zaman tüneli

tanım: normal sözlük yazarlarının yapmayı bırakamadığı alışkanlıkları ve bilinçsiz refleksleri.

tanımın başına tanım yazmak.
devamını gör...

yolda yürürken tanımadığım insanlarla hizalanmayı sevmem. baktım hizalandım yarım adım falan beklerim öne geçsinler diye öyle devam ederim yola.

kahve içerken, içki içerken, konser, tiyatro gittiğimde illa sözlüğe haber veririm. samimiyet deyince ben bilirsiniz.

radyoda istek parça çalmıyorum.
devamını gör...

beni ben yapan özellikleri düşündüğümde aklıma ilk gelen şey pratikliğim oluyor. bir sorunla karşılaştığımda uzun uzun dramatize etmekten çok çözüm kısmına odaklanırım. o yüzden bazen insanlar beni biraz fazla düz ya da sıkıcı bulabiliyor. büyük iniş çıkışları, aşırı dramatik hikayeleri seven biri değilim. daha sade, daha düzenli bir ritmim var.

güvenilir olmak benim için önemli bir mesele. birine söz verdiysem, elimden geldiğince tutmaya çalışırım. insanların bana rahatça güvenebilmesi, sırtını yaslayabileceğini bilmesi benim için değerli bir şey. belki çok parlak görünmeyen ama ilişkileri ayakta tutan tarafın bu olduğunu düşünüyorum.

bir yandan da estetik tarafım güçlüdür. detaylara dikkat ederim mesela bir mekanın düzeni, bir cümlenin tonu, bir müziğin hissi… bunlar benim için fark yaratan şeylerdir. hayatın sadece işlevsel değil, aynı zamanda güzel de olmasını isterim.

inatçı bir yanım da var. bir şeye karar verdiysem kolay kolay vazgeçmem. bu bazen zorlayıcı olabilir ama aynı zamanda kararlılığımı da besliyor. hedef koyduğumda oraya ulaşana kadar uğraşma eğilimindeyim.

genel olarak hayata olabildiğince pozitif bir yerden bakmaya çalışırım. her şey mükemmel değil elbette ama sürekli karanlık bir yerden bakmanın kimseye faydası olmadığına inanıyorum. bir de içimde güçlü bir merhamet duygusu var. insanların derdini küçümsemem, elimden geliyorsa yardımcı olmaya çalışırım.
devamını gör...

peki o kimi sevecek ? tarkanı mı ?
devamını gör...

ulan adamın bileğini biçti kırarım bacağınızı
devamını gör...

normalsözlük.
devamını gör...

sane'nin kırmızı kartı tamamen bir kumpas.

şu anda tiyatro izliyoruz.
devamını gör...

vizontele filminde radyonun resimlisi olarak ifade edilen televizyon ile ilgili bir soruydu.

şimdi kendi maceramı düşünüyorum. trt 1'de çocukken hastası olduğum knight rider yani kara şimşek vardı. o zamanlarda beynim çocuk aklımla bazı şeyleri anlamıyordu.

mesela michael knight kolundaki saatle kitt ile konuşurdu. kit kendi kendine çalışır yanına gelirdi. bugün gelinen noktada kolumdaki saatle kittle olmasa da birileriyle konuşabiliyorum. kendi kendine giden yani sürücüsü olmayan otomobil de yaptılar. yapay zekalar (jarvis) bizimle konuşuyor da siri gibi.

(bkz: geleceğin gelmiş olması)
devamını gör...

kambaromolmo kabilesine göre telefonu açmamak ağır hakarettir ve savaş sebebidir.

tanım : biraz da olsa bana benzeyen kişidir. *
devamını gör...

içimizdeki yapay zekaları ortaya çıkaracak o ai ayıklama başlığı:>
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hem fakir, hem kısa, hem tip sızım bana bile aşık olan oluyor.
önemli olan kadını anlamak, değer vermek, sevmek, özel hissettirmek, emek vermek.
sen düzgün olursan düzgün biri gelir seni sever.
devamını gör...

bence olur. ama burada mesele yoksulluk kelimesinin kendisinden çok, o yoksulluğun nasıl taşındığı meselesi..

benim gözlemim şöyle ki; bir kadın fakir bir erkeğe aşık olabilir ama hayatı beraber kotarabileceklerine dair bir inancı varsa aşık olabilir. yani mesele cebindeki para değil, o adamın hayata bakışı, mücadele etme biçimi, bir şeyleri kurma isteği. kadın onda bir potansiyel görür. sadece bugünü değil, yarını da hayal edebilir o adamla.

çünkü aşk tek başına romantik bir duygu değil, aynı zamanda bir gelecek hayali.. insan sevdiği kişiyle bir hayat kurabileceğini düşünmek ister. eğer karşısındaki erkek yoksul ama çalışkan, üretken, hayata tutunan biriyse, beraber bir şeyler yapabiliriz hissini veriyorsa bu çok güçlü bir çekim yaratabilir. kadın o noktada bugünün eksiklerine değil, yarının ihtimaline bakar.

ama tam tersi bir durumda, yani yoksulluğu kader gibi kabullenmiş, hiçbir çabası olmayan, sürekli şikayet eden bir profilde o romantik hikaye çok zor ayakta kalır. çünkü orada umut yoktur. ve bence bir ilişkiyi taşıyan şey çoğu zaman para değil, umut ve yön duygusudur..
devamını gör...

sadece sevişilmek mi...
devamını gör...

"herkes kalbinin ekmeğini yer" demiş seda sayan..

kendisini ya da diğer kadınları ekmek olarak görmemiş zaar.... birtek erkekleri mi görmüş ?

bu cümleyi çözmek lazım... ona göre kalp var mı yok mu anlarız.
yok ise kendi kendimize gelin güvey olmanın adı "aşk" olmasa gerek.

ama ikisinde de kalp yoksa... bir de o var...
devamını gör...

kadınları artık rahat mı bıraksanız? kadınlar şöyledir, böyledir, tipe bakar, paraya bakar, çıkar ilişkisi yaşar. o zaman dilinizden de düşürün. hoşlanmadığım bir şeyi sürekli dile getirmem şahsen.
devamını gör...

içimde
küçük küçük cenazeler kalktı bugün
ölüm gibi bir şey oldu yani
ama merak etmeyin
kimse ölmedi
sadece
birkaç umut
işten erken çıktı.
devamını gör...

vizontele * 3 gelecekmiş. üzüleyim mi sevineyim mi bilemedim. adam inci taneleri gibi bir şeyi sanat diye çektiği için acaba efsaneyi hiç mi ellmese diyorum.

(bkz: zeki müren de bizi görecek mi)
devamını gör...

iş hayatında telefonunu açmadığın halde ısrarla arayan kişi çoğu zaman benim*. bunun çok da romantize edilecek bir tarafı yok aslında. biraz işkoliklik, biraz da o anda bilgiye ulaşma ihtiyacının verdiği bir refleks.. bir şeyin peşine düştüysem, özellikle işle ilgiliyse, o an çözmek istiyorum. beklemek, sonra bakarız demek, yarına bırakmak bana zor geliyor. bu yüzden ararım, açılmayınca bir daha ararım, belki müsaittir diye bir daha denerim. bazen sonradan fark ediyorum ki dışarıdan bakınca bayağı taciz seviyesine yaklaşmış olabiliyor.

tabii bunu yaparken niyetim kimseyi bunaltmak değil. daha çok kafamdaki işi o anda kapatma isteği.. aradığım kişiye ve ihtiyacım olan bilgiye hızlı ulaşınca zihnim rahatlıyor. aksi halde o konu kafamın bir köşesinde dönüp duruyor.

işin ironik tarafı, özel hayatımda bunun tam tersi biriyim. telefonla uzun uzun konuşmayı seven biri değilim. hatta mümkünse konuşmamayı tercih ederim. birini aramam gerekiyorsa bile çoğu zaman biraz sonra ararım, akşam konuşuruz, yarın hallederiz diye ertelerim. mesajlaşma bana daha konforlu gelir, çünkü o anın temposuna göre cevap verilebilir.

yani iş tarafında oldukça ısrarcı ve anlık çözüm odaklı biriyim. özel hayatta ise daha sakin, daha ertelemeci ve biraz da mesafeli.. aynı kişinin iki farklı versiyonu gibi...
devamını gör...

+ ne zamandır sana açmak istediğim bir konu vardı..
- olmaz!
+ tamam. peki.

*
devamını gör...

çinnn..

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim