zaman tüneli
berberdeki televizyon
bazen şöyle oluyor bir tane müşteriler için olan büyük tv var koltuğun karşısında da küçük tabletten az büyük ekran var hem büyük ekrana hem küçük ekrana aynı görüntü gidiyor hem berber hem müşteri gönül rahatlığıyla izleyebiliyor çünkü hemen aynanın yanında aksi takdirde sinir bozucu ama komik durum yaşanır şöyle tv aynanın yanında değildir müşterinin kör noktasındadır solunda falan müşteri habere dalarsa berber sinirlenir dön önüne der sert şekilde kafaya vurarak hahahaha bu tvler eskiden olduğu gibi tüplü ya da lcd olabiliyor halen
devamını gör...
eskişehir
askerliğimin 5 ayını geçirdiğim şehirdir.
bir iç anadolu kenti olmasına ve bazı kronik altyapı sorunlarına karşın, yaya dostu ve düzenli kentleşmesi, parkların ve bisiklet yollarının çokluğu ile göze çarpan, estetik doku'nun korunduğu ve bu bakımlardan türkiye'nin en avrupai şehri gibi hissettiren yerin adıdır. bugünkü görünümüne kavuşmasında şüphesiz yılmaz büyükerşen hocanın 25 yıllık imzası var.
öte yandan anadolu üniversitesi, eskişehir osmangazi üniversitesi ve estü gibi üniversitelerin varlığı ile öğrenci şehri olma ünvanını da taşır. coğrafi olarak da kritik bir konumdadır. istanbul, ankara ve bursa gibi önemli büyükşehirlere yakındır.
şimdi her bir noktasını ayrı ayrı sayamayacağım için seçili birkaç yerden bahsedeyim;
1 - odunpazarı. bu ilçe gerçekten başka bir seviyedir bana göre. tarihi evlerin arasındaki daracık sokaklarda dolaşmak, o dönemlere ışınlanmış gibi hissettiriyor. buraya kadar gelmişken civardaki müzeleri ziyaret etmeden çibörek yemeden ve met helvası almadan geçmeyin derim. (tabi bir şeker/sindirim ile ilgili bir sağlık sorununuz yoksa)
2 - adalar. burası da bambaşka bir atmosfer... kitap & kahve severler için burası nokta atışı yerdir. insancıl kitabevi aklıma gelir hemen. öte yandan porsuk çayı genelde çok temiz olmuyor bunu da söylemeliyim. ancak yine de, şehre bir venedik havası katıyor. üzerindeki köprülerden instagram'lık kareler çekebilirsiniz.
3- çarşı/es-es olarak bilinen nokta. bir an için eminönü - mahmutpaşa'yı hatırlatır. şehrin nabzının attığı yerlerden birisi olduğu için, eskişehir'li vatandaşların günlük temposunu gözlemleyebilirsiniz rahatlıkla. oradan da dilerseniz şehrin ünlü hamamyolu caddesi'ni boydan boya yürüyebilirsiniz.
özetle böyle.
not 1: şehir soğuk diye eleştirilir ancak bu çok doğaldır. denize kıyısı olmadığından karasal iklim hüküm sürmekte. deniz görmeye alışkın bireyleri üzebilir bu durum.
not 2: savaş uçaklarının (bilhassa f-16) sesleri daima duyulur. çünkü 1. ana jet üs komutanlığı buradadır. tabi eskişehir'liler bunu kanıksamıştır.
not 3 (kritik): eskişehir'e büyük beklentilerle gitmenizi asla önermem. evet, statü olarak büyükşehir'dir, ancak "istanbul, ankara ve izmir'deki imkanların aynısını burada da rahat bulurum" demeyin. çünkü bulamazsınız. hele alpu, inönü, sivrihisar gibi ilçeler anadolu köylerini andırır.
final not: eğer burada yaşamayı düşünüyorsanız memur olun atanın ya da işiniz hazır olsun. aksi takdirde şu sıralar açıkta kalmanız olasıdır.
bu da porsuk'tan bir anı olarak kalsın:
bir iç anadolu kenti olmasına ve bazı kronik altyapı sorunlarına karşın, yaya dostu ve düzenli kentleşmesi, parkların ve bisiklet yollarının çokluğu ile göze çarpan, estetik doku'nun korunduğu ve bu bakımlardan türkiye'nin en avrupai şehri gibi hissettiren yerin adıdır. bugünkü görünümüne kavuşmasında şüphesiz yılmaz büyükerşen hocanın 25 yıllık imzası var.
