zaman tüneli
sözlük yazarlarının okuduğu en kötü kitaplar
ınsanın anlam arayışı, viktor e. frankl
devamını gör...
güne bir şarkı bırak
devamını gör...
gurami
farklı cinslerini beslediğim balık türü. öpüşen gurami bile beslemiştim. *

artık akvaryum balığı beslemeyi etik bulmadığımdan hiçbir tür balık beslemiyorum elbette.
guramiler güzel balıklardır ve çoğu akvaryuma uyum sağlarlar. hatta bir arkadaşım 5-6 tane guramiyi aynı fanusta besliyordu ve bu öyle çok büyük bir fanus da değildi. elbette yanlış ama öyle bir koşulda bile hayvanlar gayet de yaşayabiliyordu.

artık akvaryum balığı beslemeyi etik bulmadığımdan hiçbir tür balık beslemiyorum elbette.
guramiler güzel balıklardır ve çoğu akvaryuma uyum sağlarlar. hatta bir arkadaşım 5-6 tane guramiyi aynı fanusta besliyordu ve bu öyle çok büyük bir fanus da değildi. elbette yanlış ama öyle bir koşulda bile hayvanlar gayet de yaşayabiliyordu.
devamını gör...
her şakanın bir gerçeklik payı olduğunu bilmeyen insan
her şakanın değil bazı şakaların gerçeklik payı vardır. bunu bazen yumuşatmak bazen ima etmek için kullandığımız olmuştur. aslında buna şaka da denmez zira şaka bu durumda sadece perdedir.
devamını gör...
istiklal marşı
bugün istiklal marşı'nın kabulünün 105. yılıymış. öyle "resmi törenlerde okundu" falan değil, gerçekten bugün.
düşünüyorum da, mehmet akif 105 yıl önce "korkma" diyerek başlamış bu destana. "korkma" ya. işgal altındaki bir memlekette, her tarafı işgalciyle çevriliyken, "korkma" demek. bu ne büyük bir cüret, ne büyük bir inanç.
ben bazen okurken sesim titriyor biliyor musunuz? özellikle "hakkıdır, hakk'a tapan milletimin istiklal" kısmında. çünkü bu sadece bir marş değil, bir milletin "ya istiklal ya ölüm" dediği anın fotoğrafı. o günlerde ankara'da soba başında yazılan bu dizeler, bugün hâlâ aynı etkiyi yapıyor insana.
düşünüyorum da, mehmet akif 105 yıl önce "korkma" diyerek başlamış bu destana. "korkma" ya. işgal altındaki bir memlekette, her tarafı işgalciyle çevriliyken, "korkma" demek. bu ne büyük bir cüret, ne büyük bir inanç.
ben bazen okurken sesim titriyor biliyor musunuz? özellikle "hakkıdır, hakk'a tapan milletimin istiklal" kısmında. çünkü bu sadece bir marş değil, bir milletin "ya istiklal ya ölüm" dediği anın fotoğrafı. o günlerde ankara'da soba başında yazılan bu dizeler, bugün hâlâ aynı etkiyi yapıyor insana.
devamını gör...
sözlük yazarlarının okuduğu en kötü kitaplar
çok eskiden bir tane kitap almıştım, yeşilçam artistleri, dünya tarihindeki önemli liderler, şarkıcılar, türkücülerin yaşam öyküsünü anlatan bir kitap.
kitap okumayla alakam olmadığından en bol resimlisini seçtim
içinde sadri alışık, malcolm x, fatih sultan mehmet
çoban salata niteliğinde biyografiler var.
lan açıyorum bir tane türk artistin hayatını
alkolikti, allahsızdı, sefalet içinde geberip gitti temasında inanılmaz dramatize ederek adamı bir boka çevirerek anlatmış adam
öbürüne geçiyorum ahlaktan uzaktı, kadın düşkünüydü, kusmuğunda geberdi tadında yerleştire yerleştire yazmış kral.
ideolojik yakınlık sağlayacağını düşündüğüm şahıslara nasıl yazmış diye baktım inanılmaz kutsal ve ulvi bir hayat, dibine kadar betimlemiş kingo.
neyse sözün özü
içerisinde çok resim az yazı var diye kitap almayın benim gibi
ben reels izlemeye devam.
kitap okumayla alakam olmadığından en bol resimlisini seçtim
içinde sadri alışık, malcolm x, fatih sultan mehmet
çoban salata niteliğinde biyografiler var.
lan açıyorum bir tane türk artistin hayatını
alkolikti, allahsızdı, sefalet içinde geberip gitti temasında inanılmaz dramatize ederek adamı bir boka çevirerek anlatmış adam
öbürüne geçiyorum ahlaktan uzaktı, kadın düşkünüydü, kusmuğunda geberdi tadında yerleştire yerleştire yazmış kral.
