1.
o olmadan var olamadığımız, o var oldukça da bizim yok olduğumuz gerçeklik. gerçeklik? bunu tartışmaya gelmedim, iki kelam edip kalkıcam.

insanoğlu şu ana kadar onun olmayan her şeye sahip olmak istedi. bunun için kurallar yarattı, kurallar çiğnedi, savaşlar çıkarttı. ve sahip oldu da. vahşice diğer canlılardan doğayı aldık, daha ciğerlerine hava alamamış bebeklerin ölümüne sebep olduk. evet, olduk. biz olduk. sadece bir insanın, bir ülkenin veya bir ideolojinin suçu değil bu. benim, komşumun, sabahın gri saatlerinde koluna çarpıp kahvesini döktüğüm adamın, sizin, ailenizin, tek bir istisna olmadan hepimizin suçu. dünyaya geldikten sonra, bu havayı soluduğumuz andan sonra, insanlığın ağır yükü omzumuza binmiş oldu. insanlığın, insan olmanın.
ama.
dünyanın en bencil ve amacı uğruna her türlü yola başvurabilen bu varlığın sahip olamadığı bir şey var. zaman.
bir türlü yakalayamadığı, sürekli ondan bir adım önde olan, her şeye geç kalmasını sağlayan zaman.

peki ya zamana sahip olabilseydik? onu yönetebilseydik? var olur muyduk? var olan herşeyin bir sonu da olmalı. sonu ortadan kaldırabilseydik? bunun altından kalkabilir miydik? sonsuz olmanın. sınırın olmaması. böylesine iğrenç varlığa verilmesi gereken son özellik. belki tanrı olurduk. kendimizin tanrısı. kendimize inanmamız, tek umut kaynağımızın biz olması için ölümden kaçmış olmak mı gerekir? ölümden kaçmak. neden? hepimizin sonu aynı değil mi? ilk insanların da sonu aynıydı, şuan da aynı.
tarihin ilk yıllarından beri değiştiremediğimiz, sürekli yenik düştüğümüz tek şey. belki de böyle olması gerekiyordur. yenik düşülmesi gerekiyordur. sizi bilemem ama, ben zamana hükmedebilen bir insan ırkını tahmin dahi edemiyorum, etmek de istemiyorum. zaman, bizden üstün olmayı hak ediyor.

neden yıllardır aynı? neden yıllardır insanlar aynı şeyden korkuyor? tanrı olgusuyla beraber aşılmış olması gerekmez miydi ölümün? bir son olduğunu kabul edip ondan kaçmak yerine onunla barışsaydık?
saçma.
tüm süslü laflara, laflardan katlarca ağır yaşananlara rağmen, yaşamak güzel. bunu ne bir filozof, ne bir yazar ne de bir bilim adamı değiştirebilir. her şeyiyle, olanıyla, olmayanıyla; seveniyle, sevmeyeniyle; tanrısı olanıyla, olmayanıyla, dünya her şekilde yaşamaya değer. her saniyeyi zirvesine kadar yaşamaya, hafızaya kazımaya, ardından kazılanları zevkle veya dehşetle hatırlamaya, kalbinizde bir sızı oluşturmaya veya yüzünüzde bir tebessüm kırıntısına değer.
zaman.
değer.

“akıştan ziyade, bir bütünlük olarak tanımlamak daha evla sanki.

zaman ve katmanları arasındaki hareket, ve zamanın dilemması çoğu zaman insanların gözlerini karartır, düşünmek dahi yormaya başlar şahsı. haliyle, kestirmeden giderek “mefhum”, “bilinmez”, “akış” deyip çıkıverir insan.

halbuki, daha geçerli bakış açısına göre zaman başlangıcı ve sonu belli olan bir bütündür. burada yeni bir şey söylemiyorum, evet; ancak yeni şeyleri az sonra söyleyeceğim, sabır.

evreni -öncelikle dünyadan başlamak üzere- matematiksel bir biçimde ifade etmek ekseriyetle bilim adamlarının rüyasıdır. bilim birikiminin ışığı ile, yani ayağa düşen kuantum ve göreliliğin, kara delik teorilerinin birleşimi ile şeklen matematiksel bir bütünlük olmasa dahi, ayrı ayrı kabuller alındığında matematiksel tutarlılık rahatça görülebilmektedir.

ground zero olan kara delikler ve de karşıt olduğuna inanılan “ak delikler” başlangıçta fizik ve matematik kurallarının tamamen iptal olmuş versiyonları gibi görünse de, sonraları kendi içlerinde bir hayli tutarlı oldukları görülmüş, yalnız yine de tam olarak ifadeleri sağlanamamıştır.

işin özüne girersek; evren, bir matematik denklemleri bütünüdür. bu denklemler bütünü, tüm “an"ların ifadelerini tüm "değişkenler” ile birlikte tutar. sonsuza yakın büyüklükte bir kağıt parçamız olsa örneğin, bu kağıt üzerinde yazan denklemler bütünü ile tüm evren bütün olarak ifade edilmiş olarak yazılabilir.

elbette, bu yaklaşımın kuantum ile örtüştüğü düşünülebilir; ancak kuantum kendi sorunları içerisinde boğulmuşken, böylesine deterministik bir tahayyüle cevaz veremez.

devam edelim; tüm insanların, hayvanların, bitkilerin, eşyaların, (hatta esasen kuark düzeyindeki madde/dalga formatlarının) birer değişkeni olduğunu varsayalım. bu varsayımın akabinde, mezkur değişkenlerin polinomlar ve dizi/seriler katmanında denklemler oluşturduğunu, bu denklemlerin baştan sona değin, tüm “an"ları ifade ettiğini söyleyelim. evrensel doğrunun dili olan matematiğin şaşmazlığından yola çıkarak oluşturduğumuz bu denklemler bütünü, evrenin tamamını "an"lar bazında anlattığı için, bütünlüğün korunması adına, "an"ların birbirini sıralı bir şekilde takip etmesi de esas hale gelir. elbette, burada akıllara gelebilecek sorulardan bir tanesi, yeni değişkenlerin nasıl türediği üzerine olabilir; bu türeyiş denklemin "organik” oluşundan ve kendi içerisindeki zekasından kaynaklanmaktadır. kısır seviyedeki kuantum dahi insanların aslında enerji dalgaları olduğunu kanıtlayabildiyse, tutarlı bir organizma şeklindeki üretken matematiksel denklemlerden bahsetmek hiç zor değildir.

işte biz bu takibe zaman diyoruz.

oluşturulan denklemlerde kara deliklerin “denklemin kritik noktaları” olduğunun söylenmesi sıradan bir tespittir, ama yine de bir yerde egzantrik olduğu için es geçemiyoruz.
şimdi, eğer bu takip, salt olarak değişkenlerin birbirleriyle ilintilerinden meydana geliyorsa, zamanı bir arada tutan zamk çok kuvvetlidir. işbu yüzden, zaman içinde normal doğrultudan aykırı herhangi bir yolculuk yapabilmek mümkün değildir. zira, bir değişkenler bütününün diğer tüm değişkenleri etkilemesine rağmen, organik bağlara ve denklemlerin içersindeki sonuçlara rağmen bir “an"da denklemden komple çıkarıp almak (ölüm) rasyonel olsa da, o değişkenler bütününü başka bir "an"a bir şekilde "implement” (monte-ama tam karşılamıyor) etmek “an"ların tüm akışını bozabilme riskini taşımaktadır. zira, eklenecek yeni değişkenler kanserli hücreler gibi olmaması gereken sonuçları ortaya çıkarabilecek, tüm bütünlüğü bir anda silip atabilecektir. normal şartlar altında, değişkenlerin denklem içinde ilerleyip çözüme ulaşması için geçecek takip süresi (x=0=yok oluş) "an"lar arasındaki bütünlüğün değişken bazındaki "sıkılığına” bağlıdır. (ki einstein buna görelilik demiştir)
bunu ontik perspektifte incelersek, yaratıcı için bu denklemlerin hepsinin oluşturulup işleyişine bırakılması, bu işleyişin sürdürülmesi ve bitirilmesi de “an"dır, sadece. haliyle, eğer ki bir yaratıcıdan bahsedersek onun için öncesi, sonrası ve tartışmalı pozisyonlarının sorgulanması eblehlikten öte değildir.

zira denklem sadece değişkenleri için geçerlidir.”
devamını gör...
2.
şu aralar fazla hızlı geçtiğini düşündüğüm kavram
devamını gör...
3.
her şeyin ilacı
devamını gör...
itiraflar başyapıtı ile augustinusa göre zaman kavramı;

hiç kimse bana sormazsa biliyorum da,biri sorup da ona açıklama yapmam gerektiğinde bilmiyorum.
buna rağmen bildiğimden eminim diyeceğim bir şey varsa o da şudur:hiçbir şey geçip gitmemiş olsa geçmiş zaman olmaz,hiçbir şey gelecek olmasa gelecek zaman olmaz,hiçbir şe şu an olmamış olsa şimdiki zaman olmaz.
o halde şu iki zaman,yani geçmiş ve gelecek nasıl varolabiliyor,yani geçmiş artık yoksa,gelecek de henüz yoksa?şimdiye gelirsek,eğer şimdi hep şimdi olmuş olsaydı ve geçmişe akıp gitmemiş olsaydı,zaman olmaktan çıkıp ezeli ebedi olurdu.bu yüzden şimdinin zaman olması geçmişe akıp gidecek olmasından kaynaklanıyorsa,şimdinin olduğunu nasıl söyleyebiliyoruz,varlık sebebi olmamaya dayandığına göre?
yani aslına bakarsanız zaten varolmamaya yönelik olmamış olsaydı biz zamanın varolduğunu söyleyemezdik.
devamını gör...
insanın dostuda olabilir düşmanıda, bunu gösterecek yine zamanın kendisidir, ayrıca durdurması imkansız.
devamını gör...
değeri bilinmeyen yegane durumlardan birisi.
devamını gör...
her şeyi çözer ama beklemek kısmı sıkıntıdır.

mehmet erdem, herkes aynı hayatta şarkısında öyle diyor.
devamını gör...
tersten yazıldığında namaz kelimesini elde ettiğimiz kelime.
devamını gör...
bir illüzyon mu, yoksa en büyük hakikat mi emin olamadığım.
devamını gör...
10.
terör örgütünün yayın organı olması suçundan kapatılmış gazete.
devamını gör...
11.
zaman enteresan bir şey. modern yaşamın başlangıç noktası. birçok şey onunla başlamış ve gelişmiş. ama zamanın ne olduğu konusunda da aslında pek bir bilgimiz yok. 2071 sene önce roma imparatoru jül sezar, 714 yıllık takvimi değiştirmeye karar verir. firavunlar'dan feyz alır ve 365 günlük seneyi aylara böler. yılın ilk ayını da ocak'a layık görür. şubat'a 28 gün verip sonra 31-30-31-30 diye dağıtır durur. tabii ki de -ismine- temmuz'a (july) 31 gün verir. sonra tahta geçen agustus, ''ulan ağustos niye 30 çekiyor, o da 31 çekecek'' der böylelikle ağustos da 31 çeker. yavşaklığa bakın, takvim altı üstü.
sonra hristiyanlar der ki; ''yahu isa peygamber'in doğumunu baz alarak biz de bir takvim yapalım. ama isa peygamberi 25 aralık'ta doğururlar, uzmanlar eylül'de doğmuş der, sonra ocak gelir'' falan filan.
sonra müslümanlar, muhammed peygamberin doğumunu esas alarak ''hicreti baz alalım biz de bir takvim yapalım'' derler. hicri takvimi ortaya atarlar.
gelişmeler devam eder ve isa'nın doğumundan 1582 yıl sonra papa 13. gregor başka bir takvimle çıkagelir. kim bilir neye sitem etti de geldi garibim. ve şu an hala kullandığımız takvimi hayatımıza sokar.
yani özetle; gregoryan takvime göre 2020, hicri takvime göre 1441, şemsi takvime göre 1398, ibrani takvimine göre 5780, çinliler'e göre ise 4717 yılındayız. sanmayın öyle 2018'deyiz falan.
peki şuna gelelim. saat kaç?
bu sorunun da en az 15 cevabı var, artık hepimiz biliyoruz.*
devamını gör...
12.
kabul edilen dördüncü boyut.
devamını gör...
13.
kesinlikle tek yönlü bir akıştır. anların tekrarlanması ya da birbiri ardına sıralanmasıdır. uzayda mekansal farklılıklar oluşabilir. zamanın şu anından geçmişe bakılırsa her şeyin toplamıdır, geleceğe bakılırsa yokluktur. belki de yoktur. *
devamını gör...
14.
akıp giden, durmayan, nasıl geçtiği bilinmeyen..
devamını gör...
15.
doğru kullanmayı bir türlü öğrenemediğimdir. verimli kullananına saygım sonsuzdur.
devamını gör...
16.
gitmek isteyen insandan sonra durdurulamayan ikinci şey.
devamını gör...
17.
varlığını anlayamadığım ama en nihayetinde tükenen ve tüketen.
devamını gör...
18.
kaybedince değeri anlanan şey.
devamını gör...
19.
kıraç şarkısı.
devamını gör...
20.
insanin günlük psikolojisine göre uzunluğu yada kısalığı belirlenen kavramdır. monotonluğun ruha hissettirdiği kadar yavaşta olabilir, hissettiğin mutluluk kadar kısada. bilemezsin.
devamını gör...
Bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

"zaman" ile benzer başlıklar

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
radyo & dergi renk modu sözlük kütüphanesi online yazarlar kulüpler yazarak kitap kazan yardım başlıkları puan tablosu sıkça sorulan sorular istatistikler iletişim