zaman tüneli

abi senin itlik köpeklik için yazdığına dünyada inanmam. bir kişinin dahi inanacağını sanmam. eşinle birlikte çok tatlısınız siz ya. itlik köpeklik demiş bir de . duy da inanma.

bir sebebi yok. beş yıl önce denk geldik hâlâ ara ara yazarım. sevmeyen de çok beni seven de... bilmiyorum dolayısıyla.

tanım yapmadım diye bu tanımımı silerler moderatörler muhtemelen. canları sağolsun.
devamını gör...

tuzlama.
ezogelin.
stracciatella.
devamını gör...

ursula le guin'in harika eseri. daha önce karanlığın sol eli'ni okumuştum. bu kadının hayal gücü gerçekten çok iyi. kurgusu olsun, kurguladığı evrene ve işlediği konulara hakimiyeti olsun muazzam gerçekten. okurken ben böyle bir kitap yazacak olsam en az 5 6 sene bu konuyla ilgili ancak 150 200 kitap okumam lazım ki böyle bir şey çıkartabileyim diye düşündüm. cidden saygı duydum.

kitaba gelince gördüğü rüyalarla gerçekliği değiştiren bir abimiz rüya görmemek, rüyalarını baskılamak için ilaç kullanır ve yasal sebeplerle psikolojik tedaviye başlar. elemanın bu müthiş yeteneğini fark eden psikoyatr zamanla hipnozla verdiği telkinlerle adamı kullanarak hayalindeki dünyayı oluşturmak ister. her seansta dünya adım adım değişmekte ancak abimizin bilinçaltı verilen komutları bazen saptırmakta ve istenmeyen gerçeklikler ortaya çıkmasına sebep olmaktadır.

beyne bağladığı arttırıcı adlı makine ile beyin sinyallerinin şablonunu çıkararak bu olayın sebebini arayan doktor ve onu durdurmak ve kendi kendi rüyalarından kurtulmak isteyen orr abimizin hikayesi. yalın sade, akıcı ve etkili bir dille anlatılmış kaliteli bir eser. sanırım filmi de varmış. kitabını sabah bitirdim akşama da filmini izlerim artık. nasıl perdeye dökülmüş çok merak ettim.

okuyun.
devamını gör...

üstadım. sence de çıtayı fazla yükseltmiyor musun? #3869846
devamını gör...

delpiyerro'lu, irzaghi'li, jidanlı, sidorf'lu, davids'li juve yok ortalarda. daha mutevazi bir juve var..
devamını gör...

şu ara canım çok fazla acılı tavuk çorbası çekiyor. ve işkembe başlığına o kadar yazdınız ki onu da istiyorum. evime gider gitmez ilk işim, salçalı ve bol acılı tavuk çorbası yapmak olacak. insan eskiden sevmediği şeyleri zamanla sevebiliyormuş.
devamını gör...

itlik köpeklik.
devamını gör...

ekşide de yazarım uluda da. ekşi dediğiniz yerde her türlü adam var. 2017'den sonra, daha doğrusu dürümcü yönetimi devraldıktan sonra ekşi sözlük çok bozdu. ak trol - ok trol yuvası haline geldi. uludağ sözlüğü ise allah ıslah etsin. ibda c militanından tutun sapık otuzbirci incellere kadar her türlü tip var. ha yanlış anlaşılmasın tabi çok düzgün insanlar da var.

normal sözlük daha düzgün inanın bana. bence en temiz sözlük olabilir bu diğer ikiliye göre.
devamını gör...

sözlükte hiç zenci moderatör olmaması meselesini ben biraz çoksesliliğin talep edilmesi üzerinden okuyorum. çünkü işin ironik tarafı şu, modların yalnızca numaralı nicklerini biliyoruz, ten renklerini değil.. varsa siyasi görüşlerini, duygularını, hayata nereden baktıklarını da bilmiyoruz. belki de zaten mesele bu görünmezlikte yatıyor.

ama yine de insan düşünmeden edemiyor. çokseslilik sadece kullanıcı sayısıyla mı olur, yoksa düşünce renklerinin çeşitliliğiyle mi..? moderasyon dediğin şey yalnızca düzen sağlamak değil, kültürü, tonu, sınırları da belirlemek. o yüzden tek tip bir bakışın farkında olmadan yerleşmesi ihtimali kafamı kurcalıyor.

belki de çözüm, moderatörlerin biraz daha bizim aramıza karışmasındadır. rozetsiz, yetkisiz, sıradan bir yazar gibi yazmaları… düşünce renklerini entry’lere sızdırmaları... yapıyorlar mı, bilmiyorum, ben henüz yeniyim, işleyişe çok hakim sayılmam. ama yapmıyorlarsa bile yapılabilir bir şey gibi geliyor.

