zaman tüneli
maduro’yu new york sokaklarında gezdirmek
maduro’yu new york sokaklarında gezdiriyorlarmış…
barbarlığa bakın…
bunlar medeni öyle mi?..
edit: kardeşim yapay zeka değil, video gerçek.
video: x.com/hikmetgenc/status/200...
barbarlığa bakın…
bunlar medeni öyle mi?..
edit: kardeşim yapay zeka değil, video gerçek.
video: x.com/hikmetgenc/status/200...
devamını gör...
4 ocak 2026 beşiktaş gain fenerbahçe beko basketbol maçı
çok çekişmeli maç olmakta. ilk çeyreği 23-24, ilk yarısı ise 47-48 fb üstünlüğü ile biten maç.
devamını gör...
abd'nin istediği demokrasi
devamını gör...
yargıtay
toplamda 9772404 tane karar almış güzide kurum. şimdi 50 sene desem 50*12*30*24*60=25.920.000 dakika.
25.920.000 dakıka/9.772.404=2,66 dakıkada 1 yargıtay kararı alınmış.
böyle bakınca epey bir hukuk devletıymışiz.
edit: 100 sene olsun düz hesap 5 dakıkada bir karar olsun. o da epey güzel hukuk devleti:)
25.920.000 dakıka/9.772.404=2,66 dakıkada 1 yargıtay kararı alınmış.
böyle bakınca epey bir hukuk devletıymışiz.
edit: 100 sene olsun düz hesap 5 dakıkada bir karar olsun. o da epey güzel hukuk devleti:)
devamını gör...
zaman
hızlı geçen kavram. kendi adıma anlayamıyorum bazen.
bir de birhan keskin şiiri vardır böyle:
“şimdi, bir de buradan baktım sana
senden kaçırdığım
kedere boğduğum anlara....
beni içine al artık
seni mutsuz kılan duyguyu
kırmak istiyorum....
bir yerden aşağı,
çok aşağı düştüm
zaman:
solgun ve gri bir koridordu
orada çok üşüdüm.”
ne zaman okusam hüzünlenirim içten içe.
bir de birhan keskin şiiri vardır böyle:
“şimdi, bir de buradan baktım sana
senden kaçırdığım
kedere boğduğum anlara....
beni içine al artık
seni mutsuz kılan duyguyu
kırmak istiyorum....
bir yerden aşağı,
çok aşağı düştüm
zaman:
solgun ve gri bir koridordu
orada çok üşüdüm.”
ne zaman okusam hüzünlenirim içten içe.
devamını gör...
eski bir majeste ile pazar akşamı monarşisi
şans çarkı demişken bir kere bastıktan iki saniye sonra tekrar patileyin, dönüp dönüp 1000 puanda duruyor :):) bir rivayete göre tabii evde denemeyiniz :)
devamını gör...
türkiye'den seri katil çıkmaması
nam-ı diğer antep canavarı abdullah palaz’ın 28’i hapishanede olmak üzere bilinen toplam 43 cinayeti var. anlatılana göre, gittiği hiçbir hapishanede mazlumun ezilmesine tahammülü olmayan birisi. tatar ramazan serisinin kendisinden esinlenildiği söylenir.
bursa cezaevi’ne sürüldüğünde dışkı çukuruna zincirleniyor, orada kendisine acıyıp su veren tek bir kişi olmuş. kim olduğunu soruşturduğunda nazım hikmet olduğunu öğreniyor. hapishane müdürüyle bir anlaşma yapıyor; eğer nazım’la aynı hücreye konulursa cinayet işlememe sözü veriyor. ve hakikaten, etliye sütlüye hiç karışmadığı tek dönem nazım hikmet’le hücre arkadaşı olduğu bu dönem. ama nazım hikmet başka hapishaneye sürülünce abdullah palaz için idareyle yaptığı anlaşma son bulmuş oluyor. hapishane müdürü dahil, o güne kadar tahammül gösterdiği kim varsa öldürüyor.
38 sürgün 48 yıl ceza sonunda ihtiyarlık nedeniyle salıveriliyor. tahliyesinden kısa bir süre sonra ölüyor.
bursa cezaevi’ne sürüldüğünde dışkı çukuruna zincirleniyor, orada kendisine acıyıp su veren tek bir kişi olmuş. kim olduğunu soruşturduğunda nazım hikmet olduğunu öğreniyor. hapishane müdürüyle bir anlaşma yapıyor; eğer nazım’la aynı hücreye konulursa cinayet işlememe sözü veriyor. ve hakikaten, etliye sütlüye hiç karışmadığı tek dönem nazım hikmet’le hücre arkadaşı olduğu bu dönem. ama nazım hikmet başka hapishaneye sürülünce abdullah palaz için idareyle yaptığı anlaşma son bulmuş oluyor. hapishane müdürü dahil, o güne kadar tahammül gösterdiği kim varsa öldürüyor.
38 sürgün 48 yıl ceza sonunda ihtiyarlık nedeniyle salıveriliyor. tahliyesinden kısa bir süre sonra ölüyor.
devamını gör...
mauro icardi
#3841720 her ne kullanıyorsan dm'den söyler misin?
devamını gör...
eski bir majeste ile pazar akşamı monarşisi
son dakika ; kumarmaz isimli yazar arkadaş sözlükdeki şans çarkına kerkinirken yoldaş tarafından tespit edilmiş ve ebedi çaylak olarak kalıcakmış . bana bakmayın sözlük koridorlarında fısıldaşırlarken duydum .
devamını gör...
eski bir majeste ile pazar akşamı monarşisi
majestelerin majestesi yettim gari.. şarkı seçimleri tam şahane pazar tadında sevdim:) youtube yayınını bulamadım ama. iyi yayınlar
devamını gör...
eski bir majeste ile pazar akşamı monarşisi
kampanya: beş çaylak gelinen başlıkta birini yazar yapıyoz :) ama retro'nun dediği gibi; ''sönük tanımlar' kampanyalara sponsor bulmaya engel.
devamını gör...
nekromansi
en temel anlamıyla, ölülerle iletişim kurarak bilgi edinme, gelecekten haber alma veya gizli bilgilere ulaşma pratiğidir.modern popüler kültürde nekromansi genellikle ölüleri diriltme, iskelet ve zombi kontrol etmek üstüne yoğunlaşırken tarihsel kökeni sadece ölülerin deneyimlerini içselleştirmektir.
en eski nekromansi örnekleri mezopotamya uygarlıklarında görülüyor. şaşırdık mı? her neyse bunlar ölü ruhların (ekimmu diyorlar bunlara) yaşayanları etkileyebileceğine inanırlarmış. rahipler, ölülerin ruhlarını yatıştırmak veya bilgi almak için ritüeller yaparmış. dikkat edilmesi gereken kısım şu; ritüeller sadece korunma amaçlıymış.

