zaman tüneli
maurizio maggiani
1951 doğumlu italyan yazar ve gazeteci olarak bilinir; yazar olmadan önce farklı meslekler de yaptığı bilinir iken yayınlanmış çok sayıda kitabı bulunmaktadır.

türkçe'ye çevrilen eserleri
çöl kitabı
benim de bir yaşamım var, en azından bir yaşamım oldu.
belki fazla ilginç değildi ama bir anlamı vardı.

türkçe'ye çevrilen eserleri
çöl kitabı
benim de bir yaşamım var, en azından bir yaşamım oldu.
belki fazla ilginç değildi ama bir anlamı vardı.
devamını gör...
yazarların kendisine yakıştırdığı renkler
rengarengim ben, gri haricinde her renk olur...
devamını gör...
anadolu huzura öcalan umuda
dem parti kanadı da ne kürdistan'ı ulan canınıza okurum derse ne gülerim ama. ulan harbiden eğlenceli bir ülkede yaşıyoruz.
devamını gör...
yazarların kendisine yakıştırdığı renkler
siyah, lacivert, elektrik mavisi, zümrüt yeşili, bordo.
devamını gör...
yazarların kendisine yakıştırdığı renkler
siyah,
devamını gör...
migren yüzünden ağlamak
yok öyle ilaçlık değildir o olay... karanlık ve ses dahi olmayacak bir ortamda, dinlenmek gerektirir. gençken ara sıra tutardı, kimsenin yaşamasını istemem.
devamını gör...
yazarların kendisine yakıştırdığı renkler
şarap kırmızısı. en sevdiğim renktir. kara kaşlı, kara gözlü, açık tenlilerin yani bizlerin rengi adeta.
başkaları da bana pembenin, mavinin ve hakinin yakıştığını söyler.
başkaları da bana pembenin, mavinin ve hakinin yakıştığını söyler.
devamını gör...
ariana harwicz
1977 doğumlu arjantinli yazar olarak tanınıyor olmasının yanı sıra senarist ve belgesel yapımcısı olduğu da bilinmekte iken kitaplarının farklı dillere çevrildiği de bilinmektedir.

türkçe'ye çevrilen kitabı
geber aşkım
yazmanın yahut kendimi pencereden atmanın hayatım üzerinde ne gibi hafifletici etkileri olabileceğini düşünüyorum.

türkçe'ye çevrilen kitabı
geber aşkım
yazmanın yahut kendimi pencereden atmanın hayatım üzerinde ne gibi hafifletici etkileri olabileceğini düşünüyorum.
devamını gör...
migren yüzünden ağlamak
böyle bir çaresiz ağrıyla sınanmayanların konu hakkında atıp tutmaması gerektiğini düşündüğüm başlık.
devamını gör...
jeffrey epstein
devamını gör...
migren yüzünden ağlamak
ağrı kesicinin iyi gelmediği durumdur maalesef. ağlamak da daha kötü yapıyor.
devamını gör...
migren yüzünden ağlamak
maalesef sıkça yaşadığım andır. öyle çaresiz kılıyor ki insanı, ne yapsan faydası olmuyor sadece kıvranıyorsun. elinde göz, kulak, baş ağrısı ve mide bulantısıyla mücadele edebileceğin hiçbir şey yok.
devamını gör...
insana bahşedilmiş en güzel armağan
kabullenme ya da adaptasyon. insan her şeye alışır.
devamını gör...
steam
fm'me dokunanın 7 sülalesini bir yerlere sokup çıkartırım.
devamını gör...
insana bahşedilmiş en güzel armağan
empati yeteneği.
gerçi bundanı olmayanlar da var, yapacak bir şey yok.
he bir de meme.
gerçi bundanı olmayanlar da var, yapacak bir şey yok.
he bir de meme.
devamını gör...
geber aşkım
bir ariana harwicz kitabıdır.
die my love ismiyle lynne ramsay tarafından filme alınan ve 2018 yılında benim şahsen çok önemsediğim ödüllerden biri olan uluslararası man booker ödülüne aday gösterilen bu roman bir kadının hikayesi en içten şekilde anlatır.
kitabı okurken aklımda hep virginia woolf vardı. sanırım birçok okur da benimle aynı fikirde göz attığım kadarıyla. hatta bazı okurlar haklı olarak benim çok sevdiğim yazarlardan biri olan clarice lispector ile de benzerlik kurmuşlar.
aslında çoğu kadın yazarın yaşadığı ve anlatarak kurtulmaya çalıştığı sorınlar anlatılıyor kitapta. yazar tıkanıklığı yaşayan, eşi ile sosyallikten uzak bir evde yaşamaya başlayan ve yeni anne olmuş bir yazarın sınırlarda dolaşan hikayesi anlatılır yazar tarafından.
bir yazarın yazmak için ihtiyaç duyduğu özgürlük duygusu ile bir annenin çocuğu, bir eşin evliliği ile üzerine abanan sorumluluk duygusu bir araya geldiği zaman elbette ki ya bir taraf çökecek ya da kişi kendini ağır bir depresyon içinde bulacaktır.
kesinlikle çok içten ve zekice yazılmış bir kitaptı.
die my love ismiyle lynne ramsay tarafından filme alınan ve 2018 yılında benim şahsen çok önemsediğim ödüllerden biri olan uluslararası man booker ödülüne aday gösterilen bu roman bir kadının hikayesi en içten şekilde anlatır.
kitabı okurken aklımda hep virginia woolf vardı. sanırım birçok okur da benimle aynı fikirde göz attığım kadarıyla. hatta bazı okurlar haklı olarak benim çok sevdiğim yazarlardan biri olan clarice lispector ile de benzerlik kurmuşlar.
aslında çoğu kadın yazarın yaşadığı ve anlatarak kurtulmaya çalıştığı sorınlar anlatılıyor kitapta. yazar tıkanıklığı yaşayan, eşi ile sosyallikten uzak bir evde yaşamaya başlayan ve yeni anne olmuş bir yazarın sınırlarda dolaşan hikayesi anlatılır yazar tarafından.
bir yazarın yazmak için ihtiyaç duyduğu özgürlük duygusu ile bir annenin çocuğu, bir eşin evliliği ile üzerine abanan sorumluluk duygusu bir araya geldiği zaman elbette ki ya bir taraf çökecek ya da kişi kendini ağır bir depresyon içinde bulacaktır.
kesinlikle çok içten ve zekice yazılmış bir kitaptı.
devamını gör...
yazarların kendisine yakıştırdığı renkler
siyah&beyaz ve haki.
devamını gör...


