zaman tüneli
sevişmemek için söylenen yalanlar
asla yalan söylemem direk söylerim böyleyim
devamını gör...
bisküvili pasta
dolapta son kullanma tarihi yaklaşmış süt var bir de ne zaman aldığımı hatırlayamadığım puding üstüne galiba 1 yıl önce alınıp hala abur cubur rafında bekleyen petibör büskivi.
gece gece resim atarak hadi kalk yap mı demek istenmektedir?
gece gece resim atarak hadi kalk yap mı demek istenmektedir?
devamını gör...
fotoğraflarda daha çirkin çıkmak
ciddi ciddi yaşadığım durum önce bana öyle geliyor sanıyordum arkadaşlara açtım durumu adamlar hak verdi .
devamını gör...
sevişmemek için söylenen yalanlar
ben temassız kullanıyorum hacıdayı
devamını gör...
aynaya bakıp başkasını yamuk görmek
ee peki sonra lenslerini bulabilmiş mi bu arkadaş..!
devamını gör...
bisküvili pasta
haydaaa hfhjf bu saatte hfhfhf
gece gece imeraya periler gelmiş yine
afiyetler olsunnn
gece gece imeraya periler gelmiş yine
afiyetler olsunnn
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
fikirleri sert ve bir çoğu konuda ortak noktamız olduğuna inandığım yazardır.
devamını gör...
yazarların babalarıyla olan ilişkileri
rahmetlinin yokluğu sarstı beni, o peşine annem gittiğinden bu yana hep bir yanım eksik.
şunu anlatayım ben kendisi gibi bir baba olamayacağımdan korktuğum için asla baba olmak istemedim, herkesin babası iyidir ama bana göre dünyanın en şanslı kişisiydim ki benim babam olmuş rahmetli.
şunu anlatayım ben kendisi gibi bir baba olamayacağımdan korktuğum için asla baba olmak istemedim, herkesin babası iyidir ama bana göre dünyanın en şanslı kişisiydim ki benim babam olmuş rahmetli.
devamını gör...
ay'da otel açılması
bedava olsa asla gitmeyeceğim durumdur.
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
gene depresyonda galiba...
devamını gör...
ay'da otel açılması
devamını gör...
isam zehreddin
hazır ypg denince isam zehreddin gibi bir komutanı anmamak olmaz bilgim dahilinde karaladım bir şeyler.
isam zehreddin denince ortadoğu savaşlarının o gri alanı akla geliyor; ne posterlik kahraman ne de tek başına şeytanlaştırılacak bir figür. deyrizor kuşatması ise bu gri alanın en sert, en öğretici örneklerinden biri.
deyrizor harita üstünde bakınca “çölün ortasında şehir” gibi durur ama iş pratiğe gelince tam bir lojistik kâbus. fırat’ın kıyısında sıkışmış bir cep, etrafı i̇şid kontrolündeki alanlarla çevrili, karadan ikmal neredeyse imkânsız. kuşatma yıllarca sürdü; bu süre boyunca askerî başarıdan çok dayanma kapasitesi konuşuldu. mermi sayısından önce ekmek sayısı, yakıttan önce moral hesaplandı.
zehreddin bu tabloda, sahadaki komutanlardan biri olarak öne çıktı. ne tek başına savaşı kazandı ne de her şey onun kontrolündeydi. asıl mesele, kuşatma altındaki birliklerin dağılmamasıydı. uzun süreli kuşatmalarda cephe hattı kadar, askerin kafası da çöker. maaş yok, izin yok, sürekli havan tehdidi. i̇şid’in burada oynadığı oyun, sadece mermiyle değil; sürekli saldırı hissi yaratmak, “her an ölebilirsin” psikolojisini diri tutmaktı.
