zaman tüneli
sevdiğiniz sözlük yazarları
kim lan onlar, benim neden haberim yok?
bulursam güncellerim.
bulursam güncellerim.
devamını gör...
türk dizilerinin kızları manipüle ettiği gerçeği
doğru.
hepimiz beyaz atlı zengin six packli ela gözlü uzun boylu o güzel gülen prensi bekliyoruz.
yok mu yani?
hepimiz beyaz atlı zengin six packli ela gözlü uzun boylu o güzel gülen prensi bekliyoruz.
yok mu yani?
devamını gör...
deliler gibi aşık olunan sözlük yazarı
#3893692 biz bunları hep işledik.*
devamını gör...
yazar kasa atma olayı bugün yaşansaydı neler olurdu
o kasa zaten o bölgeye bile alınmaz.
devamını gör...
bilginin manipüle edilmesinin insanları aptallıştırması
doğal yaşam alanı adı altında kafesleştirme uygulaması zaten başlı başına saçmalıkken oranın yöneticilerinin etkileşim ve duygu mastürbasyonu uğruna bu görüntüleri servis etmesi akıl alır gibi değil. maymuna üzülüp kederlenip akşamına tavuk, balık, kırmızı et tüketenleri ise konuşmak bile istemiyorum. türcüsünüz. hayvanlar umrunuzda değil. duygularınızı "ama o farklı" diyerek başka tarafa yöneltiyorsunuz.
devamını gör...
sağ yanağına vurana öbür yanağını uzat
mazoşist atalardan sözler vol 1
devamını gör...
geçip giden zamandan geriye ne kalır
hiçbir şey. koca bir hiç olarak cevap verilebilecek bir soru, bir merak.
başlangıçta zaten bu hiçliği kabul edince insan kendini de çok değerli görmüyor zira. kimsenin de umrunda değilsiniz, değilim.
başlangıçta zaten bu hiçliği kabul edince insan kendini de çok değerli görmüyor zira. kimsenin de umrunda değilsiniz, değilim.
devamını gör...
konuşamam yalnızca nickaltı
#3202954 bir yıl önce şunu anıra anıra yazmıştım.
hadi bakalım niyet ettim devam etmeye:
tam nickaltına yazmaya niyetlenirken özellikle tek elimdeki nasırlardan utandım.* araya bir manikür seansı sıkıştırıp gerekli ciddiyete eriştikten sonra başladım nickaltı yala ay pardon hak ettiği değere dair cümleleri yazmaya...
meğer ne çok hırçın fikir* ne çok kaleminin (fiziğinin) güzelliğiyle ilgili kelimem varmış. tuşlara bastıkça ferahladım, ferahladıkça daha bir coşkuyla klavyenin tuşlarına basmama engel olamadım. ne kadar değerli, ne kadar kuvvetli * bir zekası olduğunu yazdım. yazarken kah ağladım, kah güldüm, kah ben ne bok yiyorum dedim. tam kırk gün ve kırk gece kelimelerimle ve gerçek aşkımla bilediğim entryimin sonuna zaferimin bayrağını dikmek adına "yanlış anlaşılmasın yürümüyorum" yazdım.
göndere basmadan önce pislikten puslanmış monitörümü hohlamak suretiyle bir miktar temizlikle tanıştırdım. eserimle o kadar gurur duyuyordum ki karşısına geçip bir sigara yaktım. göndere basarken hem ellerim hem kalbim titriyordu. her ihtimale karşı onu online listesinde aradım. haber vermek için sözlükte olmasına ihtiyacım vardı. bu çabamın hemen karşılığını almazsam tarih beni affetmeyecek gibi hissediyordum. bir taraftan kredi çekmek için onay mesajını bekliyordum.
akşama eşek değilse buluşacaktık ve onu güzel bir yere götüreceğim için kredi çektiğimi tabii ki kimseye söylemeyecek ve mekanın müdavimi gibi davranacaktım. entryinin ilgili başlığa kaydedilmesi ve sayfayı görüntülemem belki saniyelerdi lakin bana bir ömür gibi geldi.
sonra hemen mesaj attım: "entry numarası ve karizmatik bir gülücük." cevap gelene kadar başlığı yenilemek aklıma gelmedi. gelseydi benim gibi nice yiğidin * telef olduğunun daha erken farkına varırdım...
sonra o meşhur turuncu yandı. kredim de onaylanmıştı. cevap: "teşekkür ederim. çok iyi yazmışsın kardeşim." kardeşim kelimesini okurken görüşüm bulanıklaştı. olanlara bir anlam veremiyordum... işte o anda nickaltındaki otuz iki yeni entryi daha gördüm. hepsi benimle benzer şeyler yazmıştı ama bir tanesi whatsapp mesajlarında ne kadar çok eğlendiklerini ve akşamındaki bar maceralarından bahsediyordu. inanmayız diye görsel destek eklenmişti. bana bir whatsapp' ı çok gören o dilber cevaben; " ehi ehi lütfen tekrar edelim. çok eğlendim" yazıyordu.
ağlayarak whatsapp'ı sildim ve hemen başka bir hedef bulabilmek için telegram yükledim.*
hadi bakalım niyet ettim devam etmeye:
tam nickaltına yazmaya niyetlenirken özellikle tek elimdeki nasırlardan utandım.* araya bir manikür seansı sıkıştırıp gerekli ciddiyete eriştikten sonra başladım nickaltı yala ay pardon hak ettiği değere dair cümleleri yazmaya...
meğer ne çok hırçın fikir* ne çok kaleminin (fiziğinin) güzelliğiyle ilgili kelimem varmış. tuşlara bastıkça ferahladım, ferahladıkça daha bir coşkuyla klavyenin tuşlarına basmama engel olamadım. ne kadar değerli, ne kadar kuvvetli * bir zekası olduğunu yazdım. yazarken kah ağladım, kah güldüm, kah ben ne bok yiyorum dedim. tam kırk gün ve kırk gece kelimelerimle ve gerçek aşkımla bilediğim entryimin sonuna zaferimin bayrağını dikmek adına "yanlış anlaşılmasın yürümüyorum" yazdım.
göndere basmadan önce pislikten puslanmış monitörümü hohlamak suretiyle bir miktar temizlikle tanıştırdım. eserimle o kadar gurur duyuyordum ki karşısına geçip bir sigara yaktım. göndere basarken hem ellerim hem kalbim titriyordu. her ihtimale karşı onu online listesinde aradım. haber vermek için sözlükte olmasına ihtiyacım vardı. bu çabamın hemen karşılığını almazsam tarih beni affetmeyecek gibi hissediyordum. bir taraftan kredi çekmek için onay mesajını bekliyordum.
akşama eşek değilse buluşacaktık ve onu güzel bir yere götüreceğim için kredi çektiğimi tabii ki kimseye söylemeyecek ve mekanın müdavimi gibi davranacaktım. entryinin ilgili başlığa kaydedilmesi ve sayfayı görüntülemem belki saniyelerdi lakin bana bir ömür gibi geldi.
sonra hemen mesaj attım: "entry numarası ve karizmatik bir gülücük." cevap gelene kadar başlığı yenilemek aklıma gelmedi. gelseydi benim gibi nice yiğidin * telef olduğunun daha erken farkına varırdım...
sonra o meşhur turuncu yandı. kredim de onaylanmıştı. cevap: "teşekkür ederim. çok iyi yazmışsın kardeşim." kardeşim kelimesini okurken görüşüm bulanıklaştı. olanlara bir anlam veremiyordum... işte o anda nickaltındaki otuz iki yeni entryi daha gördüm. hepsi benimle benzer şeyler yazmıştı ama bir tanesi whatsapp mesajlarında ne kadar çok eğlendiklerini ve akşamındaki bar maceralarından bahsediyordu. inanmayız diye görsel destek eklenmişti. bana bir whatsapp' ı çok gören o dilber cevaben; " ehi ehi lütfen tekrar edelim. çok eğlendim" yazıyordu.
ağlayarak whatsapp'ı sildim ve hemen başka bir hedef bulabilmek için telegram yükledim.*
devamını gör...
sevilen kadının yarım bıraktığı çorbayı tiksinmeden yemek
sıvı alışverişinde bulunduğun kadının çorbasından da iğrenme bir zahmet.
devamını gör...
kpss
anlamsız şeylerden sınav yapıyor. sırf insan elensin diye.
devamını gör...
entry
çok öttürgeçli kendini ifade ediş şekli.
insan yazdıkça yazası geliyor.
insan yazdıkça yazası geliyor.
devamını gör...
bilginin manipüle edilmesinin insanları aptallıştırması
punch isimli maymuna olanlardan sonra kesinlikle kanaat getirdiğim olay,
hayvan bir kamyon dayak yiyor, annesi terk etmiş hayvanı izole ederek korumaya almak yerine yada bunun için bir protesto etmek yerine hayvana peluş oyuncak gönderiyor gerizekalılar.
hayır doğa da normal olan olay için de bir sürü insan ağlıyor. ulan bu orman da geçmiyor bir hayvan parkında hayvan korumaya alınabilecek bir yerde geçiyor.
neyin kafaasını yaşıyorsunuz oğlum siz? algılarınız bu kadar mı köreldi? bu kadar mı çözüm üretmekten acizsiniz?
hayvan bir kamyon dayak yiyor, annesi terk etmiş hayvanı izole ederek korumaya almak yerine yada bunun için bir protesto etmek yerine hayvana peluş oyuncak gönderiyor gerizekalılar.
hayır doğa da normal olan olay için de bir sürü insan ağlıyor. ulan bu orman da geçmiyor bir hayvan parkında hayvan korumaya alınabilecek bir yerde geçiyor.
neyin kafaasını yaşıyorsunuz oğlum siz? algılarınız bu kadar mı köreldi? bu kadar mı çözüm üretmekten acizsiniz?
devamını gör...
nihat doğan tarzı sözlük yazarları
ben mustafa topaloğlu bir kelamı var ama kalemi yok hı ne!! uzaylılar.
devamını gör...
nihat doğan tarzı sözlük yazarları
devamını gör...
annesi tarafından terk edilen minik maymun punch
yok penguen yok maymun yok tavuk yeter artık salın şu hayvanları.
devamını gör...
nihat doğan tarzı sözlük yazarları
ben de ajda pekkan. hep genç, hep dinç. ihihi.
devamını gör...
annesi tarafından terk edilen minik maymun punch
belgeselciler sizin vicdanınızı kullanıyor abicim. misal timsah geliyor ceylanı kapıyor belgeselci istese kışşah deyip kurtaramaz mı ceylanı? misal sen ben olsak kurtarırız ama belgeselci ı ıh cıks imkinatı yok kurtarmaz. çünkü kurtarsa belgesel olmaz ve biz de vay anassını gavurun timsahı görüyon ceylanı eppeksiz yedi ya bebeleri de yetim kaldı ahey ahey diye ağlamamış oluruz. biz ağlamazsak belgeselci de işsiz kalır.
ulan hadi orda doğanın dengesi var diyorsun dümenden burda ne var, maymuna zulmetmesenize allahsızlar!
ulan hadi orda doğanın dengesi var diyorsun dümenden burda ne var, maymuna zulmetmesenize allahsızlar!
devamını gör...


