zaman tüneli
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
tanıdım. bir kenan komutan bir de retro komutan.*
devamını gör...
şampiyon galatasaray
ben bu derbide bir fenerbahçe taraftarı olarak beşiktaşı destekliyordum. çünkü oğlum beşiktaşlı ve fenerin işine böylesi geliyordu. neyse sağlık olsun. umarım son gülen fener olur. beşiktaş da akıllı olsun oğlumu üzmesin..!
t: hayaller, hayatlar..
t: hayaller, hayatlar..
devamını gör...
sevişilmek istenen kişiye açılamamak
devamını gör...
kadın yoksul erkeğe aşık olur mu sorunsalı
erkekten daha yoksul, erkeğin yoksulluğundan daha çirkinse, olur.
devamını gör...
sırrı ifşa edilen gizli ilmin büyüsünün bozulması
sayısalı tutturmadıysa inanmam.
devamını gör...
telefonunu açmadığın halde ısrarla aramaya devam eden kişi
müsait olduktan sonra, bir süre daha kendisine dönmüyorum. çünkü, dinsizin hakkından imansız gelir.
bir kere ararsın. cevap vermiyorsa, whatsapptan derdini yazarsın. acilse acil dersin. ilk fırsatta cevap alırsın. insanlar sizin takviminize göre yaşamak zorunda değil.
bir kere ararsın. cevap vermiyorsa, whatsapptan derdini yazarsın. acilse acil dersin. ilk fırsatta cevap alırsın. insanlar sizin takviminize göre yaşamak zorunda değil.
devamını gör...
8 mart dünya emekçi kadınlar günü
yarın sosyal medya, pembe filtreli kutlama mesajlarıyla dolacak biliyorum... ama benim için 8 mart, sadece bir buket çiçek ya da indirim kodu değil direnç ve nezaketin aynı gövdede buluşmasıdır. türkiye'de çalışan kadın olmak, biraz cambazlık gerektiriyor. plazada mail trafiği yönetirken bir yandan evdeki doğalgaz faturasını düşünmek, şantiyede baretle dolaşırken akşamki misafir için zeytinyağlı sarmanın stratejik planlamasını yapmak bizim genlerimize işlenmiş.
biz bu topraklarda hem toprak kadar verimli hem de çelik kadar dayanıklı olmayı öğrendik. eksiklere, eşitsizliklere ve yorgunluklara rağmen üretmenin, var olmanın ve ben buradayım demenin tadı başka hiçbir şeyde yok..
türkiye’de çalışan bir kadın olarak hayatın biraz çift vardiya gibi olduğunu düşünüyorum. sabah iş, akşam ev. ofiste ya da iş yerinde profesyonel olman bekleniyor. eve gelince hayatın diğer tarafı seni bekliyor. çoğu kadın için bu çok tanıdık bir denge.
buna rağmen kadınların inanılmaz bir dayanıklılığı olduğunu düşünüyorum. iş yerinde sorumluluk alıyoruz, hayat kuruyoruz, bazen aileyi ayakta tutuyoruz, bazen kendi ayaklarımızın üzerinde durmaya çalışıyoruz. kolay değil ama imkansız da değil.
çok uzattım yine, pardon. aslında entryde söylemek istediğim şuydu; tüm emekçi, uykusuz ama pes etmeyen kız kardeşlerimin günü kutlu olsun. sevgiler..
biz bu topraklarda hem toprak kadar verimli hem de çelik kadar dayanıklı olmayı öğrendik. eksiklere, eşitsizliklere ve yorgunluklara rağmen üretmenin, var olmanın ve ben buradayım demenin tadı başka hiçbir şeyde yok..
türkiye’de çalışan bir kadın olarak hayatın biraz çift vardiya gibi olduğunu düşünüyorum. sabah iş, akşam ev. ofiste ya da iş yerinde profesyonel olman bekleniyor. eve gelince hayatın diğer tarafı seni bekliyor. çoğu kadın için bu çok tanıdık bir denge.
buna rağmen kadınların inanılmaz bir dayanıklılığı olduğunu düşünüyorum. iş yerinde sorumluluk alıyoruz, hayat kuruyoruz, bazen aileyi ayakta tutuyoruz, bazen kendi ayaklarımızın üzerinde durmaya çalışıyoruz. kolay değil ama imkansız da değil.
çok uzattım yine, pardon. aslında entryde söylemek istediğim şuydu; tüm emekçi, uykusuz ama pes etmeyen kız kardeşlerimin günü kutlu olsun. sevgiler..
devamını gör...
inception vs shutter island
2 benzer konulu, ayni sene cikan ve ayni kisinin basrolde oynadigi film. 2010, dicaprio, ikisi de yoruma acik finalli. inception imdb'de 8.8, shutter island 8.2 almistir. inception daha kulttur ayni zamanda, fakat bana kalirsa shutter island daha kiyaktir. belki mark ruffalo'yu da barindirdigindan boyle dusunuyorumdur ama nihayetinde bence her turlu daha iyi filmdir. ınception'in kadrosu daha saglamdir ama. evet.
devamını gör...
bir anı paylaş
pandemi yeni başlamıştı. kadıköy, şair latifi sokak’taki evimin karşı dairesinde 80-85 yaşlarında bir amca yaşıyordu. nusret bey. namıdiğer şair nusret.
kılık kıyafetiyle, beyefendiliğiyle, yürüyüşüyle, bakışıyla, konuşmasıyla ve hatta ses tonuyla tam bir şairdi; ancak şiirleriyle tam bir şair olduğunu söylersem ‘tam bir şair’ lere haksızlık etmiş olurum. bunu yalnızca mahallemizin duvarlarına yapıştırmak suretiyle yayımlayabildiği birkaç şiirinden biliyordum. yine de mezkur özelliklerinden mütevellit kendisi nazarımızda kadıköy’de yaşamış büyük şairler arasında addolunurdu; vakti geldiğinde ise muhtemelen kalbimizdeki şairler mezarlığının en nadide köşesine, geride kalanlar tarafından beş kuruş masraf edilmeden defnedilecekti.
bir akşamüstü, beyefendi kişiliği dolayısıyla münasip bir yere heykeli, hiç değilse büstü dikilmesi farz olan bu adamın, pencereden aşağı “senin feriştahını s…m it oğlu it!” diye, takma dişlerini yerinden etmeye zorlarcasına haykırdığına şahit oldum. aşağıdaki genç adam da kendisine hakaretle karşılık verdi. sonra bir süre de küfürsüz kavga ettiler.
kavgaya müdahil olmak hep kötü anılar biriktirmeme sebep olmuştur; bu nedenle bir kavgaya hiçbir aşamasında girmemeye özen gösteririm. ne öncesinde, ne sırasında, ne sonrasında… bilhassa sırasında.
fakat o akşam şair amcanın hatırına bu geleneğimi bozarak, “nusret bey haklı; apartmanın önüne bıraktığınız çöplerin ceremesini bütün mahalle çekiyor. iki adım yürüyüp de çöp tenekesine atmak bu kadar mı zor arkadaş? ne mütekahil insanlarsınız yahu!” diye aşağıdaki adama hiddetle seslendim. meğer mesele çöp meselesi değilmiş; garaj önüne park edilen araba meselesiymiş.
“olsun, her halukarda nusret bey haklı, bu kadar mı zor arkadaş?” dedim.
