zaman tüneli

mesajı açsana
devamını gör...

bana hep rötarlı gelir ayrılık.
ilk birkac hafta, bazen birkac ay bi sey hissetmem. yıkılmadım, ayaktayım modumdayımdır.
sonra bir gun cat diye vurur. birkac, bazen bikac yıl aglarım, sonra gecer.

sistemim her seye ragmen guclu kalmak ustune kurulu. o yuzden en basta ona ihtiyacım yok, harikayım modundayımdır. hep boyle yasıyorum nedense. ama sonra vuruyor. orda da heralde mucadele gucum kalmıyor. ozledin işte oluyorum.
devamını gör...

amorphis albümleri arasında favorim olan 1999 tarihli tuonela'da yer alan mistik, eksantrik ve süper bir parçadır. grubun fanlarını ikiye bölen bir albümdü bu ve ben sevenler tarafının en önde bayrak sallayanlarından biriyimdir. haha. yani çıktığı senenin sonbaharında üniversiteye başlamıştım ve o zaman almıştım, o gün bugündür tam manasıyla manyağıyım bu albümün. genel bağlamda da en sevdiğim birkaç albümden biridir.

devamını gör...

senden uzakta.
devamını gör...

çok saçma. oysa sevda dediğin kavuşmayı öğretmeli insana, gitmeyi değil, kalmayı anlatmalı.
devamını gör...

bir zamanlar bazı büyük marketlerde hareketli maketi olan heyvan
devamını gör...

eksik başlık.
daha önce orada bulunmuş gibi mi yoksa hala orada gibi mi?
(bkz: have been vs. at the moment)
devamını gör...

bence şöyle olmuş, iki pehlivan çayıra çıkmışlar. biri ötekine güreşe başlarken yedim ulan seni demiş ve yemiş. öteki de doğal olarak yenilmiş. yenilince güreşe doyamadan gitmiş oluyor tabi. yiyen de doyduğu için tok karna daha güreş yapmak istememiş.
devamını gör...

yazmayın kardeşim rahatsız oluyoz.
devamını gör...

patagonyalı ağabeyimin geldiği nasıl belli ama..
2021-2022 yıllarında hep biz olurduk bu başlıkta.
o zaman şunu diyoruz:

seni kalbimden kovdum..
devamını gör...


saçımın akına bakma sultanım on sekiz yaşına girmiş gibiyim belki senden üç beş yaşlıyım amma zincire vurulmuş aslan gibiyim sen küçüksün sevda nedir bilmezsin şımartmışlar seni hatır kırarsın gönül kırarsın seni sevdim desem yar yar belki kızarsın ondandır karşında dilsiz gibiyim
devamını gör...

vimbıldın.
devamını gör...

kamelot grubunun çok sevdiğim bir şarkısıdır ve ilk "ciddi" albümleri the fourth legacy'de yer alır. yani grup bundan öncesinde pek de profesyonel bakmıyormuş olaya ve 90'ların en sonlarının da sonlarında çıkan bu albümleriyle ilk kez büyük oynamışlar ve sonra alıp yürüdüler, meşhur ve elit bir grup oldular zaten. ben bu 90'ların sonları ve 2000'lerin başlarındaki kamelot'u çok ayrı seviyorum ya. kesinlikle kalburüstü bir power metal grubuydular. son birkaç albümleriyle birlikte gruba olan ilgim maalesef ortadan kayboldu. roy khan gibi sihirli sesli bir vokalistleri yok artık ama asıl sebep bu değildi gruptan soğumamda zira tommy karevik'li ilk albümleri silverthorn'u da çok beğenmiştim. sonra kadim büyüleri, arkaik gizemleri terk edip über teknolojili fütüristik temalara eğildiler ve müzikleri de eskisi kadar albenili gelmemeye başladı bana.

başlığın konusu olan ve alttan dinleyebileceğiniz parça gibi nefis eserleri için gene de çok teşekkür ederim kamelot'a. cidden benim açımdan özel bir müzikal miras bıraktılar geriye ve gençliğimin vazgeçilmez müzikal topluluklarından biriydiler.

devamını gör...

beni bu dünyadan değilim.
devamını gör...

insanı yükseklere çıkaran en mahrem karşılıklı hissin olumsuz sonuçlanmasının sanırım sevdaya dahil olduğunu demiş şair.

ayrılık gerçek bir sevdada sevdaya dahildir. flörtlerde datelerde değil yani. kime, neden , niçin yanında oldugunuzu samimiyetle anlamadıkça boşluğu, birazcık denk gelişleri, cinselliği sevda sanmayın. atilla başkan bunların farkında mıydı? gazlı bir şair miydi? bilemiyorum ancak sağlam bir anlatıcıdır.
devamını gör...

ayrılık, sevmekten vazgeçmek değildir aslında, sevmeyi susarak sürdürmektir. adını anmadan, sesini duymadan, ama her şeyde onu görerek… ve işte tam burada, sevda büyür.
“ayrılık sevdaya dahil” çünkü bazı aşklar yan yana değil, iç içe yaşanır. çünkü bazı kalpler, ancak eksilince ne kadar dolu olduklarını anlar. ve bazı gidişler vardır ki insanı terk etmez, insanın içine yerleşir.
devamını gör...

şeb-i yeldayı müneccim ile muvakkıt ne bilir,
mübtela'yı gâm'a sor kimi geceler kaç saat.
(en uzun geceyi falcılık yapan kimse ile takvim düzenleyen kişiler ne bilir,
üzüntüye tutulmuş kişiye sor bazı geceler kaç saattir)babil'de ölüm, istanbul'da aşk kitabından.
devamını gör...

merhum müslüm gürses'in girizgah ve ara nağmelerde oryantal tınıları kullandığı şarkısı.
devamını gör...


“tek tesellim, ölümden sonra hiçlik ümidiydi. ben ki henüz yaşadığım dünyaya bile alışamamışım, bir başka dünya neyime yarardı benim?”
devamını gör...

çanta delisi bir insan olarak büyük–küçük fark etmeksizin elime ne geçerse koyarım. elimde olsa kaniş köpeği gibi kendimi de çantamda gezdiririm.

çantamda olmazsa olmazım ise; lanet ince telli ve sık sık dolaşan saçlarım için küçük bir tarak, hareket ettikçe gözlerini açıp kapatan temu’dan getirttiğim, uzaktan eğitimle barbie olmaya çalışan mini aynam, nedense yanımda biber gazı taşırcasına kendisine sonsuz güven duyduğum vişneli dudak nemlendiricim, artık üretilmeyen yetim hakkı bile kalmamış nude tonlarındaki flormar rujum, tek fısta bile kalıcı olup ozon tabakasına kadar yayılıp antipatik iklim aktivisti (bkz: greta thunberg) denilen veledi etkisiz hale getirecek mini parfümüm, dolu ya da boş gösterişli gözlük kabım (genelde içinde solüsyonlu lens kabım olur), airpods’um ve şarjı biterse diye yedekte taşıdığım kablolu kulaklığım, telefon şarj aleti... o gün hasbelkader hayatımın aşkını bulurum ve öpüşürsek diye çilekli ya da bin beladan koruyan, okunmuş naneli şekerim; “sevgili günlük, ablam beni dövdü” yazmak için mini bir ajandam ve yazmayan tükenmiş kalemim, sırf hemcinsim benden ister de yok diyemem diye ya da acil zamanlar için sakladığım pedlerim... yazarının bile yazdığını unuttuğu absürt hikayelerden oluşan, rastgele seçtiğim kitaplarım en son mert durmazer’in geriye ne kaldıysa kitabı vardı.

sürekli iki yaşındaki çocuk gibi yemek yerken üstüme bir şey döktüğüm için bok gibi kokan ıslak mendilim ve kuzulu peçetem; en son ne zaman çantama attığımı hatırlayamadığım, muhtemelen tarihi geçtiği için öldürerek başımın ağrısına son verecek iki adet parol’um, erkeğini etkileyip etkiledikten sonra avlayıp ağına düşüren karudul böceği etkisinde olan alıntı defterim ve alıntı defterimin içinde bulunan bakıp bakıp "analar neler doğuruyor be" dediğim bana ait mini fotoğraflar, kitap ayraçlarım...

her ihtimale karşı (ihtimaller; eve gidememe, ağlama sonrası makyaj akması, ansızın gelişen date, kıyamet kopması, düşman kem gözlerine güzel görünme) göz kalemi, eyeliner, maskara, bb krem ve güneş kreminden oluşan göz kanatan neonlu makyaj çantam... kaybetme ve göt korkusundan, cüzdan dışında kefen param kadar paranın olduğu yedek cüzdanım, seneler önce 1 tl’ye aldığım, yapışkanı tükürük etkisi bile yaratmayacak yara bandım, yazın çantanın içinde erimekten başka bir boyut kazanmış en sevdiğim çikolatam ya da ezile ezile kırıntısı bile kalmamış çubuk krakerim (niyet ve inat ettim, sizi hala yemeyeceğim)... sigaram ve “yananı görür allah” şarkısına inat üretilmiş çakmağım, sarı lacivert kanaryalı ve garfield'lı anahtarlığım ve son olarak ergenlerin manitasının bileğine taktırdığı lastikli siyah tokam.

kadın olmak zor azizim. karnımızda sizi, sırtımızda memelerimizi taşıdığımız gibi omzumuzda da dünyanın yükünü taşıyoruz* işte bu yüzdendir, cennet anaların ayaklarının altındadır.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim