zaman tüneli
galatasaray'ın 2017 yılında aldığı vergi affı
buradan
evet şu sıralar gs'li arkadaşlar erdoğana falan söyleniyor kante mevzusu için ama akp hükümetinin kendilerinin toplamda (2011, 2016 ve 2017) 530 milyon lira vergisini affettiğini unutuyorlar.
görüntüde yine akp'ye yanak okşatan gs başkanı dursun özbek'i görmekteyiz.
evet şu sıralar gs'li arkadaşlar erdoğana falan söyleniyor kante mevzusu için ama akp hükümetinin kendilerinin toplamda (2011, 2016 ve 2017) 530 milyon lira vergisini affettiğini unutuyorlar.
görüntüde yine akp'ye yanak okşatan gs başkanı dursun özbek'i görmekteyiz.
devamını gör...
dursun özbek'in yanak okşatması
(bkz: so what)
yanak okşatmanın bi ekstrasını görmedik
transferde araya girilmedi
ne yaptıysak özkaynaklarla yaptık
öyle ki şakır şakır yıldız indiren timur başkan bile içeri atıldı
cezalar, hakemler falan
anlatmaya gerek yok
soran olursa yapı var derler
yanak okşatmanın bi ekstrasını görmedik
transferde araya girilmedi
ne yaptıysak özkaynaklarla yaptık
öyle ki şakır şakır yıldız indiren timur başkan bile içeri atıldı
cezalar, hakemler falan
anlatmaya gerek yok
soran olursa yapı var derler
devamını gör...
6 şubat 2023
ne kadar uzak bir gün olarak kalmış, hayatta kalanın suçluluğunu iliklerinize kadar hissettiğimiz o kara gün.
sabahın köründe gelen mesajı anlamakta zorlandım, ne depremi ne 11 ili bu neydi neler olmuştu gece dondum kaldım. hayatımda ilk defa yakınımda olan insanların doğal afetle kayıplarına şahit oldum.. sevdiğim arkadaşımın birebir yaşadığı o korkunç anı anlatmasını dinledim.. ben sadece buradaydım gösterildiği kadarını gördüm duydum yandım belki de yaşamak o anın içinde kalıp da öncesini sonrasını bilmek.. düşüncesini bile kaldıramazken ben.. insanları bu acıyı yaşadı.
o gece öncesi hataysporla bir takımın maçı varmış bilmiyorum. o günlerde o maçtan sahneler düştü instagramda ne kadar mutlularmış diye yorumlar..
o günden bugüne değişmeyen her şey..
o zamanlar sevmediğim insanlara karşı daha negatif bir yerde duruyorken, hani tanımamış olsam enkaz altında diye can gitti diye yine üzülecektim dedim kendi kendime.. anlatabildiğimi sanmıyorum ben de bıraktığı bu anlayışı da.. öyle işte.
bazı acılar hepimizin için aynı yerden yanıyor. giden bir sürü can, herkesi yaktı.. belki tanışsak boğazınıa sarılacağımız o insanlar için yandık..
bir daha böyle acılardan sınanmayız demek isterdim ama maalesef.. her şey git gide daha da zor bir hal alıyor.
gidenlere rahmet diliyorum, sevdiklerini kaybetmiş olanlara sabır.. üzgünüm.
sabahın köründe gelen mesajı anlamakta zorlandım, ne depremi ne 11 ili bu neydi neler olmuştu gece dondum kaldım. hayatımda ilk defa yakınımda olan insanların doğal afetle kayıplarına şahit oldum.. sevdiğim arkadaşımın birebir yaşadığı o korkunç anı anlatmasını dinledim.. ben sadece buradaydım gösterildiği kadarını gördüm duydum yandım belki de yaşamak o anın içinde kalıp da öncesini sonrasını bilmek.. düşüncesini bile kaldıramazken ben.. insanları bu acıyı yaşadı.
o gece öncesi hataysporla bir takımın maçı varmış bilmiyorum. o günlerde o maçtan sahneler düştü instagramda ne kadar mutlularmış diye yorumlar..
o günden bugüne değişmeyen her şey..
o zamanlar sevmediğim insanlara karşı daha negatif bir yerde duruyorken, hani tanımamış olsam enkaz altında diye can gitti diye yine üzülecektim dedim kendi kendime.. anlatabildiğimi sanmıyorum ben de bıraktığı bu anlayışı da.. öyle işte.
bazı acılar hepimizin için aynı yerden yanıyor. giden bir sürü can, herkesi yaktı.. belki tanışsak boğazınıa sarılacağımız o insanlar için yandık..
bir daha böyle acılardan sınanmayız demek isterdim ama maalesef.. her şey git gide daha da zor bir hal alıyor.
gidenlere rahmet diliyorum, sevdiklerini kaybetmiş olanlara sabır.. üzgünüm.
devamını gör...
galatasaray'ın stadyumunu akp'ye borçlu olması
bilinen bir gerçek. üstelik fenerbahçeli cumhurbaşkanı erdoğan'a borçlular bunu. namı diğer toki arena.
buradan
buradan
devamını gör...
whatsapp'tan terk eden sevgili
karaktersizliğin altın vuruşunu yapmış sevgilidir. o kadar yemiş içmişliğimiz var, insan en azından son bir kez görüşür, alnından öper, öyle yollar. püüü sana.
devamını gör...
de bağlacını ayıramayan insan
aslında dahi anlamındaki -de/-da yazımının mantığını kavramak çok kolay fakat insanlar bilmiyor ya da unutuyor olabilir. bazen şaşırıyorum tepki gösterdiğiniz olayların küçüklüğüne. sanki üstte hissetmek için yargılayacak davranış arıyorsunuz.
devamını gör...
anı mükemmel yapan şeyler
buz gibi kutu bira, o, buz gibi şişe bira.
o, biraverle gelen bira bu arada. ooo biraver.
o, biraverle gelen bira bu arada. ooo biraver.
devamını gör...
demis roussos
hastasıyız babanın,,,,,
devamını gör...
fenerbahçe'nin cumhurbaşkanı'na teşekkür etmesi
başkanı yanak okşatansporlulara neden dert oldu anlayamadım ? hayır senin stadını toki yapmış açılışında erdoğan'ın şöyle bir konuşması var.
buyurun link

buyurun link

devamını gör...
anı mükemmel yapan şeyler
fenerbahçe nin yenmesi, şarap ve "o"...
devamını gör...
de bağlacını ayıramayan insan
erol evgin neden sevdiğine ne çektiğini saat birde gelip sormasını istiyor ki çok saçma.
devamını gör...
topcon
japon arazi ölçüm cihazları üreten firma.ürünleri leica ya da zeiss kalitesi ve hassasiyetinde degildir.ancak servis agı güçlü.
devamını gör...
de bağlacını ayıramayan insan
cümleye küçük harfle başladığın, özel isimleri küçük harfle yazdığın yer"de" buna mı taktın???? allah başka dert vermesin....
ps: mı ekini ayrı yazdım senin için.
ps: mı ekini ayrı yazdım senin için.
devamını gör...
eş seçerken burç uyumu gözetmek
cahillik göstergesi.
bir insan zaten hayatına girecekse, güzelleştirecekse ya da skp atacaksa çok da burcu ile alakalı olmuyor maalesef.
konu ile ilgili derinleşmek de isterdim ama cahillikle uğraşacak enerjim ve sinir sistemim yok, bazı şeyler çok yanlış anlaşılıyor da yanlış anladığın şeyde diretilmesine çok ayarım.
cahil cahil konuşmayın lütfen.
bir insan zaten hayatına girecekse, güzelleştirecekse ya da skp atacaksa çok da burcu ile alakalı olmuyor maalesef.
konu ile ilgili derinleşmek de isterdim ama cahillikle uğraşacak enerjim ve sinir sistemim yok, bazı şeyler çok yanlış anlaşılıyor da yanlış anladığın şeyde diretilmesine çok ayarım.
cahil cahil konuşmayın lütfen.
devamını gör...
disiplinli güzel günler
" ama bir adı unutmak,
o insanı unutmaya yetmez.
her şey orada, mezarda duruyor. "
1940 doğumlu isviçreli yazar fleur jaeggy imzalı eser; roman türünde yer almakta iken ilk olarak 1989 yılında yayınlandığı bilinmektedir.
kitabımız türkçe'ye ise şemsa gezgin tarafından çevrilmiş ve türkçe baskısı ise 2019 yılında yapılmıştır.
kitabımız isviçre'nin appenzell adlı kentinde yer alan bir yatılı okuldaki birkaç öğrencinin hayat tarafından kesişen yollarını, aralarındaki bağı, yakınlığı ve uzaklığı, kısacası disiplinli güzel günleri konu ediniyor.
anlatıcı karakterimiz belki de yıllar sonra o günleri anımsıyordur...
kitabın anlatıcı konumundaki kişi ise bu okulda okuyan 14 yaşlarında genç bir kız,
gözlem yapmayı seven, iç dünyası oldukça keskin, bakış açısı etkileyici biri, algıladıklarını yansıtma biçimi oldukça iyi duruyor.
frederique adlı arkadaşından hoşlanmaya başlıyor ama frederique her şeyiyle herkesten farklı, sanki erişilemez, dokunulamaz, disiplinli, diğer kızlara göre katı biri, aralarındaki gerilim, bağ, tuhaf dostluk ve kaçınılmaz sonlar ile kitabımız sona doğru yaklaşıyor...
yatılı okul yaşamını, benliğini fark etme çabasını, arkadaşlıkları, birine hem yakın hem uzak olmayı, disiplinli bir süreçten geriye kalanları oldukça etkili bir anlatım tarzı ile aktarıyor fleur jaeggy
sıklıkla katı bir anlatım söz konusu,
bu belki de yatılı okul atmosferini yaşatmak, hissettirmek içindir, ruhsuzluğu, ölüm soğukluğunu, yıkımı da hissettiren bir kitaptı.
kitapta beni en çok etkileyen şey şu oldu,
anlatıcı karakter arkadaş olsalar da frederique'ye fazla dokunabilen biri değildir, bir gün frederique ailevi bir nedenden ötürü ebediyen gitmek zorunda kalır ve anlatıcı karakter yaşamındaki en önemli kişiye çok az dokunabilmiş, en sevdiği insana bir daha dokunamayacak olmanın acısını da yüreğinde hissetmiştir.
bittiğinde boşluğa düşüren bir kitaptı...
seçtiğim bazı cümleleri bırakarak burada bir son veriyorum.

onu kibirli bir idole benzetirdim.
belki de bu yüzden onun kalbini kazanmak istedim. insanlık yoktu onda.
yeteneğinin ölülerin bir armağanı olduğunu düşünmeden edemiyordum.
ölümümüzü hayal etmekten başka ne kalmıştır ki geriye?
açıklanamaz bir şekilde öykünün çoktan yazıldığını, bittiğini de hissediyorum.
tıpkı yaşamlarımız gibi.
aklımız bir dizi küçük mezardır.
ama bir adı unutmak, o insanı unutmaya yetmez. her şey orada, mezarda duruyor.
yatılı öğrencilerin yüzünde, nedendir bilinmez, morg ortamını çağrıştıran bir ifade vardır.
görünümü etkileyiciydi. heyecansız, kibirsiz, tevazusuz, sanki tabutunu izler gibiydi.
bazı insanlarda mutlak ve ele geçirilemez bir şeyler vardır; bu dünyadan, yaşamdan uzaklık gibi, diğer yandan da bilmediğimiz bir güce boyun eğen bir kimse olduğunun işareti gibi gelir.
bir şeyin sahibi onu gerçekten elinde tutandır.
bazen öyle sabit bakardı ki,
sözünü kesmeye cesaret edemezdim.
o olağanüstü duyguyu bir daha hiç tatmadım.
annesi onu ilgilendirmiyordu, ölmüş de olabilirdi. ölenler unutulur.
yaşamımdaki en önemli şeyi yitirmiştim.
vedaların uzak ataları vardır ve manzaralar onları çalı çırpı ve tozla kaplar.
adeta çoktan ölmüş birine bakar gibiydim.
hoş bir girdapta huzur ve ölüm bir aradaydı.
onu bir daha görmeyeceğimden emindim..
o insanı unutmaya yetmez.
her şey orada, mezarda duruyor. "
1940 doğumlu isviçreli yazar fleur jaeggy imzalı eser; roman türünde yer almakta iken ilk olarak 1989 yılında yayınlandığı bilinmektedir.
kitabımız türkçe'ye ise şemsa gezgin tarafından çevrilmiş ve türkçe baskısı ise 2019 yılında yapılmıştır.
kitabımız isviçre'nin appenzell adlı kentinde yer alan bir yatılı okuldaki birkaç öğrencinin hayat tarafından kesişen yollarını, aralarındaki bağı, yakınlığı ve uzaklığı, kısacası disiplinli güzel günleri konu ediniyor.
anlatıcı karakterimiz belki de yıllar sonra o günleri anımsıyordur...
kitabın anlatıcı konumundaki kişi ise bu okulda okuyan 14 yaşlarında genç bir kız,
gözlem yapmayı seven, iç dünyası oldukça keskin, bakış açısı etkileyici biri, algıladıklarını yansıtma biçimi oldukça iyi duruyor.
frederique adlı arkadaşından hoşlanmaya başlıyor ama frederique her şeyiyle herkesten farklı, sanki erişilemez, dokunulamaz, disiplinli, diğer kızlara göre katı biri, aralarındaki gerilim, bağ, tuhaf dostluk ve kaçınılmaz sonlar ile kitabımız sona doğru yaklaşıyor...
yatılı okul yaşamını, benliğini fark etme çabasını, arkadaşlıkları, birine hem yakın hem uzak olmayı, disiplinli bir süreçten geriye kalanları oldukça etkili bir anlatım tarzı ile aktarıyor fleur jaeggy
sıklıkla katı bir anlatım söz konusu,
bu belki de yatılı okul atmosferini yaşatmak, hissettirmek içindir, ruhsuzluğu, ölüm soğukluğunu, yıkımı da hissettiren bir kitaptı.
kitapta beni en çok etkileyen şey şu oldu,
anlatıcı karakter arkadaş olsalar da frederique'ye fazla dokunabilen biri değildir, bir gün frederique ailevi bir nedenden ötürü ebediyen gitmek zorunda kalır ve anlatıcı karakter yaşamındaki en önemli kişiye çok az dokunabilmiş, en sevdiği insana bir daha dokunamayacak olmanın acısını da yüreğinde hissetmiştir.
bittiğinde boşluğa düşüren bir kitaptı...
seçtiğim bazı cümleleri bırakarak burada bir son veriyorum.

onu kibirli bir idole benzetirdim.
belki de bu yüzden onun kalbini kazanmak istedim. insanlık yoktu onda.
yeteneğinin ölülerin bir armağanı olduğunu düşünmeden edemiyordum.
ölümümüzü hayal etmekten başka ne kalmıştır ki geriye?
açıklanamaz bir şekilde öykünün çoktan yazıldığını, bittiğini de hissediyorum.
tıpkı yaşamlarımız gibi.
aklımız bir dizi küçük mezardır.
ama bir adı unutmak, o insanı unutmaya yetmez. her şey orada, mezarda duruyor.
yatılı öğrencilerin yüzünde, nedendir bilinmez, morg ortamını çağrıştıran bir ifade vardır.
görünümü etkileyiciydi. heyecansız, kibirsiz, tevazusuz, sanki tabutunu izler gibiydi.
bazı insanlarda mutlak ve ele geçirilemez bir şeyler vardır; bu dünyadan, yaşamdan uzaklık gibi, diğer yandan da bilmediğimiz bir güce boyun eğen bir kimse olduğunun işareti gibi gelir.
bir şeyin sahibi onu gerçekten elinde tutandır.
bazen öyle sabit bakardı ki,
sözünü kesmeye cesaret edemezdim.
o olağanüstü duyguyu bir daha hiç tatmadım.
annesi onu ilgilendirmiyordu, ölmüş de olabilirdi. ölenler unutulur.
yaşamımdaki en önemli şeyi yitirmiştim.
vedaların uzak ataları vardır ve manzaralar onları çalı çırpı ve tozla kaplar.
adeta çoktan ölmüş birine bakar gibiydim.
hoş bir girdapta huzur ve ölüm bir aradaydı.
onu bir daha görmeyeceğimden emindim..
devamını gör...
de bağlacını ayıramayan insan
milliyetcilerde sıkca rastlanir....manidar
devamını gör...