antik yunana gittiğimizde bir sistematikleşme görüyoruz. bunun sebebi nekromanteion ismine sahip tapınaklara şahit olmaktayız. lovecraft " necromonicon" ismini buradan mı buldu bilemiyoruz ama kuvvetli bir ihtimaldir. yunan topluluğu ölü ruhların hizmetini almak için yeraltı dünyası tanrısı kabul ettikleri hades'ten izin alıyorlarmış. üstüne bu işle ilgilenen rahipler konuda uzmanlaştığı için başka iş yapmazlarmış. kurumsal nekromansi resmen. romada ise bir tık daha farklı bir uygulama var. halkın nekromansi ile ilgilenmesi yasak lakin devlet elitleri buna izinliymiş.

gelelim yahudi metinlerine...şimdi burada olay hafif ciddileşiyor. neden? çünkü tevrat işin içine giriyor. kitapta nekromansi açıkla lanetlense de sonuç olarak resmen kabul ediliyor. hemen ayet verelim.
tesniye 18:10–12: “aranızda … fal bakan, büyü yapan, ruh çağıran ya da ölülerden haber almaya çalışan biri bulunmasın. çünkü bunları yapan herkes tanrı’ya iğrençtir.”
haliyle daha önceleri toplumlar için nekromansi tam anlamıyla kötü değilken bu dönemden sonra kesinlikle karanlık bir ritüel olarak görülmeye başlanmış. yapanlar sapkın ilan edilmiş.

ortaçağ ve hristiyan avrupa'da işler iyice tehlikeli boyuta varmış. neden mi? çünkü nekromansi açıkça şeytanla anlaşma olarak görülmüş ve kara büyü olarak adlandırılmış. hatta artık bilgi arayışı bile değil direkt yasak güç elde etme gibi düşünülmüş. ölüler ordusu kurarak iktidarların devrilebileceğinden şüphelenmişler. ( army of dead kalıbı buradan geliyor.) bu çok önemli bir kırılma noktası olmuş. demonoloji ve nekromansi ilk defa bu dönemde iç içe geçmiş. normalde tamamen ayrı şeyler.
günler günleri...yıllar yılları kovalamış... ve rönesans gelmiş çatmış. antik bilgiye tekrar önem verilerek nekromansi başka şekilde yorumlanmaya başlanmış. heinrich cornelius agrippa gibi isimlerin öncülüğünde nekromansi, okültizm ile kardeş görülmüş. pratikler birleştirilmiş. yani nekromansi simya ve astroloji ile harmanlanmış. felsefi olarak, ölü kavramı bazen bilinç, ego veya geçmiş benlik anlamında kullanılmış.

şimdi günümüze gelecek olursak olay dallanıyor ve budaklanıyor...spiritüalizm diye bir şey ortaya çıktı. nekromansi terimi kullanılmasa da bu pratik sürdürülmeye çalışılıyor. yani soğansız menemen gibi düşünün. diyorlar ki biz nekromansinin karanlık kısmını eledik. masum kısmındayız. yersen işte. wicca inancı da şu an bunu söylüyor. diyorlar ki biz beyaz cadılarız. neyse o ayrı bir konu. spiritüalizm sadece nekromantik pratiklerden oluşan bir şey değil çok geniş bir alan. ama içinde nekromansi kesinlikle var.

popüler kültüre bir geliyoruz ortalık toz duman oluyor. oyunlardan filmlere oradan fantastik edebiyatın her zerresine kadar girdi nekromansi. sırf buna özgü müzik grupları mı dersin neler neler... haliyle yaygınlaştı ve o mistik havasını kaybetti. şu sıralar bu kavram; ritüel pratiğinden çok, estetik bir bakış açısından ele alınıyor.
nekromansi, tarih boyunca ölülerle iletişim kurarak bilgi edinmeyi amaçlayan bir şeyken dini ve toplumsal dönüşümlerle birlikte şeytanlaştırılmış, orta çağ’da yasaklanmış ve modern dönemde sembolik bir kavrama dönüşmüştür. artık nekromansi, ölüm, bilinç, tabu ve güç temaları etrafında şekillenen kültürel bir metafor olarak varlığını sürdürmektedir.
en beğendiğim nekromantik müziği de paylaşmaz isem olmaz: youtube link
ülkemizde de "gassal" olarak bilinen kişilerden bazılarının nekromansi ile ilgilendiği bilinmektedir.
en eski nekromansi örnekleri mezopotamya uygarlıklarında görülüyor. şaşırdık mı? her neyse bunlar ölü ruhların (ekimmu diyorlar bunlara) yaşayanları etkileyebileceğine inanırlarmış. rahipler, ölülerin ruhlarını yatıştırmak veya bilgi almak için ritüeller yaparmış. dikkat edilmesi gereken kısım şu; ritüeller sadece korunma amaçlıymış.

antik yunana gittiğimizde bir sistematikleşme görüyoruz. bunun sebebi nekromanteion ismine sahip tapınaklara şahit olmaktayız. lovecraft " necromonicon" ismini buradan mı buldu bilemiyoruz ama kuvvetli bir ihtimaldir. yunan topluluğu ölü ruhların hizmetini almak için yeraltı dünyası tanrısı kabul ettikleri hades'ten izin alıyorlarmış. üstüne bu işle ilgilenen rahipler konuda uzmanlaştığı için başka iş yapmazlarmış. kurumsal nekromansi resmen. romada ise bir tık daha farklı bir uygulama var. halkın nekromansi ile ilgilenmesi yasak lakin devlet elitleri buna izinliymiş.

gelelim yahudi metinlerine...şimdi burada olay hafif ciddileşiyor. neden? çünkü tevrat işin içine giriyor. kitapta nekromansi açıkla lanetlense de sonuç olarak resmen kabul ediliyor. hemen ayet verelim.
tesniye 18:10–12: “aranızda … fal bakan, büyü yapan, ruh çağıran ya da ölülerden haber almaya çalışan biri bulunmasın. çünkü bunları yapan herkes tanrı’ya iğrençtir.”
haliyle daha önceleri toplumlar için nekromansi tam anlamıyla kötü değilken bu dönemden sonra kesinlikle karanlık bir ritüel olarak görülmeye başlanmış. yapanlar sapkın ilan edilmiş.

ortaçağ ve hristiyan avrupa'da işler iyice tehlikeli boyuta varmış. neden mi? çünkü nekromansi açıkça şeytanla anlaşma olarak görülmüş ve kara büyü olarak adlandırılmış. hatta artık bilgi arayışı bile değil direkt yasak güç elde etme gibi düşünülmüş. ölüler ordusu kurarak iktidarların devrilebileceğinden şüphelenmişler. ( army of dead kalıbı buradan geliyor.) bu çok önemli bir kırılma noktası olmuş. demonoloji ve nekromansi ilk defa bu dönemde iç içe geçmiş. normalde tamamen ayrı şeyler.
günler günleri...yıllar yılları kovalamış... ve rönesans gelmiş çatmış. antik bilgiye tekrar önem verilerek nekromansi başka şekilde yorumlanmaya başlanmış. heinrich cornelius agrippa gibi isimlerin öncülüğünde nekromansi, okültizm ile kardeş görülmüş. pratikler birleştirilmiş. yani nekromansi simya ve astroloji ile harmanlanmış. felsefi olarak, ölü kavramı bazen bilinç, ego veya geçmiş benlik anlamında kullanılmış.

şimdi günümüze gelecek olursak olay dallanıyor ve budaklanıyor...spiritüalizm diye bir şey ortaya çıktı. nekromansi terimi kullanılmasa da bu pratik sürdürülmeye çalışılıyor. yani soğansız menemen gibi düşünün. diyorlar ki biz nekromansinin karanlık kısmını eledik. masum kısmındayız. yersen işte. wicca inancı da şu an bunu söylüyor. diyorlar ki biz beyaz cadılarız. neyse o ayrı bir konu. spiritüalizm sadece nekromantik pratiklerden oluşan bir şey değil çok geniş bir alan. ama içinde nekromansi kesinlikle var.

popüler kültüre bir geliyoruz ortalık toz duman oluyor. oyunlardan filmlere oradan fantastik edebiyatın her zerresine kadar girdi nekromansi. sırf buna özgü müzik grupları mı dersin neler neler... haliyle yaygınlaştı ve o mistik havasını kaybetti. şu sıralar bu kavram; ritüel pratiğinden çok, estetik bir bakış açısından ele alınıyor.
nekromansi, tarih boyunca ölülerle iletişim kurarak bilgi edinmeyi amaçlayan bir şeyken dini ve toplumsal dönüşümlerle birlikte şeytanlaştırılmış, orta çağ’da yasaklanmış ve modern dönemde sembolik bir kavrama dönüşmüştür. artık nekromansi, ölüm, bilinç, tabu ve güç temaları etrafında şekillenen kültürel bir metafor olarak varlığını sürdürmektedir.
en beğendiğim nekromantik müziği de paylaşmaz isem olmaz: youtube link
ülkemizde de "gassal" olarak bilinen kişilerden bazılarının nekromansi ile ilgilendiği bilinmektedir.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
benim gülerek anlattığım ama çok fazla içimi yakan anlarım var ama sanırım bazen acılara gülüp geçmek yerine bağıra çağıra ağlamak istiyorum. sonra da aman be orni ne önemi var ki deyip, geçiyorum.
devamını gör...
survivor bayhan
"zaman her şeyi dönüştürür" cümlesindeki her şeylerden bir şeydir.
devamını gör...
avrupa'nın türkiye birliğine girmek istemesi
''three some'' yapmasalar iyiydi,
neden teker teker olmuyor...
neden teker teker olmuyor...
devamını gör...