ideolojik yakınlık sağlayacağını düşündüğüm şahıslara nasıl yazmış diye baktım inanılmaz kutsal ve ulvi bir hayat, dibine kadar betimlemiş kingo.
neyse sözün özü
içerisinde çok resim az yazı var diye kitap almayın benim gibi
ben reels izlemeye devam.
devamını gör...
her şakanın bir gerçeklik payı olduğunu bilmeyen insan
yerine göre mazur görülmesi gereken insandır.
ruh sağlığı alanında çocuklarla üçüncü yılımı doldururken önceden bildiğim ve deneyimle farkettiğim şey " bilinç düzeyinde yapılmayan" davranışlardır. evet şakası yapılan şey muhakkak öncesinde düşünülmüştür ama o şakayı yapmak her zaman bilinç düzeyinde gerçekleşmemektedir.
bu benim deneyimlerimin sonucudur, farklı deneyimler daha farklı sonuçlar ortaya çıkarabilir.
ruh sağlığı alanında çocuklarla üçüncü yılımı doldururken önceden bildiğim ve deneyimle farkettiğim şey " bilinç düzeyinde yapılmayan" davranışlardır. evet şakası yapılan şey muhakkak öncesinde düşünülmüştür ama o şakayı yapmak her zaman bilinç düzeyinde gerçekleşmemektedir.
bu benim deneyimlerimin sonucudur, farklı deneyimler daha farklı sonuçlar ortaya çıkarabilir.
devamını gör...
istiklal marşı
bugün 105 yaşında olmasına rağmen hala her okunduğunda tüyleri diken diken edebiliyorsa, bu sadece edebi gücünden değil, temsil ettiği o "hürriyet" genetiğinden kaynaklanıyor.
emanetin, hürriyetimiz kadar aziz...
"korkma" diyerek içimize serptiğin o cesaretin önünde hürmetle eğiliyoruz. ruhun şad olsun üstad.
(bkz: 12 mart 1921)
(bkz: korkma sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak)
emanetin, hürriyetimiz kadar aziz...
"korkma" diyerek içimize serptiğin o cesaretin önünde hürmetle eğiliyoruz. ruhun şad olsun üstad.
(bkz: 12 mart 1921)
(bkz: korkma sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak)
devamını gör...
ona bir şarkı bırak
ömer balık-whispers
devamını gör...
fakir insan nahifliği
-ayakkabıları mı cıkarim mi? sedye kirlenmesin.
naifligidir.
naifligidir.
devamını gör...
avm tuvaletinde patır kütür tuvaletini yapan insan
siz kafayı yemişsiniz.*
devamını gör...
eşin anne babasına ne denmeli sorunsalı
bu kadar kasılmaya gerek var mı? bence yok. isterlerse anne baba da derim. isterlerse isimleriyle de seslenirim.
devamını gör...
fazla arkadaşı olmayan insan
ben. insanlarla muhatap olmayı çok sevmiyorum. ya da onları beni sevmediği için kendimi kandırıyor da olabilirim.
devamını gör...
sözlük yazarlarının okuduğu en kötü kitaplar
(bkz: mehdix)
bütün esrarengiz merak uyandıran kitap mekanik bir sivrisineğe bağlanıyordu. bu kadar israfı döl çok az son gördüm.
bütün esrarengiz merak uyandıran kitap mekanik bir sivrisineğe bağlanıyordu. bu kadar israfı döl çok az son gördüm.
devamını gör...
zengin semtlerin ortak özellikleri
en onemlisi:
guvendesin.
bir kadın icin en onemli sey.
biri yolu mu mu kesecek
biri laf mı atacak
biri selektor mu yapacak
biri arkamdan yuruyup takip mi edecek
biri cantamı mı calmaya calısacak tedirginligi yok.
guvendesin.
bir kadın icin en onemli sey.
biri yolu mu mu kesecek
biri laf mı atacak
biri selektor mu yapacak
biri arkamdan yuruyup takip mi edecek
biri cantamı mı calmaya calısacak tedirginligi yok.
devamını gör...
sözlük yazarlarının okuduğu en kötü kitaplar
(bkz: yerçekimi ve inayet), simone weil
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının okumakta olduğu kitaplar
çapraz okuma yaptığım için;
ernst cassirer - felsefenin tarih problemi üzerine
felsefe tarihi yazmanın cringe anları
hegel'den sonra herkes felsefe tarihi yazmaya kalktı da nasıl yazılacağını kimse sormadı. cassirer 1931'de sormuş. cevap: saf bilgi kuramı gibi değil, kültürün kendini anlama çabası gibi. yani felsefe tarihi, felsefenin otopsisi değil, dna analizi. kitap boyunca "tarihselci mi olalım sistematik mi" ikileminde kıvranan her akademisyene gizli mesaj var: ikisi de yanlış soru. türkiye'de bilinmeme sebebi: çevirisi yok gibi.
simone weil - kölelik üzerine düşünceler
simone weil 26 yaşında, renault fabrikasında 1 yıl işçi çalışıyor. sonra bu kitabı yazıyor. marx'ın eksik gördüğü şey: bürokrasi. parti, sendika, devlet - hepsi aynı mantık. "özgürlük için mücadele eden örgütler nasıl oluyor da yeni zincirler dövüyor?" sorusuna cevap arıyor. 1984'ten 10 yıl önce totalitarizmin organizasyonel kökenlerini görmüş. sonradan mistik oldu diye siyaset yazıları unutuldu.
marc bloch - apolojiya ya da tarih mesleği
1941-43 arasında nazi işgali fransası'nda, yakalanma ihtimali her an varken yazılmış. annales okulu kurucusu, yahudi tarihçi, son kitabı. "tarih neden var?" sorusuna cevap: insanın zaman bilinci. kaynak eleştirisi bölümleri hâlâ doktora öğrencilerinin kabusu. ama asıl güçlü yanı: tarihçinin kendi dönemine karşı sorumluluğu. yazar kitabı bitiremeden gestapo kurşunu yedi. ölünce yayınlandı. türkçe çeviri var ama kimse okumamış.
halil inalcık- osmanlı'da devlet, hukuk ve adalet
büyük hoca'nın gölgede kalan kitabı
herkes devlet-i aliyye'yi bilir, bu kitap kütüphanede tozlanır. 2000'lerde derlenmiş makaleler. klasik dönemde kadı nasıl karar verirdi? şeriat mı, örf mü? cevap: ikisi de, ama pratikte üçüncü bir şey. sicil defterlerinden örneklerle "adalet dağıtım mekanizması"nın gerçek işleyişi. tanzimat'ı anlamak için öncesi şart. inalcık'ın "kuru" olduğunu sananlara: burada dava dilekçeleri, intikam hikayeleri, kadıların kararsızlık anları var. akademide az bilinme sebebi: popüler tarih değil, arşiv çalışması. yani "ağır".
ernst cassirer - felsefenin tarih problemi üzerine
felsefe tarihi yazmanın cringe anları
hegel'den sonra herkes felsefe tarihi yazmaya kalktı da nasıl yazılacağını kimse sormadı. cassirer 1931'de sormuş. cevap: saf bilgi kuramı gibi değil, kültürün kendini anlama çabası gibi. yani felsefe tarihi, felsefenin otopsisi değil, dna analizi. kitap boyunca "tarihselci mi olalım sistematik mi" ikileminde kıvranan her akademisyene gizli mesaj var: ikisi de yanlış soru. türkiye'de bilinmeme sebebi: çevirisi yok gibi.
simone weil - kölelik üzerine düşünceler
simone weil 26 yaşında, renault fabrikasında 1 yıl işçi çalışıyor. sonra bu kitabı yazıyor. marx'ın eksik gördüğü şey: bürokrasi. parti, sendika, devlet - hepsi aynı mantık. "özgürlük için mücadele eden örgütler nasıl oluyor da yeni zincirler dövüyor?" sorusuna cevap arıyor. 1984'ten 10 yıl önce totalitarizmin organizasyonel kökenlerini görmüş. sonradan mistik oldu diye siyaset yazıları unutuldu.
marc bloch - apolojiya ya da tarih mesleği
1941-43 arasında nazi işgali fransası'nda, yakalanma ihtimali her an varken yazılmış. annales okulu kurucusu, yahudi tarihçi, son kitabı. "tarih neden var?" sorusuna cevap: insanın zaman bilinci. kaynak eleştirisi bölümleri hâlâ doktora öğrencilerinin kabusu. ama asıl güçlü yanı: tarihçinin kendi dönemine karşı sorumluluğu. yazar kitabı bitiremeden gestapo kurşunu yedi. ölünce yayınlandı. türkçe çeviri var ama kimse okumamış.
halil inalcık- osmanlı'da devlet, hukuk ve adalet
büyük hoca'nın gölgede kalan kitabı
herkes devlet-i aliyye'yi bilir, bu kitap kütüphanede tozlanır. 2000'lerde derlenmiş makaleler. klasik dönemde kadı nasıl karar verirdi? şeriat mı, örf mü? cevap: ikisi de, ama pratikte üçüncü bir şey. sicil defterlerinden örneklerle "adalet dağıtım mekanizması"nın gerçek işleyişi. tanzimat'ı anlamak için öncesi şart. inalcık'ın "kuru" olduğunu sananlara: burada dava dilekçeleri, intikam hikayeleri, kadıların kararsızlık anları var. akademide az bilinme sebebi: popüler tarih değil, arşiv çalışması. yani "ağır".
devamını gör...