öte yandan anadolu üniversitesi, eskişehir osmangazi üniversitesi ve estü gibi üniversitelerin varlığı ile öğrenci şehri olma ünvanını da taşır. coğrafi olarak da kritik bir konumdadır. istanbul, ankara ve bursa gibi önemli büyükşehirlere yakındır.
şimdi her bir noktasını ayrı ayrı sayamayacağım için seçili birkaç yerden bahsedeyim;
1 - odunpazarı. bu ilçe gerçekten başka bir seviyedir bana göre. tarihi evlerin arasındaki daracık sokaklarda dolaşmak, o dönemlere ışınlanmış gibi hissettiriyor. buraya kadar gelmişken civardaki müzeleri ziyaret etmeden çibörek yemeden ve met helvası almadan geçmeyin derim. (tabi bir şeker/sindirim ile ilgili bir sağlık sorununuz yoksa)
2 - adalar. burası da bambaşka bir atmosfer... kitap & kahve severler için burası nokta atışı yerdir. insancıl kitabevi aklıma gelir hemen. öte yandan porsuk çayı genelde çok temiz olmuyor bunu da söylemeliyim. ancak yine de, şehre bir venedik havası katıyor. üzerindeki köprülerden instagram'lık kareler çekebilirsiniz.
3- çarşı/es-es olarak bilinen nokta. bir an için eminönü - mahmutpaşa'yı hatırlatır. şehrin nabzının attığı yerlerden birisi olduğu için, eskişehir'li vatandaşların günlük temposunu gözlemleyebilirsiniz rahatlıkla. oradan da dilerseniz şehrin ünlü hamamyolu caddesi'ni boydan boya yürüyebilirsiniz.
özetle böyle.
not 1: şehir soğuk diye eleştirilir ancak bu çok doğaldır. denize kıyısı olmadığından karasal iklim hüküm sürmekte. deniz görmeye alışkın bireyleri üzebilir bu durum.
not 2: savaş uçaklarının (bilhassa f-16) sesleri daima duyulur. çünkü 1. ana jet üs komutanlığı buradadır. tabi eskişehir'liler bunu kanıksamıştır.
not 3 (kritik): eskişehir'e büyük beklentilerle gitmenizi asla önermem. evet, statü olarak büyükşehir'dir, ancak "istanbul, ankara ve izmir'deki imkanların aynısını burada da rahat bulurum" demeyin. çünkü bulamazsınız. hele alpu, inönü, sivrihisar gibi ilçeler anadolu köylerini andırır.
final not: eğer burada yaşamayı düşünüyorsanız memur olun atanın ya da işiniz hazır olsun. aksi takdirde şu sıralar açıkta kalmanız olasıdır.
bu da porsuk'tan bir anı olarak kalsın:
devamını gör...
progresif gece şiirleri
progresif gece
unapologetic sen
mythic şiirler
ve bitik bir ben
bi de benden daha sarı bi oğlan
aka tyler durden
oturmuş pencerede doğramakta bir soğan
favori teyzem nurten
tanımaz hiç kimseyi hele ki kalben
en sevdiği türkücü, türkü de saçlar
eccentric birisi madden ve manen
soğandan ötürü gözünde yaşlar
birikmiş ve taşmakta
sana olan hislerim
sevgilim ben bir vampirim
yaklaşırsan dişlerim
geçer o narin boynuna
benden başkası giremez
o çok sacred koynuna
üzemez
seni kimse ben gibi
üzemez
unapologetic sen
mythic şiirler
ve bitik bir ben
bi de benden daha sarı bi oğlan
aka tyler durden
oturmuş pencerede doğramakta bir soğan
favori teyzem nurten
tanımaz hiç kimseyi hele ki kalben
en sevdiği türkücü, türkü de saçlar
eccentric birisi madden ve manen
soğandan ötürü gözünde yaşlar
birikmiş ve taşmakta
sana olan hislerim
sevgilim ben bir vampirim
yaklaşırsan dişlerim
geçer o narin boynuna
benden başkası giremez
o çok sacred koynuna
üzemez
seni kimse ben gibi
üzemez
devamını gör...
komik şeylere komik değil deme hastalığı
bazen doğru çünkü neye göre kime göre komik
devamını gör...
uzak durulması gereken insanlar
bana yeni eklenenler:
-sözlerine değer vermeyen (dinlerken sana bakışlarından anlaşılıyor ) uzak durulmalıdır.