“mütekahil ne ulan? hem sen konuyu bilmeden her b*ka zıplama oradan” dedi şairden genç, benden yaşlı olan adam.
sinirlendim. bana “lan” demesine ayrı, sokağımızın yegane şairi nusret bey’e sarf ettiği nahoş sözlere ayrı sinirlendim. kendimi koyuverip adama bağırdım: “şairin dediği gibi: senin feriştahını s…im, it oğlu it!”
girizgah bu şekilde olunca, akabindeki küfür, sokağımızdaki bitişik nizam evlerin duvarlarında bir şiir gibi aksetmiş olsa gerek ki, adamdan herhangi bir kontra atak görmediğim gibi, pandemi döneminde, bir şey olsa da eğlenip alkışlasak diye bekleyen insanların birkaçının penceresinden ıslık ve alkış sesleri duydum. eksik olmasınlar. nusret bey ve bana hoş bir anı oldu.
kılık kıyafetiyle, beyefendiliğiyle, yürüyüşüyle, bakışıyla, konuşmasıyla ve hatta ses tonuyla tam bir şairdi; ancak şiirleriyle tam bir şair olduğunu söylersem ‘tam bir şair’ lere haksızlık etmiş olurum. bunu yalnızca mahallemizin duvarlarına yapıştırmak suretiyle yayımlayabildiği birkaç şiirinden biliyordum. yine de mezkur özelliklerinden mütevellit kendisi nazarımızda kadıköy’de yaşamış büyük şairler arasında addolunurdu; vakti geldiğinde ise muhtemelen kalbimizdeki şairler mezarlığının en nadide köşesine, geride kalanlar tarafından beş kuruş masraf edilmeden defnedilecekti.
bir akşamüstü, beyefendi kişiliği dolayısıyla münasip bir yere heykeli, hiç değilse büstü dikilmesi farz olan bu adamın, pencereden aşağı “senin feriştahını s…m it oğlu it!” diye, takma dişlerini yerinden etmeye zorlarcasına haykırdığına şahit oldum. aşağıdaki genç adam da kendisine hakaretle karşılık verdi. sonra bir süre de küfürsüz kavga ettiler.
kavgaya müdahil olmak hep kötü anılar biriktirmeme sebep olmuştur; bu nedenle bir kavgaya hiçbir aşamasında girmemeye özen gösteririm. ne öncesinde, ne sırasında, ne sonrasında… bilhassa sırasında.
fakat o akşam şair amcanın hatırına bu geleneğimi bozarak, “nusret bey haklı; apartmanın önüne bıraktığınız çöplerin ceremesini bütün mahalle çekiyor. iki adım yürüyüp de çöp tenekesine atmak bu kadar mı zor arkadaş? ne mütekahil insanlarsınız yahu!” diye aşağıdaki adama hiddetle seslendim. meğer mesele çöp meselesi değilmiş; garaj önüne park edilen araba meselesiymiş.
“olsun, her halukarda nusret bey haklı, bu kadar mı zor arkadaş?” dedim.
“mütekahil ne ulan? hem sen konuyu bilmeden her b*ka zıplama oradan” dedi şairden genç, benden yaşlı olan adam.
sinirlendim. bana “lan” demesine ayrı, sokağımızın yegane şairi nusret bey’e sarf ettiği nahoş sözlere ayrı sinirlendim. kendimi koyuverip adama bağırdım: “şairin dediği gibi: senin feriştahını s…im, it oğlu it!”
girizgah bu şekilde olunca, akabindeki küfür, sokağımızdaki bitişik nizam evlerin duvarlarında bir şiir gibi aksetmiş olsa gerek ki, adamdan herhangi bir kontra atak görmediğim gibi, pandemi döneminde, bir şey olsa da eğlenip alkışlasak diye bekleyen insanların birkaçının penceresinden ıslık ve alkış sesleri duydum. eksik olmasınlar. nusret bey ve bana hoş bir anı oldu.
devamını gör...
şampiyon galatasaray
martlar bizimdir...
devamını gör...
sevişilmek istenen kişiye açılamamak
ağlayarak nasırlı elle hayata devam edilir. nerden mi biliyorum?
devamını gör...
uğurcan çakır
kıvamını buluyor gibi. maşallah diyelim,nazar değmesin.
devamını gör...
sevişilmek istenen kişiye açılamamak
siz önce açılın. sevişmek istiyorsa o da açılır. istemiyorsa, polis, jandarma, mahalleli olaya dahil olur. bulunduğunuz yere göre, linç veya adli bir şekilde olay devam eder. bu da, sevişmişsiniz kadar adrenalin sağlar size.
devamını gör...
kadınların çıkar ilişkisi üzerinden sevmesi
psikolojik acidan hic saglikli oldugunu dusunmedigim bu arkadasin sacmaliklarina eklenen yeni bir tanimdir. bu arada arkadasin yalniz kalmasinin sebebi #3912718 no'lu tanimdaki uslup olabilir mi acaba:
burcu güneş benim için maradona gibidir. hani siz z kuşağı diyor ya. guilty pleasure'umdur. hele karşıda kızlığını ibrahim tatlıses'e bozdurmuş birisi varken, burcu güneş'ten yana olmak üzerime borçtur.
genc erkek kardeslerimiz bu arkadasi ornek almayin, yalniz kalirsaniz da kalin ama bu arkadasi kesinlikle ornek almayin.
burcu güneş benim için maradona gibidir. hani siz z kuşağı diyor ya. guilty pleasure'umdur. hele karşıda kızlığını ibrahim tatlıses'e bozdurmuş birisi varken, burcu güneş'ten yana olmak üzerime borçtur.
genc erkek kardeslerimiz bu arkadasi ornek almayin, yalniz kalirsaniz da kalin ama bu arkadasi kesinlikle ornek almayin.
devamını gör...
sevişilmek istenen kişiye açılamamak
(bkz: are you sex)
devamını gör...
anın fotoğrafı

acemzade figani efendi ile trump senatodan izin almadan nasıl başına buyruk hareket edebiliyor, bunu tartışıyoruz.
devamını gör...
sevişilmek istenen kişiye açılamamak
gece 3 te yorgan altında çekilen sessiz .... çığlıklar diyelim.
devamını gör...
7 mart 2026 beşiktaş galatasaray maçı
beşiktaş'ın hücum tarafında üst düzey oyuncu eksiğinin net bir biçimde kendisi gösterdiği bir maç olmuştur.
el bilal ile sözleşme yenilememek lazım. sezonun yarısını sakat geçiriyor.
bir forvet ve iyi bir on numara şart.
rakip 10 kişi ve kendi sahanda oynuyorsun.
cengiz ve mustafa değişikliklerinin gol getirmesi çok düşük bir ihtimal.
mustafa hem yaş olarak çok genç hem de yetenek olarak henüz pek bir şey vaad etmiyor.
bir oyuncunun ekstra; hızı, kafa vuruşları, şutu, ara pasları, kıvraklığı, pozisyona girme becerisinden biri en azından olur.
bunları göremiyoruz.
agbadou'nun yanına o seviyede bir stoper şart.
sergen artık cengiz'den bir robben çıkmayacağını görmüştür.
cerny eğer gitmek istiyorsa gidebilir. gitmek isteyen oyuncuyu tutmanın anlamı yok. zaten istikrarlı bir yüksek performansı yok.
el bilal ile sözleşme yenilememek lazım. sezonun yarısını sakat geçiriyor.
bir forvet ve iyi bir on numara şart.
rakip 10 kişi ve kendi sahanda oynuyorsun.
cengiz ve mustafa değişikliklerinin gol getirmesi çok düşük bir ihtimal.
mustafa hem yaş olarak çok genç hem de yetenek olarak henüz pek bir şey vaad etmiyor.
bir oyuncunun ekstra; hızı, kafa vuruşları, şutu, ara pasları, kıvraklığı, pozisyona girme becerisinden biri en azından olur.
bunları göremiyoruz.
agbadou'nun yanına o seviyede bir stoper şart.
sergen artık cengiz'den bir robben çıkmayacağını görmüştür.
cerny eğer gitmek istiyorsa gidebilir. gitmek isteyen oyuncuyu tutmanın anlamı yok. zaten istikrarlı bir yüksek performansı yok.
devamını gör...


