartlarında değil sadece.



8-) in my darkest hour - bu şarkı da işte yarı filler track gibi gördüğüm parçalardan diğeri albümdeki. bu da bende herhangi bir duygulanma, heyecanlanma ya da işte gaza gelme hissi yaratmayan bir parça. verse kısımları gene fena değil de nakaratları çok bayık geliyor bana bu şarkının ve işte albümdeki en az beğendiğim şarkı da bu. gitar solosu da beni pek açmayınca işte tablo maalesef böyle oluyor.



9-) run with the devil - bu şarkı albümdeki favorilerimden biri değil ama beni çok gaza getiren bir şarkı olduğundan ve gitar solosu beni deyim yerindeyse kopardığından bunu da albümdeki net sevdiğim parçalar arasında sayarım. bunun nakarat kısmı da aslında bir üstteki şarkı gibi algılanabilir ilk dinleyişte ama nedense bana daha enerjik, daha albenili geliyor bu parçanın nakaratları. nakaratları dışında zaten çok enerjik bir eser ve gitar solosu beni anormal gaza getiriyor. daha doğrusu burada 3 ayrı gitar solosu eklemlendirilmiş aslında sanırım ve ardından bir de klavye solosu kısmı geliyor. nakarata bağlanan klavye solosuna öyle delirmesem de romeo'nun gitar soloları kendimden geçiriyor bu şarkıda harbiden.



10-) swan song - albümün ilk bakışta en iddialı parçası gibi duruyor. zaten üyesi olduğum grubun hayranlarından oluşan platform gruplarında en çok bu parça heyecan yaratmıştı albümün çıkışından evvel. evet, sadece ismiyle bu, albümdeki en süper şarkı olacak diye düşünmüştü çoğu kişi. öncelikle bu güzel bir şarkı ama işte beklendiği kadar etkileyici bir çalışma olabildiğini de söyleyebilmem zor olur swan song'un. gene de şarkının gitar solosuna çok düşkün olanları gözlemlediğimi, hatta bunlardan kimisinin bu solo için romeo'nun en iyi solosu dediğine şahit olduğumu söyleyebilirim. tipik tarzından farklı bir solo atmış burada romeo ve gerçekten hoş bir solo da o kadar da inanılmaz bir solosu olduğunu düşünmüyorum bu parçanın. güzel bir ballad gene de. sadece başlarda hype o kadar yüksekti ki bunu karşılayamadı diye düşünüyorum bu parçanın.



11-) legend - işte albümdeki 3. ve son favori parçam da budur. symphony x, müthiş kapanış şarkıları yapabilmesiyle ünlüdür albümlerinde ve bu albüm de bu minvalde bir istisna olmamış. yalnız, bu şarkı beni çok şaşırttı da zira albümün genel tematik yapısını neticelendiren bir kapanış şarkısından ziyade, albümün tüm o kesif karanlıklı, yer yer depresif atmosferini bir kılıç gibi yaran bir albüm finalini uygun bulmuşlar ve bunu gerçekten de hiç beklemiyordum. böyle asi, albümün o negatiflikle yoğrulan atmosferine baş kaldıran bir parça bu ve müthiş enerji veriyor bana. bir yandan kompleks bir çalışma, diğer yönlerden de aslında böyle insanı yakalayan, eşlik edilesi de bir eser. şimdi mevzu progressive metal olunca mısra-köprü-nakarat şeklinde olan şarkı yazımı standartlarıyla oynanabiliyor. o yüzden bu parçanın nakaratı da "the rise and fall" ile başlayan ksmı mı, yoksa "aaa-aaa-aaa-aa x2 the legend never dies"lı kısım mı tartışılabilir gibi geliyor bana. aslında "break the chains of fear,
now it all seems crystal clear..." bridge/köprü kısmından sonra "the rise and fall..."lu kısım geldiğinden burasına nakarat deriz normalde ama bence ikisine de nakarat diyememek için bir gerekçemiz yok... her neyse, "the rise of fall..."lu kısmı müthiş epik parçanın ve "aaa-aaa-aaa-aa"lı alternatif nakaratının ikinci kısımlarındaki 3. aaa'da zekice bir kompozisyon hamlesi var. bu şarkıyı ilk dinlerken orasını mırıldanırken benim sesim neden russell'la aynı tınlamıyor dedim ve dikkat ettim ki 3. a'larda bir nota çaktırmadan farklı yapılmış. sizi gidiler... bu arada albümdeki gitar ve klavye sololarının atıştığı kısım da gerçek manada, tam anlamıyla, tek kelimeyle epik...



bu yazının da burada sonuna geldik. okuyanlara (şayet olduysa) teşekkürler. umarım albümün hakkını verebilmişimdir.

şunu da eklemeden edemedim ki bunu senelerdir hep söylüyorum zaten: grubun çıkması beklenen albümü 10. stüdyo albümleri olacak. 10 da roma rakamıyla x. grubun adı da symphony x. o yüzden acayip manyak, süper özenilmiş bir albüm bekliyorum ben kendilerinden. umarım bu beklentim boşa çıkmaz.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

baktım puanlar boş boş duruyor, şans çarkının da yardımıyla bütün rozetleri açmaya çalışıyorum şu ara. maksat puanlar bir işe yarasın.
devamını gör...

bayezid bistamî, "miftahu’l-cifr" adlı eserinde, "sabiiler ve diğer üç semavî dinin mensuplarının dünyanın ömrünün 7000 yıl olduğunda ittifak ettiklerini" söyler.

şayet bilimin keşfettiği -faraza- yüzbinlerce yıllık fosil vb. veriler olsa da yine insanlık tarihinin 7000 yıl olduğu gerçeğini bozmaz. çünkü allah konuşunca ve o'nun namına konuşan peygamberimiz (asm) söyleyince, bir günü, ayetlerde bahsedildiği gibi, bazen bin yıl ve bazen de elli bin yıl olarak da kast edilmiş olabilir. (bk. hac, 22/47; mearic, 70/4)
devamını gör...

o son anın verdiği gaz panik havası bir başka. anlayamazsınız.
devamını gör...

kendi adıma, kıyamadığımdan değil, almaya değer bir şey olmaması nedeniyle harcamıyorum. kaldı ki karmanın kendisini de önemsediğimi söyleyemem. kanımca olmaması (en azından bu algoritmada olmaması) gereken bir konu.
devamını gör...

hayır ne var bunda. kendimiz için istemiyoruz ki. çocuğumuza ekleyeceğiz o 30 cm olamaz mı?( 1.90 neymiş ya benim yükseklik korkum var zaten)
devamını gör...

mutsuzluk
devamını gör...

afganistan da keçi düşkünü olduğunu gösteren pek çok video var.
devamını gör...

1) askerî eğitimlerde kullanılan alçak tel–engelli parkurlar.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
2) rafa silva’dan çalım yemek
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

badeseverleri unutmayın darılırlar.. basına yansıyan yığınla örnekleri sıralayıp midenizi ayaklandırmak istemediğim için ilgili mahlukatı salt kadın düşkünlüğüyle sınırlandırmayın diye yazıyorum. (damacanaya, oto egsozuna uzanan bir repertuar çeşitlilikleri var.)
devamını gör...

takım taklavatı muhtemelen aldırmış oldukları düşünülen erkeklerdir.

normal bir erkek imkanı yok huzur içinde yürüyemez o daracık şeylerle.. oturmak imkansız, kalkmak imkansız. yürümek desen ayrı bir sıkıntı..

insanın testislerine ağrı girer lan. o ne biçim bi pantolon.. kısır olursunuz oğlum. yapmayın evladım.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim