zaman tüneli
sevişmek sevmekten gelir
...feridun abi???
sen misin? kim.
sen misin? kim.
devamını gör...
ilkokuldaki kermesler
ilkokul bilemedin ortaokulda karşımıza çıkan el yapımı oyuncak kazak vs satılan kermeslerdir bir ara kitap ta satmışlardı benim zamanımda 1 tl olarak
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
“birinin başkası için değişimini beklemek, bu yüzden gitmek, sevdiğini özgürleştirmektir bazen."
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
devamını gör...
marius mouandilmadji
muadilmacci diye okunduğu için aklıma sürekli muadil toner kelimesini getiren futbolcudur hahaahahahahaahahhaahah
devamını gör...
marius mouandilmadji
22 ocak 1998 çad doğumlu samsunspor'lu futbolcu.
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
bazen neden bu kadar çok konuştuğumuzu anlayamıyorum. herkes, hepimiz bir şeyler anlatmaya öyle açız ki cümlemiz bitmeden arkasında diğer cümle hemen çıkıveriyor ağzımızdan. işin kötü kısmı hepimiz aynı iştahla anlatıyoruz, karşı tarafı dinliyor gözükürken bile ne söyleyeceğimizi tasarlıyoruz uzun uzun, bir nefeslik aralık gördük mü hemen araya sıkıştırıyoruz cümlemizi. ben arada bir susuyorum, sadece susmak ve öylece durmak istiyorum. dinlemek de istemiyorum, öylece kalmak istiyorum. hayret verici bir durum sanırım, çünkü o anlarda beni kendime getirmeye çalışan insanlarla doluyor çevrem. iyi misin sorusu soruluyor, ne düşünüyorsun deniyor. elbette iyiyim, sadece öylece durmak istiyorum. bu kadar.
bugün üst kata çıkan bina yöneticisi kapıdan birinin girdiğini görünce yukarı çıkma ihtimalini düşünüp asansörü bekletti. ne yazık ki kapıdan içeri giren bendim ve sonradan öğrendim ki aynı kata çıkacaktık. susmak istediğim anlardan birine denk gelmişti, kimseyle konuşacak halim yoktu ve bu durumlarda nezaket kurallarını çöpe atıyorum. asansöre girip elimi kat seçme paneline uzattım, gideceğim kata çıkıyordu asansör. geri çekildim. sonra ortamdaki kişi sayısı birden çok olunca ortaya çıkan o önlenemez konuşma arzumuz yöneticiyi dürttü. fark ediyordum bunu. dördüncü kata mı gidiyorsunuz dedi. kaçıncı katta oturduğumu da biliyordu kat seçmek üzere elimi uzatıp geri çektiğimi de gördü ama yine de sormak istedi. evet anlamında başımı salladım yüzüne bakmadan. hangi dairede oturuyordunuz dedi, yüzüne bakıp kalakaldım. söyleyemedim. istemediğim hâlde yaptığım birçok şey var fakat konuşmak bunlardan biri değil, konuşmak istemediğimde kelimeler çıkmıyor ağzımdan. dayanamayıp daire numarasını da söyledi, burada mı oturuyorsunuz dedi. yine evet anlamında başımı salladım. dördüncü kata gelmiştik, bir şey söylemeden çıkıp evime yöneldim. adam iyi günler dedi, bu sefer yüzüne bakıp başımla teşekkür ettim. sonra arkamdan o da çıktı, normalde orta katların birinde oturuyor ama çatı katına gidecekmiş. çatı katı damlıyormuş da ona bakmaya gideceğim diye açıklama yaptı, arkam dönüktü ve yüzüne bakmadım. beni dilsiz zannetmiş olabilir, belki de salak zannetmiştir. ne belli? inanın umurumda değil. dışardan bakan biri tavrımı hoş görmez muhtemelen ama sorduğum ilk soru yüzüme bakılmadan hem de cümle kurmadan, beden diliyle cevaplanıyorsa muhatap seçtiğim kişi benimle konuşmak istemiyor diye düşünüp ikinci bir soru sormaya çalışmam. hele bunlar cevabını bildiğim sorularsa.
bence bazen susmak gerekir, konuşmak zorunda olmamak, arada bir dinlenmek. susmayacağız, bunu da biliyorum; ölene kadar çenemizden çekeceğimiz var.
bugün üst kata çıkan bina yöneticisi kapıdan birinin girdiğini görünce yukarı çıkma ihtimalini düşünüp asansörü bekletti. ne yazık ki kapıdan içeri giren bendim ve sonradan öğrendim ki aynı kata çıkacaktık. susmak istediğim anlardan birine denk gelmişti, kimseyle konuşacak halim yoktu ve bu durumlarda nezaket kurallarını çöpe atıyorum. asansöre girip elimi kat seçme paneline uzattım, gideceğim kata çıkıyordu asansör. geri çekildim. sonra ortamdaki kişi sayısı birden çok olunca ortaya çıkan o önlenemez konuşma arzumuz yöneticiyi dürttü. fark ediyordum bunu. dördüncü kata mı gidiyorsunuz dedi. kaçıncı katta oturduğumu da biliyordu kat seçmek üzere elimi uzatıp geri çektiğimi de gördü ama yine de sormak istedi. evet anlamında başımı salladım yüzüne bakmadan. hangi dairede oturuyordunuz dedi, yüzüne bakıp kalakaldım. söyleyemedim. istemediğim hâlde yaptığım birçok şey var fakat konuşmak bunlardan biri değil, konuşmak istemediğimde kelimeler çıkmıyor ağzımdan. dayanamayıp daire numarasını da söyledi, burada mı oturuyorsunuz dedi. yine evet anlamında başımı salladım. dördüncü kata gelmiştik, bir şey söylemeden çıkıp evime yöneldim. adam iyi günler dedi, bu sefer yüzüne bakıp başımla teşekkür ettim. sonra arkamdan o da çıktı, normalde orta katların birinde oturuyor ama çatı katına gidecekmiş. çatı katı damlıyormuş da ona bakmaya gideceğim diye açıklama yaptı, arkam dönüktü ve yüzüne bakmadım. beni dilsiz zannetmiş olabilir, belki de salak zannetmiştir. ne belli? inanın umurumda değil. dışardan bakan biri tavrımı hoş görmez muhtemelen ama sorduğum ilk soru yüzüme bakılmadan hem de cümle kurmadan, beden diliyle cevaplanıyorsa muhatap seçtiğim kişi benimle konuşmak istemiyor diye düşünüp ikinci bir soru sormaya çalışmam. hele bunlar cevabını bildiğim sorularsa.
bence bazen susmak gerekir, konuşmak zorunda olmamak, arada bir dinlenmek. susmayacağız, bunu da biliyorum; ölene kadar çenemizden çekeceğimiz var.
devamını gör...
mavi balina
kaç yıl önceydi ,okullar çalkalanıyordu mavi balina oyunu diye.
konusu: katılımcılara 50 gün boyunca çeşitli görevler verilir. bu görevler başlangıçta korku filmi izlemek gibi basit görünse de, zamanla kendine zarar vermeye ve en sonunda intihara yönlendirmeye başlar.korkunç şeyler vs izleterek vesvese vermek sonucunda da intihara sürüklemek.kısacası istismar hemde en büyüğünden.
şimdi daha beterleri var bu oyun sadece daha sonra yapılacakların fragmanıymış.
konusu: katılımcılara 50 gün boyunca çeşitli görevler verilir. bu görevler başlangıçta korku filmi izlemek gibi basit görünse de, zamanla kendine zarar vermeye ve en sonunda intihara yönlendirmeye başlar.korkunç şeyler vs izleterek vesvese vermek sonucunda da intihara sürüklemek.kısacası istismar hemde en büyüğünden.
şimdi daha beterleri var bu oyun sadece daha sonra yapılacakların fragmanıymış.
devamını gör...
19 şubat 2026 şkendiya samsunspor maçı
samsunspor'un deplasmanda 77. dakikada marius mouandilmadji'nin attığı golle 1-0 kazandığı maç.
devamını gör...
sevgili yapmak
(bkz: bir kadın çizeceksin)
çizmekle başlayın, gerisi belki gelir.
çizmekle başlayın, gerisi belki gelir.
devamını gör...
rbf (yazar)
devamını gör...
fenerbahçe
her sosyal medya hesabı olan kendini futbol uleması zannederken, nerede vasat tip varsa oturur tavsiye verir. :)
fenerbahçe ulan bu! alayınızın karşısında dimdik! haddinizi bilin.
fenerbahçe ulan bu! alayınızın karşısında dimdik! haddinizi bilin.
devamını gör...
sevgili yapmak
kendini durduk yere kısıtlamaktır.
devamını gör...
sevgili yapmak
ben evde yapıyorum. dışarıdan aldıklarımız asla el yapımı gibi olmuyor. içine ne katıldığından haberimin olmadığı sevgiliyi istemiyorum.
devamını gör...
kendine bir not bırak
bu kadar sivilceyi ergenliğinde bile çıkartmadın,
stres sana yaramıyor kuzum,
sakin ol,
everything is gonna be all right.
stres sana yaramıyor kuzum,
sakin ol,
everything is gonna be all right.
devamını gör...
evlenmek isteyip evlenememek
bizim de zamanımız gelecek elbet.
devamını gör...
evlenmek isteyip evlenememek
incel diyorlar işte bu duruma. cinsiyetten bağımsız mı, kadınlara da incel denmeli mi emin değilim.
devamını gör...
ramazan pidesi
sevmekten vazgeçemediğim detay.
burada 30 lira ama,
herkes o kadar kafasına göre takılıp fiyat biçiyor ki demek ki, yazık günah.
burada 30 lira ama,
herkes o kadar kafasına göre takılıp fiyat biçiyor ki demek ki, yazık günah.
devamını gör...
sevgili yapmak
(bkz: helvadan put yapmak)
devamını gör...
