zaman tüneli
atlas çağlayan
bir döl israfı tarafından 'yan baktığı ' sebebiyle öldürülen 17 yaşındaki çocuk.
şaka gibi geliyor artık, keşke şaka olsaydı.
öldüren kişi 15 yaşında ufacık bir velet.
15 yaşındaki bir çocuk nasıl bıçakla insan öldürebilir onu da aklım almıyor.
ben öldürülme görüntülerini bile izleyemezken bu hırdo döl israfı nasıl oluyor da bıçağı kendisi saplayabiliyor?
bu sokağa sçılmış çocuklar yüzünden daha kaç kişi zarar görecek gerçekten bilmiyorum.
bilmek de istemiyorum çünkü katlanamıyorum.
sadece en büyük acıları yaşamalarını diliyorum.
şaka gibi geliyor artık, keşke şaka olsaydı.
öldüren kişi 15 yaşında ufacık bir velet.
15 yaşındaki bir çocuk nasıl bıçakla insan öldürebilir onu da aklım almıyor.
ben öldürülme görüntülerini bile izleyemezken bu hırdo döl israfı nasıl oluyor da bıçağı kendisi saplayabiliyor?
bu sokağa sçılmış çocuklar yüzünden daha kaç kişi zarar görecek gerçekten bilmiyorum.
bilmek de istemiyorum çünkü katlanamıyorum.
sadece en büyük acıları yaşamalarını diliyorum.
devamını gör...
olması gerekenden fazla farkında olmak
aşırı farkındalık farkındalıksızlığa sebeptir.
devamını gör...
olması gerekenden fazla farkında olmak
sevgili dosto'ya göre bir hastalık...
“her şeyin tam anlamıyla farkında olmak bir hastalıktır; hem de tümüyle gerçek bir hastalık.”
(yeraltından notlar)
“her şeyin tam anlamıyla farkında olmak bir hastalıktır; hem de tümüyle gerçek bir hastalık.”
(yeraltından notlar)
devamını gör...
olması gerekenden fazla farkında olmak
bir tür lanet. barınacak yer bulamazsın kaplumbağa olsan kabuğuna çekilirsin o da yok.
devamını gör...
olması gerekenden fazla farkında olmak
kısmi felç geçirtir.
etrafımızda zibilyon tane uyaran varken farkındalığı yüksek olmak bunların etkisiyle aşırı yüklenmeye neden olur. bünye de bunu kolay kolay kaldıramaz, çöker.
etrafımızda zibilyon tane uyaran varken farkındalığı yüksek olmak bunların etkisiyle aşırı yüklenmeye neden olur. bünye de bunu kolay kolay kaldıramaz, çöker.
devamını gör...
etik dinleyici ile akvaryum radyo yayını
dinlemedeyim
devamını gör...
olması gerekenden fazla farkında olmak
insana rahatsızlık veren duygu yaşamaktır. hayatı akışına bırakmak gerekiyor.
devamını gör...
yarına uçan martılar
aklıma orhan veli'nin şahane dizelerini getiren güzel bir deneme.
gün olur, alır başımı giderim,
denizden yeni çıkmış ağların kokusunda
şu ada senin, bu ada benim,
yelkovan kuşlarının peşi sıra.
dünyalar vardır, düşünemezsiniz;
çiçekler gürültüyle açar;
gürültüyle çıkar duman topraktan.
hele martılar, hele martılar,
her bir tüyünde ayrı bir telaş!
gün olur, başıma kadar mavi;
gün olur, başıma kadar güneş;
gün olur, deli gibi...
gün olur, alır başımı giderim,
denizden yeni çıkmış ağların kokusunda
şu ada senin, bu ada benim,
yelkovan kuşlarının peşi sıra.
dünyalar vardır, düşünemezsiniz;
çiçekler gürültüyle açar;
gürültüyle çıkar duman topraktan.
hele martılar, hele martılar,
her bir tüyünde ayrı bir telaş!
gün olur, başıma kadar mavi;
gün olur, başıma kadar güneş;
gün olur, deli gibi...
devamını gör...
yarına uçan martılar
gökyüzü masmavi, martılar neşeyle kanat çırpıyor. onları izlerken içimde bir umut kıpırdıyor; sanki her bir kanat çırpışı bana “yeniden başlayabilirsin!” diyor. hayat bazen tuhaf sürprizlerle dolu; düşer, tökezler, bazen kafamızı kaldırmak bile istemeyiz. ama azim, işte o küçük gülümsemeler ve “bir kez daha deneyelim” demekle başlar.
bugün belki rüzgar ters esiyor, belki işler planladığımız gibi gitmiyor, ama martılar gibi biz de uçabiliriz. her yeni gün, mutlulukla dolu küçük anları fark etmek için bir şans; kahvemin yanında pencereden süzülen güneş, bir arkadaşın neşeli mesajı, hatta rüzgarda savrulan bir yaprak… tüm bunlar, yarınlar için güç ve enerji toplamak demek.
