zaman tüneli
ilişkinin bittiğini anlamamak
aslında anlarsın da anlamak işine gelmez.
devamını gör...
ilişki bittikten sonra alınan hediyelerin akıbeti
çöpe gider
devamını gör...
ilişkinin bittiğini anlamamak
ben kendi anlattığım şekliyle anlatılmasını beklerim.
"ben öyle şeyleri önemsemem ki"
"ben öyle şeyleri önemsemem ki"
devamını gör...
erkeğin kadından daha gösterişli olma durumu
ben aslan oltuumdan çok da bi sallamadum, ha sen kofa burcisindur üstuğe alun tabe!
devamını gör...
bir delinin sayıklamaları
işte benim başlık...
dün saçımda gördüğüm 5 tel beyazlık üzerine
neden saçların beyazlamış arkadaş? diye soruyorlar bana.
ben de gayet sakin bir şekilde, çaydan bir yudum alıp diyorum ki:
yaşlandığım için.
bunu söyleyince karşı taraf biraz hayal kırıklığı yaşıyor. çünkü insanlar dramatik cevap bekliyor. mesela hayat beni çok yordu, aşk acısı, stres, ekonomik şartlar… böyle şeyler. halbuki benim saçlar gayet basit bir sebeple beyazladı: zaman geçti yaşlandım.
ama burada büyük bir yanlış anlaşılma var.
saçlar yaşlanıyor diye insanın da büyüdüğü sanılıyor.
ben mesela hala markete gidince gereksiz şeyler alıyorum. liste yapıyorum: ekmek, yoğurt, deterjan. eve geliyorum: dondurma, cips, üç tane kola bol bol jelibon ve neden aldığımı bilmediğim bir kaktüs.
geçen gün biri yine sordu:
abi saçların baya beyazlamış ya, hayat yormuş seni.
dedim ki:
hayat beni yormadı kardeşim, ben hayatı biraz yanlış kullanıyorum.
çünkü insanın içindeki çocuk büyümüyor. sadece saçları beyazlıyor. içerideki çocuk hala aynı. mesela hala boş odada kendi kendime konuşuyorum, çoraplardan top yapıp şut çekiyorum duvara, bazen kavga bile ediyorum. geçen gün duvara bakıp dedim ki:
sen bana öyle bakma.
duvar baktı tabii. çünkü duvarın yapabileceği en büyük hareket bakmaktır.
bir de şu var:
toplum sanıyor ki saç beyazlayınca insan otomatik olarak bilge oluyor. hani dağ başında yaşayan bir derviş gibi. sana gelip hayat tavsiyesi soracaklar.
geçen gün biri dedi ki:
abi sen tecrübelisin, hayatın sırrı nedir?
dedim ki:
gece 2’den sonra kaşarlı sucuklu tost yememek. mide yanıyor sonra..
çünkü gerçek bilgelik budur.
hayatın sırrı bazen metafizik değildir, mide yanmasını önlemektir.
ama insanlar bunu kabul etmek istemiyor. onlara göre beyaz saçlı adamın şunu demesi lazım:
evlat… hayat bir yolculuktur.
benim söyleyebileceğim en dürüst şey ise şu:
evlat… hayat bazen anahtarı evde unutup kapının önünde terlikle beklemektir.
sonra tekrar soruyorlar:
peki saçların niye beyazladı?
bir daha söylüyorum:
yaşlandığım için.
ama içimde hala büyümemiş bir adam yaşıyor.
bazen yağmurda yürürken su birikintisine basmak istiyor.
bazen sabah işe giderken bugün gitmesem ne olur? diye düşünüyor.
bazen de ciddi ciddi şu soruyu soruyor:
acaba çayla karpuz gider mi?
sonra kendi kendime bir sonuca varıyorum:
insan aslında iki parçadan oluşuyor.
birincisi yaşlanan beden.
ikincisi akıllanmayan iç çocuk.
saçlar beyazlıyor.
ama içerideki adam hala 17 yaşında.
tek fark şu:
artık dizlerim ağrıyor ve gazoz yerine maden suyu içiyorum.
işte hayatın trajedisi budur.
ruh hala büyümemiştir.
ama saçlar…
çoktan emekli olmuştur.
dün saçımda gördüğüm 5 tel beyazlık üzerine
neden saçların beyazlamış arkadaş? diye soruyorlar bana.
ben de gayet sakin bir şekilde, çaydan bir yudum alıp diyorum ki:
yaşlandığım için.
bunu söyleyince karşı taraf biraz hayal kırıklığı yaşıyor. çünkü insanlar dramatik cevap bekliyor. mesela hayat beni çok yordu, aşk acısı, stres, ekonomik şartlar… böyle şeyler. halbuki benim saçlar gayet basit bir sebeple beyazladı: zaman geçti yaşlandım.
ama burada büyük bir yanlış anlaşılma var.
saçlar yaşlanıyor diye insanın da büyüdüğü sanılıyor.
ben mesela hala markete gidince gereksiz şeyler alıyorum. liste yapıyorum: ekmek, yoğurt, deterjan. eve geliyorum: dondurma, cips, üç tane kola bol bol jelibon ve neden aldığımı bilmediğim bir kaktüs.
geçen gün biri yine sordu:
abi saçların baya beyazlamış ya, hayat yormuş seni.
dedim ki:
hayat beni yormadı kardeşim, ben hayatı biraz yanlış kullanıyorum.
çünkü insanın içindeki çocuk büyümüyor. sadece saçları beyazlıyor. içerideki çocuk hala aynı. mesela hala boş odada kendi kendime konuşuyorum, çoraplardan top yapıp şut çekiyorum duvara, bazen kavga bile ediyorum. geçen gün duvara bakıp dedim ki:
sen bana öyle bakma.
duvar baktı tabii. çünkü duvarın yapabileceği en büyük hareket bakmaktır.
bir de şu var:
toplum sanıyor ki saç beyazlayınca insan otomatik olarak bilge oluyor. hani dağ başında yaşayan bir derviş gibi. sana gelip hayat tavsiyesi soracaklar.
geçen gün biri dedi ki:
abi sen tecrübelisin, hayatın sırrı nedir?
dedim ki:
gece 2’den sonra kaşarlı sucuklu tost yememek. mide yanıyor sonra..
çünkü gerçek bilgelik budur.
hayatın sırrı bazen metafizik değildir, mide yanmasını önlemektir.
ama insanlar bunu kabul etmek istemiyor. onlara göre beyaz saçlı adamın şunu demesi lazım:
evlat… hayat bir yolculuktur.
benim söyleyebileceğim en dürüst şey ise şu:
evlat… hayat bazen anahtarı evde unutup kapının önünde terlikle beklemektir.
sonra tekrar soruyorlar:
peki saçların niye beyazladı?
bir daha söylüyorum:
yaşlandığım için.
ama içimde hala büyümemiş bir adam yaşıyor.
bazen yağmurda yürürken su birikintisine basmak istiyor.
bazen sabah işe giderken bugün gitmesem ne olur? diye düşünüyor.
bazen de ciddi ciddi şu soruyu soruyor:
acaba çayla karpuz gider mi?
sonra kendi kendime bir sonuca varıyorum:
insan aslında iki parçadan oluşuyor.
birincisi yaşlanan beden.
ikincisi akıllanmayan iç çocuk.
saçlar beyazlıyor.
ama içerideki adam hala 17 yaşında.
tek fark şu:
artık dizlerim ağrıyor ve gazoz yerine maden suyu içiyorum.
işte hayatın trajedisi budur.
ruh hala büyümemiştir.
ama saçlar…
çoktan emekli olmuştur.
devamını gör...
burç yorumu takip eden ateist
bu noktada cans tarot tavsiye etmek istediğim ateist. burç murç tırt. bu kadın dünyanın en iyi tarotçusu hocam. inanmayan açsın izlesin.
tarottaki bütün olumsuz kartlar art arda sıralansa bile kadın "bu kişi sizin dünya kısmetiniz" diyerek sizi evermenin bir yolunu buluyor. inanılmaz bir yetenek...
tarottaki bütün olumsuz kartlar art arda sıralansa bile kadın "bu kişi sizin dünya kısmetiniz" diyerek sizi evermenin bir yolunu buluyor. inanılmaz bir yetenek...
devamını gör...
ilişkinin bittiğini anlamamak
hala kıza sürekli yazmak demektir
devamını gör...
goran bregoviç’in çingeneler zamanı hariç başarısı olmaması
bir başarısı olduğunu inkar edemediğimize göre goran bregoviç'i de tartışmayalım.
devamını gör...
geceye bir film sahnesi bırak
devamını gör...
erkeğin kadından daha gösterişli olma durumu
aslanlar için doğru ama insanlar için pek değil.
doğası gereği insanların dişi olanları erkek olanlardan daha gösterişlidir.
doğası gereği insanların dişi olanları erkek olanlardan daha gösterişlidir.
devamını gör...
erkeğin kadından daha gösterişli olma durumu
ben erkek miyim acaba...
devamını gör...
eski sevgili acaba şu anda ne yapıyor düşüncesi
ben hemen söyleyim.
yeni sevgilisinin kollarında mutluluktan uçuyordur.
aklınızı başınıza alın, bu düşünceler sağlıklı değil. hayatınızdan çıkıp gitmiş, kıymetli olsa, kıymet verse sizinle olurdu.
yeni sevgilisinin kollarında mutluluktan uçuyordur.
aklınızı başınıza alın, bu düşünceler sağlıklı değil. hayatınızdan çıkıp gitmiş, kıymetli olsa, kıymet verse sizinle olurdu.
devamını gör...
8 mart dünya emekçi kadınlar günü
tencere, tava, kolye, fular ve çiçek satılsın diye mi öldü 129 emekçi kadın diye sorarlar insanlara.
cevap alırlar mı orasını bilemem tabii. dünyanın yarısı olup çeyreğinden bile faydalanmayan sevgili hemcinslerim için güzel günler diliyorum. kısa çöp uzun çöpten hakkını alacak elbette diye diye yıl oldu 2026, ufukta bir eşitlik hâlâ yok.
senede bir günü avunalım diye önümüze attılar, tencere-tava ile kandırıyorlar.
cevap alırlar mı orasını bilemem tabii. dünyanın yarısı olup çeyreğinden bile faydalanmayan sevgili hemcinslerim için güzel günler diliyorum. kısa çöp uzun çöpten hakkını alacak elbette diye diye yıl oldu 2026, ufukta bir eşitlik hâlâ yok.
senede bir günü avunalım diye önümüze attılar, tencere-tava ile kandırıyorlar.
devamını gör...
ilk buluşmada dert anlatan erkek
soğutan erkektir
devamını gör...
iş körlüğü
kişinin yaptığı işe, işin kurallarına ve çalışma ortamına alışması ve bir nevi duyarsızlaşması sonucu hataları, eksiklikleri veya iyileştirilmesi gereken noktaları fark edemez hale gelmesi durumudur.
beyin rutinleşen uyaranları arka plana atar. yeniyle ve yararlı olanla temas etmekten kaçınılır ve faydalı olsa dahi alışılmışın dışındaki fikirlere karşı saldırgan bir tutum sergilenir.
25 yılını kurumsal bir şirkette "harcamış" biri olarak söyleyebilirim ki her şirkette sorgulanması teklif dahi edilemeyen "kutsal" iş süreçleri vardır. içeriden birinin bunu bir süre sonra yapması pek mümkün değildir, ancak oluşuma yeni dahil olan biri, en temelden başlayarak şu soruyu sorar: bu kural neden var ve bu kuralı şu an yok sayarsak ne olur?
kurumsal şirketlerde çalışanlar, hayatta kalmak için kendi düzenlerini korumaya programlanmış organizmalar gibidir ve ilk tepkileri mantık dışı, savunma odaklı bir tepki olacaktır. sorsak, kimse bahse konu kuralın ne zaman ve neden çıktığını hatırlamayacaktır.
muhtemelen öncelikle ve en iy i ihtimalle ilk tepkiler "oğlum tosun, sen daha toysun, işlerin nasıl yürüdüğünü tam anlamıyorsun" veya "bu kuralı kaldırırsak tüm sistem çöker" benzeri refleksif savunmalar olacaktır.
benzer durumlara maruz kalındığında anarşist bir sorgulama ve kontrollü bir kaos mekanizması devreye sokulabilir. yahut bilinçli bir şekilde, askeri stratejiler de kullanılabilir. bir iş uzun bir süredir sürdüren bir ekibin karşısına, tek görevi o işi sabote etmek, açıklarını bulmak ve mevcut süreçlerin neden işlemeyeceğini kanıtlamak olan bir ekip kurulabilir. elbette bunlar, iş körlüğünden muzdarip bir oluşuma asıl meseleyi kabul ettirmekten çok daha zordur. belki de en iyisi ve kolayı, biraz dişini sıkıp o körlüğün bir parçası olmaktır.
beyin rutinleşen uyaranları arka plana atar. yeniyle ve yararlı olanla temas etmekten kaçınılır ve faydalı olsa dahi alışılmışın dışındaki fikirlere karşı saldırgan bir tutum sergilenir.
25 yılını kurumsal bir şirkette "harcamış" biri olarak söyleyebilirim ki her şirkette sorgulanması teklif dahi edilemeyen "kutsal" iş süreçleri vardır. içeriden birinin bunu bir süre sonra yapması pek mümkün değildir, ancak oluşuma yeni dahil olan biri, en temelden başlayarak şu soruyu sorar: bu kural neden var ve bu kuralı şu an yok sayarsak ne olur?
kurumsal şirketlerde çalışanlar, hayatta kalmak için kendi düzenlerini korumaya programlanmış organizmalar gibidir ve ilk tepkileri mantık dışı, savunma odaklı bir tepki olacaktır. sorsak, kimse bahse konu kuralın ne zaman ve neden çıktığını hatırlamayacaktır.
muhtemelen öncelikle ve en iy i ihtimalle ilk tepkiler "oğlum tosun, sen daha toysun, işlerin nasıl yürüdüğünü tam anlamıyorsun" veya "bu kuralı kaldırırsak tüm sistem çöker" benzeri refleksif savunmalar olacaktır.
benzer durumlara maruz kalındığında anarşist bir sorgulama ve kontrollü bir kaos mekanizması devreye sokulabilir. yahut bilinçli bir şekilde, askeri stratejiler de kullanılabilir. bir iş uzun bir süredir sürdüren bir ekibin karşısına, tek görevi o işi sabote etmek, açıklarını bulmak ve mevcut süreçlerin neden işlemeyeceğini kanıtlamak olan bir ekip kurulabilir. elbette bunlar, iş körlüğünden muzdarip bir oluşuma asıl meseleyi kabul ettirmekten çok daha zordur. belki de en iyisi ve kolayı, biraz dişini sıkıp o körlüğün bir parçası olmaktır.
devamını gör...
eski sevgili acaba şu anda ne yapıyor düşüncesi
hastalıklı ve deli zevkli bi düşünce. ben hayatı net yaşayan insandan korkarım. bugün başkasını kesip atan yarın seni de atar. üstelik eski sevgili barzo, tırrek, zalım gibi alt türlerden değilse düşman da değildir. insan insana her zaman lazım. çok fena lazım olduğu anlar da olur. bütün kapıların sert kapanması gerekmez.
evlendiyse koy götüne.
evlendiyse koy götüne.
devamını gör...
mobil uygulama geliştirmek
masaüstü ferah ferah alan varda mobilde neyi nereye koyacağımı hala çözemedim denemeler yapıyorum.





web için masaüstünden kopyaladım tasarımı ama mobile ayrıca kafa yormam lazım, gezinmek rahat hissettirmeli mesela bir şekilde arama yerini aşağıya almam daha iyi olur.
not;
garip yazıların nedeni test aşamasında olduğu için isimlendirmeyi önemsemiyorum ondan.





web için masaüstünden kopyaladım tasarımı ama mobile ayrıca kafa yormam lazım, gezinmek rahat hissettirmeli mesela bir şekilde arama yerini aşağıya almam daha iyi olur.
not;
garip yazıların nedeni test aşamasında olduğu için isimlendirmeyi önemsemiyorum ondan.
devamını gör...
yazılmak istenilen duvar yazıları
yazmayın abicim yazı mazı, polis eski polis değil bak, anlayamazlar t’yle veya d’yle başlayan bir sol örgüte sokarlar, mahkemede yıkık olduğunuzu anlatana kadar istemeden militan olursunuz mapus damında!
devamını gör...
uzun lafın kısası (yazar)
ikinci nesil yazar adayı.
iyi sözlükler.
iyi sözlükler.
devamını gör...



