zaman tüneli

öldükten sonra ne olacağını bilmiyorum yüzde elli gibi bi oran var ama şu an yaşadığıma eminim o yüzden içicem ve sevişicem.
devamını gör...

çünkü allah komünisttir.

ne diyor komünizmde;
komşunun evi varsa senin de olacak, senin araban yoksa kimsede olmayacak. bu mantıkla şaraba, kadına ulaşamayan, sabah akşam pompa yapamayan, yarı aç yarı tok yaşayanlar varken sen ne münasebet diyo işte yaratıcı. ben bunları hepinize cennette verecektim, sen dünyada tadına baktın, yoldaşlığı bozdun. al sana bombe.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

favori yönetmenlerimden olan yorgos lanthimos'un 2025 çıkışlı kara komedi ve bilimkurgu filmi. bilimkurgu kısmı alışık olduğumuz türlerden biraz farklı fakat bu şekilde kategorilendiriliyor. 2003 yapımı save the green planet uyarlaması olan bu filmin başrollerinde emma stone ve jesse plemons'u izliyoruz. uyarlamalar her zaman ilk yapımla kıyaslanma gibi riskli bir yerde olur ama bu filmin yönetmenlerin dilinden kaynaklı kıyaslanamayacak derecede farklı olduğunu düşünüyorum.
yazacaklarım spoiler içerebilir ki normalde çok takılmam fakat bu filmde spoiler yememeniz gerekiyor, mümkün olduğunca spoiler butonunu kullanacağım.
hikayemiz komplo teorileriyle kafasını bozmuş teddy ve ikna ederek aynı yola soktuğu kuzeni don'la birlikte büyük bir ilaç şirketinin üst düzey yöneticisi michelle'i kaçırmasıyla başlıyor. onlara göre michelle insanlardan nefret eden, dünyayı bozan bir andromeda'lı. michelle'i kaçırdıklarında en fazla ne olabilir ki diye düşünüyorsunuz ama teddy ile aralarındaki bitmeyen savaş ve michelle'in ikna gücüyle siz manipüle oluyorsunuz. teddy zaten manipüle edilmiş, istismara uğramış ve aklı geçmiş travmaları sebebiyle inanılmaz karışık. yönetmen aslında bu zıtlığın teddy ve michelle arasında olduğu konusunda bizi yanıltıyor ama zıtlık biz ve michelle arasında oluyor. işçi sınıfı ve patron hiyerarşisine özellikle yaşam alanlarını gözlemlememizi sağlayarak değiniyor. teddy'nin evi eski, yaşam belirtileri olan, anılar biriktirilmiş, renkli bir alan. michelle'in evi ise neredeyse renk barındırmayan, sanki hiç insan yaşamıyormuş gibi görünen bir yer. bahsettiğim hiyerarşiye üstünkörü değinse de bunu evlerle anlatması hoşuma gitmişti.

insan yaşamıyormuş gibi demiştim, zaten insan yaşamıyor.

filmi bitirdikten sonra kimin haklı olduğunu düşünmüyor, taraf tutmuyorsunuz çünkü böyle bir alana sahip değilsiniz. siyah-beyaz yok, gri de yok. siyahın tonları var sadece. kimseyle empati besleyemiyor, masuma çıkartamıyorsunuz. belki otizmli olan ve manipüle edildiğini açıkça gördüğümüz don'a samimiyet besleyebilirsiniz.

fakat bu samimiyet de çok sürmeyecek.


en sonunda michelle'in insanların hayatını tek bir hareketiyle bitirebilecek güce sahip olması benim çok dikkatimi çekmişti. burada bu kadar değersiz varlıklar olarak gösterilmemiz birilerini rahatsız etmiş olacak ki bu konuda çok eleştirilmişti film. aynı zamanda insanlar ölürken geri kalan bütün canlıların yaşamına devam etmesi de keyifliydi çünkü yaşamın en küçük parçalarından biriyiz ve tüm bu küçüklüğümüze rağmen teddy'nin korktuğu gibi dünyamızı mahveden uzaylılar değil, biziz.

türü çözülemeyen, grotesk yapıda, seyir zevki tartışılır, fazlasıyla metafor ve komplo teorisi barındıran, izlemesi şart olmayan ama önereceğim bir filmdi. aşırı keyif aldım ve lanthimos'un diğer filmlerinden farklı bir şeyler denediğini hissettim.
devamını gör...

yazardımda, üşeniyorum.
devamını gör...

birileri edebiyat mı yapmış..
devamını gör...

kılıçdar'ı protesto eden akbelen halkına ağzında tükürüklerle siz akplisiniz, akp'nin provokatörüsünüz diyip hakaret eden mahmut iş başında.
youtube.com/shorts/1jyqLlMx...

yazdığı tweetteki savcı hüküm veremez, algı yaratamaz kısmı doğru. evet. yapamaz/yapmamalı ancak buralara sen ve senin gibi muhalefet nedeniyle geldik. hepiniz oraya oturtulan, maaşı/koruması verilen kullanışlı ve maaşlı maşalarsınız işte. 25+ yıllık akp iktidarı ve kontrollü muhalefet, kk falan sen ve senin gibiler yüzünden var oldu. sen, imamson, mansur, özgür özel, ali mahir başarır falan milleti/halkı zerre duymuyor, önemsemiyorsunuz. iktidar olup bişileri yoluna koymak gibi bi derdiniz de yok. farkındayız artık.

siyaset sadece vaat, icraatten ibaret değil. artık biliyoruz. yaladığınız kitle ve tasmalarınızı tutan babalarınız için çiğnemeyeceğiniz ilke, yemeyeceğiniz bok yok. o yüzden pedofil, şiddet düşkünü, kadın düşmanı, feodal bir marabayı baş üstüne alıyorsunuz. onun için duyar kasıyosunuz. ama bir kere ya bir kere de şu ülkenin kurucu unsuru için, kurucu değerleri için bişi çıksın ağzınızdan lan. bak icraate geçmesiniz bile sadece duyalım, o bile yeter. o noktaya getirdiniz hepimizi ibişler.

cehape (evet cehape), bu ve benzeri mv'ler, baştaki genel başkanları ile akp siyasetine eklemlenmiş şer yuvasıdır.

bana bazen ailem ya da arkadaşlarım diyor ki; ulan flavius chp'yi eleştirdiğin kadar akp'yi eleştirmiyorsun.

ya ben deccali görmüşüm, yaşamışım 20+ senedir. kurtuluş için gittiğim kapının onlardan zerre farkı yok. bir de o deccalin gittiği yolu, bunlar atatürk falan şov yaparak devam ettiriyolar. akp'yi silksen düzeltemem, adamlar bu toprağa ve insanına düşman olarak geldiler başa. bari kendi beklentilerim yönünde bi oy vereyim, siyasi görüş belirteyim, akp'den kurtuluşu mümkün kılabilecek en büyük partiyi dönüştüreyim istiyorum. ama yok.

bunun genel başkanı çıkar; laiklik ilkesini çiğner, alevileri sünniler gibi cbaşkanlığına bağlayacaz der. sonra çıkar suriye'de bayrak indiren güruh için onlar bizim akrabamız falan der. mahmut çıkar sırf silkimin kurma kolu düzeyindeki sol hassasiyeti için yılmaz güney duyarı kasar. eko, mahmut, özgür sırf kendi çıkarları için bel. başkanlarına yapılan hukuksuzluk için olur veren kk'yi cbaşkanı adayı yapar. sonra sıra kendilerine geldiğinde ağlar. yetmez, onlara desteğe gelen gençlere zülfü livaneli dinletip evine postalar, gazlanıp coplanmasına göz yumar. ama terörist orevlatlarının elini öper, saç örgüsünü koklar, sürekli onlar hakkında konuşur falan.

ben daha ne desem sıkıntı çıkacak, sorun olacak bu saatten sonra ama senin ben adalet anlayışına sokayım mahmut.
devamını gör...

ülkede asgari ücrete talim eden milyonlar olduğu sürece ne yazık ki çalışmak için yaşamaya mahkum olacak büyük bi kesim var. bu şartlarla emekli olan, açlık sınırının altında yaşamaya çabalayan. işin en absürt tarafı birileri bu insanlar için daha yüksek maaş, daha iyi çalışma koşulu, iş güvencesi vb. gibi şeyler istediğinde işverenlerden çok yine bu kesim tepki gösteriyor. ablam "ben neden bonfile yiyemiyorum" diyeceğine "onlar da yemesin, makarnaylan da yaşanır. bak ben yaşadım, yaşıyorum" diyor.

kendi refahının yükselmesini talep edilebilir bir şey olduğunun farkında değil, inanmıyor da daha iyi yaşayabileceğine de öyle bi hayatı hakettiğine de. e madem o kişinin durumu değişmeyecek seninki kötüleşsin istiyor. korkunç bi zihniyet.
devamını gör...

güzel yöntem. yerinden kalkmadan kanal kanal gez.
devamını gör...

bağımlılıklardan biri.
devamını gör...

