zaman tüneli
ankara
seni görmek ister her bahtı kara
devamını gör...
diş macunu
tüpünün ortasından sıkılmasına illet olan bir kesimin olduğuna yemin edebilirim ama ispatlayamam.
devamını gör...
nick vermeden bir yazara seslen
burada olsan ne güzel birbirimize takılırdık. zaman geçerdi.
devamını gör...
ankara
soğuk diye lahana gibi giyindim. bildiğin bahar havası var. sevilmeyen gri şehir.
devamını gör...
her hatanın telafi edildiği bir evren olsaydı
muhtemelen yaşanılmaz bir evren olurdu.
her ne kadar hayıflansak da hatalarımız olmasa bugünlerimiz olmazdı.
ve bize yapılan her hata telafi edilebilseydi, biz olamazdık.
karakterin şekillenmesinde maalesef ki en büyük etken kötü deneyimler ve onun yaşattığı acılar.
ha değiştirmeyi istediğim çok fazla şey var, orası ayrı. ama yine de istemezdim.
kendimi bu hâle getirene kadar bile neler çektim bunu riske atamam.
her ne kadar hayıflansak da hatalarımız olmasa bugünlerimiz olmazdı.
ve bize yapılan her hata telafi edilebilseydi, biz olamazdık.
karakterin şekillenmesinde maalesef ki en büyük etken kötü deneyimler ve onun yaşattığı acılar.
ha değiştirmeyi istediğim çok fazla şey var, orası ayrı. ama yine de istemezdim.
kendimi bu hâle getirene kadar bile neler çektim bunu riske atamam.
devamını gör...
ji parana
devamını gör...
araputanga
devamını gör...
mazluma dini sorulmaz
dinini geçtim sırf mezhebi farklı diye israil iran savaşında tarafsızlığı seçiyor bizim yerli ve milli hocalarımız. allah mezhebini din edinenleri ıslah etsin diyelim ne diyelim.
devamını gör...
diş macunu
kararmış gümüşü parlatma konusunda işe yaradığı söylenen şey.
evde denenebilir. *
evde denenebilir. *
devamını gör...
pocone
devamını gör...
rondonopolis
devamını gör...
geceye bir alıntı bırak
........
şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana yarabbi
taşınacak suyu göster, kırılacak odunu
kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde
bileyim hangi suyun sakasıyım ya rabbelalemin
tütmesi gereken ocak nerde?
(ismet özel-münacat).
şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana yarabbi
taşınacak suyu göster, kırılacak odunu
kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde
bileyim hangi suyun sakasıyım ya rabbelalemin
tütmesi gereken ocak nerde?
(ismet özel-münacat).
devamını gör...
her hatanın telafi edildiği bir evren olsaydı
bir ihtimal beklentisi.
bazı hatalar yapılır hata olduğu da bellidir ama yine de o an o karar doğrudur, alınmıştır, uygulanmıştır. açıklanabilir, anlaşılabilir, özür dilenebilir.. gerisi hayat.
bazı hatalar yapılır hata olduğu da bellidir ama yine de o an o karar doğrudur, alınmıştır, uygulanmıştır. açıklanabilir, anlaşılabilir, özür dilenebilir.. gerisi hayat.
devamını gör...
geceye bir alıntı bırak
tolstoy diyor ki ; “herkesten çok güldü belliki acı çekiyor. “ve dostoyevski ekliyor ; “ çok gülen , çok şey gizler .”
devamını gör...
her hatanın telafi edildiği bir evren olsaydı
kelebek etkisi sebebiyle bambaşka hatalara ve belki kayıplara sebep olabilecek felaketler zincirine sebep olabilecek korkunç hadise.
o yüzden demişler zaten;
hatasız kul olmaz, hatamla sev beni. *
o yüzden demişler zaten;
hatasız kul olmaz, hatamla sev beni. *
devamını gör...
hikayeyi devam ettir
cevap verdi:rabbiyallâh.
devamını gör...
hikayeyi devam ettir
fonda ipucu için çalan kabede hacılar hu der allah ilahisini duyunca böyle saçmalık mı olur diye yükseldiği anda terler içinde uyandı. müzik sesinin yanıbaşında çalan telefonundan geldiğini anladı.
devamını gör...
her hatanın telafi edildiği bir evren olsaydı
muhtemelen en büyük hatamın, aslında hatam olduğunu bile fark etmediğim o an olduğunu öğrenirdim.
bir gün, çok eski bir arkadaşımla, sadece 'nasılsa hep orada olacak' diye düşünerek vedalaşmadan ayrılmıştım. o evrenin simülasyonunda, o anı geri alıp ona sadece o gün neden gitmemesi gerektiğini söyleyerek veya sadece bir kez daha sıkıca sarılarak 'hata'yı telafi ederdim.
ama işin acı tarafı şu: simülasyonun sonunda o "hata" düzeltilince, bugünkü ben olamazdım. belki o pişmanlık, o eksik kalmışlık hissi olmasa, bugün sahip olduğum o tuhaf olgunluk da olmazdı. yani simülasyonun en büyük ironisi şu olurdu; aslında en çok pişman olduğumuz hatalar, bizi biz yapan en kıymetli inşaat taşlarıymış.
yine de, sadece bir kez olsun, o son vedayı doğru dürüst yapabilseydim, simülasyonun fişini çekmeye ikna olabilirdim.
bir gün, çok eski bir arkadaşımla, sadece 'nasılsa hep orada olacak' diye düşünerek vedalaşmadan ayrılmıştım. o evrenin simülasyonunda, o anı geri alıp ona sadece o gün neden gitmemesi gerektiğini söyleyerek veya sadece bir kez daha sıkıca sarılarak 'hata'yı telafi ederdim.
ama işin acı tarafı şu: simülasyonun sonunda o "hata" düzeltilince, bugünkü ben olamazdım. belki o pişmanlık, o eksik kalmışlık hissi olmasa, bugün sahip olduğum o tuhaf olgunluk da olmazdı. yani simülasyonun en büyük ironisi şu olurdu; aslında en çok pişman olduğumuz hatalar, bizi biz yapan en kıymetli inşaat taşlarıymış.
yine de, sadece bir kez olsun, o son vedayı doğru dürüst yapabilseydim, simülasyonun fişini çekmeye ikna olabilirdim.
devamını gör...