-sorumluluk sahibi olmayan kişilerden uzak durulmalı.
-sürekli para konuşan kişiden uzak durulmalı (maddi bakış açısı elbette olabilir ama fazlası sıkıntı).
-kendi fikri olmayan sürekli bana fark etmez diyenlerden ( yav tamam fark etmezse senin fikrin yok mu?)
-güzellik algısını dayatmaya çalışan kadınlardan /erkeklerden (ister rimel sürerim ister sürmem seni ilgilendirmiyor.etek giydiği için özgüven timsali olup iki üç erko baktı diye ama benim auram var kafasında olanlar vb liste uzar gider…)
güncellendikçe ekleriz.
-sözlerine değer vermeyen (dinlerken sana bakışlarından anlaşılıyor ) uzak durulmalıdır.
-sorumluluk sahibi olmayan kişilerden uzak durulmalı.
-sürekli para konuşan kişiden uzak durulmalı (maddi bakış açısı elbette olabilir ama fazlası sıkıntı).
-kendi fikri olmayan sürekli bana fark etmez diyenlerden ( yav tamam fark etmezse senin fikrin yok mu?)
-güzellik algısını dayatmaya çalışan kadınlardan /erkeklerden (ister rimel sürerim ister sürmem seni ilgilendirmiyor.etek giydiği için özgüven timsali olup iki üç erko baktı diye ama benim auram var kafasında olanlar vb liste uzar gider…)
güncellendikçe ekleriz.
devamını gör...
tantrum (yazar)
#3920014 dediğiniz fıratpen reklamında 2 kadın mı oynuyordu pencere hakkında konuşuyorlardı ?
devamını gör...
internette bir türlü bulunamayan efsane videolar
fıratpen geçirmez reklamı "bu camları nasıl takıyosun bana da taksana"
marmara bira reklamları (sadece ilki var)
capri sunın ilk reklamı (poşetler dans ediyo)
müebbet muhabbet'in satel tv programı
marmara bira reklamları (sadece ilki var)
capri sunın ilk reklamı (poşetler dans ediyo)
müebbet muhabbet'in satel tv programı
devamını gör...
yeditepe üniversitesi
bu günlerde internet haberlerine konu olan üniversite internet haberlerine göre deniyorki 1-kampüste izinsiz iftar verilmiş 2-iftardan rahatsız olan varmış 3-mescidde sıkıntı çıkmış mescid usulüne göre kullanılmıyormuş vs diyorlar
devamını gör...
nude almanın oruca etkisi
yakında nihat hatipoğlu’na sorulacaktır bu soru. eminim:>
devamını gör...
garaj kapısı
bazıları kumandayla otomatik bazıları elle açılır çok derin olursa ve bir dükkanın garanı değilse mahallede çocuklar tarafından maç için kale olarak kullanılabiliyor
devamını gör...
internette bir türlü bulunamayan efsane videolar
blacklist yapılıp bulununca üstü çizilen videolardır
devamını gör...
uzak durulması gereken insanlar
insanların hepsi.
devamını gör...
adı merak edilen kişiler
siyaset bağlamı dışında ben kendilerine bağladılar hortumu diye bağıran vatandaşı merak ederim herkes sesini iyi kullandığı için opera sanatçısı diyor hahahahaahahahahhahaha
devamını gör...
ona bir şarkı bırak
devamını gör...
dünyaya peygamber olarak gelmek
güzel olabilecek bir durum.
ben peygamber olarak doğacak olsaydım suyu kaliteli bir şaraba çevirmek yeterdi.
suyun üstünde yürümeye, ayı ikiye bölmeye, nil nehrini ayırıp geçit açmaya falan gerek yok.
gerçi ek olarak siyonistlerin üstüne ebabil kuşu falan salma mucizesi gerçekleştirebilsem hayır demezdim. beter olsunlar. ey israiloğulları, sen kimsin yaa!
ben peygamber olarak doğacak olsaydım suyu kaliteli bir şaraba çevirmek yeterdi.
suyun üstünde yürümeye, ayı ikiye bölmeye, nil nehrini ayırıp geçit açmaya falan gerek yok.
gerçi ek olarak siyonistlerin üstüne ebabil kuşu falan salma mucizesi gerçekleştirebilsem hayır demezdim. beter olsunlar. ey israiloğulları, sen kimsin yaa!
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
gece bir kırık saattir elinde;
yelkovan kaybolmuş, akrep sarhoş.
duvarlar nefes alır sessizce,
sen tek başına, oksijenle yarışırsın.
buzdolabının homurtusu bile arkadaş;
bir ışık huzmesiyle gelen toz taneleri...
saat dörtte herkes uyurmuş senden başka;
yalan. kimse uyumaz, kimse söylemez.
perdeyi aralarsan karşıda
başka bir perde, başka bir bekleyiş.
şehir bir labirenttir geceleyin;
çıkışı olmayan, içi yalnızlık dolu.
sonra bir martı öter uykuda
ve her şey değişir yavaş yavaş:
önce bir ezan, sonra bir otobüs,
sonra binlerce ayak, binlerce maske.
gündüz kalabalıktır ama yalnız değildir;
yalnızlık gizlenir göz temasının ardına.
herkes bir yere yetişir, herkes bir şey taşır;
sen de taşırsın kendi gölgeni, kalabalığın ortasında.
ve akşam olur, herkes evine döner,
sen yine o kırık saatle baş başa.
gece bir döngüdür aslında;
gündüz, sadece mola verdiğin bir koridor.
yelkovan kaybolmuş, akrep sarhoş.
duvarlar nefes alır sessizce,
sen tek başına, oksijenle yarışırsın.
buzdolabının homurtusu bile arkadaş;
bir ışık huzmesiyle gelen toz taneleri...
saat dörtte herkes uyurmuş senden başka;
yalan. kimse uyumaz, kimse söylemez.
perdeyi aralarsan karşıda
başka bir perde, başka bir bekleyiş.
şehir bir labirenttir geceleyin;
çıkışı olmayan, içi yalnızlık dolu.
sonra bir martı öter uykuda
ve her şey değişir yavaş yavaş:
önce bir ezan, sonra bir otobüs,
sonra binlerce ayak, binlerce maske.
gündüz kalabalıktır ama yalnız değildir;
yalnızlık gizlenir göz temasının ardına.
herkes bir yere yetişir, herkes bir şey taşır;
sen de taşırsın kendi gölgeni, kalabalığın ortasında.
ve akşam olur, herkes evine döner,
sen yine o kırık saatle baş başa.
gece bir döngüdür aslında;
gündüz, sadece mola verdiğin bir koridor.
devamını gör...
almanlara gâvur deyip ülkelerinde yaşamak
almanya'ya zamanında çalışmaya gelmiş kalburaltı eğitimsiz türklerin ikiyüzlülüğüdür.
14 senedir bunların arasında yaşayan ve buraya sonradan üniversite okumaya gelmiş biri olarak bunlardan iliklerime kadar nefret ediyorum. bir sürü ırktan, toplumdan insan tanıdım, bakın ben bir topluluktan hiç bu kadar nefret etmedim hayatım boyunca.
daha dün alışverişteyken kara çarşaflı bir kadın et reyonundaki etlere eğilerek "osman bunları istemiyor. gâvurun yediği domuzla aynı dolapta" dedi. yanındaki çocuk ise trabzonspor forması giymişti. e abicim sizi tutan yok, defolun gidin o zaman.
bir de bunun başka türlüsü var. iş yerindeki kantinde ekmek arası tavuk salamı almayan tokatlı bir katıksız yobaz vardı. aynı bıçakla domuz salamı kesiyorlarmış. e ne duruyorsun abicim burda? sevdir git ana vatanına. zaten çok sevdiğiniz recep tayyip erdoğan 24 senedir yönetmiyor mu? ne diye gâvurun domuz eti değmiş bıçağından ekmek yiyorsun?
bir de spor salonuna trabzonspor, tokatspor formasıyla gelen çakma milliyetçiler var. soruyorsun askerliğini nerde yaptın? diye. bedelli yaptım ya da ben avusturya / alman vatandaşıyım diyorlar.
hepsinin altında bmw araba var. hepsinin kafa traşları aynı. hepsi karı gibi kaşlarını almışlar. madagaskar makağından hallice geziyorlar bahis bürolarında. tek meziyetleri 30'luk yolda 100 ile araba sürmek, benzincilerde redbull içip kadına kıza sarkmak.
bu tiplerin bir de sürekli kermes yapan diyanete bağlı atib / dtib diye dernekleri, camileri var. utanmadan bana gelip kermese veya kitap fuarına karı kız kesmeye gittiklerini anlatıyorlar.
küfretmeden anlatamayacağım bir tokatlı var. camiye gider gelir. iş yerinde mola sırasında millete, seviştiği kadının çıplak videosunu (götü başı açık) herkese paylaştı. kadın bu elemanın üstündeydi falan. meğer kız adanalıymış. ailesi de ısrarcı olmuş. zorla evlendiler. yani karısının götünü bütün firmaya izletmiş oldu.
daha fazla anlatamayacağım. midem bugün yererince bulandı.
ha siz ki avrupa'ya gelirseniz gezmeye, kütüphaneye gidin. bunlardan bir tane bile bulamazsınız.
14 senedir bunların arasında yaşayan ve buraya sonradan üniversite okumaya gelmiş biri olarak bunlardan iliklerime kadar nefret ediyorum. bir sürü ırktan, toplumdan insan tanıdım, bakın ben bir topluluktan hiç bu kadar nefret etmedim hayatım boyunca.
daha dün alışverişteyken kara çarşaflı bir kadın et reyonundaki etlere eğilerek "osman bunları istemiyor. gâvurun yediği domuzla aynı dolapta" dedi. yanındaki çocuk ise trabzonspor forması giymişti. e abicim sizi tutan yok, defolun gidin o zaman.
bir de bunun başka türlüsü var. iş yerindeki kantinde ekmek arası tavuk salamı almayan tokatlı bir katıksız yobaz vardı. aynı bıçakla domuz salamı kesiyorlarmış. e ne duruyorsun abicim burda? sevdir git ana vatanına. zaten çok sevdiğiniz recep tayyip erdoğan 24 senedir yönetmiyor mu? ne diye gâvurun domuz eti değmiş bıçağından ekmek yiyorsun?
bir de spor salonuna trabzonspor, tokatspor formasıyla gelen çakma milliyetçiler var. soruyorsun askerliğini nerde yaptın? diye. bedelli yaptım ya da ben avusturya / alman vatandaşıyım diyorlar.
hepsinin altında bmw araba var. hepsinin kafa traşları aynı. hepsi karı gibi kaşlarını almışlar. madagaskar makağından hallice geziyorlar bahis bürolarında. tek meziyetleri 30'luk yolda 100 ile araba sürmek, benzincilerde redbull içip kadına kıza sarkmak.
bu tiplerin bir de sürekli kermes yapan diyanete bağlı atib / dtib diye dernekleri, camileri var. utanmadan bana gelip kermese veya kitap fuarına karı kız kesmeye gittiklerini anlatıyorlar.
küfretmeden anlatamayacağım bir tokatlı var. camiye gider gelir. iş yerinde mola sırasında millete, seviştiği kadının çıplak videosunu (götü başı açık) herkese paylaştı. kadın bu elemanın üstündeydi falan. meğer kız adanalıymış. ailesi de ısrarcı olmuş. zorla evlendiler. yani karısının götünü bütün firmaya izletmiş oldu.
daha fazla anlatamayacağım. midem bugün yererince bulandı.
ha siz ki avrupa'ya gelirseniz gezmeye, kütüphaneye gidin. bunlardan bir tane bile bulamazsınız.
devamını gör...