'dijital vicdan' olarak tanımlanan yeni çağ tutumuna bir eleştiridir. biri bir resim yayınlar, binlercesine katılır ve altına üzüntümüzü belirten emoji 'tık'arız.

oldu bitti sırada ne var? üzüldüm ya hu yetmez mi?

böyle hissetmek his ile kalbin ayrışmasına yol açıyor. his bedenden ayrılıyor. artık bir cisim gibi... ekranda 'tık'lanan bi şey duygular.
devamını gör...

cennetteki şarap şişelerinin dibi delik, hurilerinde dibi kapalı gibi bir problem olmasa tam süper olacak.
devamını gör...

ben, böyle videoları izlemem. niye bu haltı yedim bilmiyorum ama az önce izledim.
her insanın yaşam hakkı olduğu saçmalığına bizi kim inandırdı bilmiyorum. bu adamı hapse koyup sıcak yatakta uyutmak, karnını doyuracak yemeği vermek kimin içine siniyor allah aşkına?
insanın yaşadığı ülkede olmasını en çok istediği şeylerden biri cecot ayarında bir hapishane olabilir mi? benim var arkadaşlar. hani böyle başka ülkede bir şey görürsün keşke bizde de olsa dersin ya heh işte benim görüp de keşke bizde de olsa dediğim yer orası.
kadının anne diye can havliyle bağırması, yalvarması beynimin içinde yankılanıyor resmen. katillere, tecavüzcülere, çocuğa hayvana el uzatanlara bir gram dahi merhamet göstermiyorum.
bir tane kısa film vardı. idam yerine her ay suçlunun bir uzvunu cerrahi operasyonla kesiyorlardı.
güzel filmdi, izleyin.
devamını gör...

risk almayan, kendini geliştirmeyen, limitleri düşük, küçük düşünen kişilerin mahkum olduğu hayat.
işin en acısıda, bu kardeşler eksiği kendilerinde aramak yerine, kaderde, sistemde, doğduğu yerde vs. vs. aramaları.
devamını gör...

100 yıl sonra bu güneş sistemi dahilindeki yolculuklar o kadar sıradanlaşacak ki aya gittim lan ben diyene '' büyük iş yaptın aferin yapraam '' denecek.
devamını gör...

filmi üçüncü izleyişim sanırım ve her izlediğimde aynı hislere bürünüyorum.
her izlediğimde daha da fazla büyüleniyorum, benim için gerçekten mükemmel bir film.
olumsuz olabilecek yanlarını bile bilerek göz ardı edip kayırdığım filmlerden biri.
çünkü ne zaman izlesem bu filmi ilk defa izleyen , o pastel renklerdeki rengarenk evlerden birinde yaşamayı hayal eden minnak milk aklıma geliyor.

tim burton'un animasyon ya da diğer filmlerini aşırı beğensem de bu filmin yeri bende her zaman ayrıdır.
hem duygulandırır, hem huzurlu hissettirir.

tim burton abimizden aşina olduğumuz o karanlık evrenden çıkarak kendisini rengarenk bir dünyanın içerisinde bulan ve yeni yerine, yeni insanlara alışmaya çalışan edward'ın hikayesini izliyoruz kısacası.
filmin adından da anlaşılacağı gibi makas ellere sahip olan, çoğunluk tarafından 'ucube' olarak görülen, bildiğimiz insanlardan bir hayli farklı olan bir karakter.
fakat bir o kadar da duygusal ve melankolik. tam bir duygu insanı olduğunu söyleyebilirim, hatta bence çevresindeki insanlara kıyasla duyguları en değerli olandı.
sevdiği insan için her şeyi yapabilecek olduğu filmin çoğu sahnesinde göze çarpar, her şeyi yapmaya çalışırken de istem dışı olarak zarar verir birilerine.
ne zaman sevgisini belli etmeye çalışsa aynı durumla karşılaşır, makas ellere sahip olmanın asıl sıkıntısının sevgisini olduğu gibi gösterememek olduğunu fark eder.

edward'ın yalnızlığını da, dokunmadan sevme çabasını da iliklerime kadar hissettim.

her detayına bayıldığım bir film.
devamını gör...

kendi adıyla içerik yayınladığı 'bilim temalı'' youtube kanalı 6,68 milyon aboneye ulaşmış. bu alandaki çıtayı çok yükseğe çıkarmış ''yutubır''.

yayınladığı bölümler milyon üzeri izleniyor. ben de müptelasıyım.

başarılı anlatım, prodüksiyon, editörlük, görüntü yönetimi... ''başarı rastlantı değildir'' dedirtiyor.
devamını gör...

yılmaz güney hakkında yanlış bir şey söylememiş ki.
devamını gör...

''çalıştıkça borcum artıyor, sistem müthiş''
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim