zaman tüneli
özlemek
son zamanlar içimi bir garipleştiren hissiyat.
eski insanlardan ziyade o insanlarla olduğum zamanlardaki hâllerimi özlüyorum.
sıklıkla rüyalarımda görüyorum geçmişimdeki herkesi, bunun da bir etkisi olabilir.
sonuç olarak boktan zamanlardı ama hislerim boktan zamanlar olduğunun farkında olmadığı için güzeldi diyebilirim.
o farkında olmayışlık her şeye aptalca bir güzellik katıyor.
eski insanlardan ziyade o insanlarla olduğum zamanlardaki hâllerimi özlüyorum.
sıklıkla rüyalarımda görüyorum geçmişimdeki herkesi, bunun da bir etkisi olabilir.
sonuç olarak boktan zamanlardı ama hislerim boktan zamanlar olduğunun farkında olmadığı için güzeldi diyebilirim.
o farkında olmayışlık her şeye aptalca bir güzellik katıyor.
devamını gör...
etliye sütlüye karışmayan yazar
yaşlandık aga, yaşlılar pistten alındı alan bebelere kaldı. vakti gelir onlar da pistten çekilir bu işin döngüsü o.
devamını gör...
etliye sütlüye karışmayan yazar
sütü içtik sanki:) eti’de çiy yedik bence:)
devamını gör...
etliye sütlüye karışmayan yazar
etlinin üstüne sütlü de gider yani. usta cacık da alabilir miyim.
devamını gör...
etliye sütlüye karışmayan yazar
etli ile sütlüye aynı anda karışırsanız zehirlenirsiniz millet kavga filan ediyor bizim hiçbir şeyden haberimiz yok neyse böylede güzeliz.
devamını gör...
etliye sütlüye karışmayan yazar
etliye karışmam ama sütlüyü affetmem. hani nerede?
devamını gör...
fırında pide sırası beklemek
geçen dur bir sıraya gireyim dedim full yakışıklı oğlanlar vardı uzaklaştım oradan.arkadaşım hepiniz niye aynı fırından alıyorsunuz? (uzaklaşmamın sebebi tembellik artı aboulie*)
*karar verme ve uygulama yetisinin felce uğraması; "istemek" eyleminin düşünce aşamasında takılıp kalması.
neyse markete gittim sonra. zarttiri zorttiri bir anı alın ne yapıyorsanız yapın.
*karar verme ve uygulama yetisinin felce uğraması; "istemek" eyleminin düşünce aşamasında takılıp kalması.
neyse markete gittim sonra. zarttiri zorttiri bir anı alın ne yapıyorsanız yapın.
devamını gör...
ankara'nın en çok sevilen yanı
2011 yılında 3 ay kadar ankara da kalmıştım. kızılaya filan gider gezerdik. kızlar laf atardı * kısa da olsa güzel anılar biriktirdim. yıllarca yaşadığım başka şehirleri yeri gelir bu kadar heyecanla anlatmam. ankara başka abi ya...
devamını gör...
fırında pide sırası beklemek
(bkz: dünyanın en gereksiz sıraları listesi)
bunun altında bankamatikten çekebileceğim para için veznede sıra beklemek var. o daha mantılı bak.
o sıraya bekleyene kadar pideyi pişirirsin lan. ve sonunda aldığın da özelliği olan bir şey değil lan hamur işte.
bunun altında bankamatikten çekebileceğim para için veznede sıra beklemek var. o daha mantılı bak.
o sıraya bekleyene kadar pideyi pişirirsin lan. ve sonunda aldığın da özelliği olan bir şey değil lan hamur işte.
devamını gör...
ankara'nın en çok sevilen yanı
caddeleri istanbul'a göre daha geniş, eskiden trafik sorunu yoktu bir de son olarak ve en önemlisi doğum yerim olmasıdır.
burada ankara goygoyu yapan çoğu kişiden daha ankaralıyımdır aslında ama gerek yok neyse. ha bir de aslanlı yol güzel.
burada ankara goygoyu yapan çoğu kişiden daha ankaralıyımdır aslında ama gerek yok neyse. ha bir de aslanlı yol güzel.
devamını gör...
beyhude (kısa film)
senaryosu emre ersoy tarafından yazılıp efe ersoy tarafından yönetilen kısa film; kadrosunda ise çağlar içer, erim birol, emre ersoy, mert potur, nusret inal ve sena miskioğlu gibi isimler yer almış iken film ise 2018 yılında yayınlanmıştır.

home office çalışan otuzlu yaşlarda bir adam olan levent adlı adamın işlerini tamamladığı sırada kapısının çalması sonrası yaşadıkları konu ediniliyor.
genç adam yoğun ve yorgun bir iş gününün sonuna gelmiştir, derken kapısı çalar ve gelen ise komşudur, tuhaf bir komşudur, hayal midir yoksa gerçek mi, bilinmez.
birlikte satranç oynamaya ve sohbet etmeye başlarlar, sonrasında ise birkaç gelen daha olacaktır, o gelenler ise levent'in kendi yaşamını ve hayat amacını sorgulamasına neden olacak kişilerdir.
birisi müzikle ilgilenir, birisi futbol oynar, diğeri şiire merak salmıştır, onlar belki de gerçek birer insan değildirler, levent'in geçmişte olmak istediği mesleklerdir, o ise kalbinde olan meslekleri değil de salt mantığının kabul ettiği başka bir mesleği yapmakta karar kılmıştır.
bu gelenler onun hayattaki amacını, hayallerini, varlığını sorgulamasına neden olur, geçmişte kim olduğunu hatırlayınca sarsılmış, içi sızlamış gibidir.
sevdiğin şeyleri, hobileri, uğraşları neden bıraktın, değer miydi, şimdi daha mı mutlusun, vazgeçtiğin hayal için pişman olmayacak mısın, varoluş sebebin bu meslek miydi vb. sorularla onu düşündürür ve etkilerler.
benim için farklı ve düşündürücü bir kısa filmdi, izlerken gece yarısı kütüphanesi adlı kitabı hatırladım, konu açısından benzerlik taşıyorlar, tercihler, keşkeler, hayattaki seçimler üzerine düşündüren bir filmdi.
ana fikir ise belki de şöyleydi;
yalnızca 1 kez gelebildiğin bu hayatta bu tek hakkı da öylesine mi yaşayacaksın, kalbindeki meslekten, hayalden, insandan, seni en çok mutlu edebilecek bir hayalden vaz mı geçeceksin?
seni en çok mutlu eden şeyi bırakırsan mutlu olman zor olabilir.
hayallerinden vazgeçtiğin bir yaşam beyhude bir yaşam haline gelebilir, bunu istemezsin değil mi?
yazımda bahsettiğim kitaptan bir söz ile tanımıma burada bir son veriyorum.
pişmanlıklarını telafi etme şansın olsaydı, bazı konularda farklı davranır mıydın?
gece yarısı kütüphanesi
matt haig

home office çalışan otuzlu yaşlarda bir adam olan levent adlı adamın işlerini tamamladığı sırada kapısının çalması sonrası yaşadıkları konu ediniliyor.
genç adam yoğun ve yorgun bir iş gününün sonuna gelmiştir, derken kapısı çalar ve gelen ise komşudur, tuhaf bir komşudur, hayal midir yoksa gerçek mi, bilinmez.
birlikte satranç oynamaya ve sohbet etmeye başlarlar, sonrasında ise birkaç gelen daha olacaktır, o gelenler ise levent'in kendi yaşamını ve hayat amacını sorgulamasına neden olacak kişilerdir.
birisi müzikle ilgilenir, birisi futbol oynar, diğeri şiire merak salmıştır, onlar belki de gerçek birer insan değildirler, levent'in geçmişte olmak istediği mesleklerdir, o ise kalbinde olan meslekleri değil de salt mantığının kabul ettiği başka bir mesleği yapmakta karar kılmıştır.
bu gelenler onun hayattaki amacını, hayallerini, varlığını sorgulamasına neden olur, geçmişte kim olduğunu hatırlayınca sarsılmış, içi sızlamış gibidir.
sevdiğin şeyleri, hobileri, uğraşları neden bıraktın, değer miydi, şimdi daha mı mutlusun, vazgeçtiğin hayal için pişman olmayacak mısın, varoluş sebebin bu meslek miydi vb. sorularla onu düşündürür ve etkilerler.
benim için farklı ve düşündürücü bir kısa filmdi, izlerken gece yarısı kütüphanesi adlı kitabı hatırladım, konu açısından benzerlik taşıyorlar, tercihler, keşkeler, hayattaki seçimler üzerine düşündüren bir filmdi.
ana fikir ise belki de şöyleydi;
yalnızca 1 kez gelebildiğin bu hayatta bu tek hakkı da öylesine mi yaşayacaksın, kalbindeki meslekten, hayalden, insandan, seni en çok mutlu edebilecek bir hayalden vaz mı geçeceksin?
seni en çok mutlu eden şeyi bırakırsan mutlu olman zor olabilir.
hayallerinden vazgeçtiğin bir yaşam beyhude bir yaşam haline gelebilir, bunu istemezsin değil mi?
yazımda bahsettiğim kitaptan bir söz ile tanımıma burada bir son veriyorum.
pişmanlıklarını telafi etme şansın olsaydı, bazı konularda farklı davranır mıydın?
gece yarısı kütüphanesi
matt haig
devamını gör...
fırında pide sırası beklemek
sadece birinci gün bu çılgınlığa kalkıştım. o da çocuk kültür olarak eksik kalmasın diye. sonra anne sen inanmıyorsun da bize niye öğretmedin demesin. bilgisi olsun en azından. görüyorsunuz ne kadar hoşgörülü bir ateistim. tam cennete gidecek insanım da, kaçırdık.
dün de müslüman olan bir insana dini bilgi veriyordum. görüyorsunuz herkese ışık saçıyorum. ulan sen de beni cennete almazsan görüşeceğiz.
(bkz: zorla kuran kursuna gönderilen çocuk)
dün de müslüman olan bir insana dini bilgi veriyordum. görüyorsunuz herkese ışık saçıyorum. ulan sen de beni cennete almazsan görüşeceğiz.
(bkz: zorla kuran kursuna gönderilen çocuk)
devamını gör...
başka birinin anısında kötü biri olmak
sanırım bir kişi için öyle olduğuma eminim. maalesef. benim için hala çok özel olsa da.
başkaları için öyleysem de çok önemi yok.
başkaları için öyleysem de çok önemi yok.
devamını gör...
en sevilen 1 çorba 1 yemek 1 tatlı
- ayak paça
- kokoreç
- fıstıklı bişiler. çok da gerek yok.
- kokoreç
- fıstıklı bişiler. çok da gerek yok.
devamını gör...
yazarların engellediği yazarlar
buraya bakmanın pek bir anlamı yok gibi. “kuppapiye” yazan bir kişi olursa, zaten beni engellediği için göremiyor olacağım.
ben kimseyi engellemedim.
tanım; yazarların, görmek bile istemedikleri yazar ya da yazarları listeledikleri yer…
ben kimseyi engellemedim.
tanım; yazarların, görmek bile istemedikleri yazar ya da yazarları listeledikleri yer…
devamını gör...
ilk buluşma
az önce ekşi sözlük'te ilk buluşmada politika ve tarih üzerine blogu olan bir kızla buluşan bir adamın, kızın görüşmeye kirli ayak tırnaklarıyla geldiğini söylediği bir entryi okudum. ne hayvan karılar var lan !
devamını gör...
küfürlerin çoğunun kadın bedeni üzerinden edilmesi
bundan şikayetçi biri olarak olabildiğince şahsi küfürler ederim, edeceksem.
devamını gör...