şehir savaşı i̇şid’in güçlü olduğu alanlardan biriydi. dar sokaklar, el yapımı patlayıcılar, intihar araçları… amaç büyük taarruzdan çok yıpratma. deyrizor’da savunma yapan taraf ise klasik anlamda “hat tutma” yerine küçük, esnek savunma noktalarıyla ayakta kaldı. kayıp verildi, geri çekilmeler oldu ama kopuş yaşanmadı. bu fark, haritalarda değil, raporlarda görülür.
hava desteği işin kilit noktalarından biriydi ama mucize değildi. havadan atılan ikmal, ne gelirse gelsin sınırlıydı. yanlış düşen paraşüt, i̇şid’e geçen mühimmat demekti. buna rağmen o hava köprüsü, kuşatmanın tamamen çökmesini engelledi. yerdekiler için bu, sadece mermi değil, “unutulmadık” mesajıydı. savaşta bazen bu bile yeter.
yerel milisler, düzenli birlikler ve kalan sivil nüfus arasında kurulan denge de kolay değildi. herkes aynı motivasyonla savaşmıyordu. kimisi ideolojiyle, kimisi hayatta kalmak için, kimisi de gidecek yeri olmadığı için oradaydı. komutanlık dediğin şey, tam bu noktada romantik olmaktan çıkar; kimin ne kadar dayanacağını bilme işine dönüşür.
zehreddin’in adı bu süreçte sık duyuldu çünkü cephede görünür bir figürdü. bu onu ne efsane yapar ne de her kararın sorumlusu. deyrizor’da yaşanan, tek bir adamın hikâyesi değil; yavaş akan, çok bedelli bir savunma savaşıdır. kazanç, büyük bir taarruz değil; “bugün de düştük ama dağıtmadık” diyebilmektir.
işin sonunda deyrizor direnişi askerî açıdan şunun için istisna sayılır: uzun süre izole kalmış bir kuvvetin, sınırlı ikmalle, yüksek psikolojik baskı altında çözülmemesi nadir görülür. burada kazanan bir ideoloji, bir bayrak ya da bir lider değildir. kazanan şey, basit ama acı bir gerçektir: dayanıklılık. savaşların çoğunda olduğu gibi.
isam zehreddin denince ortadoğu savaşlarının o gri alanı akla geliyor; ne posterlik kahraman ne de tek başına şeytanlaştırılacak bir figür. deyrizor kuşatması ise bu gri alanın en sert, en öğretici örneklerinden biri.
deyrizor harita üstünde bakınca “çölün ortasında şehir” gibi durur ama iş pratiğe gelince tam bir lojistik kâbus. fırat’ın kıyısında sıkışmış bir cep, etrafı i̇şid kontrolündeki alanlarla çevrili, karadan ikmal neredeyse imkânsız. kuşatma yıllarca sürdü; bu süre boyunca askerî başarıdan çok dayanma kapasitesi konuşuldu. mermi sayısından önce ekmek sayısı, yakıttan önce moral hesaplandı.
zehreddin bu tabloda, sahadaki komutanlardan biri olarak öne çıktı. ne tek başına savaşı kazandı ne de her şey onun kontrolündeydi. asıl mesele, kuşatma altındaki birliklerin dağılmamasıydı. uzun süreli kuşatmalarda cephe hattı kadar, askerin kafası da çöker. maaş yok, izin yok, sürekli havan tehdidi. i̇şid’in burada oynadığı oyun, sadece mermiyle değil; sürekli saldırı hissi yaratmak, “her an ölebilirsin” psikolojisini diri tutmaktı.
şehir savaşı i̇şid’in güçlü olduğu alanlardan biriydi. dar sokaklar, el yapımı patlayıcılar, intihar araçları… amaç büyük taarruzdan çok yıpratma. deyrizor’da savunma yapan taraf ise klasik anlamda “hat tutma” yerine küçük, esnek savunma noktalarıyla ayakta kaldı. kayıp verildi, geri çekilmeler oldu ama kopuş yaşanmadı. bu fark, haritalarda değil, raporlarda görülür.
hava desteği işin kilit noktalarından biriydi ama mucize değildi. havadan atılan ikmal, ne gelirse gelsin sınırlıydı. yanlış düşen paraşüt, i̇şid’e geçen mühimmat demekti. buna rağmen o hava köprüsü, kuşatmanın tamamen çökmesini engelledi. yerdekiler için bu, sadece mermi değil, “unutulmadık” mesajıydı. savaşta bazen bu bile yeter.
yerel milisler, düzenli birlikler ve kalan sivil nüfus arasında kurulan denge de kolay değildi. herkes aynı motivasyonla savaşmıyordu. kimisi ideolojiyle, kimisi hayatta kalmak için, kimisi de gidecek yeri olmadığı için oradaydı. komutanlık dediğin şey, tam bu noktada romantik olmaktan çıkar; kimin ne kadar dayanacağını bilme işine dönüşür.
zehreddin’in adı bu süreçte sık duyuldu çünkü cephede görünür bir figürdü. bu onu ne efsane yapar ne de her kararın sorumlusu. deyrizor’da yaşanan, tek bir adamın hikâyesi değil; yavaş akan, çok bedelli bir savunma savaşıdır. kazanç, büyük bir taarruz değil; “bugün de düştük ama dağıtmadık” diyebilmektir.
işin sonunda deyrizor direnişi askerî açıdan şunun için istisna sayılır: uzun süre izole kalmış bir kuvvetin, sınırlı ikmalle, yüksek psikolojik baskı altında çözülmemesi nadir görülür. burada kazanan bir ideoloji, bir bayrak ya da bir lider değildir. kazanan şey, basit ama acı bir gerçektir: dayanıklılık. savaşların çoğunda olduğu gibi.
devamını gör...
aynaya bakıp başkasını yamuk görmek
freud’un yansıtma savunma mekanizmasını kısmen anlatan bir durumdur.
devamını gör...
yazarların babalarıyla olan ilişkileri
şu söz çok hoşuma gider benim . “baban sadece , bildiği kadarıyla elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışan bir adamdı . onu affet . çünkü o da hayatı ilk kez yaşıyordu .” kimsenin ne yaşadığını, nelerle mücadele ettiğini bilmem , akıl vermek gibi bir niyetimde yoktur . özellikle eski dönem çocukluğunu , gençliğini , yaşayamamış babalar bazı duyguları bilmez , çünkü onlarda çoğu şeyi o an yaşıyordur. özellikle bu tip babalar torunlarıyla çok iyi geçinir . çünkü bi nevi vicdan muhasebesi yaşarlar . çocuğundan mahrum ettiği her şeyi , torunlarıyla telafi etmeye çalışırlar .aslında onların torunları sevgisini göstermediği , gösteremediği kendi çocuklarıdır .
devamını gör...
yazarların babalarıyla olan ilişkileri
kendisi hayattayken inişli çıkışlı bir bağımız vardı. artık tüm kavgalar geride kaldığından bir koca özlem var ele alınabilecek olan.
kaybettiklerimize rahmetle..
kaybettiklerimize rahmetle..
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
kötü bir devrandayız
devamını gör...
sevişmemek için söylenen yalanlar
seni hakettiğime inanmıyorum. kendimle bu hesaplaşmayı yaşamak için, zamana ihtiyacım var. belkide ikimiz için en doğrusu bu..
(yaa evet. sandığınızdan da profesyonel çıktı. :))
(yaa evet. sandığınızdan da profesyonel çıktı. :))
devamını gör...
aynaya bakıp başkasını yamuk görmek
kendini öyle doğru görmektir ki; dostlar başına... bu bakışın ağırlığı ile göreceli uzay zaman bükülünce, başkası yamuk görünür. normal yani. normal sözlük değil mi burası? yamuk göründü bir an için. yamuk sözlük mü, ha ha haa.
devamını gör...

