zaman tüneli
bir işten anlayıp çaktırmamak
zaten çaktıran biriysen işin zor müşterin çok olur.
devamını gör...
hikayeyi devam ettir
kafası karışık en yakın ilçe teşkilatına kendinden emin adımlarla yürümeye başladı...
devamını gör...
3 çocuklu kadının her yerde haklıyım tavrı
örneklemler çoğaltılmalı, diğer üç çocuklu annelerle bir üç çocuklu anne grubu, bir çocuklu anne grubu ve çocuksuz kadın grupları oluşturarak psiko-sosyal deney yapılmalı düşüncesindeyim. bir tanesinden yola çıkarak tespit zor..
devamını gör...
ekşicilerin gram altın 3000'lere düşecek demesi
kişisel fikrim bu bir çöküş değil düzeltme hareketi. 3k imkansıza yakın bir seviye olur.
detayını chat gtp ye sordum.
kritik destek seviyeleri (ons altın – dolar)
yakın destek: ~$4,470 – $4,480
bu band, kısa vadeli alım bölgesi olarak takip ediliyor; fiyat burada tutunursa düşüş baskısı zayıflar.
bir sonraki güçlü destek: ~$4,430 – $4,410
50-günlük hareketli ortalamaya denk geliyor; burası kırılırsa satışlar güçlenebilir.
psikolojik kritik seviyeler:
~$4,075 – $4,080 – önemli destek alanı
~$3,880 – $3,890 – orta vadeli büyük destek (trend alt bandı)
uzun vadeli ana destek:
yaklaşık $4,000 seviyesi – psikolojik ve teknik denge bölgesi
daha derin olası destek: ~$3,980 – $3,950
detayını chat gtp ye sordum.
kritik destek seviyeleri (ons altın – dolar)
yakın destek: ~$4,470 – $4,480
bu band, kısa vadeli alım bölgesi olarak takip ediliyor; fiyat burada tutunursa düşüş baskısı zayıflar.
bir sonraki güçlü destek: ~$4,430 – $4,410
50-günlük hareketli ortalamaya denk geliyor; burası kırılırsa satışlar güçlenebilir.
psikolojik kritik seviyeler:
~$4,075 – $4,080 – önemli destek alanı
~$3,880 – $3,890 – orta vadeli büyük destek (trend alt bandı)
uzun vadeli ana destek:
yaklaşık $4,000 seviyesi – psikolojik ve teknik denge bölgesi
daha derin olası destek: ~$3,980 – $3,950
devamını gör...
hikayeyi devam ettir
ağlaması durduktan bir süre sonra libidosu yükseldi, odasına kendini kilitleyip ve yanına bir top peçete alıp sol elindeki telefonla videolu sohbetlere dalmıştı.
güvendiği kimse yoktu, ailesi yüzünden istediği hayatı yaşayamamıştı fakat yaşama sevincini hiç kaybetmemişti, odası onun en iyi ve en çok zaman geçirdiği yerdi.
güvendiği kimse yoktu, ailesi yüzünden istediği hayatı yaşayamamıştı fakat yaşama sevincini hiç kaybetmemişti, odası onun en iyi ve en çok zaman geçirdiği yerdi.
devamını gör...
lyrica
bunun kullanımı arttı. beş on tane içen bile var. bildiğin uyuşturucu.
devamını gör...
sevgilisi olmayanların 14 şubat'ta yapacakları
küçük kızım hem sevgilim hem eşim olanla sarılıp uyumak istiyorum. daha güzel ne olabilir ki? bunlar sayılır mı?
devamını gör...
hikayeyi devam ettir
gözlerinden yaşlar akarken kendi kendine 40 yapar diye mırıldanıyordu aklına nereden geldi bu 40 yapar bilmiyordu. gözlerinden akan yaşlara ise burnundan akan sümükler eşlik ediyordu artık.
devamını gör...
bir işten anlayıp çaktırmamak
işte,askerde çok işe yarar.
devamını gör...
ekşicilerin gram altın 3000'lere düşecek demesi
500 lira verip tuttuğu takımı izlemek için üyelik alamayan, her maç başlığında kaçak yayın linki dilenen ama başka başlıklarda aylık 8k dolars kazandığını iddia eden, hergün yeni bir savaş başlığı açıp sürekli üçüncü dünya savaşına kadar bağlayan ekşici ulemalara güvenip ona göre yatırım yaparsanız amazon ormanlarında yaşayan kabileler gibi elde mızrak kasede yaprakla ortada kalırsınız.
devamını gör...
