zaman tüneli
tarçın
tarçın’la aynı evde yaşamak, kelimesiz bir anlaşmaya dahil olmak gibi. zamanla öğrendim.. her hareketinin bir cümlesi, her bakışının küçük bir anlamı var. mesela gözlerini yavaş yavaş kısarak bana baktığında durup kalıyorum. çünkü o an söylediği şey çok net, “buradayım ve seni seviyorum.” karşılık vermeyi unutursam, biraz daha uzun bakıyor. hatırlatıyor..
bazen içimde bir huzursuzluk varken yanıma geliyor. sessizce. dizlerime tırmanıp patileriyle hamur yoğurur gibi bastırmaya başlıyor. ne acıtıyor ne de rahatsız ediyor, tam tersine, sanki “fazla düşündün” der gibi.. kendini iyi hissetmediğinde değil, beni iyi hissettirmek istediğinde yapıyor bunu... kedilerin empati kurmadığını söyleyenlere hiç inanmıyorum bu yüzden.
şımarmak istediği günler var. hiçbir sebep yokken gelip yere uzanıyor, göbüşünü açıyor. o an bir davet bu. “şimdi beni sev” diyor. elimi çekince başını hafifçe kaldırıp bakıyor, bu bakışta sitem var. göbeğini sevmenin riskli bir iş olduğunu bilerek yine de elimi uzatıyorum. çünkü tarçın bazen kuralları askıya alıyor.
evin içinde eksilen şeyleri de ilk o fark ediyor. maması bitmişse, su kabı boşalmışsa kapının önünde durup miyavlıyor. rastgele bir ses değil bu, tonu değişik, ısrarcı. “bir şey unuttun” diyor. haklı da oluyor.
tabii evin kuralları onun kuralları. kendi koltuğu var mesela. oraya yanlışlıkla ben oturmuşsam, büyük bir drama gerek duymuyor. yanıma gelip hafifçe ısırıyor. can yakmayan, ama çok net bir uyarı bu. “kalk!” genelde kalkıyorum. tartışmaya girmiyoruz.
bazı günler bir sinek bütün evreni oluyor. dakikalarca onun peşinde hoplayıp zıplıyor, koltuktan perdeye, yerden masaya… sanki dünyadaki tüm ciddiyeti askıya almış gibi. başka günler ise durduk yere hızlanıyor. evde koşular, ani dönüşler, görünmez bir düşmanla oyunlar… o an anlıyorum: bugün oyun günü.
tarçın bana şunu öğretti: sevgi hep sakin değil. bazen hareketli, bazen ısırıkla, bazen sessiz bir bakışla geliyor. onu anlamak için çok şey bilmek gerekmiyor. sadece dikkat etmek yeterli. çünkü tarçın zaten her şeyi anlatıyor.
bazen içimde bir huzursuzluk varken yanıma geliyor. sessizce. dizlerime tırmanıp patileriyle hamur yoğurur gibi bastırmaya başlıyor. ne acıtıyor ne de rahatsız ediyor, tam tersine, sanki “fazla düşündün” der gibi.. kendini iyi hissetmediğinde değil, beni iyi hissettirmek istediğinde yapıyor bunu... kedilerin empati kurmadığını söyleyenlere hiç inanmıyorum bu yüzden.
şımarmak istediği günler var. hiçbir sebep yokken gelip yere uzanıyor, göbüşünü açıyor. o an bir davet bu. “şimdi beni sev” diyor. elimi çekince başını hafifçe kaldırıp bakıyor, bu bakışta sitem var. göbeğini sevmenin riskli bir iş olduğunu bilerek yine de elimi uzatıyorum. çünkü tarçın bazen kuralları askıya alıyor.
evin içinde eksilen şeyleri de ilk o fark ediyor. maması bitmişse, su kabı boşalmışsa kapının önünde durup miyavlıyor. rastgele bir ses değil bu, tonu değişik, ısrarcı. “bir şey unuttun” diyor. haklı da oluyor.
tabii evin kuralları onun kuralları. kendi koltuğu var mesela. oraya yanlışlıkla ben oturmuşsam, büyük bir drama gerek duymuyor. yanıma gelip hafifçe ısırıyor. can yakmayan, ama çok net bir uyarı bu. “kalk!” genelde kalkıyorum. tartışmaya girmiyoruz.
bazı günler bir sinek bütün evreni oluyor. dakikalarca onun peşinde hoplayıp zıplıyor, koltuktan perdeye, yerden masaya… sanki dünyadaki tüm ciddiyeti askıya almış gibi. başka günler ise durduk yere hızlanıyor. evde koşular, ani dönüşler, görünmez bir düşmanla oyunlar… o an anlıyorum: bugün oyun günü.
