zaman tüneli

fikrin, göze sürme gibi, nasıl gördüğünden çok, nasıl göründüğünü belirlemesinden kaynaklanır.

insan tutarlılık gereği, düşünce-söylem-eylem-kimliklenme sürecini yaşama eğilimindedir. zira toplum söylem-eylem tutarlılığını güvenilirliğin bir alameti olarak görür. savunduğunuz fikir sizin davranışlarınıza ve kimliğinize yansımıyorsa ciddiye alınmadığınız gibi, güvenilmez biri olarak görülürsünüz. “ben tasarladığım roman karakterlerinde idealize ettiğim ahlakı yaşamak, heykellerimde gösterdiğim estetiğe sahip olmak zorunda değilim” tarzı bir söylemin bu çerçevede bir ederi yoktur.

teorik olarak gayet saçma bir toplumsal tepki, zira insan tasarladığı, kabul ettiği, makbul bulduğu ideale çaba gösterse de yaklaşamayabilir. yahut ona dair çaba göstermese dahi ideali tespit etmesinde bir sakınca yok.

gelgelelim, dünya böyle işlemez. zira insan beyni bütün olası uyarıcıları işleyip ona göre pozisyon almaya yetecek kapasiteye sahip olmadığı gibi, böyle bir zamanı da yoktur ve değişkenler de sıklıkla değişir. bu nedenle, tarih boyunca işe yaradığını bildiğimiz ve hayatımız boyunca tecrübe ettiğimiz bu tür kısayollar kullanılırız. bunlar çoğunlukla işe yarar, işe yaramama olasılığı, bu önleme başvurmamanın maliyeti düşünüldüğünde kabul edilebilir bir risktir. dahası toplum, bu mekanizmanın güvenilirliğini yüksekte tutmak adına bununla çelişen örnekleri baskılama ve dışlama eğilimindedir.

buna maruz birey için iki seçenek ortaya çıkar: 1- inandığın fikirle kimliklen, 2- özgür bir bakış açısını korumak adına fikirle özdeşlemeden savun ve toplumsal dışlanmayı göze al.

dünyada ikincisini benimseyen insan yok denecek kadar azdır. hatta tarihe geçmiş fikir önderleri dahi, ikna imal edebilmek için, sonradan benimsedikleri fikri neden benimsediklerini, eskiyi neden çöpe attıklarını açıklamak ve sonrakiyle kimliklenmek zorunda hisseder. sıradan bireylerde, bir fikre sonradan müntesip olanların eskiden beri onu savunanlara göre çok daha ateşli, agresif ve tutkulu olmaları; bu tutarsızlık görüntüsünü bastırarak o toplumsal birliktelikte kabul görme güdüsüyle ilgidir.

bu, işin toplumsal ilişkilenme boyutu.

bunun yanında, kimliklenmenin maliyetinden kaynaklı bireyin yatırımını koruma dürtüsü devreye girer. (kumarbazın yanılgısı) dışsal herhangi bir etki kalmasa yahut bu etki önemini yitirse dahi, bireyin, örneğin, 20 yıl kafa yorduğu, vakit/efor harcadığı, uğruna bazı şeylerden vazgeçtiği fikirleri terk etmesi oldukça zordur. zira böylesi bir maliyeti kabullenmek bazen bir hayatı boşa harcamış olmayı kabul etmek manasına gelir ki, bu, taşıması çok ağır bir yüktür. bu noktada, farkındalığa rağmen inkar yahut “ama”larla başlayan bir hafifletme ve gerekçelendirme sürecini tercih etmek zorunda kalır.

hasılı fikir, söyleme döküldüğü andan itibaren, öncelikle bilişsel, ilerleyen safhada duygusal bir tahakkümün kapılarını açma tehlikesiyle birlikte gelir. zira insan aksiyon aldığı şekilde inanma ve yatırımını koruma eğilimindedir.

bu nedenle, nasıl çıkacağını planlamadığın bir yere girmemek gerekiyor. ne kadar mümkünse…
devamını gör...

web tarayıcıya ne zaman verilecek merak ediğim oyun
devamını gör...

mutlu olmak. rica ederim. evet, hiçbirinizin aklına gelmemişti bu.

(bkz: thank you captain obvious)
devamını gör...

hayat çok güzel, çiçek böcek tesellisi değildir. dert yarıştırmak hiç değildir. sizce o insan bunları düşünmemiş midir?
devamını gör...

yemezse hiç vakit kaybetmez, öleceğinden.
devamını gör...

güneş ve ay ile.
devamını gör...

hem yemek yemeyi hem yemek yapmayı zaman kaybı olarak düşünen biri olarak tüm yemeklerimi evde yapıp işe bile götürüyorum. dışarıda yapılan hiç bir yemek sizin yaptığınız hijyen ve kaliteyi bulamaz ultra zengin değilseniz. bir de böyle düşünmem eylemimin de böyle olacağı anlamına gelmez.
açlık son 2-3 yıldır hissetmeye başladım. sabahları uyandıktan 2-3 saat sonra ancak yiyebiliyorum. bende normalim demiyorum ama duygusal yemekten iyidir diye düşünüyorum.

yemek yemekten aşırı keyif almak duygusal açlıktır. güzellemesini yapmalıyım.

bu durumumu düşünürken hep aklıma uykuyu gereksiz gördüğünden, geceleri uyumamak için kusana kadar yemek yiyen antik çağ filozofu gelir**
devamını gör...

istatistik olarak mümkün olmayan önermedir. kesinliği doğru kabul edilen herhangi bir işlemde bile sapma ihtimali vardır. insanlar her daim haklı olamazlar ama insan zaten genel olarak subjektif bir deneyimdir. hayatta önemli olanın haklı olmak olduğunu düşünmüyorum. önemli olan kendine karşı dürüst olmak ve adil düşünmektir. terazinin diğer tarafında olsaydım diyebilmektir.
devamını gör...

periyodik olarak tekrar eden herhangi bir hareket üzerinden. saat dediğimiz de o zaten özünde. bir sezyum atomunun tekrarlayan bir titreşim frekansı... bunun belirli bir sayısını alıp adına saniye demişiz, hepsi bu.

#3217579
dayanamadım yine.
devamını gör...

yok mu yenilecek kimse .
devamını gör...

buradayım ve görüyorum. biliyorsunuz değil mi?
devamını gör...

uyuyuşunu yediğim
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

haklı olmazsa kendisi ile olan ilişkisi sekteye uğrar yoksa.. bu zamana kadar kendini kandırdığı yerlerle herkes yüzleşemez. yoksa gerizekalı olduğu gerçeğini de kabul etmesi gerekir.. bazı anlarda bazı durumlarda alınan kararların söylenen sözler insana kendini gerizekalı gibi hissettirmesi mümkündür.. bu hisle başa çıkmak da kolay değildir.

insan kendini bilmeli bazen, bazen dedim ama her zaman nerede ne konuşması gerektiğini ne söylemesi gerektiğini.. hatta sussun dinlesin bence karşı tarafı ne diyor acaba diye.. anca o zaman kendi haklılığını sorgulamaya da başlar.. işte sonrası gerizekalılık yüzleşmesi.. olsun bu da önemli bir adım.
devamını gör...

ölünce beyin komple kapanıyor, bilinç milinç kalmıyor. bilinç gidince zamanı hissedecek bir şey de kalmıyor zaten. zaman geçiyor mu, duruyor mu, kimsenin ruhu bile duymuyor. o yüzden kasmaya gerek yok, rahat olun.
devamını gör...

evlerden ırak kişi. istatistiksel olarak bile mümkün olmayan bir oran bu. hangi kafayla "hep ben" diyebilirsin ki?
devamını gör...

nasıl bir haddini bilmeme hali işte.. şaşırıyorum..
devamını gör...

insanlık sofrasında ikisinden başka, daha yüzlercesine yer olan, bir yeryüzü sofrasının çocuklarıyız. bunun dışındakilerin hepsi yalan.. yalanı yalancılardan öğrenemezsiniz.. öğrendim sanıyorsanız bilin ki o da yalandır..
devamını gör...

akıl verilmesi..

bir aydınlanma geliyor bana.. laağn diyorum bu zamana kadar bu benim aklıma neden gelmemişti..

yolunuzu aydınlatanız, ışığınız bol olsun..


edit: akıl verilmesinden nefret ederim arkadaşlar. her oyda tekrar tekrar okuyorum. dalga geçtiğim anlaşılıyor mu acaba diye düşünüp duruyorum. anlaşıldı deyin bana.
devamını gör...

daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim