zaman tüneli
kendi yolunu seçen penguen
devamını gör...
kendi yolunu seçen penguen
sanırım kendisi nihilist (türlü otoritenin, soyutlamanın, yargı ifadelerinin, gerçeklik söylemlerinin ve tüm ayrımların şiddetle yadsınması gerektiğini savunan akımdır.)
yani bu arkadaş dişi penguenler ile balık şuruplu çikolat latte de içebilirdi ama her şeyden vazgeçmiş işte.
yani bu arkadaş dişi penguenler ile balık şuruplu çikolat latte de içebilirdi ama her şeyden vazgeçmiş işte.
devamını gör...
sözlük yazarlarının ruh halini anlatan görseller
devamını gör...
karakol
özellikle ertan saban olmak üzere bütün oyuncuların çok iyi oynadığı güzel bir dizi. senaryosu da akıcı ve hızlı. yayından kalkmasaymış 2-3 sezon sürermiş. yazık olmuş. yayınlandığı dönem hiç bakmamıştım ama bu yıl başlayıp bitirdim ve keyif alarak izledim.
devamını gör...
bir insanın kalitesiz olduğunu gösteren detaylar
sürekli kendini övmek
çıkarcı hareketler de bulunmak
en ufak şeyde bile yalan söylemek
kendinden başkasını düşünmemek
yaptığını başa kakmak
bir şey söylediğinde,istediğinde duymazdan gelmek
onda var bende niye yok diye kıskanmak
çıkarcı hareketler de bulunmak
en ufak şeyde bile yalan söylemek
kendinden başkasını düşünmemek
yaptığını başa kakmak
bir şey söylediğinde,istediğinde duymazdan gelmek
onda var bende niye yok diye kıskanmak
devamını gör...
bir ilişkinin sağlıklı olduğunu gösteren şeyler
paylaşmak.
sevinci, hüznü, geçmişi ve geleceği. bi' de şey, yemeği.
sevinci, hüznü, geçmişi ve geleceği. bi' de şey, yemeği.
devamını gör...
kelenderis (yazar)
#3864010
zamanında seni bu sözlükten şutlamayanlara yazıklar olsun. deprem felaketinde akışı otobüs, metrobüs, metro durak isimleriyle doldurup, akbil, deniz hatları vb. şeylerle insanları uyarılmana rağmen tahrik ettiğini kimse unutmadı.
özür filan bu gibi şeylerde geçmez...
bir de sanki haklıymış gibi sitem ederek öfleyip pöfleyip kafa iznine çıktığını,
her şey normale dönene kadar uğramayacağını söylemiştin...
seni allah affetsin.
edit, bez bebek denen elemana yazdık bunları. kelenderis ile alakası yok.
zamanında seni bu sözlükten şutlamayanlara yazıklar olsun. deprem felaketinde akışı otobüs, metrobüs, metro durak isimleriyle doldurup, akbil, deniz hatları vb. şeylerle insanları uyarılmana rağmen tahrik ettiğini kimse unutmadı.
özür filan bu gibi şeylerde geçmez...
bir de sanki haklıymış gibi sitem ederek öfleyip pöfleyip kafa iznine çıktığını,
her şey normale dönene kadar uğramayacağını söylemiştin...
seni allah affetsin.
edit, bez bebek denen elemana yazdık bunları. kelenderis ile alakası yok.
devamını gör...
meziyetli hostesler
thy’nin gözde whatsaap grubu.
lan bu başlık nasıl olmaz sözlükte, anammmm.
neyse, sadete gelecek olursak; erkek pilotlar seviştiği hosteslerin muhabbetini falan yapmış işte.
lan bu başlık nasıl olmaz sözlükte, anammmm.
neyse, sadete gelecek olursak; erkek pilotlar seviştiği hosteslerin muhabbetini falan yapmış işte.
devamını gör...
çıplak vatandaş filminin yıllar sonra gerçek olması
bizim ilçede bi deli vardı, sigara verip soyuyorlardı garibi. polis yakalayana kadar çıplak geziyordu
devamını gör...
tez yazarken yapılmaması gerekenler
ertelememek. sonra(bkz: nanay)
devamını gör...
çıplak vatandaş filminin yıllar sonra gerçek olması
samsun’da 50’li yaşlarda bir erkek, çırılçıplak sokakta dolaştı.
şahıs, pantolon giydirildikten sonra gözaltına alındı.
çıplak vatandaş 1985-şener şen.
tam 41 yıl sonra.

x.com/gundemedairhs/status/...
şahıs, pantolon giydirildikten sonra gözaltına alındı.
çıplak vatandaş 1985-şener şen.
tam 41 yıl sonra.

x.com/gundemedairhs/status/...
devamını gör...
sağlıksız ilişkinin belirtileri
sağlıklı ilişkide olan belirtilerin olmamasıdır. sağlıklı ilişki belirtileri yoksa o ilişki sağlıklı ilişki değildir, sağlıksız ilişkidir. nasıl ama düz mantık
devamını gör...
libidosu yüksek meslek grupları
libidosu yokmuş gibi duranlardır. neyi bastırırsan öyle patlarsınız.
devamını gör...
kelle paça vs işkembe çorbası
sarımsak sirke ile ikisini ayıramam. iyi ki varlar.
devamını gör...
libidosu yüksek meslek grupları
reklamcılık, halkla ilişkiler
devamını gör...
galaksiler arası uzayın genişlemesi sorunsalı
sorun, insan zihninin 3 boyut algısıyla sınırlı olmasından kaynaklanır. evrene dair konum hesaplamaları ve konumlar arası mesafe hesaplamaları bu uzamsallığa göre yapılır. basitçe, referans olarak belirlenen noktalalar (galaksiler vs) arası mesafenin artışından evrenin genişlediği sonucuna varılır. bu da 3 boyut kısıtı nedeniyle zihnimizde hacimsel bir kavramsallaştırmayı zorunlu kılar.
çok boyutluluk (3+) matematiksel olarak gayet tutarlı şekilde ifade edilebilen, formülasyonda tıkır tıkır işleyen ve bundan hareketle gayet geçerli sonuçlara varılıp nedensellik kurulabilen bir olgu olmakla birlikte zihninde simüle edilemez. o nedenle evrenin genişlemesini bu uzamsallık çerçevesinde anlamak mümkün değil.
gelgelelim, görece sabit konuma rağmen mesafe artışı ölçümlenebiliyor.
burada tersten düşünmek (boyut indirgemek) bunun bir çelişki olmayabileceğine dair bir fikir verebilir. (ancak sadece çelişkinin niteliğine dair bir fikir verebilir. bütüncül bir anlayış, yine kimsede olmayan çoklu boyut algısı ve buna dair ortak kavramsallık gerektirdiğinden mümkün değil.)
küp şeklinde bir oda düşünelim, bu odanın içinde askıda 3 cisim olsun, bunlardan birisi sabit (referans olması adına) diğer ikisi (a, b) hareketli olsun. ve diyelim ki, biz sadece cisimlerin oda zeminine izdüşümünü gözlemleyebiliyoruz ve belirli periyotlarda bu izdüşümleri haritalandırıyoruz.
ilk haritada sabit cismin izdüşümünü x-y ekseninde (0,0) noktası kabul edip a ve b cisimlerinin izdüşümünün konumlarını bu x-y ekseninde belirledik. öklid geometrisiyle (richard feynman pek sever) bütün izdüşümlerin birbirine göre konumlarını ifade edip mesafelerini ölçebiliyoruz. hatta bu cisimler içinden birbirine gönderdiğimiz ışığın diğerine ulaşma süresiyle ölçtüğümüz bu mesafelerin doğruluğunu teyit edebiliyoruz. artık cisimler nerede olursa olsun mesafe ölçümü mümkün.
ama bir süre sonra bir bakıyoruz; izdüşüm haritasındaki konumlara göre yaptığımız geometrik hesapla cisimlerden çıkan ışığın diğerine ulaşma süresi üzerinden yaptığımız hesap arasında bir tutarsızlık var. izdüşüm hesabı konumların ve dolayısıyla mesafenin sabit kaldığını söylerken, ışık hesabı mesafenin arttığını söylüyor. tekrar gözlemliyoruz; noktalar haritada gayet sabit duruyor ama birinden diğerine yolculuk yapmaya kalksak artık daha uzun süreceğini söyleyen başka bir veri var!
buradaki problem, tahmin edilebileceği üzere cisimlerin z boyutunda hareketidir. oda içinde zemine göre yükselme ve alçalma hareketi sergileyen cismin izdüşümü haritada bir fark yaratmasa da 2 cisim arasındaki mesafe (yükseklik farkı nedeniyle) artmıştır. doğal olarak bu noktada 2 boyutlu geometrik ölçüm bu farkı tespit edemez ancak bir cisimden diğerine gönderilen ışık üzerinden yapılacak zaman farkı ölçümü mesafe farkını tespit edebilir.
(dünyayı merkez kabul edip yıldızlar ve diğer gezegenleri onun etrafında kubbesel algılayan sümer mitolojisine dayalı astrolojinin ipe sapa gelmezliğinin sebebi de budur.)
biz 3 boyutu algılayıp simüle edebilen canlılar olarak sadece 2 boyutu algılayabilen başka bir canlı türüne örnekteki farkın sebebini matematiksel olarak anlatabilsek bile, onların zihinlerinde bunu simüle etmelerini sağlayamayız. çünkü yükseklik diye bir algı yok.
buradan hareketle (ancak teorik olarak algılayabildiğimiz) çok boyutlu evrene dair pratik algımız indirgemeci oluyor. haliyle konumlar belirgin referanslardırmayla sabit (aslında bu sabit de kendi içinde göreceli ama o ayrı konu) olsa da, matematiksel olarak gayet tutarlı olan mesafe/hız vs hesapları farklı sonuçlar doğurabiliyor.
doğrudan konuyla ilgili olmasa da holografik ilke #3847923 boyut indirgeme yönüyle ilginçtir.
hasılı konu, evrenin her şeyi kapsaması ama bizim onu da kapsayan başka bir kapsayıcı varsayımımız, akabinde bunun sonsuz tekrarı gibi felsefi bir açmazla ilgili değil. teorik açıdan evrenin her şeyi kapsaması varsayımıyla her şeyi kapsayan şeyin evren diye tanımlanması terminolojik bir konudur. ilk varsayım açısından bakarsak evren tekil mi, sınırlı mı ve dışı var mı, bilmiyoruz. tanımlayıcı bizsek (ikinci durum) kavramsal olarak anlaşılmaz olan bu tanım sınırlayıcılıktan -teorik olarak- azade olmaktan başka bir işlev görmez.
çok boyutluluk (3+) matematiksel olarak gayet tutarlı şekilde ifade edilebilen, formülasyonda tıkır tıkır işleyen ve bundan hareketle gayet geçerli sonuçlara varılıp nedensellik kurulabilen bir olgu olmakla birlikte zihninde simüle edilemez. o nedenle evrenin genişlemesini bu uzamsallık çerçevesinde anlamak mümkün değil.
gelgelelim, görece sabit konuma rağmen mesafe artışı ölçümlenebiliyor.
burada tersten düşünmek (boyut indirgemek) bunun bir çelişki olmayabileceğine dair bir fikir verebilir. (ancak sadece çelişkinin niteliğine dair bir fikir verebilir. bütüncül bir anlayış, yine kimsede olmayan çoklu boyut algısı ve buna dair ortak kavramsallık gerektirdiğinden mümkün değil.)
küp şeklinde bir oda düşünelim, bu odanın içinde askıda 3 cisim olsun, bunlardan birisi sabit (referans olması adına) diğer ikisi (a, b) hareketli olsun. ve diyelim ki, biz sadece cisimlerin oda zeminine izdüşümünü gözlemleyebiliyoruz ve belirli periyotlarda bu izdüşümleri haritalandırıyoruz.
ilk haritada sabit cismin izdüşümünü x-y ekseninde (0,0) noktası kabul edip a ve b cisimlerinin izdüşümünün konumlarını bu x-y ekseninde belirledik. öklid geometrisiyle (richard feynman pek sever) bütün izdüşümlerin birbirine göre konumlarını ifade edip mesafelerini ölçebiliyoruz. hatta bu cisimler içinden birbirine gönderdiğimiz ışığın diğerine ulaşma süresiyle ölçtüğümüz bu mesafelerin doğruluğunu teyit edebiliyoruz. artık cisimler nerede olursa olsun mesafe ölçümü mümkün.
ama bir süre sonra bir bakıyoruz; izdüşüm haritasındaki konumlara göre yaptığımız geometrik hesapla cisimlerden çıkan ışığın diğerine ulaşma süresi üzerinden yaptığımız hesap arasında bir tutarsızlık var. izdüşüm hesabı konumların ve dolayısıyla mesafenin sabit kaldığını söylerken, ışık hesabı mesafenin arttığını söylüyor. tekrar gözlemliyoruz; noktalar haritada gayet sabit duruyor ama birinden diğerine yolculuk yapmaya kalksak artık daha uzun süreceğini söyleyen başka bir veri var!
buradaki problem, tahmin edilebileceği üzere cisimlerin z boyutunda hareketidir. oda içinde zemine göre yükselme ve alçalma hareketi sergileyen cismin izdüşümü haritada bir fark yaratmasa da 2 cisim arasındaki mesafe (yükseklik farkı nedeniyle) artmıştır. doğal olarak bu noktada 2 boyutlu geometrik ölçüm bu farkı tespit edemez ancak bir cisimden diğerine gönderilen ışık üzerinden yapılacak zaman farkı ölçümü mesafe farkını tespit edebilir.
(dünyayı merkez kabul edip yıldızlar ve diğer gezegenleri onun etrafında kubbesel algılayan sümer mitolojisine dayalı astrolojinin ipe sapa gelmezliğinin sebebi de budur.)
biz 3 boyutu algılayıp simüle edebilen canlılar olarak sadece 2 boyutu algılayabilen başka bir canlı türüne örnekteki farkın sebebini matematiksel olarak anlatabilsek bile, onların zihinlerinde bunu simüle etmelerini sağlayamayız. çünkü yükseklik diye bir algı yok.
buradan hareketle (ancak teorik olarak algılayabildiğimiz) çok boyutlu evrene dair pratik algımız indirgemeci oluyor. haliyle konumlar belirgin referanslardırmayla sabit (aslında bu sabit de kendi içinde göreceli ama o ayrı konu) olsa da, matematiksel olarak gayet tutarlı olan mesafe/hız vs hesapları farklı sonuçlar doğurabiliyor.
doğrudan konuyla ilgili olmasa da holografik ilke #3847923 boyut indirgeme yönüyle ilginçtir.
hasılı konu, evrenin her şeyi kapsaması ama bizim onu da kapsayan başka bir kapsayıcı varsayımımız, akabinde bunun sonsuz tekrarı gibi felsefi bir açmazla ilgili değil. teorik açıdan evrenin her şeyi kapsaması varsayımıyla her şeyi kapsayan şeyin evren diye tanımlanması terminolojik bir konudur. ilk varsayım açısından bakarsak evren tekil mi, sınırlı mı ve dışı var mı, bilmiyoruz. tanımlayıcı bizsek (ikinci durum) kavramsal olarak anlaşılmaz olan bu tanım sınırlayıcılıktan -teorik olarak- azade olmaktan başka bir işlev görmez.
devamını gör...
mutlu nasıl olunur sorusu
anın farkında olmak + kafadaki sesleri kısmak = huzur
kafadaki sesler= kaygı üreten düşenceler
huzur + saglık = mutluluk.
kafadaki sesler= kaygı üreten düşenceler
huzur + saglık = mutluluk.
devamını gör...
tek başına mutlu olabilen insan
bence başka insan varsa o koşullu mutluluk olur, dolayısıyla gerçek saf mutluluk yalnızken yaşanan mutluluktur. şayet mutluluğun kaynağı insan olmadığında daha gerçektir bence. çünkü dün sevdiği insandan bugün nefret edebiliyorsa insanlar (ki sık sık olur dünyada) , bu başka bir şeydir bence.
devamını gör...

