zaman tüneli
kafası kemirilmiş fare ölüsü
çamura boylu boyunca uzanmış. görünce canı sıkılır insanın. kim kemirmiş ki kafayı dersin...
devamını gör...
iyi geceler sözlük
güzel arkadaşlarım, kıymetli dostlarım...
hepinizi saygıyla ve sevgiyle selamlıyorum.
kendinize iyi bakın, kalbinizi temiz tutun.
ilerleyen saatlerde tekrar buluşmak dileğiyle.
herkese güzel ve yoğun bir gece dilerim.
hepinizi saygıyla ve sevgiyle selamlıyorum.
kendinize iyi bakın, kalbinizi temiz tutun.
ilerleyen saatlerde tekrar buluşmak dileğiyle.
herkese güzel ve yoğun bir gece dilerim.
devamını gör...
sözü burada camus'ya bırakıyoruz
camus'un bundan haberi var mı?
devamını gör...
yaban kazı
dişiyle erkeğini ayırt edecek babayiğit yoktur bakarak.
devamını gör...
galatasaray'ın beşiktaş'a gol olup yağacağı gerçeği
hiç sevmiyorum şu muhabbetleri. derbilerin özelliği favorilerin tökezlemesi. genelde böyledir. ben tabiki galatasarayın yenmesini istiyorum ama top yuvarlaktır, hakemler daha yuvarlaktır, tff ise disko topudur. o yüzden hakem konuşulmayacak bir maç olsun öncelikle. hakem maçın önüne geçmesin. tff sataşma baba yorgun.
devamını gör...
mormonların başı
brigham young'ın aşağı yukarı 500 yavrusu olmuştu.
devamını gör...
sözü burada camus'ya bırakıyoruz
bla bla bla işte biz böylece rönesans gününü hazırlıyoruz...
devamını gör...
tanrı yoksa her şey mübahtır
onu bilmem ama saçmadır. önemsizdir.
sahipsiz bir evren olsa ne olur olmasa ne olur?
insanlık mağara devri hayatı yaşasa ne olur, medeniyet her bakımdan doruk noktasına ulaşsa ne olur?
duygumun manası yok, ruhumun manası yok. tanrı yoksa insanı insan yapan en kutsal değer yok. geçiniz.
sahipsiz bir evren olsa ne olur olmasa ne olur?
insanlık mağara devri hayatı yaşasa ne olur, medeniyet her bakımdan doruk noktasına ulaşsa ne olur?
duygumun manası yok, ruhumun manası yok. tanrı yoksa insanı insan yapan en kutsal değer yok. geçiniz.
devamını gör...
the past is forever
italyan folk/power metal topluluğu elvenking'in yepisyeni animasyon klipli şarkısı. bu mayıs sonlarına doğru yayımlanacak rites of disclosure adlı ep albümlerinde yer alacak ve önden salmışlar şarkıyı işte single olarak ortamlara. gayet güzel buldum.
devamını gör...
hasat zamanı tablo satın alan köylü
17. yüzyılda rotterdam kentinde vardi demisti tahtakahveci amca.
devamını gör...
koleksiyonculuk
yıllardır biriktirdiğim kapağı açılmadık pişmanlıklarım var benim. onlar kabul olur mu üstad?
devamını gör...
çocukluğun geçtiği sokaklarda yıllar sonra yürümek
çocukken o sokak bağdat caddesi gibi gelirdi gözüme. binalar sanki empire state gibiydi. hele köşedeki bakkal. kozyatağı carrefour gibiydi gözümde. geçen yaz yolum düştü. bir tur atayım dedim. anaaa her şey düdük gibi. sanki 90 derecede yıkamışlar bütün mahalleyi. evden okula giderken hicret ediyorum sanırdım, şimdi iki adımda bitti yol.
devamını gör...
ölüm (yazar)
benden rahatsız olanlar var, tanımlarımı engelleyin arkadaşlar. kimseye bulaşmadan kendi kendime yazıyorum. kibar bir insanı güçsüz sanmak gibi bir yanılgıya veya bastırılabileceğim gibi bir yanılgıya düşmeyin.
herkes gibi kendimce yazıyorum... rahatsız olan engellesin lütfen. kimseyle uğraşmak istemiyorum. hayat yeterince yorucu. daha fazla yormak ve yorulmak gibi bir isteğim yok. sevgilerle.
iyi sözlükler...
herkes gibi kendimce yazıyorum... rahatsız olan engellesin lütfen. kimseyle uğraşmak istemiyorum. hayat yeterince yorucu. daha fazla yormak ve yorulmak gibi bir isteğim yok. sevgilerle.
iyi sözlükler...
devamını gör...
sabah uyanınca yatağa zahmet verdim hakkını helal et demek
şizofrenik başlıklarda ısrar eden yazar entry'i.
evet evren sana bu gizli görevi verdi. keşfedilmemiş şizoid filozof.
evet evren sana bu gizli görevi verdi. keşfedilmemiş şizoid filozof.
devamını gör...
islamcılardaki sert sessizleri yumuşatma tandansı
(bkz: cevab veremedi)
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
bu gece uzun uzun yazmak istiyorum sözlük.
her şeyden biraz biraz yazmak istiyorum. benden, sizden, ölümden ve yaşamdan...
şu an bir şarkı çalıyor. kemiriyor böcekler, direniyor kemikler diyor.
sanki yaşarken gömülmüş gibiyim. etim parçalanıyor sürekli ama görünmüyor. sanki, sanki kemiklerim açığa çıkıyor sürekli ama canım yanmıyor. hissizleşmek böyle bir şey olsa gerek. acıyı hissediyorsun ama acımıyor canın. sadece o acının orada olduğunu biliyorsun.
çok garip bir durum...
karanlık bir çukurun içindeyim bazen. ay bile küsmüş sanki. en çıplak karanlıklar göğsümü delip geçiyor. çığlık atmak istiyorum ama ses tellerimi söküp almışlar, sesim çıkmıyor.
böcekler daha fazla deliriyor, kemiklerim direniyor. ruhum ise çırpınıyor azat olmak için. ben ise izin vermiyorum ruhuma. kendi içimde kendime acı çektiriyorum. keşke izin verebilsem ruhuma, keşke korkusuzca ruhumun peşinden el sallayabilsem.
bazen de diyorum ki, şu hayata hiç gelmesem ne kaybederdim? sanırım tek kaybım varlığım olurdu.
herkes için yaşadım şu hayatta, kendim için yaşamadım hiç. kanla yıkıyorum elimi yüzümü her sabah.
kendi kanım her gün azalıyor... kendi kanım sonum olacak olan hayat kaynağım...
beynimin içinde hareket eden sayısız fikir var. oradan oraya koşuyor hepsi. bazen kahkahalar tepiniyor zihnimde, bazen de ağlamalar oturuyor.
korkular... korkular sarmaşıklaşıyor ruhumda. sinsi sinsi üflüyorlar...
her şeyden biraz biraz yazmak istiyorum. benden, sizden, ölümden ve yaşamdan...
şu an bir şarkı çalıyor. kemiriyor böcekler, direniyor kemikler diyor.
sanki yaşarken gömülmüş gibiyim. etim parçalanıyor sürekli ama görünmüyor. sanki, sanki kemiklerim açığa çıkıyor sürekli ama canım yanmıyor. hissizleşmek böyle bir şey olsa gerek. acıyı hissediyorsun ama acımıyor canın. sadece o acının orada olduğunu biliyorsun.
çok garip bir durum...
karanlık bir çukurun içindeyim bazen. ay bile küsmüş sanki. en çıplak karanlıklar göğsümü delip geçiyor. çığlık atmak istiyorum ama ses tellerimi söküp almışlar, sesim çıkmıyor.
böcekler daha fazla deliriyor, kemiklerim direniyor. ruhum ise çırpınıyor azat olmak için. ben ise izin vermiyorum ruhuma. kendi içimde kendime acı çektiriyorum. keşke izin verebilsem ruhuma, keşke korkusuzca ruhumun peşinden el sallayabilsem.
bazen de diyorum ki, şu hayata hiç gelmesem ne kaybederdim? sanırım tek kaybım varlığım olurdu.
herkes için yaşadım şu hayatta, kendim için yaşamadım hiç. kanla yıkıyorum elimi yüzümü her sabah.
kendi kanım her gün azalıyor... kendi kanım sonum olacak olan hayat kaynağım...
beynimin içinde hareket eden sayısız fikir var. oradan oraya koşuyor hepsi. bazen kahkahalar tepiniyor zihnimde, bazen de ağlamalar oturuyor.
korkular... korkular sarmaşıklaşıyor ruhumda. sinsi sinsi üflüyorlar...
devamını gör...
koleksiyonculuk
psikolojik açıdan bir tür ruh hastalığı gibidir. kişi begenisini kazanan yapıt karşısında maddi değer ölçülerine bağlı kalmaz. tutku ile onu elde etmeye çalışır. elde edemediği zaman patolojik ruh durumuna girmesi olasıdır demişti bugun tahtakahveci amca.
devamını gör...
çocukluğun geçtiği sokaklarda yıllar sonra yürümek
bunu tanımlayabileceğim bir his yok. ama illa bir kelime gerekirse buruk derdim.
çok nadir geçiyorum o sokaklardan, yolum çok düşmüyor ama geçtiğim zaman uzun uzun bakıyorum. sanki orada küçük elz yaşamaya devam ediyor gibi geliyor bana. onun yalnız bırakmışım gibi, bir başına kalmış da hayat mücadelesine devam ediyor gibi.
oyunları yine kendi kuruyor kendi yönetiyor, bütün arkadaşları ona uyuyor ve sözünü dinletiyor herkese. bu hakimiyeti elde edene kadarki kabul edilme savaşını izliyorum.
görüyorum onu, onun o yaşlarda görülmediği kadar görüyorum ve özeniyorum. bacağına cam girdiği o köşe başı, kafasına torpil fırlattığı o çocuğun ağlamasını dindirmeye çalıştığı kaldırım, dahil edilmediği yakalambaç oyununda kendi kendini sakladığı ve ebelediği apartman girişi.. hepsi duruyor ama durmuyor da gibi.
insan büyüdükçe güçleniyor mu gerçekten?
çok nadir geçiyorum o sokaklardan, yolum çok düşmüyor ama geçtiğim zaman uzun uzun bakıyorum. sanki orada küçük elz yaşamaya devam ediyor gibi geliyor bana. onun yalnız bırakmışım gibi, bir başına kalmış da hayat mücadelesine devam ediyor gibi.
oyunları yine kendi kuruyor kendi yönetiyor, bütün arkadaşları ona uyuyor ve sözünü dinletiyor herkese. bu hakimiyeti elde edene kadarki kabul edilme savaşını izliyorum.
görüyorum onu, onun o yaşlarda görülmediği kadar görüyorum ve özeniyorum. bacağına cam girdiği o köşe başı, kafasına torpil fırlattığı o çocuğun ağlamasını dindirmeye çalıştığı kaldırım, dahil edilmediği yakalambaç oyununda kendi kendini sakladığı ve ebelediği apartman girişi.. hepsi duruyor ama durmuyor da gibi.
insan büyüdükçe güçleniyor mu gerçekten?
devamını gör...