3 çocuklu kadının her yerde haklıyım tavrı
kadın gayet sağlıklı , çocuklarını her koşulda beslemek kadar doğal bi şey yok , napçaktı elma soymayıp masküler tarafını mı göstercekti , bence sen yap onu , azıcık erkek ol ve kadını bir an olsun rollere sokma , rahat bırak!
- ne? masaya ekmeği erkek getiriyor mu? ulan masa zaten o kadın!
- ne? masaya ekmeği erkek getiriyor mu? ulan masa zaten o kadın!
devamını gör...
hikayeyi devam ettir
yaptıklarından büyük üzüntü duyuyordu. çok pişmandı.
sonra aklına bahçeli'nin püskevit konuşması geldi daha da üzüldü. gözlerinden akan yaşlara engel olamıyordu.
sonra aklına bahçeli'nin püskevit konuşması geldi daha da üzüldü. gözlerinden akan yaşlara engel olamıyordu.
devamını gör...
sanat galerisine girerken görüntü kirliliğine dikkat
galeriyi elinde poşet vb olmadan ve montunu elinde taşımadan gezmen gerek. bunu görsel olarak yalnızca eserlere odaklanma, ziyaretçinin odağının dağılmaması gibi şeylerle açıklayabiliyoruz. bu tamamen işe, kişi psikolojisine, temel bir saygı ifadesidir. bu seviyede bir toplum için yazarlar başka hangi gerekliliklerden bahsetmek ister?
devamını gör...
aynada kendini görememek
rüyada imgesel olarak kimlik yitimini sembolize eder.
bilincin ego için son savunma hattı, kimliğin yıkımına duyarsızlaşmadır. duyguların paralize olması, yıkıma karşı normal olmayan bir tepkisizlik sağlar. bundan sonra gölge konuşmaya başlar; yeni kimliğin inşası.
rüyada bu tür şeyler görmek çoğunlukla kendine yabancılaşmanın nihai basamağını temsil eder; bilinçdışından bir mesaj var, okumak ister misiniz?
bilincin ego için son savunma hattı, kimliğin yıkımına duyarsızlaşmadır. duyguların paralize olması, yıkıma karşı normal olmayan bir tepkisizlik sağlar. bundan sonra gölge konuşmaya başlar; yeni kimliğin inşası.
rüyada bu tür şeyler görmek çoğunlukla kendine yabancılaşmanın nihai basamağını temsil eder; bilinçdışından bir mesaj var, okumak ister misiniz?
devamını gör...
milf denince akla gelenler
(bkz: olgun seks tanrıçası)
devamını gör...
tanrı'ya sorulacak tek soru
(bkz: hanisin)
devamını gör...
seri katil kültürünün bizde olmaması
başladığımız bir işi sürdürme kültürümüz olmadığındandır. şimdi kim uğraşçak ya ! ...
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
birazdan yazacaklarımı okumadan geçebilirsiniz. baştan disclaimer vereyim sonra; “vaktime yazık, derdini silkeyim, buraya yazacağına psikiyatriste git, sözlükte de ne çok ağlak var…” gibi düşünceler peyda olmasın o eşssiz ve kimsenin düşünmediğini sadece siz düşünüyorsunuz sanan beyninizde.
yazmaya geçmeden önce bir nüans paylaşayım. bir kafede oturuyorum şu an ve bir teyze yanıma geldi. elinde üç beş tane kalem. satıyormuş gibi yapıp dileniyor. para verdim. “teyze dedim kedim hasta ona dua et olur mu?”
ne demişler “sadaka bin belayı def eder.” etsin diye verdim evet. son zamanlarda çaresizlikten neye inanacağımı bile şaşırmış durumdayım.
dışarı çıktım. aklım evde kalmış olsa da belki biraz kendimi toplarım diye. kendimi toplamam roket bilimi gibi bir şey. zor yani. sevdiklerim acı çekerken ve mutsuzken bu olayın gerçekleşmesi ışık hızının bulunması kadar imkan dışı. insan yine de, “yine de..” diyor. insan işte…
hastalıklı zihnimle beni seven ve önemseyen insanlara yeterince eziyet ettiğim için biraz da buraya kusayım istiyorum dertlerimi. ama farkettiyseniz, nereden başlayacağımı tam bilemiyorum. gelişine yazacağım. plansız ve spontane. zaten hep böyle değil miyimdir?
kedim hasta. annem hasta. benim de birden fazla “hasta” olarak nitelendirebileceğim sorunlarım var. her şey belirsiz… kendimi şu an çerçevenin dışına alıyorum ve “size gelen bana gelsin annecim ve oğlum.” diyorum. bunu günlerdir o kadar içten diliyorum ki gerçekleşmesi lazım artık.
şu “korktuğunun başına gelmesi” söz öbeğini kim ortaya attı? bu düşünceyi ilk kim buldu ve söyledi? kendisine çok öfkeliyim. bunu söylerken benim gibi hemen hemen her şeyden korkan hastalıklı bir beyini hesaba katmadı sanırım. hayatımı silkti, sağolsun.
korkuyorum evet. şu an her şeyden ölümüne korkuyorum. korkudan zaman zaman ellerim titriyor. bedenimin her yerinde hissediyorum korkuyu. tamam abartılar insanıyım ama insanım be neticede. olmayı ben tercih etmedim, bir primat olarak kalabilirdim ben bana kalsaydı ama madem insan oldum bırakın insana özgü duyguları da yaşayayım. hata yapabilme, olumsuz düşünebilme, bazen kendini salabilme ve bazen pes edebilme hakkım olmalı diye düşünüyorum. bazen kendimde devam edecek gücü bulamıyorum. o gücü bulmak için dönüp baktığım iki varlık da… “hasta.”
yoruldum mesela. anlaşılabilir bir şey mi bu? bence yeterince. neyse.
özür dilerim ama yine ben. yine. ben. özür dilerim.
yazmaya geçmeden önce bir nüans paylaşayım. bir kafede oturuyorum şu an ve bir teyze yanıma geldi. elinde üç beş tane kalem. satıyormuş gibi yapıp dileniyor. para verdim. “teyze dedim kedim hasta ona dua et olur mu?”
ne demişler “sadaka bin belayı def eder.” etsin diye verdim evet. son zamanlarda çaresizlikten neye inanacağımı bile şaşırmış durumdayım.
dışarı çıktım. aklım evde kalmış olsa da belki biraz kendimi toplarım diye. kendimi toplamam roket bilimi gibi bir şey. zor yani. sevdiklerim acı çekerken ve mutsuzken bu olayın gerçekleşmesi ışık hızının bulunması kadar imkan dışı. insan yine de, “yine de..” diyor. insan işte…
hastalıklı zihnimle beni seven ve önemseyen insanlara yeterince eziyet ettiğim için biraz da buraya kusayım istiyorum dertlerimi. ama farkettiyseniz, nereden başlayacağımı tam bilemiyorum. gelişine yazacağım. plansız ve spontane. zaten hep böyle değil miyimdir?
kedim hasta. annem hasta. benim de birden fazla “hasta” olarak nitelendirebileceğim sorunlarım var. her şey belirsiz… kendimi şu an çerçevenin dışına alıyorum ve “size gelen bana gelsin annecim ve oğlum.” diyorum. bunu günlerdir o kadar içten diliyorum ki gerçekleşmesi lazım artık.
şu “korktuğunun başına gelmesi” söz öbeğini kim ortaya attı? bu düşünceyi ilk kim buldu ve söyledi? kendisine çok öfkeliyim. bunu söylerken benim gibi hemen hemen her şeyden korkan hastalıklı bir beyini hesaba katmadı sanırım. hayatımı silkti, sağolsun.
korkuyorum evet. şu an her şeyden ölümüne korkuyorum. korkudan zaman zaman ellerim titriyor. bedenimin her yerinde hissediyorum korkuyu. tamam abartılar insanıyım ama insanım be neticede. olmayı ben tercih etmedim, bir primat olarak kalabilirdim ben bana kalsaydı ama madem insan oldum bırakın insana özgü duyguları da yaşayayım. hata yapabilme, olumsuz düşünebilme, bazen kendini salabilme ve bazen pes edebilme hakkım olmalı diye düşünüyorum. bazen kendimde devam edecek gücü bulamıyorum. o gücü bulmak için dönüp baktığım iki varlık da… “hasta.”
yoruldum mesela. anlaşılabilir bir şey mi bu? bence yeterince. neyse.
özür dilerim ama yine ben. yine. ben. özür dilerim.
devamını gör...

