zaman tüneli
iphone 17 pro max telefonlarında çatlamalar meydana gelmesi
iphone 6 lar cepte yamuluyordu, 7 de kasa da soyulma vardı, 8 de farklı sorunlar vardı insanlar gene aldı dahası almaya da devam edecek.
cep telefonunu statü sembolü olarak görürseniz olacağı da bu zaten.
adamlar google ile anlaşmak zorunda kaldı yapay zeka işinde durumları o kadar kötü işte siz hesaplayın.
cep telefonunu statü sembolü olarak görürseniz olacağı da bu zaten.
adamlar google ile anlaşmak zorunda kaldı yapay zeka işinde durumları o kadar kötü işte siz hesaplayın.
devamını gör...
avukat
vekil olurlar. avukat tanıdık farzdır. on sene önce de bitecekti bu meslek gülüp geçin yok öyle bir şey.
devamını gör...
karşılıklı kahve içmek
dedikoduyla yüklü iki bünyenin bulunduğu ortamın yegane kalatizörü ve tetikleyici kahvedir zaten.
devamını gör...
saat sol kola mı takılır sağ kola mı sorusu
sola takıp,sola yatırıyorum kolumu
devamını gör...
saat sol kola mı takılır sağ kola mı sorusu
ben solak bir birey olarak sağ koluma takıyorum.
böyle alıştım. yazı yazarken saatin masaya dayanmasını istemiyorum.
ha benim babam solak değil. ama o da sağ koluna takar.
o da gençken sol kolu kırılmış, sağa takmaya başlamış.
takış o takış.
ben babam olsaydım kolum iyileştikten sonra sola takardım ama çok da sallamamış belli ki.
saat sever o da aslında, hep de takar.
amaaaan neyse.
böyle alıştım. yazı yazarken saatin masaya dayanmasını istemiyorum.
ha benim babam solak değil. ama o da sağ koluna takar.
o da gençken sol kolu kırılmış, sağa takmaya başlamış.
takış o takış.
ben babam olsaydım kolum iyileştikten sonra sola takardım ama çok da sallamamış belli ki.
saat sever o da aslında, hep de takar.
amaaaan neyse.
devamını gör...
saat sol kola mı takılır sağ kola mı sorusu
hangi partiye oy verdiğinize bağlı
devamını gör...
karşılıklı kahve içmek
güneşin batışına doğru bir yanında da manzara olacak...
devamını gör...
saat sol kola mı takılır sağ kola mı sorusu
yolun sağından yürümesi gerektiğini bile bilmeyen tipi tiplerle dolu bir ülkede, çokta önemli olmayan bir detaydır.
devamını gör...
ne olur ne olmaz deyip bütün de'leri ayrı yazmak
linç yemektense.
devamını gör...
doğulu
yukarıda arkadaşın tanımını okurken çok eğlendim. filmi moskovakitapcisi çekse, komedi dalında eminim çok güzel ödüller toplardı (övgü bu). glck. filmin özetini çok güzel çıkarmış, takıldığı yerleri komedi ile harmanlamış. buraya filmi anlatmaya ve biraz da gömmeye gelmiştim ama moskovakitapcisi bunu çok güzel yapmış zaten. normalde buradan sonra yazmazdım ama kahrolsun kapitalizm; madalya almak için uzattıkça uzatmam gerek.
içerik:
film hapiste başlıyor. önüne geleni kesip biçen bir adamı tek başına bir yere kapatmışlar ve kahramanımız onu o halde görünce sigara verir. empati kuracak başka kimse bulamadın mı be arkadaş, demezler mi adama? o da yetmezmiş gibi bu katili öldürme planı yapan dört kişiyi ve onlara yardım eden gardiyanları umursamadan gidip adamı kurtarırlar. adam da “beni kurtardınız, gidin; sizin başınıza kalmasın.” der ve çıkmalarına çok az kalan bu ikili oradan kaçar. birkaç gün sonra hapisten çıkarlar ve biri siverek'e, biri istanbul'a derken yollar ayrılmış gibi gözükür. ta ki siverek'te özlem duyduğu ailesinin aslında öldürüldüğünü öğrenene kadar. bu hırsla ailesini öldüreni öldürür, daha sonra da uğruna öldürüldükleri topraklara çökenleri öldürmek için istanbul'a gider. burada arkadaşına denk gelir ve onunla birlikte intikamını alır. tabii arkadaşının bu işe dahil olması da karısı sebebiyle olur. ondan sonra kayış kopar; önlerine geleni öldürürler.
çok detaylı yazmak istemiyorum çünkü filmin başından sonuna kadar mantık hataları vardır ve olması gerekenlerin dışında işler dönüyordur. hapse hiç girmedim ama bir sürü insanı katledip hapse düşen birine, sırf sigara verdin diye arkadaş olmazsın ve onu öldürmeyi planlayanları öldürmezsin. bunu yapabilmeyi geçtim, o riske girmezsin yani. üstelik dört kişi bir kişiye girdiğini bile bile gidip olaya dahil oluyorsun. hadi onu da geçtim, geceden arkadaşına anlatıyorsun ve o başta “boş ver.” dese de sonra dahil olup hepsini öldürüyorsunuz. her şeye rağmen hâlâ dört kişiye üç kişiler bu arada ve ölen o dört kişi oluyor. neyse, sondaki sahneye gelelim: o kadar insanı öldürdükten sonra bir arabaya atlayıp bir yere gidiyorlar ama nereye? ülke dışına mı, anlamadım ya da bir şeyler kaçırdım. kahramanımız yolu kesen polisleri gördükten sonra “sakin olun, sakin olun.” diyerek kendini son anda arabadan atıp “siz gidin.” diyor ve onlar da gidiyorlar. gidiyorlar da nereye? ben hiçbir şey anlamadım. bu polis bunları bırakacak mı yani? sırf başı ve sonundaki mantık hataları size yeter bence.
ilk tanımı giren arkadaşın da dediği gibi, izlemeyin. uzak durun. siverek adını görmesem belki ben de filmi hiç izlemezdim. gerçi kardeşimle izliyorduk, kapatma seçeneğim yoktu. bana kalsa açıp izlemezdim. “iyi seyirler.” demek isterdim ama izlemenizi istemem; o sebepten demeyeyim en iyisi.
şuraya bir ekleme yapayım: filmi izlerken istanbul'a geldiğinde, ışıklarda karşıya geçeceği sırada başrol adamı tutup daha sonra bir adres sorduğunda ona yol tarif eden adamın yönetmen olabileceği üzerine bir konuşmamız oldu kardeşimle. sonrasında kontrol ettik; yönetmen ile benzerliği oldukça fazlaydı. eğer o değilse diye kesin konuşmak istemiyorum ama bu tür sahnelerde yönetmenlerin kendilerinin oynadığını söylemiştim. doğrudur diye düşünmekteyim. ekleme bitti. glck.
içerik:
film hapiste başlıyor. önüne geleni kesip biçen bir adamı tek başına bir yere kapatmışlar ve kahramanımız onu o halde görünce sigara verir. empati kuracak başka kimse bulamadın mı be arkadaş, demezler mi adama? o da yetmezmiş gibi bu katili öldürme planı yapan dört kişiyi ve onlara yardım eden gardiyanları umursamadan gidip adamı kurtarırlar. adam da “beni kurtardınız, gidin; sizin başınıza kalmasın.” der ve çıkmalarına çok az kalan bu ikili oradan kaçar. birkaç gün sonra hapisten çıkarlar ve biri siverek'e, biri istanbul'a derken yollar ayrılmış gibi gözükür. ta ki siverek'te özlem duyduğu ailesinin aslında öldürüldüğünü öğrenene kadar. bu hırsla ailesini öldüreni öldürür, daha sonra da uğruna öldürüldükleri topraklara çökenleri öldürmek için istanbul'a gider. burada arkadaşına denk gelir ve onunla birlikte intikamını alır. tabii arkadaşının bu işe dahil olması da karısı sebebiyle olur. ondan sonra kayış kopar; önlerine geleni öldürürler.
çok detaylı yazmak istemiyorum çünkü filmin başından sonuna kadar mantık hataları vardır ve olması gerekenlerin dışında işler dönüyordur. hapse hiç girmedim ama bir sürü insanı katledip hapse düşen birine, sırf sigara verdin diye arkadaş olmazsın ve onu öldürmeyi planlayanları öldürmezsin. bunu yapabilmeyi geçtim, o riske girmezsin yani. üstelik dört kişi bir kişiye girdiğini bile bile gidip olaya dahil oluyorsun. hadi onu da geçtim, geceden arkadaşına anlatıyorsun ve o başta “boş ver.” dese de sonra dahil olup hepsini öldürüyorsunuz. her şeye rağmen hâlâ dört kişiye üç kişiler bu arada ve ölen o dört kişi oluyor. neyse, sondaki sahneye gelelim: o kadar insanı öldürdükten sonra bir arabaya atlayıp bir yere gidiyorlar ama nereye? ülke dışına mı, anlamadım ya da bir şeyler kaçırdım. kahramanımız yolu kesen polisleri gördükten sonra “sakin olun, sakin olun.” diyerek kendini son anda arabadan atıp “siz gidin.” diyor ve onlar da gidiyorlar. gidiyorlar da nereye? ben hiçbir şey anlamadım. bu polis bunları bırakacak mı yani? sırf başı ve sonundaki mantık hataları size yeter bence.
şuraya bir ekleme yapayım: filmi izlerken istanbul'a geldiğinde, ışıklarda karşıya geçeceği sırada başrol adamı tutup daha sonra bir adres sorduğunda ona yol tarif eden adamın yönetmen olabileceği üzerine bir konuşmamız oldu kardeşimle. sonrasında kontrol ettik; yönetmen ile benzerliği oldukça fazlaydı. eğer o değilse diye kesin konuşmak istemiyorum ama bu tür sahnelerde yönetmenlerin kendilerinin oynadığını söylemiştim. doğrudur diye düşünmekteyim. ekleme bitti. glck.
devamını gör...
güzel kadın vs zeki kadın
gönül bilir kime meyledeceğini.
devamını gör...
saat sol kola mı takılır sağ kola mı sorusu
saatler sol kola takmak üzere tasarlanır bu sebeple sağ elle kurulmak üzere kurma pimleri saatin sağında bulunur.
bu da sağlak egemen dünyanın solaklara bir zorbalığı daha olarak burada dursun.
bu da sağlak egemen dünyanın solaklara bir zorbalığı daha olarak burada dursun.
devamını gör...
yazarların normal sözlük'e gelme sebepleri
eski adı kafa sözlüktü.
kafa yazarlar vardır diye geldim.
ben geldim hepsi sözlüğü bıraktı
kafa yazarlar vardır diye geldim.
ben geldim hepsi sözlüğü bıraktı
devamını gör...
karşılıklı kahve içmek
karşılıklı olduktan sonra ne içildiğinin ne önemi olur.
devamını gör...
güzel kadın vs zeki kadın
(bkz: hayırlısı olsun)
bu böyle o, bu, şu derken hayırlısı demeyi unutmamak lazım.
bu böyle o, bu, şu derken hayırlısı demeyi unutmamak lazım.
devamını gör...
günaydın sözlük
sabahın bu kör saatinde, henüz beynin gri hücreleri "dosya yükleniyor" aşamasındayken, etrafa neşe saçan insanların motivasyon kaynağını sorgulatan temenniye günaydın sözlük denir
devamını gör...
yazarların normal sözlük'e gelme sebepleri
sene 2021, canım sözlüğüm gitmiş, in cin top oynama seviyesinde.. derken instada sponsorlu bir hikaye, yazarak kitap kazanmak ister misin diyor, evet dedim başka soru varsa alayım.. ahsghagshag
yazarım ilgilenirim kitap kazanırım sandım.. üye olduğum gibi yazarlık onaylanınca unuttum gitti varlığını dönem dönem uğradım çıktım..
sene 2024 hayatımın dönüm noktasından geçerken kendimi burada buldum, bana en iyi gelen şey yazmaktı, kimsenin görmediğini duymadığını içimden geçeni yazmak.. neden hala buradayım bilmiyorum ama..
yazarım ilgilenirim kitap kazanırım sandım.. üye olduğum gibi yazarlık onaylanınca unuttum gitti varlığını dönem dönem uğradım çıktım..
sene 2024 hayatımın dönüm noktasından geçerken kendimi burada buldum, bana en iyi gelen şey yazmaktı, kimsenin görmediğini duymadığını içimden geçeni yazmak.. neden hala buradayım bilmiyorum ama..
devamını gör...
sauvages
aşırı bayıldığım animasyon filmlerinden biri olan ma vie de courgette filminin yönetmeni claude barras tarafından yönetilmiş ve 2024'te vizyona girmiştir.
tıpkı diğer filmde olduğu gibi izlerken hem aşırı derecede keyif aldığım, hem de üzerinde uzunca düşündüğüm keyifli bir animasyon filmi oldu.
ilk başlarda gayet tatlı bir animasyondu, sonrasında bazı dünya gerçekleriyle yüzleşmek zorunda kaldım. tatlıdan ziyade hüzün verici bir şeye dönüştü. sonraki kısımlarında ise ekstra hüzün ve karamsarlık derken filmden kopamadım resmen.
film borneo tropik ormanlarında bir orangutan yavrusunun bulunmasıyla başlıyor.
bulan kişi keria bu hapşu adını verdiği orangutan yavrusuna fazlasıyla bağlandığı için onu özgürlüğünden alıkoyarak sahiplenmek istemesiyle birlikte yaşamaya başlıyorlar.
sonrasında ise ormanları yok etmek isteyenlerle birlikte savaşmak zorunda kalıyorlar kısacası.
tıpkı diğer filmde olduğu gibi izlerken hem aşırı derecede keyif aldığım, hem de üzerinde uzunca düşündüğüm keyifli bir animasyon filmi oldu.
ilk başlarda gayet tatlı bir animasyondu, sonrasında bazı dünya gerçekleriyle yüzleşmek zorunda kaldım. tatlıdan ziyade hüzün verici bir şeye dönüştü. sonraki kısımlarında ise ekstra hüzün ve karamsarlık derken filmden kopamadım resmen.
film borneo tropik ormanlarında bir orangutan yavrusunun bulunmasıyla başlıyor.
bulan kişi keria bu hapşu adını verdiği orangutan yavrusuna fazlasıyla bağlandığı için onu özgürlüğünden alıkoyarak sahiplenmek istemesiyle birlikte yaşamaya başlıyorlar.
sonrasında ise ormanları yok etmek isteyenlerle birlikte savaşmak zorunda kalıyorlar kısacası.
devamını gör...
tarihi dizi ve filmler
tayyip "selçuklucu, osmanlıcı kodu mu aha beyle oturtur!" algısı verilmek için çekilen diziler.
devamını gör...
günaydın sözlük
ee hadi günaydddıığğğn o zaman sevdiğim güzel insanların günaydınlarına günaydın..
geçen marketten aldığım sukulent olduğuna inandığım bitkinin yaprakları çoğalıyor, şaşkınım ve de mutlu benim olan bir çiçek solmadan kurumadan yoluna devam ediyor.. bu harika.. bu zamana kadar bonzaii bile elimde kurudu.. bununla mutluyum bugünlerde..
küçük bir yer bulup orada saklanmak lazım belki iyi hisettireceğine inandığımız.. var mı bilmem.. olmalı da sanki.. neyse çok dağılmayalım okumuyorsunuz sonra..
güzel bir gün olsun.. hatta beklediğinizden tahmin ettiğinizden daha güzel süper.. anlatın dinleyelim..
öptüm bye.
geçen marketten aldığım sukulent olduğuna inandığım bitkinin yaprakları çoğalıyor, şaşkınım ve de mutlu benim olan bir çiçek solmadan kurumadan yoluna devam ediyor.. bu harika.. bu zamana kadar bonzaii bile elimde kurudu.. bununla mutluyum bugünlerde..
küçük bir yer bulup orada saklanmak lazım belki iyi hisettireceğine inandığımız.. var mı bilmem.. olmalı da sanki.. neyse çok dağılmayalım okumuyorsunuz sonra..
güzel bir gün olsun.. hatta beklediğinizden tahmin ettiğinizden daha güzel süper.. anlatın dinleyelim..
öptüm bye.
devamını gör...