tarçın bana şunu öğretti: sevgi hep sakin değil. bazen hareketli, bazen ısırıkla, bazen sessiz bir bakışla geliyor. onu anlamak için çok şey bilmek gerekmiyor. sadece dikkat etmek yeterli. çünkü tarçın zaten her şeyi anlatıyor.
devamını gör...
counter strike
efsanedir.
devamını gör...
counter strike
oynayabileceğimiz server kaldı mı acaba?
hiç de beceremem ama yine de çok eğlenceliydi.
hiç de beceremem ama yine de çok eğlenceliydi.
devamını gör...
bu çağın insanı
tüketim toplumunun hızlı insanlarını barındırır. tanıdıkça nefret edersin. nefret ettikçe yalnızlaşırsın.
devamını gör...
bu çağın insanı
sosyal medya esiridir,
devamını gör...
bu çağın insanı
kör ve anlayışsız kalabalıklar arasında savruluyoruz; merhamet zayıflık sayılıyor, sevgi itibarsızlaştırılıyor, güven alay konusu... bu çağ, ruhlarımızı sessizce yutan bir bataklığa dönüşüyor.
devamını gör...
tarçın
ağaç kabuğundan yapılan çok sevdiğim bir baharat.
bitki çayı, kahve, sütlaç, sahlep, boza, elmalı kurabiye, elmalı turta, cevizli kek, tarçınlı çörek gibi pek çok yiyecek ve içecekte severek tüketiyorum. o yüzden ilk defa cinnabon yediğimde yaşadığım orgazmik zevki tahmin edebilirsiniz. üstelik sağlığa çok faydalı. buradan
tarçın antioksidan ve anti-enflamatuar olarak zengin bir besindir
vücudu hastalıklardan ve iltihaplardan korur
kan basıncını düşürür
kolesterole iyi gelir
tarçın bağırsak sağlığını iyileştirir
kalp sağlığını besler
diş sağlığı için faydalıdır
insülin hormonuna olan duyarlılığı artırabilir
nörolojik hastalıklarda destekleyici bir çözüm sunabilir
göz sağlığını korur
bitki çayı, kahve, sütlaç, sahlep, boza, elmalı kurabiye, elmalı turta, cevizli kek, tarçınlı çörek gibi pek çok yiyecek ve içecekte severek tüketiyorum. o yüzden ilk defa cinnabon yediğimde yaşadığım orgazmik zevki tahmin edebilirsiniz. üstelik sağlığa çok faydalı. buradan
tarçın antioksidan ve anti-enflamatuar olarak zengin bir besindir
vücudu hastalıklardan ve iltihaplardan korur
kan basıncını düşürür
kolesterole iyi gelir
tarçın bağırsak sağlığını iyileştirir
kalp sağlığını besler
diş sağlığı için faydalıdır
insülin hormonuna olan duyarlılığı artırabilir
nörolojik hastalıklarda destekleyici bir çözüm sunabilir
göz sağlığını korur
devamını gör...
çocuğuna kendi mesleğinden isim vermek
devamını gör...
28 ocak 2026 manchester city galatasaray maçı
tarihin en köyü mençıstırısına karşı oynayacağımız maç
devamını gör...
çocuğuna kendi mesleğinden isim vermek
hala bir mesleğim yok ama mesleği jinekoloji olan ne koyar acaba?(neler geçiyor aklımdan töööövbeee -aydın kurtoğlu şarkısı) neyse boşverin isimi filan o levellere daha çok var.
devamını gör...
otostop çeken birini arabaya almak
risktir.
devamını gör...
başıma iş gelmeyecekse hiç ahmet kaya dinlemiyorum
ben de musa eroğlu'nu hiç dinlemem biliyor musun? ne çok ortak noktalarımız var aslında insan olarak.
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
az önce oyunda yendiğim biri.
devamını gör...
otostop çeken birini arabaya almak
ülke yol geçen hanı. ne olur ne olmaz almayın. etmeyin.
devamını gör...
otostop çeken birini arabaya almak
arabanıza aldığınız otostopçuyla birlikte yaralanmalı veya ölümlü bir trafik kazasına karışırsanız başınız derde girebilir. ayrıca kim olduğunu, amacının ne olduğunu bilmediğiniz birini aracınıza almayın.
devamını gör...
başıma iş gelmeyecekse hiç ahmet kaya dinlemiyorum
sesi, tarzı beni sarmıyor. benim içimde bir yerlere dokunmuyor. herkese hitap edecek diye bir kanun yok zaten.
devamını gör...
gözlüklü erkeklerin çok çirkin olması
derdinizin ızdırabını seveyim.
devamını gör...
çocuğuna kendi mesleğinden isim vermek
erkek: matrah
kız: irsaliye
kız: irsaliye
devamını gör...
çocuğuna kendi mesleğinden isim vermek
en geniş alan benim; beynelmilel...
devamını gör...
kelenderis (yazar)
devamını gör...