ve işte tam o anda fark ediyorum: umut, azim ve neşe bir araya geldiğinde, yarınlara gülerek bakmak mümkün. martılar gibi özgür, gökyüzü kadar geniş, yaşamın sürprizleri kadar neşeli… işte bu his, insanı gerçekten mutlu kılıyor ve yeniden başlamaktan korkmamayı öğretiyor.
t: yaşamak bir umuttur ve küçük mutluluklara gülümseyebilmektir, minvalinde kısa bir deneme.
bugün belki rüzgar ters esiyor, belki işler planladığımız gibi gitmiyor, ama martılar gibi biz de uçabiliriz. her yeni gün, mutlulukla dolu küçük anları fark etmek için bir şans; kahvemin yanında pencereden süzülen güneş, bir arkadaşın neşeli mesajı, hatta rüzgarda savrulan bir yaprak… tüm bunlar, yarınlar için güç ve enerji toplamak demek.
ve işte tam o anda fark ediyorum: umut, azim ve neşe bir araya geldiğinde, yarınlara gülerek bakmak mümkün. martılar gibi özgür, gökyüzü kadar geniş, yaşamın sürprizleri kadar neşeli… işte bu his, insanı gerçekten mutlu kılıyor ve yeniden başlamaktan korkmamayı öğretiyor.
t: yaşamak bir umuttur ve küçük mutluluklara gülümseyebilmektir, minvalinde kısa bir deneme.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
sosyal hayat olsun, iş hayatı olsun, belirsizlikle yaşamaya devam etmenin güçlüğü zaman içerisinde kendine olan güvenini tüketir. insanlardan ve toplumdan uzak kalmak bir tercihtir. ama bu tercihi istemli bir şekilde yapmazsın. buna mecbur kalırsın. normal hayat düzeni içerisinde var olmaya devam etmeyi güçlük olarak görürsün. bu güçlükle mücadele etmek bazen mümkündür. evet, o bazı anlarda aklına bunların tekrarlanacağına dair olumsuz düşünceler belirmez. hayatın normal akışı içerisinde senin üzerine düşen rolü oynarken zihninin karanlık tarafının sesini duymazsın. yeni işlere atılırsın. hayata karışırsın. tekrar içine çekileceğin girdabı düşünmeden hareket edersin. ve gün olur yine her şey tersine döner.
devamını gör...
enerjiyi düşüren şeyler
belirsizlik.
devamını gör...
sivas katliamı
(bkz: unutmadımaklımda)
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
dizi-film yazılarını beğenerek okuduğum yazar.
devamını gör...
meja (yazar)
seni yeniden görmek ne güzel.. hoş gelmişsin sevgili meja
devamını gör...
sivas katliamı
önceden yazılmış entrylere şöyle bir göz gezdirdim. geneli olay esnasında ya doğmamış, ya çok küçük yahut belgesellerden izlediği kadarını biliyor. tabi ki bu hadise, amasız ve fakatsız bir şekilde net bir katliam olup, türkiye tarihinde silinmez bir iz, bir takım toplum kesiminde büyük yaralar bırakmıştır demek lazım. öte yandan lanetleme ve kınama haricinde yorum anlamında bir katkı sağlamak ve o günleri coğrafi olarak uzakta olsam da döneminde şeriatçı görüşlere sahip bir tarih yolcusu kimliğiyle, nasıl yaşandığı, ve hangi koşullarda gerçekleştiğini, failler ve hariçtekilerden dinlediğim görüşlerle, dar penceremden aktarmak isterim.
1993 yazında olayı televizyondan hayretler içerisinde izlemiştim. o vakit radikal islamcı ama tepkilerini gösteriler aracılığıyla dile getiren, üniversite özelinde etkili bir grupta takılıyordum. yaşadığım şehirde küçük bir kitapevi, bağlantı noktasıydı ve çoğu eleman tatil için memleketlerine gittiğinden benden buraya mukayyet olmam rica edilmişti. o günlerde benle hemen hemen yaşıt bir çocuk misafir olarak geldi. sivaslı ve adı recep olan bu elemanla o yaz sivas olayları'ndan 1 ay sonra kitapevinde bire bir uzun bir sohbet yaptık. bu arada çocuk firariydi ve gerçek adının recep olmadığını da bana söylemişti. anlattıkları genel manada valinin eleştirisi üzerineydi. valinin şehir dışından gelen bu yabancıları sürekli arkaladığını, özellikle gençlerin bazı hareketlerinin yerel halkı kışkırttığını söyledi. ancak tepkilerinin aslan payını vali ve aziz nesin alıyordu. bunun gerçekten büyük bir kıyım olduğunu kimsenin bu şekilde öldürülmeyi hak etmediğini söylediğimi hatırlıyorum. bu lafıma alınmış ve ağlamaklı olmuştu. ancak, kendimde beğendiğim hususlardan birisi de doğru sorular sorabilme becerimdir. zira doğru soruları sormazsan, doğru cevabı alamazsın. sorum şuydu: tüm bu yaşananlardan sonra sivas'ın kendi işinde gücünde olan yerel halkı ne yorum yapıyor ? cevabı çok netti. ''darbe olsun ve asker düzeni sağlasın'' diyorlar. zannedersem bu bakış açısının pişirilip, ortamdan fırsat devşirmek için bir plan ortaya konuldu. zincirleme hatalar neticesinde, orta çağda görülebilecek bir vahşet meydana geldi. bir şehrin alnına kara leke çalındı. hala ''yananlardan mısın yakanlardan mısın'' sorusuna maruz kalan ve buna tepki duyan çok sivaslı tanıdığım var.
1993 yazında olayı televizyondan hayretler içerisinde izlemiştim. o vakit radikal islamcı ama tepkilerini gösteriler aracılığıyla dile getiren, üniversite özelinde etkili bir grupta takılıyordum. yaşadığım şehirde küçük bir kitapevi, bağlantı noktasıydı ve çoğu eleman tatil için memleketlerine gittiğinden benden buraya mukayyet olmam rica edilmişti. o günlerde benle hemen hemen yaşıt bir çocuk misafir olarak geldi. sivaslı ve adı recep olan bu elemanla o yaz sivas olayları'ndan 1 ay sonra kitapevinde bire bir uzun bir sohbet yaptık. bu arada çocuk firariydi ve gerçek adının recep olmadığını da bana söylemişti. anlattıkları genel manada valinin eleştirisi üzerineydi. valinin şehir dışından gelen bu yabancıları sürekli arkaladığını, özellikle gençlerin bazı hareketlerinin yerel halkı kışkırttığını söyledi. ancak tepkilerinin aslan payını vali ve aziz nesin alıyordu. bunun gerçekten büyük bir kıyım olduğunu kimsenin bu şekilde öldürülmeyi hak etmediğini söylediğimi hatırlıyorum. bu lafıma alınmış ve ağlamaklı olmuştu. ancak, kendimde beğendiğim hususlardan birisi de doğru sorular sorabilme becerimdir. zira doğru soruları sormazsan, doğru cevabı alamazsın. sorum şuydu: tüm bu yaşananlardan sonra sivas'ın kendi işinde gücünde olan yerel halkı ne yorum yapıyor ? cevabı çok netti. ''darbe olsun ve asker düzeni sağlasın'' diyorlar. zannedersem bu bakış açısının pişirilip, ortamdan fırsat devşirmek için bir plan ortaya konuldu. zincirleme hatalar neticesinde, orta çağda görülebilecek bir vahşet meydana geldi. bir şehrin alnına kara leke çalındı. hala ''yananlardan mısın yakanlardan mısın'' sorusuna maruz kalan ve buna tepki duyan çok sivaslı tanıdığım var.
devamını gör...
etik dinleyici ile akvaryum radyo yayını
kendrick lamar ve schoolboy q ortak eseri the spiteful chant ile yayına başlamış bulunmaktayım. eşlik etmek için, normaller.com/radyo/
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
zarf fiil eklerini düşünüyorum. -ip, -erek, -ken, -dikçe, -inca…
yeni bir sima sanmıştım ama benden daha eskiymiş.
yeni bir sima sanmıştım ama benden daha eskiymiş.
devamını gör...
tabii'nin yayınlayacağı homofobik belgesel
devlet televizyonu trt'nin dijital platformu tabii, gökkuşağı faşizmi adlı homofobik bir belgesel yayınlayacak.
belgeselde kamu kaynaklarıyla lgbti+ bireyler doğrudan hedef alınıyor.
şu yapılan, dünyanın başka bir yerinde yaşansa herkes ayağa kalkardı ama burası türkiye.
neyse bu kadar değerlendirme yeterli sanırım.
kaynak
belgeselde kamu kaynaklarıyla lgbti+ bireyler doğrudan hedef alınıyor.
şu yapılan, dünyanın başka bir yerinde yaşansa herkes ayağa kalkardı ama burası türkiye.
neyse bu kadar değerlendirme yeterli sanırım.
kaynak
devamını gör...
teorik fiziği denkleme matematiğe dökmek
teorik fizik, evrenin neden böyle davrandığını anlamak yerine, onu anlayamayalım diye yunan harfleri, integraller ve sonsuzluklar eşliğinde olabildiğince karmaşık matematiksel denklemlerle anlatma sanatıdır.
devamını gör...
