zaman tüneli
karayip korsanları: salazar'ın intikamı
karayip korsanları serisinin beşinci ve aynı zamanda çekilmiş olan son filmi.
serinin son filminde will turner ve elizabeth swann'in çocuğu olan henry'nin babasının üzerindeki laneti kaldırmak için kimsenin okuyamadığı haritayı bulması, bunun için önce jack sparrow'a ulaşması ve bu yolda yeni tanıştığı çok zeki bir gökbilimci olan carina ile birlikte hareket etmesi konu ediliyor. salazar ise vakti zamanında korsanları teker teker haritadan silmeye devam ederken yolu jack ile kesişince kendisini sonsuz bir lanet yüzünden ölümle yaşam arasına sıkışmış olarak bulan, ancak bir sebeple tekrar gün ışığına kavuşabilmesiyle birlikte kaldığı yerden devam etmek için sahalara dönen acımasız bir kaptan olarak görünüyor.
johnny depp, disney kapında yatsa acaba altıncıyı çeker misin,
hiç öylesine.
filmin barbossa ile ilgili kısmı üst tanımda o denli güzel özetlenmiş ki üstüne diyeceğim hiçbir şey yok. barbossa'nın gerçekten de tam istediği gibi bir korsan olarak yaşaması, lükse sefaya kavuşması, tüm denizlere ve her şeye sahip olmayı tatması, en sonunda gerçek hazinesi olan kızına kavuşması, onun için kendini feda etmesi, her şeyiyle çok hoş bir olay örgüsüydü. tabi burada adamın zevk sefa içerisindeyken kızının neredeyse asılmasına sebep olan kişinin de, zamanında onu yetimhaneye bırakan şeref yoksunu babası olduğu gerçeğini de atlamamak lazım.
kızıldeniz'in bölünmesi gibi denizin yarılması, salazar'ı ve mürettabatını firavunvari bir kefeye koyup ölümlerini bu şekilde hazırlamaları, mızrağın kırılmasıyla birlikte tüm lanetler kalkınca herkesin tekrar insan olup, içerisindeyken onlara ciddi avantaj sağlayan suyun hepsine mezar olması, hiç yoktan efektleriyle bile güzel bir sahneydi.
jack sparrow'un sparrow lakabını verenin salazar olduğunu öğrendik. uzaktan serçe gibi gözüküyordu diyor şeytan üçgenine girmeden önce, kuş yani sparrow gibiydi. sonrasında jack sparrow'un başarısı üzerine kendi gemisindekilerden aldığı haraçların, onun şimdiki görüntüsünün birer parçası olması ayrıntısını gördük.
babası bıraktığı kitabın üzerindeki yakutla kızının zengin bir hayat süreceğini düşünürken, onun kitaptan kendine bir hayat kuracağını bilemezdim deyişi, carina'nın tüm yıldızları sırf babası ona o kitabı bıraktığı için öğrenmesi gerektiğini düşünüp bu konuda profesyonelleşmesi, film sırasında aşırı uyuz edici bir tabela olan köpekler ve kadınlar giremez yazılı dükkana girip teleskopu düzeltip adamı eziklemesine rağmen cadı damgası yemesi, nihayetinde mızrağı ve babasını bulması, o arada henry'i ayarlaması, on parmağında on marifet olması ayrı ayrı güzeldi.
yine filme eklenen son sahnede, will'in rüya gördüğünü düşünüp kıskaç şeklinde el görmesi ve sonra yerde hafif suyla bir işaret kalması filmin devamı gelebilir demekti ama artık zor elbette.
serinin son filminde will turner ve elizabeth swann'in çocuğu olan henry'nin babasının üzerindeki laneti kaldırmak için kimsenin okuyamadığı haritayı bulması, bunun için önce jack sparrow'a ulaşması ve bu yolda yeni tanıştığı çok zeki bir gökbilimci olan carina ile birlikte hareket etmesi konu ediliyor. salazar ise vakti zamanında korsanları teker teker haritadan silmeye devam ederken yolu jack ile kesişince kendisini sonsuz bir lanet yüzünden ölümle yaşam arasına sıkışmış olarak bulan, ancak bir sebeple tekrar gün ışığına kavuşabilmesiyle birlikte kaldığı yerden devam etmek için sahalara dönen acımasız bir kaptan olarak görünüyor.
johnny depp, disney kapında yatsa acaba altıncıyı çeker misin,
hiç öylesine.
filmin barbossa ile ilgili kısmı üst tanımda o denli güzel özetlenmiş ki üstüne diyeceğim hiçbir şey yok. barbossa'nın gerçekten de tam istediği gibi bir korsan olarak yaşaması, lükse sefaya kavuşması, tüm denizlere ve her şeye sahip olmayı tatması, en sonunda gerçek hazinesi olan kızına kavuşması, onun için kendini feda etmesi, her şeyiyle çok hoş bir olay örgüsüydü. tabi burada adamın zevk sefa içerisindeyken kızının neredeyse asılmasına sebep olan kişinin de, zamanında onu yetimhaneye bırakan şeref yoksunu babası olduğu gerçeğini de atlamamak lazım.
kızıldeniz'in bölünmesi gibi denizin yarılması, salazar'ı ve mürettabatını firavunvari bir kefeye koyup ölümlerini bu şekilde hazırlamaları, mızrağın kırılmasıyla birlikte tüm lanetler kalkınca herkesin tekrar insan olup, içerisindeyken onlara ciddi avantaj sağlayan suyun hepsine mezar olması, hiç yoktan efektleriyle bile güzel bir sahneydi.
jack sparrow'un sparrow lakabını verenin salazar olduğunu öğrendik. uzaktan serçe gibi gözüküyordu diyor şeytan üçgenine girmeden önce, kuş yani sparrow gibiydi. sonrasında jack sparrow'un başarısı üzerine kendi gemisindekilerden aldığı haraçların, onun şimdiki görüntüsünün birer parçası olması ayrıntısını gördük.
babası bıraktığı kitabın üzerindeki yakutla kızının zengin bir hayat süreceğini düşünürken, onun kitaptan kendine bir hayat kuracağını bilemezdim deyişi, carina'nın tüm yıldızları sırf babası ona o kitabı bıraktığı için öğrenmesi gerektiğini düşünüp bu konuda profesyonelleşmesi, film sırasında aşırı uyuz edici bir tabela olan köpekler ve kadınlar giremez yazılı dükkana girip teleskopu düzeltip adamı eziklemesine rağmen cadı damgası yemesi, nihayetinde mızrağı ve babasını bulması, o arada henry'i ayarlaması, on parmağında on marifet olması ayrı ayrı güzeldi.
yine filme eklenen son sahnede, will'in rüya gördüğünü düşünüp kıskaç şeklinde el görmesi ve sonra yerde hafif suyla bir işaret kalması filmin devamı gelebilir demekti ama artık zor elbette.
devamını gör...
hayatında ne değişti
ne değişecek, hiçbir şey değişmedi.
devamını gör...
hayatında ne değişti
her şey değişti ve olumlu yönde sürekli değiştirmeye de devam ediyorum; değişmeyen ve zamana ayak uydurmayan her şey yok olmaya mahkumdur sonuçta.
devamını gör...
pişman olmamak için yapılması gerekenler
sütten ağzı yandıysa yoğurdu üfleyerek yemek, yani bir kere pişman olduysa aynı pişmanlığı bir daha yaşamamak için benzer durumlarda çok daha dikkatli ve temkinli olmak.
devamını gör...
avrupa birliği
gey yöneticilerden oluşan birlik
türkiye ile uğraşırken ukrayna rusya’nın, venezuela abd’nin oldu
türkiye ile uğraşırken ukrayna rusya’nın, venezuela abd’nin oldu
devamını gör...
istanbul
şu an rüzgardan sökülğyoruz
devamını gör...
ankara'da 15 yaşındaki matmazel'in darp edilerek öldürülmesi
hayatta uzulecek o kadar cok sey varken bir kopegin olumune uzulemiyorum. sira gelmiyor, uzgunum. kaldiki olduruldugunden de emin degiliz.
olenle olunmez.
olenle olunmez.
devamını gör...
kadınınızın ayağını öpün
tabi ki sevdiğiniz kadının ayağını öpün ama her önüne gelenin ayağını da yalamayın be kardeşim.
devamını gör...
güne bir şarkı bırak
"can ı take ya, take ya higher?"
devamını gör...
kadınınızın ayağını öpün
bu sözlüğün ciddi kadın, erkek problemi var. çözülemeyen bir denklem bu kadın başlıkları.. bir tek bu konuda yaratıcılar bak ona sözüm yok. kafa kadına çalışıyor bir tek. allah hidayet versin.
bundan sonra ben de cuma başlıklarındayım.. bir silkelenelim..
bundan sonra ben de cuma başlıklarındayım.. bir silkelenelim..
devamını gör...
okuduğu kitaplardan kesitleri gözümüze gözümüze sokan yazar
boş bilgileri, boş konuşmaları ve sulu sulu geyik muhabbetlerini insanların gözüne sokmak yerine, hoşuna giden cümleleri paylaşmak isteyen yazardır. yani kimseye bir zararı olmayan ve fayda sağlamaya çalışan, teşekkür edilesi yazardır.
sözlük benzeri oluşumların kalitesini; kaliteli yazılar ve bu tarz anlamlı alıntılar yükseltir. diğer türlü, burası sadece ergen ve gevşeklerin kafeteryası olur ki, o zaman bu sözlüğün de sonu tozlu raflar olur, evde okumadığımız kitaplar gibi. kimseye zararı olmadığı sürece; isteyen kafeteryaya otursun, isteyen kitap okusun, isteyen sadece kahvesini içsin, isteyen de sadece sussun ve okusun. ama mümkünse kimseye zararı olmayan yazarlara lütfen kimse boş yapmasın ve sadece kendi işine baksın.
sözlük benzeri oluşumların kalitesini; kaliteli yazılar ve bu tarz anlamlı alıntılar yükseltir. diğer türlü, burası sadece ergen ve gevşeklerin kafeteryası olur ki, o zaman bu sözlüğün de sonu tozlu raflar olur, evde okumadığımız kitaplar gibi. kimseye zararı olmadığı sürece; isteyen kafeteryaya otursun, isteyen kitap okusun, isteyen sadece kahvesini içsin, isteyen de sadece sussun ve okusun. ama mümkünse kimseye zararı olmayan yazarlara lütfen kimse boş yapmasın ve sadece kendi işine baksın.
devamını gör...
sabah aç karnına öpüşmek
tok karna da şeeedersiniz artık
devamını gör...
sabah aç karnına öpüşmek
(bkz: olsa da yesek)
şey yani öpüşsek.. sağdan sola dönerken mesela tam uyanma evresinde anaa sevgilim varmış solumda diyerek.. öpmeye başlamak..
neysseee hayal kurmayalım şimdi.
şey yani öpüşsek.. sağdan sola dönerken mesela tam uyanma evresinde anaa sevgilim varmış solumda diyerek.. öpmeye başlamak..
neysseee hayal kurmayalım şimdi.
devamını gör...
karayip korsanları: gizemli denizlerde
karayip korsanları serisinin dördüncü filmi.
bu filmde penélope cruz karakteri jack sparrow'un eski sevgilisi aynı zamanda kaptan karasakal'ın kızı olarak dahil edilmiş. her seriye özgü yeni bir arayış içinde olan jack sparrow karakteri, serinin bu kısmında diğer birçok düşmanıyla birlikte, içene ölümsüzlük vadeden gençlik pınarını arıyor.
zamanında sinemada üç boyutlu olarak izlediğimi, ancak üçüncü boyuta dair en ufak bir efektin olmadığını hatırlıyorum. seriyi genel anlamda sevdiğim için beğenmiş olmakla birlikte ilk üç filmin tadını vermedi.
jack sparrow'un voodoo bebeği fikrine çok güldüm. uçurumdan atlamadan önce ölür müyüm diye zombi adama sorması üzerine bebeğin uçurumdan öylece atılması, bebek yüzünden kendisinin de düştüğünü hissettiği için tiz bir çığlık atması, kendine bakıp ölmüyor muşum demek ki diye bu sefer gerçekten atlayıp düşünce de yine ıslandım demesi, ayrıca finalde koydukları ek sahnede penelope cruz'u yalnız başına terk ettiği adaya sürüklenen suların voodoo bebeği kadının ellerine adeta intikam amaçlı geri vermesi, jack sparrow'un tüm seriler boyu en önemli özelliği olan kötü şansının resmiydi.
dupduru güzelliklerine kananları denizin dibine çekip sonra da onları yiyen deniz kızları, filmi izleyenlerin unutamayacağı karakter tipi idi muhtemelen. filmin sonunda din adamı sıfatlı genç adamın bağışlanma istemesi üzerine onu da denizin dibine çektiler tam anlayamadım o kısmı.
gençlik pınarını bulan ispanyolların böyle şeylere inanılmaması gerektiğini söyleyip orayı yıkmalarına çok şaşırdım. ben onlar da içmeye çalışacaklar derken, adam güzelim kadehleri ezip inandığı varlıklara selam çakarak ortamdan çıkıp gitti gerçekten. jack sparrow kendisi ölümsüz olabilecekken, bundan da zamanında sevdiği kadını kurtarmak için vazgeçmesi üzerine, bu sefer de başka bir sebepten dolayı kadından yine de trip yemesi, tribal enfeksiyonun dünya çapında mücadele edilmesi gereken asli bir vazife olduğunu gözler önüne serdi nihayetinde.
yüksek bir yerde durduğunuzda hissettiğiniz o duyguyu, aniden atlama isteğini bilirsiniz.... bende yok !
son anınızın hangisi olacağını bilmemek daha iyidir. varoluşunuzun her zerresi, her şeyin sonsuz gizemine karşı canlı kalmalıdır.
sonsuza dek yaşamayacağımı kim söyleyebilir ki, ha? gençlik pınarı'nın kaşifi. benim bir söz hakkım yok, gibbs. bana göre bir korsan hayatı bu.
bu filmde penélope cruz karakteri jack sparrow'un eski sevgilisi aynı zamanda kaptan karasakal'ın kızı olarak dahil edilmiş. her seriye özgü yeni bir arayış içinde olan jack sparrow karakteri, serinin bu kısmında diğer birçok düşmanıyla birlikte, içene ölümsüzlük vadeden gençlik pınarını arıyor.
zamanında sinemada üç boyutlu olarak izlediğimi, ancak üçüncü boyuta dair en ufak bir efektin olmadığını hatırlıyorum. seriyi genel anlamda sevdiğim için beğenmiş olmakla birlikte ilk üç filmin tadını vermedi.
jack sparrow'un voodoo bebeği fikrine çok güldüm. uçurumdan atlamadan önce ölür müyüm diye zombi adama sorması üzerine bebeğin uçurumdan öylece atılması, bebek yüzünden kendisinin de düştüğünü hissettiği için tiz bir çığlık atması, kendine bakıp ölmüyor muşum demek ki diye bu sefer gerçekten atlayıp düşünce de yine ıslandım demesi, ayrıca finalde koydukları ek sahnede penelope cruz'u yalnız başına terk ettiği adaya sürüklenen suların voodoo bebeği kadının ellerine adeta intikam amaçlı geri vermesi, jack sparrow'un tüm seriler boyu en önemli özelliği olan kötü şansının resmiydi.
dupduru güzelliklerine kananları denizin dibine çekip sonra da onları yiyen deniz kızları, filmi izleyenlerin unutamayacağı karakter tipi idi muhtemelen. filmin sonunda din adamı sıfatlı genç adamın bağışlanma istemesi üzerine onu da denizin dibine çektiler tam anlayamadım o kısmı.
gençlik pınarını bulan ispanyolların böyle şeylere inanılmaması gerektiğini söyleyip orayı yıkmalarına çok şaşırdım. ben onlar da içmeye çalışacaklar derken, adam güzelim kadehleri ezip inandığı varlıklara selam çakarak ortamdan çıkıp gitti gerçekten. jack sparrow kendisi ölümsüz olabilecekken, bundan da zamanında sevdiği kadını kurtarmak için vazgeçmesi üzerine, bu sefer de başka bir sebepten dolayı kadından yine de trip yemesi, tribal enfeksiyonun dünya çapında mücadele edilmesi gereken asli bir vazife olduğunu gözler önüne serdi nihayetinde.
yüksek bir yerde durduğunuzda hissettiğiniz o duyguyu, aniden atlama isteğini bilirsiniz.... bende yok !
son anınızın hangisi olacağını bilmemek daha iyidir. varoluşunuzun her zerresi, her şeyin sonsuz gizemine karşı canlı kalmalıdır.
sonsuza dek yaşamayacağımı kim söyleyebilir ki, ha? gençlik pınarı'nın kaşifi. benim bir söz hakkım yok, gibbs. bana göre bir korsan hayatı bu.
devamını gör...
kadınınızın ayağını öpün
fetişim yok niye öpeyim?
devamını gör...
kadınınızın ayağını öpün
ona değerli olduğunu hissettirin, evet.
devamını gör...
sabah aç karnına öpüşmek
sabah ılık su içilir, ne bilim spor yapılır, kahve içilir, işe gidilir ve tabii ki kahvaltı yapılır.. öpüşmek nedir sabah sabah.. bir sakin olun.
bu sözlüğün libidosu çok fazla ya, huzur izlanda diye bağırasım geliyor.
bu sözlüğün libidosu çok fazla ya, huzur izlanda diye bağırasım geliyor.
devamını gör...
kadınların sadık erkek sevmeme nedeni
kadınlar neyi seviyor ki. hepsi sahibe gibi kendilerine köle arıyorlar.
devamını gör...