sonuçta bir sözlükte çokseslilik gerçekten zenginliktir. görünür olmasa bile hissedilen bir çeşitlilik. aksi halde düzenli ama ruhsuz, steril ama tek tonda bir yer olur. ve sözlük dediğin şey biraz da seslerin birbirine değdiği yerdir.
devamını gör...

daha önce başlığına yazdığım için bu şarkıyı güne bırakıyorum. galiba bir yerlerde birileri dinlemekte...
devamını gör...

danilo yu, arda şefi hiç duymamış erkektir.
göz kararı tuz, bir tutam sarımsakla parayı buluyor adamlar.
devamını gör...

ekşide yazar olana kadar ara durak
devamını gör...

eğer bir martı sormuyorsa soruda bir tuhaflık yok bence.
devamını gör...

küçük sözlüklerde yazma motivasyonum çok büyük laflar etmekten gelmiyor zaten. aksine, iddiasız olma ihtiyacından doğuyor. küçük sözlükler bana steril bir alan sağlıyor, az insan, az gürültü, az kaos... kalabalık büyüdükçe anlamın seyrelmesi gibi tuhaf bir durum var, burada pek yaşanmıyor. kimsenin cümlelerini parlatmak için birbirinin üstüne basmadığı, egosunu entry formatında pazarlamadığı bir ara bölge burası.

büyük sözlüklerde -ismi malum- yetmiş iki milletten insan var, bu güzel bir şey olabilirdi. ama çoğu zaman değil. orada yazmak, fikrini söylemekten çok saçma tiplerin saçma egolarıyla güreşmek gibi. konudan bağımsız ben buradayım deme yarışları, gereksiz sertlik, kronik bilmişlik… insan bir noktadan sonra ne yazdığını değil, kimin ne anlayacağını düşünür hale geliyor. bu da yazının doğasına aykırı..

küçük sözlüklerin ironisi şu: kimseyi etkileme derdin yokken daha samimi oluyorsun. okunmama ihtimali özgürleştiriyor insanı. daha az görünürlük, daha az savunma mekanizması demek. çelişkili düşüncelerini düzeltme ihtiyacı hissetmeden bırakabiliyorsun oraya. kimse seni köşeye sıkıştırmıyor, kimse yanlış yerden düşündün diye tepene binmiyor.

belki de mesele şu, küçük sözlükler yazara, büyük sözlüklerin unuttuğu bir şey veriyor-rahatlık. yazıyorsun çünkü yazmak istiyorsun, var olmak için değil. ve bu fazlasıyla ironik.. daha az insanın olduğu yerde, insan kendisiyle daha kalabalık kalabiliyor.
devamını gör...

işsizlik vergisidir. işsiz olanın cezalandırıldığı tek yer türkiye olmalı.
devamını gör...

galatasaray şampiyonlar ligi'nde en son 2013-14 sezonunda son maçta juventus'u istanbul'da yenerek gruplardan çıkmıştı.



o tarihten bu yana gağassaray gruplardan hiç çıkamadı. 2025-26 sezonunda 36 takımlık tek ligde sonraki tura kalabildik ve rakip yine juventus.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

2012-13 sezonunda da gruplardan çıktığımızda bütün camia 2. turda schalke'nin çıkmasını istiyordu ve rakip de schalke olmuştu. aklıma lütfi arıboğan'ın kurada schalke çıktığında gülümsemesi geldi:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kimse atletico'yu istemiyordu ve juve geldi. eskiden drogba vardı şimdi osimhen var. bence şartlar gayet müsait.

kurada bizi çektiklerini gördüğünde chiellini'nin "sanırım sıçtık" tebessümü de müthişti bu arada. ahahah

konstantrasyon:



bu arada gağassaray bu turu geçer ve son 16'ya kalırsa o turda elense bile fazladan 11 milyon euro alacak.
devamını gör...


"bu üçten ilk ikisi sallantıda ve sarkık, üçüncüsü ise kararsız ve kalkıktır. bunlardan hüsranını tanımağa namzet kalkış neticesini idrake mahkûm edildiği halde yüzüne henüz karar vicahen tebliğ edilmemiş olan pyd görünüyor. ilk ikisinin ne olursa olsun, herhangi bir şeyi tanıma yeteneği bulunmamaktadır. işlerin neden bu tarzda döndüğünün tarihi, siyasi, sosyal, felsefi, ekonomik, sosyolojik, sebepleri var; ama ben size vaziyete ışığı kestirmeden tutacak esaslı bir sebep göstereyim: hayatlarını ipotek etmeksizin yaşayamamaktan maada bunu bahşişe konabilmek mukabili yapan ve netice olarak hayatlarının rehinciye terkinden saadet hissi alan kimseler ikballerini akp’nin ve mhp’nin ayak sürüyüşünde arayanlardır. pyd bünyesinde ise yaşayabilme imkânlarını hayatlarına ipotek koydurmadıkları miktarda kullanabileceğine inanan kişiler bulunuyor. uçuk-kaçık sözler mi bunlar? uçmayanların ve kaçmayanların tansu çiller’e refah-yol hükümetine rıza göstermediği takdirde divan-ı harbe gideceği tehdidini savuranlardan ibaret kaldığını düşünenler nazarında, evet. çok şey değil, hemen her şey günlerimizin bilinçsizliğin ve duyarsızlığın süslediği şekliyle geçmesine sebep oluyor. meselâ görünürde türkiye’nin alacağının neden sadece üçün biri olup da, dördün biri olmadığını merak etmiyoruz. dördüncüsünü, chp’yi neden zikre ve ikrara ihtiyaç duymuyoruz? bir yandan türkiye’nin çok partili seçime geçtiği 1946’dan beri girdiği hiçbir seçimi kazanamadığı öne sürülen, diğer yandan tc devletinin anaç partisi, tc resmiyetinin öz partisi olduğu iddia edilen chp neden hesap dışıdır? dünya sistemi onu 27 mayıs 1960 sabahı kullanışsız şekle getirdi, pratik değerini kaybetti. görünürde dp iktidardan düşürülmüştü. gerçekte yok edilen chp’nin dp’yi seçim yenilgisine uğratma imkânıydı. 27 mayıs 1960 hareketi bir tür asriliğin türk milletinden güç alma ihtimalini ortadan kaldırdı. asrilik ancak dünya sistemi lehine görev almağa hazır unsurların birbirleriyle itişmelerine yakıştırılan şey olarak ve türk topraklarını zapt ü rapta yarayan bir güç haline gelerek kabul gördü. bilinçsizlikle ve duyarsızlıkla süslenmiş bir algılama bölgesinde benim yapabileceğim bir iş var mı? hayır, yok. bu yazıyı yazmağa giriştiğimde size kendimin niçin gerek akp’ye ve gerekse mhp’ye hayat sahası temin eden dinamiklere uzak, giderek düşman olduğunu, buna mukabil pyd’nin parlaklığını sağlayan dinamiklerle ne derecede dost, o dinamiklerle nasıl içli dışlı olduğunu izah etmek niyetindeydim. yazı ilerledikçe niyetlendiğim şeyi başarmağa güç yetiremeyeceğimi fark ettim. yazarlık hayatımın ilk gününden itibaren yanlış anlaşılma ihtimaline kötü gözle bakmadım. okurun bildiğini okuması beni tedirgin etmedi. yeter ki, bir şey anlama zevkine talip olunsun. geçen zaman haysiyet kaybı korkusu getirdi bana. birileri içlerine çektiği zehri yüzüme üfürsün istemiyorum. bahaeddin nakşibendi’nin müritlerinden biri şeyhe şunu söylemiş: “efendi hazretleri, bize çok güzel, çok manalı sözler söylüyorsunuz; ama bize bunları nasıl anlamamız gerektiğini öğretmiyorsunuz”. şeyhin cevabı şu olmuş: “evlâdım, ben sizin önünüze lezzetli ve nadide meyvelerle dolu bir sepet koyuyorum. sen de bana bunları bizim için yeyiver diyorsun”. bu naklettiğim hikâye benim halimi izah eder mahiyette değil. çünkü ben şimdiye kadar kimin önüne armut sepeti koymuşsam dünyadaki bütün armutların sapı, kimin önüne üzüm sepeti koymuşsam dünyanın bütün üzümlerin çöpü şikâyet konusu oldu. peki, o sulu armutlara, o rengârenk üzümlere ne oldu? onların hepsi gövdeye indi."

(ismet özel, 20 mayıs 2016 'istiklal marşı derneği")

edit: i.m.d. portalı yazıyı siteden kaldırmış, bir haber portalı -analiz adı altında- yazıyı sitesine alintilamasa kaybolup gidecek? -bu mel'anet de- bizi dernekten kovduranların bir tertibi olarak kayda geçsin!.
devamını gör...

az bekleyin beş on yıla robotlar gelir. bu tartışma da biter.
devamını gör...

juventus'un fikstürüne dikkat çekmişler. çok güzel denk gelmiş:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

dolayısıyla galatasaray'ın şansının az olmayacağı maçtır.

turu sanki juve geçermiş gibi geliyor. yıldırım aynı noktaya iki kere düşmezmiş azizim.

gs'ye başarılar.
devamını gör...

hiç akıllı da yok.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim