zaman tüneli

o zaman biz kaçar.
devamını gör...

bu keşif için akrabaların arkeolog olması lazım
devamını gör...

ikisinin yeri ayrı.
ayran simit güzel.
devamını gör...

kitap okuya okuya zeka geriliği başlamış eşlerdir. hiç mantık yok bunu yapanlarda.
devamını gör...

“yakınlığı belirleyen şey zaman ya da imkân değildir; sadece karakterdir. bazen yedi yıl yetmez bazı insanların birbirini tanımasına, ama bazılarına da yedi gün rahat rahat yeter.”

(bkz: akıl ve tutku)
(bkz: jane austen)
devamını gör...

son zamanlarda soru cevap oyununda mağlubiyeti bana alışkanlık haline getiren yazar. gönülden tebrik ediyorum. üstelik son derece de naif biri. kendisine nice güzel sözlükler diliyorum.
devamını gör...

yapılmaması gerekendir.
devamını gör...

ırkından-dininden dolayı çocuklar ve alman olmayan insanlara işkence edebilmek için çeşitli kamplar kurmuş (1933-45) (bkz: nazi kampları), renkli gözlü olmayan çocukları mürekkeple renkli göze çevirmek için denek olarak kullandıkları (bkz: josef mengele), gaz odalarında öldürdükleri insanların, uzuvları kesilip acı çekmelerini izledikleri insanların, canlı canlı fırınlara atılıp yakılan insanların, ve ayrıca toplama kamplarının %90 yahudi geri kalanlarda homoseksüel, ikiz, çingene, engelli ve normal insanların katliamını başlatan zat.

16 yaşındayken en büyük nazi kampına getirilen, gaz odası sırası gelmeden sovyetlerin kampı bulmasıyla kurtulan charles baron'un ağzından:

"+örneğin ne yiyip ne içerdiniz?

-sabah kahve. gerçek kahve değil tabii, ama kahverengi; sıcak olduğu zamanlarda ise pek mutlu olurduk. öğlen çalışma yerinde ya da pazarları çorba verirlerdi, arada sırada içinde et de olurdu, akşam yine çorba.
250-300 gramlık bir ekmekle beraber. 20 gram margarinimiz, 20 gram sosis ya da bir kaşık şekersiz reçel hakkımız vardı. zaman zaman sosis yerine yağsız peynir verirlerdi. sonra ekmeğe tüp peynir sürmeye başladılar. eridiği için hemen yenmeliydi, ertesi güne saklayamazdık.

+size en çok dokunan ne olmuştu?

-1943'te, bir gün, kampın alman komutanı, bize verilen yemeğin fazla olduğuna karar verdi. yiyeceğimizi kaldırdı ve yerine kimyasal jelatin ve kuru ağaç yaprakları kondu. suyun içine jelatin koyuyorlardı, jöle gibi bir şey oluyordu. içine atılan yapraklar şişince de yiyecek diye bunu veriyorlardı. kısa zamanda vücudumuzda ödemler başladı. kalbimiz buna dayanmıyordu. ne kadar zamanımız kaldığını öğrenmek için fransa'dan sürülmüş bir doktor buldum: "doktor ne kadar zamanım kaldı?". bu soruyu 17'sinde sormak hiç de kolay değil.. "eğer değişiklik olmazsa en fazla iki ay" cevabını verdi. sonra bir değişiklik oldu. yapraklar kayboldu ve eski yiyeceklerimizi vermeye başladılar. galiba cephane fabrikasının yönetimi, ölümler yüzünde iş aksamaya başlayınca şikayet etmiş. böylece daha önceden iğrenç bulduğumuz yemekler bize çok leziz gelmeye başladı.

+intikam duygunuz var mı?

-intikamım çocuklarım, torunlarım. ailemi yok etmek isteyenlere karşı intikamım bu. almanlarla nasıl gidiyor diye soruyorsan, çok iyi. genç almanlar evime geliyorlar. anne-babalarını da görüyorum. ama, dedelerini görmeyi reddediyorum. benim yaşımdaki almanları görmek istemiyorum. anılar intikamdır. "

tarihe kara leke olarak geçen bu olay şu anki iğrenç olaylardan sonra (bkz: epstein) birçok kişi hitler'i destekliyor. sırf yahudi diye öldürülmelerini destekleyen şu anki zihniyet, bugünkü durumun ta kendisidir.
devamını gör...

köylülerin ölmesini isterler. çok medeniler. hahahh.
devamını gör...

çöp kutusu bulana kadar çöpünü elinde taşır.
devamını gör...

1961 doğumlu italyan yazar ve oyuncu olarak bilinir; dizi, sinema ve tiyatro oyuncusu olarak da tanınmasının yanı sıra yazar kimliği ile de öne çıkmış ve 1994 yılından bu yana eserler vermeye devam etmiştir.

dilimize çevrilmiş kitapları da bulunmaktadır.

bazı kitapları

sen dünyaya gelmeden
sakın kımıldama
sabah denizi
kimse tek başına kurtulamaz
parıltı
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

artık kimse bir şey değildir,
yeniden bir şeyler olabilmek için
zaman geçmesi gerekir.

devamını gör...

#3874111

recep bu kafayla değil 24, 2444 sene daha iktidar olur. recep, harbiden muhteşem bir yerdesin sen. allah herkese böyle bir sürü nasip etsin. tam güdülmeye müsaitler böyle var ya.

eksisozluk.com/entry/181566050

gezi parkında siz o hakkı kaybettiniz. bana "çık telefonunu" diyenler anne sütü emiyorken ben ankara kızılaydaydım bu arada gezinin en fena günlerinde.

o günlerde anladım ki, bu toplum için hiçbir şeye değmez.

üzgünüm abicim, değmezsiniz. recep'e laf etmeye yemiyor tabii. gidip migros'a tweet atıyorsunuz.

hayır elinizin altında internet var. olayı 20 dakika araştırsanız mevzuyu çözersiniz. hâlen "işçi romantizmi" yapanlar var.


gaza gelenleri de işinden ediyorsunuz. iyi niyet yapacağım derken milletin ekmeğiyle oynuyorsunuz ki piyasanın üstünde veren bir firma migros bunu yukarıda da yazdım. migros kendi açıklamasını da sektörün içinden arkadaşlarımı teyit edecek şekilde yapmış.

ne güzel oyun oynuyordum. çaldınız ulan 20 dakikamı!

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bilgiye ulaşmak işte böyle kolay. tahmin ettiğimden de fazlasını vermiş migros. şimdi çalışanlar, oturun bu vasıfsız işçilerin aldıklarını siz alabiliyor musunuz acaba? otur düşün.

sonra da recebe anlatın derdinizi abicim. alan razı, veren razı. ben oy vermiyorum vallahi kendisine.

bu ülkeden harbiden bir halt olmaz.

dün itibariyle de 3. oturumu yapmışlar. muhtemelen son pürüzleri konuşuyorlar ya da sendika ilave hâk talep ediyor.

"dgd-sen" nerede kardeşim? ben göremedim.

tamam mor güzel bir renk ama morarmaya bu kadar mı bayılıyorsunuz anlamıyorum. haberin içeriklerini böyle okumadan sazan gibi atlıyorsunuz ya, bu yüzden recep çok şanslı. dezenformasyon'a inanılmaz düşen bir sürü bu toplum.

migros açıklamasına "devam etmektedir" demiş ve sendika dün attığı post ile bunu teyit etmiştir. yani migros, doğruyu söylemiştir.

mosmor rengin daha üst tonunu isteyenlere özelden çeşit çeşit renkler yaparım. telefon da çıkarıyorum bonus olarak!

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(bkz: şit di fak)
devamını gör...

senaryosu osman moustafa tarafından yazılmış ve aynı isim tarafından yönetilen yaklaşık 30 dakikalık kısa film.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

cihan yenici, başak aygün, gizem erdoğan, sertaç ayvaz, bülent keser ve neşegül nural balaban gibi oyuncular rol almış iken 2019 yılında yayınlanmıştır.

babasını kaybeden ve bir süre kendi içine kapanan genç bir adamın market alışverişi esnasında eline aldığı bir konservenin son kullanma tarihine bakması sonucu hayatında meydana gelen değişimler konu ediniliyor.

konusu basit gibi dursa da tam olarak bundan ibâret değil, gördüğü son kullanma tarihi onun iç dünyasında bir farkındalık yaşamasını sağlıyor, her şeyin, herkesin bir sonunun olduğunu, kendi hikâyesinin de bir gün bir yerde son bulacağını hatırlatıyor.

genç adamın hayatındaki insanlar onun varlığından ziyade onun tarafından sevilmeyi ya da sevilme ihtimâlini seviyor, ondan yararlanmak istiyorlar, yakışıklılığından, çekiminden, yarattığı etkiden, genç adam ise son kullanma tarihini gördükten sonra artık eski kendi değil, değişiyor...

hayatındaki insanların onu kendi menfaatleri için sevdiğini fark ediyor belki de, hayır demeyi öğretiyor ona konservenin son kullanma tarihi, hayatın sandığı kadar uzun olmadığını, bu hayatı kendisi için yaşaması gerektiğini öğretiyor sanki bu küçük konserve ona.

görsel açıdan iyi bulduğum bir kısa filmdi,
oyunculuklar samimi ve içtendi.

filmin ana fikri bence şuydu;

bir insanı tanımanın en iyi yolu belki de
onun istediği biri gibi olmamaktır...

herkesin ya da bazı insanların bir süresi vardır ve o süre dolduğunda, kişi kendisini bulduğunda, karşısındaki insana, insanlara, tolerans gösteremeyecektir, işte o süre insanın son kullanma tarihi olarak da düşünülebilir farklı bir açıdan bakarsak, bir yaştan, bir duygudan, bir eşikten sonra öncelikle kendini düşünmesi gerektiğini anlıyor insan.


devamını gör...

toplumumuzda 100 yıldır ırkçı bir kelime olarak hakaret odaklı kullanılsa da en az %40'ımız bir şekilde rum tohumuyuz.

(bkz: gerçeklerle yüzleşmek)
devamını gör...

senaryosu diablo cody tarafından yazılan ve jason reitman tarafından yönetilen 2018 yapımlı amerikan filmi;

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

başrolde ise charlize theron yer alır iken ana kadroda ise mackenzie davis, ron livingston, asher miles fallica, mark duplass ve lia frankland gibi oyuncular yer almaktadır.

filmimiz üç çocuk annesi bir kadının bebeği doğduktan sonra değişen yaşamını, tully adlı bebek bakıcısının onun hayatına girdikten sonra hayatında meydana gelen değişimleri konu ediniyor.

marlo iki çocuğu olan ve ev hanımı olmasının yanı sıra aslında başka bir mesleği de olan, evine bağlı, kendine özgü bir mizah anlayışı olan, üçüncü çocuğuna hamile, bazen keskin davranışlarda bulunan, eşini seven ve özgün bir insandır.

oğlu jonah ve kızı sarah biraz büyümüştür, oğlunun âsi davranışları vardır ve diğer çocuklardan biraz farklı ve hırçındır, okul hayatında bazı zorluklar yaşar ve öğretmenlerine de zorluklar yaşatır, okul yönetimi onun başka bir okula nakledilmesi gerektiğini vurgular, marlo karnı burnunda iken hem oğluyla ilgilenmek durumundadır, hem de yeni doğacak bebeğine kendini fiziksel ve psikolojik olarak hazırlaması gerekir.

marlo onu düşünen bir abiye sahiptir ve abisi kız kardeşinin bu zor süreci daha kolay atlatabilmesi için bir bakıcının yardımına ihtiyaçları olduğunu vurgular, gerekirse maaşını da o verecektir.

tully işe başlar ve bebekle arasında çok iyi bir bağ kurulur, ayrıca marlo ile de iki dost olmuşlardır, belki de birbirlerine baktıklarında, birisi eski halini, birisi de gelecekteki hâlini görmektedir, bir ihtimâl...

iki kadın arasındaki dostluktur, bazı dostlukların, bazı bağların bazen ansızın kopuşudur anlatılan, senin zor bir süreci atlatmana yardım eden insanın her daim seninle kalamayacağını hatırlatır filmimiz.

bahtiyar olsa da monoton bir hayat sürdüren marlo onu anlayan bir insanla tanışmasının ardından sanki hayata yeniden dönmüş gibidir, bakıcının yardımı sayesinde artık uyuyabilmekte ve kendisine biraz olsun vakit ayırabilmektedir.

bir gün tully ile felekten bir gece çalmaya karar verirler ve başlarına gelecek trajedilerden habersizdirler, filmimiz bağ kurduğun insanın her an çekip gitme ihtimâlinin olduğunu düşündürür ara sıra.

yalnızlık, dönüşüm, dostluk, aile kavramı, ebeveyn olmanın zorlukları, bağ kurmanın sonuçları gibi konular üzerine düşündüren bir filmdi benim için.

film hakkında kişisel fikirlerime geçiyorum;

konusunu farklı bulduğum bir film oldu,
oyunculuklar bence iyiydi, özellikle de charlize theron insanı etkileyen bir oyunculuk sergiliyor.


onun bakıcı tully'ye neden bu kadar değer verdiğini ise filmin sonlarına doğru anlıyoruz, onu çok sevmesinin ve ondan kopmak istememesinin tek nedeni belki de bu genç bakıcının onun evlenmeden önceki hayatından onun eski vâroluşunu anımsatan bir şeyi hatırlatmasıydı...

bazı repliklerini komik, bazı repliklerini duygusal bulduğum bir film oldu.

bazı sahneleri ise oldukça gerçekçiydi,
bisiklet sürdükleri sahne bence komik ve güzeldi...
devamını gör...

empati yapar, kıskanmaz, karakterlidir, dostuna ihanet etmek, aldatmaz, kimseyi sömürmeye çalışmaz, adaletlidir, dedikodu yapmaz...
devamını gör...

1564 yılında demonolog johann weyer tarafından yapılan ve dünya üzerindeki şeytanların sayısına dair kesin olmasa da bize aşağı yukarı bir bilgi veren nüfus sayımıdır.

isviçre doğumlu protestan bir fizikçi ve demonolog olan johann weyer 1564 yılında yaptığı bu sayımın sonucunu 1568 yılında yayımladığı de praestigiis daemonum et ıncantationibus ac veneficiis isimli eserinde yer vermiştir.

eduardo galeano'nun aynalar neredeyse evrensel bir tarih isimli kitabının 132. sayfasında bulunan şeytan müslümandır isimli bölümde johann weyer'in hristiyan ruhları helak etmek için yeryüzünde bulunan şeytanların 79 lejyona bölünmüş olduğu ve sayılarının yedi milyon dört yüz doksan bin yüz yirmi yedi adet olarak hesapladığını yazar.

ancak internet üzerinde kısa bir araştırma ile johann weyer'in bu sayıyı yedi milyon dört yüz beş bin dokuz yüz yirmi altı olarak hesapladığı da görülebilir.

aradaki fark elbette ki endişe verici. bu durum bizim farkında olmadığımız şeytanlarla bir arada yaşıyor olabileceğimiz fikrini korkunç bir gerçek olarak gözlerimizin önüne seriyor olabilir.

daha korkutucu olan ise luther taraftarları bu sayıyı 2,665,866,746,664 olarak hesaplamıştır. bu kadar şeytanla başa çıkmak elbette ki mümkün değildir.

dünyanın geldiği duruma bakarsak baş edememiş olduğumuz da elle tutulur bir gerçek haline geldi.

bu kadar hızlı bir şekilde çoğalmayı başaran şeytanlarla baş etmek için üç çocuk yapma fikri de çok mantıklı gelmiyor bana. daha radikal çözümler bulmak gerekiyor.

constantine 2'nin bir an önce çekilmesi bence yerinde bir tedbir olacaktır. kalıcı bir çözüm olmasa da bir rahatlama sağlayabilir.
devamını gör...

kendi vatandaşlarına zulmederken kapitalist ülkelere verdiği avrupanın üzerinde dolaşan komünizm hayaletinin korkusu nedeniyle batıda yaşayan insanların günümüz şartlarına göre refah içinde yaşamalarını sağlayan birliktir. ikinci dünya savaşı sonrası dünyanın liberal kutbu altın çağlarını yaşamaya başladı. tek maaşla aileler rahatlık geçinebiliyor, evlerini arabalarını alabiliyor, her yaz tatile gidebiliyorlardı. michael moore capitalism : a love story belgesinde bundan bahsediyor. bir fırsatını bulup göz atın.

sovyetler dağıldı, doğu bloğu çöktü, korkulan hayalet yerini casper'a bıraktı. kapitalizm vitesi yükseltmeye devam ediyor. aşk hikayesi olarak başlamıştı şu an hard core aşamasındayız. daha da şiddetlenecek. 1700lerin londrasına doğru bir gidiş bu.

sovyetlere giydirecektim konu kapitalizme döndü. fark etmez, vatandaşına insanca yaşam sunmayan tüm sistemler aynıdır benim nazarımda. sovyetlere de başka bir zaman giydiririm.
devamını gör...

hızlı zaten ama daha hızlısı lazım aga tık dedin mi her şey olacak.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim