zaman tüneli
tutuklamanın istisna olması
'müstesna ve nev-i şahsına münhasır' bir hukuk anlayışı izlemekteyseniz; bu kuralı gözetmeden yola devam edebilirsiniz. ta ki birgün doğrudan kendiniz için gerektiğinde hatırlayıp, salya sümük miyavlayana kadar..
devamını gör...
ruben amorim
baştan yanlış bir karardı. amorim çok iyi bir hoca ama yapıp yapacağı baş altı takımları zirve yarışına tutmak olur. manu'yu bu kaostan çıkarmak her baba yiğidin harcı değil. pozitif futbol oynatan, topçuları idare edebilecek birini bulmaları lazım.
devamını gör...
ses yakışıklılığı
aynı zamanda güzel türkçesi olacak değil mi? trt spikeri gibi?
sadece ses tonu ile olmaz bence o iş.
sadece ses tonu ile olmaz bence o iş.
devamını gör...
ses yakışıklılığı
neden ses güzelliği değil de yakışıklılığı?
ses teline cinsiyetçi bir yaklaşım.
yakışmıyor.*
ses teline kuşlar mı konar?
ses teline cinsiyetçi bir yaklaşım.
yakışmıyor.*
ses teline kuşlar mı konar?
devamını gör...
maduro'dan sonra uzunun uyku uyuyamaması
meşruiyeti aldığı için sıkıntı etmemektedir.
devamını gör...
maduro'dan sonra uzunun uyku uyuyamaması
ulan acaba benide sıcak yatağımdan aldırırlar mı, 1500 koruma yeter mi, yoksa dahada arttırayım mı gibi düşüncelerden kaynaklı durum.
ben olsam 1500 odalı sarayımın hergün başka bi odasında uyurdum bulamasınlar diye.
ben olsam 1500 odalı sarayımın hergün başka bi odasında uyurdum bulamasınlar diye.
devamını gör...
yapılan amelin sevap mı yoksa günah mı olduğunu anlayamayıp cebrail'e danışan yazıcı meleği
cebrail aleyhisselam’ın işi adalet terazisini dengede tutmak değil ama soru da gerçekten çok mantıklı geldi. belki yazıcı meleklerin bir ekipler amiri falan var mıdır, insan düşünüyor.
devamını gör...
pazar öğleden sonrası seksi
borsa pazar günü kapalı diye biliyorum ben.
devamını gör...
tutuklamanın istisna olması
her yurtdaş bilmelidir ki; tutuklandığında kendini 'istisna' hissetme, müstesna olarak sunma hakkını elde etmiştir.
bu bardağın dolu kısmına bakmaktır.
iyimserler kazanır. ibb bağlıları kazınır.*
bu bardağın dolu kısmına bakmaktır.
iyimserler kazanır. ibb bağlıları kazınır.*
devamını gör...
telefonun aküsünün yarım saatte bitmesi
ulan adam hayatını sözlüğe adamış. şu yırtık dondan çıkar gibi çıkan reklamların gelirinin bir kısmıyla çocuğa alın bi iphone 19 max super pro ultra.
devamını gör...
beni adamdan sayıp alacak örgüte zaten ben girmem
örgüt örgüüüt! akıllı ol! ben kim köpek ulennnn...
devamını gör...
yapılan amelin sevap mı yoksa günah mı olduğunu anlayamayıp cebrail'e danışan yazıcı meleği
joker haklarından birini arkadaşı aramak olarak kullanmış melek.
devamını gör...
umre
hac mevsimi dışında kabe'yi ziyaret etmek. turistik bir faaliyet haline gelmiş midir? evet. lakin tatile falan gittiği halde, restoranda yemek falan yediği halde umreye gidenlere "yaaa bunlar araplara para kazandırıyorlar yaaa" "ibadet bu değil" falan diyen kişiler hem samimiyetsiz hem gafil hem de akılsızdır. samimiyetsizdir zira kendisi de kendi tercih ettiği zengine para kazandırmakta sorun görmemektedir. gafildir zira onunla kendi zihnine göre aynı işi yapan kimseyi küçük görmektedir. akılsızdır zira kendi çelişkisinden rahatsız olabilecek bir noktaya erişmemiştir.
dipnot:
işbu tanım ibadetin tamamen turistik bir faaliyet olarak vukuu bulmasından rahatsızlık duyan umrecilerin müsamahasına sığınılarak karalanmıştır.
dipnot:
işbu tanım ibadetin tamamen turistik bir faaliyet olarak vukuu bulmasından rahatsızlık duyan umrecilerin müsamahasına sığınılarak karalanmıştır.
devamını gör...
westphalia barışı
süreçle ve sonraki etkileriyle ilgili türkçe yazılmış fazla kitap yok ama yakın zamanda çevrilmişi var: "1648 söylencesi: sınıf, jeopolitik ve modern uluslararası ilişkilerin kuruluşu"- benno teschke
uluslararası ilişkiler ya da siyaset bilimi alanında akademik eğitim almayanlar ilk 80 sayfayı çok sıkıcı bulacaktır, okumadan atlayabilirler.
türkiye'deki tarih anlayışı ve anlatımı bu sürece neredeyse hiç önem vermez. istanbul'un fethi çağ kapatıp açmış denir de osmanlı'nın yaptıkları anlatıldığı kadar etkilememiştir avrupa'da olan bitenleri.
kitabın 2. bölümü karolenj ile başlar. batı roma'nın ortadan kalkması ile haçlı seferleri arasındaki dönem avrupa'nın karanlık çağıdır ancak bu yıllarda cermen kavimlerin yapıp ettikleri, sonraki dönemleri derinden etkilemiştir. avrupa o yıllarda o kadar sefil ve önemsizdir ki altın çağını yaşayan müslüman araplar da "yav oraları alıp ne yapacağız, boşver" düşüncesiyle çok şeyetmemiştir.
birinci haçlı seferi ile otuz yıl savaşları dinle ilgili görülür ama aslında konu din değildir, o sadece işin süslemesi. asıl mesele güç paylaşımı konusundaki anlaşmazlıklar ve çatışmalar. karanlık çağda manastırlara, kiliselere, vatikan'a çekilen katolik kilisesi birinci haçlı savaşını başlattığı sürecin sonunda westfalya düzeni ve ardından gelen aydınlanma ile modernizm döneminde kabuğuna çekilmek zorunda kalıyor. aynı süre zarfında da hem avrupa hem de batı medeniyeti ortaya çıkıyor.
bu süreçte din yani hristiyanlık kaybetmiyor, onu tekeline alan kilise kaybediyor. okuryazarlığın artmasının ve incilin latinceden diğer dillere çevrilmesinin de etkisiyle daha çok insan dindarlaşıyor ve artık inandıkları tanrı ile bir aracıya ihtiyaç duymuyorlar. hristiyanlık, halkın dini oluyor. güç ve otorite de laik seçkinlere geçiyor. demokrasi ve halkın egemenliği söylemleri başka bir süsleme...
kitabın içeriği.
uluslararası ilişkiler ya da siyaset bilimi alanında akademik eğitim almayanlar ilk 80 sayfayı çok sıkıcı bulacaktır, okumadan atlayabilirler.
türkiye'deki tarih anlayışı ve anlatımı bu sürece neredeyse hiç önem vermez. istanbul'un fethi çağ kapatıp açmış denir de osmanlı'nın yaptıkları anlatıldığı kadar etkilememiştir avrupa'da olan bitenleri.
kitabın 2. bölümü karolenj ile başlar. batı roma'nın ortadan kalkması ile haçlı seferleri arasındaki dönem avrupa'nın karanlık çağıdır ancak bu yıllarda cermen kavimlerin yapıp ettikleri, sonraki dönemleri derinden etkilemiştir. avrupa o yıllarda o kadar sefil ve önemsizdir ki altın çağını yaşayan müslüman araplar da "yav oraları alıp ne yapacağız, boşver" düşüncesiyle çok şeyetmemiştir.
birinci haçlı seferi ile otuz yıl savaşları dinle ilgili görülür ama aslında konu din değildir, o sadece işin süslemesi. asıl mesele güç paylaşımı konusundaki anlaşmazlıklar ve çatışmalar. karanlık çağda manastırlara, kiliselere, vatikan'a çekilen katolik kilisesi birinci haçlı savaşını başlattığı sürecin sonunda westfalya düzeni ve ardından gelen aydınlanma ile modernizm döneminde kabuğuna çekilmek zorunda kalıyor. aynı süre zarfında da hem avrupa hem de batı medeniyeti ortaya çıkıyor.
bu süreçte din yani hristiyanlık kaybetmiyor, onu tekeline alan kilise kaybediyor. okuryazarlığın artmasının ve incilin latinceden diğer dillere çevrilmesinin de etkisiyle daha çok insan dindarlaşıyor ve artık inandıkları tanrı ile bir aracıya ihtiyaç duymuyorlar. hristiyanlık, halkın dini oluyor. güç ve otorite de laik seçkinlere geçiyor. demokrasi ve halkın egemenliği söylemleri başka bir süsleme...
kitabın içeriği.
devamını gör...
ruben amorim
man. united tarafından görevine son verilen portekizli hoca.
resmi açıklama
resmi açıklama
devamını gör...
yazarların garip huyları
bazılarını görünce hiç garip özelliğimin olmadığını düşünüyorum.
devamını gör...
yapılan amelin sevap mı yoksa günah mı olduğunu anlayamayıp cebrail'e danışan yazıcı meleği
hmm.! demek o yüzden umutsuz ve çıkışsız durumlar için "işi allaha kalmış" deniliyor muş.! nihayeti bi defter kaydı için, izlenecek şu bürokrasi, hiyerarşik karmaşa ve belirsizlik bile durumu anlamaya yetiyor. (yav sıradan mahalle bakkalı bile, veresiye defterini bundan iyi tutar.)
devamını gör...
pazar öğleden sonrası seksi
pazar öğlen seks yapamadım diye üzülmeyin. dün gece zamlarla fena sseks döndü.
devamını gör...
pazar öğleden sonrası seksi
kimse gerçekten hazır değildir ama kimse ertelemez de, çünkü pazartesi vardır.
insanın çıplakken aklına gelen konuların yüzde sekseni ekonomik. ben pazar öğleden sonraları çıplağımdır ama yalnız bi çıplaklık.
mesela ben bunu bi kere gördüm. o da başkasını izleyerek. aynen bunun gibi bi pazar öğleden sonrası.
kahvaltı için geç, yemek için erken, seks için uyuşuk bi vakit ama yaptılar. sekslediler. gözlerimin önünde seksliyorlardı.
o sırada babam aradı. telefonun sesi bangır bangır. hayatımda ateizme hiç bu kadar samimi hisler beslemedim. allah kitap puf. ben hep hızlı koşarım. yakalanmadım.
başka sekslerin günahını da ben çektim.
siz de perdenizi çekin.
insanın çıplakken aklına gelen konuların yüzde sekseni ekonomik. ben pazar öğleden sonraları çıplağımdır ama yalnız bi çıplaklık.
mesela ben bunu bi kere gördüm. o da başkasını izleyerek. aynen bunun gibi bi pazar öğleden sonrası.
kahvaltı için geç, yemek için erken, seks için uyuşuk bi vakit ama yaptılar. sekslediler. gözlerimin önünde seksliyorlardı.
o sırada babam aradı. telefonun sesi bangır bangır. hayatımda ateizme hiç bu kadar samimi hisler beslemedim. allah kitap puf. ben hep hızlı koşarım. yakalanmadım.
başka sekslerin günahını da ben çektim.
siz de perdenizi çekin.
devamını gör...
ömer kilit
niğde açık cezaevi’nde infaz ve koruma memuru olarak görev yapan, aynı zamanda doğa fotoğrafçılığıyla ilgilenen ömer kilit, yıllardır hayalini kurduğu bir kareyi aladağlar milli parkı’nda çekmeyi başardı. dolunay sırasında, dağ keçisiyle aynı karede buluşturduğu fotoğrafı sosyal medyada büyük ilgi gördü. fotoğraflar enfes o heyecanı bende yaşamak isterdim.
ömer kilit, bu fotoğraf için uzun yıllar boyunca aladağlar’da dolunay zamanlarında kamp yaptığını, ancak defalarca denemesine rağmen başarılı olamadığını anlatıyor. bu süreçte yaban keçilerinin davranışlarını, geçiş güzergâhlarını ve hareket saatlerini dikkatle gözlemlemiş. yılın son dolunayında bir kez daha şansını denemeye karar vererek hazırlıklarını yapıp aladağlar’a gitmiş.
mevsim şartlarının zorluğu nedeniyle her noktaya ulaşmanın mümkün olmadığını belirtiyor kilit, dolunayın doğuşunu en iyi görebileceği ve yaban keçileriyle karşılaşma ihtimali olan noktayı önceden belirlemiş. çekim sırasında kardeşi alparslan kilit, dürbünle çevreyi tarayarak ona destek olmuş. önce kadraja yaban keçilerinin boynuzları, ardından genç keçiler girmiş. sonunda ise hayalini kurduğu heybetli erkek yaban keçisi dolunayla birlikte kadraja girmiş.
o an yaşadığı duyguyu “yıllardır bunu bekliyordum” sözleriyle anlatan kilit, fotoğrafı çektikten sonra kardeşiyle sevinçle sarıldıklarını söylüyor. çektiği kareyi sosyal medyada “şimdiye kadar çektiğim tüm fotoğrafları unutun, çünkü ben unuttum” notuyla paylaşan kilit, binlerce beğeni ve yorum almış.
doğa fotoğrafçılığını bir hobi değil, hayatının bir parçası olarak gördüğünü belirten ömer kilit, aladağlar’ın hem yaban hayatı hem de fotoğrafçılık açısından eşsiz bir yer olduğunu vurguluyor. aynı zamanda kuş gözlemciliği de yapan kilit, son iki yılda 234 kuş türünü görüntülediğini ve aladağlar’daki nadir türleri tanıtmak için çalışmalar yaptığını ifade ediyor.
bu özel kare, sadece bir fotoğraf değil; sabrın, emeğin ve doğaya duyulan tutkunun bir sonucu olarakniğde’nin doğal güzelliklerini bir kez daha gözler önüne seriyor. keşke onun yerinde olsaydım, söylemi haberi okuduğum andan beri aklımda...*
işte o kareler enfes değil mi? dağ keçisinin o eşsiz ihtişamı...




buradan
ömer kilit, bu fotoğraf için uzun yıllar boyunca aladağlar’da dolunay zamanlarında kamp yaptığını, ancak defalarca denemesine rağmen başarılı olamadığını anlatıyor. bu süreçte yaban keçilerinin davranışlarını, geçiş güzergâhlarını ve hareket saatlerini dikkatle gözlemlemiş. yılın son dolunayında bir kez daha şansını denemeye karar vererek hazırlıklarını yapıp aladağlar’a gitmiş.
mevsim şartlarının zorluğu nedeniyle her noktaya ulaşmanın mümkün olmadığını belirtiyor kilit, dolunayın doğuşunu en iyi görebileceği ve yaban keçileriyle karşılaşma ihtimali olan noktayı önceden belirlemiş. çekim sırasında kardeşi alparslan kilit, dürbünle çevreyi tarayarak ona destek olmuş. önce kadraja yaban keçilerinin boynuzları, ardından genç keçiler girmiş. sonunda ise hayalini kurduğu heybetli erkek yaban keçisi dolunayla birlikte kadraja girmiş.
o an yaşadığı duyguyu “yıllardır bunu bekliyordum” sözleriyle anlatan kilit, fotoğrafı çektikten sonra kardeşiyle sevinçle sarıldıklarını söylüyor. çektiği kareyi sosyal medyada “şimdiye kadar çektiğim tüm fotoğrafları unutun, çünkü ben unuttum” notuyla paylaşan kilit, binlerce beğeni ve yorum almış.
doğa fotoğrafçılığını bir hobi değil, hayatının bir parçası olarak gördüğünü belirten ömer kilit, aladağlar’ın hem yaban hayatı hem de fotoğrafçılık açısından eşsiz bir yer olduğunu vurguluyor. aynı zamanda kuş gözlemciliği de yapan kilit, son iki yılda 234 kuş türünü görüntülediğini ve aladağlar’daki nadir türleri tanıtmak için çalışmalar yaptığını ifade ediyor.
bu özel kare, sadece bir fotoğraf değil; sabrın, emeğin ve doğaya duyulan tutkunun bir sonucu olarakniğde’nin doğal güzelliklerini bir kez daha gözler önüne seriyor. keşke onun yerinde olsaydım, söylemi haberi okuduğum andan beri aklımda...*
işte o kareler enfes değil mi? dağ keçisinin o eşsiz ihtişamı...




buradan
devamını gör...