zaman tüneli
yazarların şu an dinledikleri şarkı
solda rock'n roll başlığını görünce canım çekti;
devamını gör...
enerji karma aura ruhsal uyanış
matematik fakiri insan çağrışımları.
kanal, reiki, alternatif tıp var bir de.
en fenası "negatif enerji".
kanal, reiki, alternatif tıp var bir de.
en fenası "negatif enerji".
devamını gör...
yürüyoruz karanlık dar sokaklarda
tanım: göztepe futbol kulübünün "bana göre" en efsane bestesi.
devamını gör...
yazarların şu an dinledikleri şarkı
devamını gör...
her şeyden öte sevdik biz seni
tanım: göztepe futbol kulübünün en güzel bestelerinden birisi.
devamını gör...
silvermist (yazar)
ayy sonunda ya yuppiiii
hoşbulduk arkadaşlar!!!
hoşbulduk arkadaşlar!!!
devamını gör...
rock'n roll
önceki tanımları tek tek okumadım, ancak müziğe dair yazılması gereken her şeyin yazılmış olduğunu farz ediyorum.
muhtemelen daha önce de değinildiği üzere rock 'n roll, kendi felsefesi olan bir yaşam tarzıdır. bir insanın sabah yataktan kalkışında, haksızlığa karşı kaşını kaldırışında veya herkesin doğuya gittiği bir dünyada inatla kuzeye yürüyüşünde gizlidir. burada yönlere herhangi bir anlam atfetmedim. sağ ve sol örneklerini verirsem daha farklı anlamlar yüklenebilir veya konu hiç istemediğim siyasi zeminlere kayabilir; oysa benim burada kastettiğim tek şey, kalabalıkların anonim akışına kapılmamak ve bireysel bir duruş sergileme iradesidir.
eğer bir insanın ruhunda rock 'n roll varsa, elinde gitar veya baget olmasına gerek yoktur; kaç yaşında olursanız olun, hangi işi yaparsanız yapın, o bir şekilde dışarı sızacak bir çatlak bulur ve kendini belli eder.
rock 'n roll bir duruş, bir tavır, kalabalıkların sıradanlığına karşı ferdiyetini koruma kararlılığıdır. bu müzikte de böyledir, edebiyatta da... sıradan bir ofis masasının üzerindeki küçük, kuralsız bir detayda dahi kendini gösterebilir ve bu detayı, belki o yüzlerce kişilik kalabalığın içinden seçip fark edebilen göz; işte o da aynı hamurdan yoğrulmuş, o rock'n roll ruhun bir parçasıdır.
muhtemelen daha önce de değinildiği üzere rock 'n roll, kendi felsefesi olan bir yaşam tarzıdır. bir insanın sabah yataktan kalkışında, haksızlığa karşı kaşını kaldırışında veya herkesin doğuya gittiği bir dünyada inatla kuzeye yürüyüşünde gizlidir. burada yönlere herhangi bir anlam atfetmedim. sağ ve sol örneklerini verirsem daha farklı anlamlar yüklenebilir veya konu hiç istemediğim siyasi zeminlere kayabilir; oysa benim burada kastettiğim tek şey, kalabalıkların anonim akışına kapılmamak ve bireysel bir duruş sergileme iradesidir.
eğer bir insanın ruhunda rock 'n roll varsa, elinde gitar veya baget olmasına gerek yoktur; kaç yaşında olursanız olun, hangi işi yaparsanız yapın, o bir şekilde dışarı sızacak bir çatlak bulur ve kendini belli eder.
rock 'n roll bir duruş, bir tavır, kalabalıkların sıradanlığına karşı ferdiyetini koruma kararlılığıdır. bu müzikte de böyledir, edebiyatta da... sıradan bir ofis masasının üzerindeki küçük, kuralsız bir detayda dahi kendini gösterebilir ve bu detayı, belki o yüzlerce kişilik kalabalığın içinden seçip fark edebilen göz; işte o da aynı hamurdan yoğrulmuş, o rock'n roll ruhun bir parçasıdır.
devamını gör...
demlenirken lamba altında
tanım: ordu'dan samsunspor deplasmanına giden fidangör1967 taraftar grubu minibüsünün en güzel hatırası.
devamını gör...
8 mart dünya emekçi kadınlar günü
uuuu saat olmuş kadınlar günü! ne denir ki şimdi? kadın anadır insan kadınoğlu desek ona benzer bir şeyi rahmetli neşet baba söyledi. hem çok farkındayım dilime de yakışmaz benim.
kimin bacısı hepimiz dün ağladığımıza vallahi bugün gülen kimseleriz. dilerim ki yarınınız da bugününüzden neşeli olsun. ite köpeğe tebelleş olup da tatlı canınızı bunaltmayın.
evlatlarınızı kadına kıymet veren cins yetiştirin. yetiştirin ki onlar da başkasına hayal kırıklığı olmasın.
benim anam rahmetli babamdan çok dayak yedi. hangimizinki yemedi ki gerçi. siz dökülmeyin geçmişi travmalı derler ben sizin yerinize her aybı döker saçar ayıklar kapatırım.
aklım kesmez bebeyken kendi kendine söz verdim ben hiç bir kadına el kaldırmayacam dedim. bırak kaldırmayı gülden ağır söz söylemişliğim de yoktur.
ama kadınların başka türlü de incindiklerini geç anladım.
şimdi bana bunun vicdan azabı yeter.
kabul etsin etmesin kalbini kırdığımdan özür dilerim.
hepinizin karşısına iyi insanlar çıkması dileğiyle, iyi geceler.
kimin bacısı hepimiz dün ağladığımıza vallahi bugün gülen kimseleriz. dilerim ki yarınınız da bugününüzden neşeli olsun. ite köpeğe tebelleş olup da tatlı canınızı bunaltmayın.
evlatlarınızı kadına kıymet veren cins yetiştirin. yetiştirin ki onlar da başkasına hayal kırıklığı olmasın.
benim anam rahmetli babamdan çok dayak yedi. hangimizinki yemedi ki gerçi. siz dökülmeyin geçmişi travmalı derler ben sizin yerinize her aybı döker saçar ayıklar kapatırım.
aklım kesmez bebeyken kendi kendine söz verdim ben hiç bir kadına el kaldırmayacam dedim. bırak kaldırmayı gülden ağır söz söylemişliğim de yoktur.
ama kadınların başka türlü de incindiklerini geç anladım.
şimdi bana bunun vicdan azabı yeter.
kabul etsin etmesin kalbini kırdığımdan özür dilerim.
hepinizin karşısına iyi insanlar çıkması dileğiyle, iyi geceler.
devamını gör...
ruşen amcanın oğlu sedat (yazar)
komik cocuk. ihih.
devamını gör...
iltifat etmeyi beceremeyen erkek
işlerine gelmiyor
devamını gör...
8 mart dünya emekçi kadınlar günü
dünyanın yarısını oluşturan kadınların emeğini, mücadelesini ve varlığını hatırlamak için takvime düşülmüş gün.
çiçek verip geçilecek bir gün değil. eşitlik, saygı ve adaletin gerçekten hayatın parçası olması gerektiğini hatırlatan bir gün.
başta annelerimiz, kardeşlerimiz, arkadaşlarımız olmak üzere tüm kadınların günü kutlu olsun.
çiçek verip geçilecek bir gün değil. eşitlik, saygı ve adaletin gerçekten hayatın parçası olması gerektiğini hatırlatan bir gün.
başta annelerimiz, kardeşlerimiz, arkadaşlarımız olmak üzere tüm kadınların günü kutlu olsun.
devamını gör...
tribüne bile demiştim elveda
tanım: aşık tribüncü gençlerin dilinden bir isyan parçası.
devamını gör...
iltifat etmeyi beceremeyen erkek
ben iltifat edemeyen bir adamım. yani edememekten kastım, fiziksel olarak ağzımdan çıkmıyor değil… çıkıyor da, çıktığı anda ortama hafif bir karabasan yayılıyor. sanki biri romantizmin fişini çekmiş gibi.
mesela bir gün bir kadınla buluştum. gayet güzel hazırlanmış gelmiş. saçı yapılmış, makyaj var, elbise falan… belli ki bir iltifat bekleniyor. ben de düşündüm:
sedat , bu sefer başaracaksın. insan gibi konuşacaksın.
kadın sordu:
nasıl olmuşum?
normal bir erkek ne der?
harika görünüyorsun.
çok güzelsin.
büyüleyicisin.
ben ne dedim peki ?
yani… yüzün simetrik duruyor.
kadın bana öyle bir baktı ki sanki bir estetik cerrahla ilk randevuya çıkmış.
bir başka buluşmada daha da iyisini yaptım. kadın saçını kestirmiş. insanlar genelde çok yakışmış falan der. ben uzun uzun baktım ve dedim ki:
başının aerodinamik yapısı ortaya çıkmış.
kadın çatalı bıraktı. ben de o an fark ettim ki romantizmle havacılık mühendisliği gibi bir şey değilmiş.
ama benim anlamadığım şu: kadınlar neden iltifata bu kadar takılıyor? yani sonuçta gerçekler var. ben dürüst bir adamım. gözlerin yıldız gibi diyemem mesela. çünkü yıldızlar aslında devasa gaz kütleleri ve milyonlarca kilometre uzakta yanıyor. bu bilimsel olarak çok karmaşık bir metafor.
bir keresinde denedim yine de.
gözlerin yıldız gibi dedim.
kadın sevindi.
devamını getirdim:
tabii bazı yıldızlar ölmek üzere olur ya… kızıl dev falan…
o buluşma da burada sona erdi.
bir seferinde işi garantiye almak için internetten romantik iltifatlar diye baktım. yazıyor:
kadına kendini özel hissettir.
ama nasıl? kadın zaten özel. her insan biyolojik olarak benzersiz. dna kombinasyonu falan… bunu anlattım bir buluşmada.
biliyor musun, dedim, senin genetik dizilimin istatistiksel olarak çok düşük bir olasılıkla oluşmuş.
kadın bana baktı ve şöyle dedi:
sen bana güzel olduğumu söyleyemiyor musun yani?
düşündüm.
gerçekten söyleyemiyorum.
çünkü ben iltifat etmeye kalkınca romantik cümle çıkmıyor ağzımdan; sanki belgesel anlatıcısı konuşuyor.
mesela bir keresinde kadına uzun uzun baktım. içimden çok güzelsin demek geçiyor. ama ağızdan çıkan şu oldu:
yüz kemiklerin sağlam bir yapı sergiliyor.
kadın o an çantasını aldı.
garson bana acıyarak baktı.
ben de çayıma bakıp düşündüm:
belki de kadınlar iltifat sevmiyor değildir.
belki de ben iltifat etmiyorumdur.
ben… kadına arkeolojik eser inceler gibi yorum yapıyorumdur.
mesela bir gün bir kadınla buluştum. gayet güzel hazırlanmış gelmiş. saçı yapılmış, makyaj var, elbise falan… belli ki bir iltifat bekleniyor. ben de düşündüm:
sedat , bu sefer başaracaksın. insan gibi konuşacaksın.
kadın sordu:
nasıl olmuşum?
normal bir erkek ne der?
harika görünüyorsun.
çok güzelsin.
büyüleyicisin.
ben ne dedim peki ?
yani… yüzün simetrik duruyor.
kadın bana öyle bir baktı ki sanki bir estetik cerrahla ilk randevuya çıkmış.
bir başka buluşmada daha da iyisini yaptım. kadın saçını kestirmiş. insanlar genelde çok yakışmış falan der. ben uzun uzun baktım ve dedim ki:
başının aerodinamik yapısı ortaya çıkmış.
kadın çatalı bıraktı. ben de o an fark ettim ki romantizmle havacılık mühendisliği gibi bir şey değilmiş.
ama benim anlamadığım şu: kadınlar neden iltifata bu kadar takılıyor? yani sonuçta gerçekler var. ben dürüst bir adamım. gözlerin yıldız gibi diyemem mesela. çünkü yıldızlar aslında devasa gaz kütleleri ve milyonlarca kilometre uzakta yanıyor. bu bilimsel olarak çok karmaşık bir metafor.
bir keresinde denedim yine de.
gözlerin yıldız gibi dedim.
kadın sevindi.
devamını getirdim:
tabii bazı yıldızlar ölmek üzere olur ya… kızıl dev falan…
o buluşma da burada sona erdi.
bir seferinde işi garantiye almak için internetten romantik iltifatlar diye baktım. yazıyor:
kadına kendini özel hissettir.
ama nasıl? kadın zaten özel. her insan biyolojik olarak benzersiz. dna kombinasyonu falan… bunu anlattım bir buluşmada.
biliyor musun, dedim, senin genetik dizilimin istatistiksel olarak çok düşük bir olasılıkla oluşmuş.
kadın bana baktı ve şöyle dedi:
sen bana güzel olduğumu söyleyemiyor musun yani?
düşündüm.
gerçekten söyleyemiyorum.
çünkü ben iltifat etmeye kalkınca romantik cümle çıkmıyor ağzımdan; sanki belgesel anlatıcısı konuşuyor.
mesela bir keresinde kadına uzun uzun baktım. içimden çok güzelsin demek geçiyor. ama ağızdan çıkan şu oldu:
yüz kemiklerin sağlam bir yapı sergiliyor.
kadın o an çantasını aldı.
garson bana acıyarak baktı.
ben de çayıma bakıp düşündüm:
belki de kadınlar iltifat sevmiyor değildir.
belki de ben iltifat etmiyorumdur.
ben… kadına arkeolojik eser inceler gibi yorum yapıyorumdur.
devamını gör...
8 mart dünya emekçi kadınlar günü
bugün değil, her gün sizin
gülüşünüz sabahın ilk ışığı,
elleriniz toprağın en derin kökü,
sesiniz özgürlüğün en yüksek notası.
dünyayı taşıyan omuzlarınızda
yıldızlar değil, yıldızların doğduğu gök var.
eğildiğinizde büyüyen,
ayağa kalktığınızda yükselen bir dünya.
ve biliyor musunuz?
siz olmadan bahar da eksik kalır,
şiirler yarım, tarih suskun.
iyi ki varsınız.
gülüşünüz sabahın ilk ışığı,
elleriniz toprağın en derin kökü,
sesiniz özgürlüğün en yüksek notası.
dünyayı taşıyan omuzlarınızda
yıldızlar değil, yıldızların doğduğu gök var.
eğildiğinizde büyüyen,
ayağa kalktığınızda yükselen bir dünya.
ve biliyor musunuz?
siz olmadan bahar da eksik kalır,
şiirler yarım, tarih suskun.
iyi ki varsınız.
devamını gör...
kalp atışını hissetmek
cok romantik bence.
galp.
-kalbinin atısını duyuyorum.
-nasıl atıyor?
-heyecanlı. kalbine bu kadar yakın olabilmek sanslı hissettiriyor.
galp.
-kalbinin atısını duyuyorum.
-nasıl atıyor?
-heyecanlı. kalbine bu kadar yakın olabilmek sanslı hissettiriyor.
devamını gör...
bir erkek nasıl kaybedilir sorusu
(bkz: ghosting) diye bir şey icat oldu ya, artık gerek kalmadı.*
devamını gör...
iltifat etmeyi beceremeyen erkek
kapatılsın.
devamını gör...
iltifat etmeyi beceremeyen erkek
yoktur.
boyle bir erkek olduguna inanmadıgım.
zaten duygular varsa o iltifatlar siz farkında olmadan cıkıyor agzınızdan beyler.
boyle bir erkek olduguna inanmadıgım.
zaten duygular varsa o iltifatlar siz farkında olmadan cıkıyor agzınızdan beyler.
devamını gör...
