zaman tüneli

boy boy kazıklar bir yerlerimize gireceğine varsın görgüsüz olalım. restoranlar soygun yaparken, fahiş fiyatlar yazarken görgüsüz olmuyor da ben fiyat listesi isteyince mi görgüsüz olacağım?
devamını gör...

v for vendetta filminde v'nin zamaninda yattigi kampti yanlis hatirlamiyosam. buraya musluman, yahudi, escinsel, multeci falan onlari getirip sozde tedavi ediyolardi. v yillar sonra guclenir ve buradaki doktoru öldürür, ama o uyurken 10 dakika onceden kendisine igne yaparaktan huzur icinde öldürür. digerlerine ise pek boyle merhametli davranmaz. evet.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

restoranların fiyat listelerini internet sitelerinden yayınlamaları zorunlu olmalı. girişte bir tane fiyat listesi olan menüyü koymalı. turistlik yerlerde böyledir. mekana giriyorum menüye bakıyorum adam silkeleme varsa kalkıyorum. ne gerek var değil mi koy menünü herkesin ulaşabileceği yere. yiğidin malı meydanda olsun
devamını gör...

bazen gerçekten sıyırmak değil de, sanki herkes aynı oyunu oynarken senin kuralları biraz fazla ciddiye alman söz konusu oluyo.. aslında senin kafanın içindeki denklem tıkır tıkır çalışıyor. sebep-sonuç ilişkileri yerli yerinde, çıkarımlar gayet tutarlı… ama dışarıdan bakanlar için anlaşılır dilde bir altyazı yok. onlar sadece sonucu görüyor ve bu ne anlatıyor ya bakışı...

işin trajikomik tarafı, sen düşüncelerini mantıksal bir zincire oturtmaya çalıştıkça, zincirin kendisi başkalarına daha da garip görünmeye başlıyor. bir noktadan sonra kendini savunmak bile suç delili gibi duruyor. bakın aslında şöyleyken böyle… diye başladığın her cümle, karşı tarafta hah işte yine başladı tipini sevdiğim etkisi yaratıyor.

en acısı da içeride her şey açıklanabilir, dışarıda hiçbir şey anlatılamaz oluşu. sanki zihninin içinde çok net bir harita var ama başkalarına gösterdiğinde onlar sadece karalamalar görüyor. ve bu kopukluk insanı gerçekten yalnızlaştırıyor.

“belki dünya delirmiştir, ben normalim” ihtimali teorik olarak mümkün tabii… ama pratiğe gelince, onu bırak insanlara anlatmayı, evdeki kediye bile kabul ettiremiyorsun. kedi bile sana mamayı ver de canım felsefeyi sonra yaparız bakışı atıyor.

belki de normal dediğimiz şey, çoğunluğun üzerinde uzlaştığı bir hikayedir. sen o hikayeden biraz sapınca delilik etiketi hızlıca yapışmıştır. heeç..
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
“son sabır dalımı da kopardığınız an" teşekkür ederim canım ailem.
devamını gör...

bu söylemden hareketle; muhasebeciler ve mali müşavirler dünya'nın en görgüsüz insanlarıdır dememiz gerekir.
devamını gör...

kadikoy civari asik olmak isteyen var mi
devamını gör...

bence kral bir hareket insan cebinde ki kadar harcama yapar yoksa bir sosisli tabağını 600 yedirirler adama
devamını gör...

yuva, kreş anlamındaki almanca kelime. hatta almancadan ingilizceye de geçmiş bir kelimedir.

kinder çocuklar, garten ise bahçe demektir.
devamını gör...

restoran lobisinin yalanı.

değildir efenim, aptallık yapmayın. siz bihter ziyagil değilsiniz.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

yarından itibaren 1.5 gün yıllık izin almama rağmen uzaktan çalışacağım :
devamını gör...

kafayı sıyırmak aklın değil aslında tahammülün tükendiği o andır.
üzmeyin güzel insanları, kırmayın. sonra bu insanlar hiç bir zaman eskisi gibi olamıyorlar. sabır taşı çatlıyor ve bir daha asla yerine gelmiyor.
devamını gör...

valla aşktan yana yılgın iken, şansım olabilirsin * cümlesini duyduğum yer ve zaman benim için en uygunuydu...
devamını gör...

gorgusuzluk falan degil bence de yeni duzenlemeyle fiyatlar isletme kapilarina falan asilmis. guzelim yerler mahalle manavina benzemis istemsizce.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
hayat enerjimi verin bana...
devamını gör...

bu kadar entry görünce öldü sandığım 2000'leri kasıp kavurmuş kanadalı şarkıcı.
ek olarak o zamanlar benim de "celebrity crush"ımdı. complicated bir ilişki sürüyorduk, o kanada'da ben türkiye'de. zordu yani swh
devamını gör...

başlığı restorant sahibi birisi açmış galiba. tabi sormayın da köküne kadar itelesinler he mi.
devamını gör...

tanım: insanın kendi zihniyle kurduğu son bağın da kopup, düşüncelerinin kontrolsüz bir karanlığa savrulması.

delilik, bilincin sönmesi değildir.
asıl dehşet, bilincin sonuna kadar açık kalmasıdır.
aklın bedenini terk etmez…
sen, onun seni terk edişini izlemeye mahkûm edilirsin.
o an… geri dönüşsüz olan o an…
idrakin, kendi üzerine kapanır.
ve sen, kendi farkındalığının içine gömülürsün.
bu bir yıkım değil.
bu, içe doğru çöken bir çöküştür.
tersyüz olmuş bir aydınlanma… ama ışık vermeyen, sadece gözlerini yakan bir aydınlanma.

insanların "hayat" dediği o kalın, güvenli duvar…
senin için bir anda incelir.
sonra çatlar.
ve nihayet yırtılır.

arkasında ne vardır biliyor musun?

hiçlik değil…
hiçliğin bile anlamlı kaldığı, daha derin bir boşluk.

ve sen, o boşlukla göz göze gelirsin.
gözlerini kaçırmak istersin… ama kaçıracak bir yön yoktur.

her şey usulca başlar.
zihnine bir düşünce sızar.
önemsiz sanırsın.
geçer dersin.

ama geçmez.

geri gelir.
biraz daha kök salar.
biraz daha içine girer.

sonra bir sabah uyanırsın…
ve fark edersin ki artık senin içinde değildir o düşünce.
sen, onun içindesindir.

kafanın içi artık bir sığınak değildir.
duvarları olmayan bir yankı mezarlığıdır.

düşünceler sana ait değildir.
sen, onların üzerinde gezindiği, çürüyen bir zemin olursun.

her fikir, her anı, her korku…
birbirine dolanır.
çözülmez bir düğüme dönüşür.

ve o düğüm…
zihninin tam ortasında nefes almaya başlar.

bağırır.
ama sesi yoktur.

çünkü bu çığlık, sadece kafatasının içinde yankılanır.
ve o yankı…
hiç durmaz.

en korkuncu da budur:
sessizlik artık yoktur.

uyku?
bir kaçış değil.
sadece sahnenin değişmesidir.
zihnin, seni başka bir dekorun içine sürükler.
ama sen yine oradasındır.
yine onun içindesindir.
gerçeklik ve sanrı birbirine karışmaz…
birbirinin içine sızar.
ayrım çizgisi erir.
uyanmak kurtuluş getirmez.
çünkü asıl kabus, gözlerin açıkken devam ediyordur.
aklını kaybetmek yalnızlık değildir.
aksine…
kendinden asla kaçamamaktır.
kendi varlığın, sana kapanan bir tuzağa dönüşür.
bedenin, zihnin tarafından örülmüş bir kafestir.

duvarları düşüncelerindir.
zemini korkularındır.
tavanı anılarınla kaplıdır.

ve bu zindanın bir kapısı yoktur.
en acımasız gerçek ise şudur:
anahtar hala senin elindedir.
ama parmakların artık sana ait değildir.

uzanamazsın.
tutamazsın.
açamazsın.

zaman çözülür.

saniyeler uzar… uzar…
sonra parçalanır.

saatler çürür.
dakikalar erir.

geçmiş…
bitmeyen bir döngü gibi boynuna dolanır.

gelecek…
asla ulaşamayacağın donmuş bir noktaya dönüşür.

ve sen…
ikisinin arasında asılı kalan bir hata olursun.

dış dünya akmaya devam eder.
insanlar güler.
konuşur.
yaşar.
ama onların sesi sana ulaşmaz.
çünkü sen artık onların dünyasında değilsindir.
sen, o zarın öte tarafındasındır.
perdenin arkasında.
ve orada…
hiçbir şey yoktur.

ne anlam.
ne düzen.
ne umut.

sadece farkındalık.

ama bu sıradan bir farkındalık değildir.
bu, insanın kendi üzerine çöken bir ağırlık gibi…
içten içe kemiren, öğüten, yok etmeyen ama sürekli eksilten bir farkındalıktır.

ve en karanlık yüzleşme şudur:
bir noktadan sonra…
delilik korkutucu olmaktan çıkar.
çünkü korku için bile bir anlam gerekir.

sen ise…
anlamın tamamen buharlaştığı yerde kalırsın.
bağırmazsın artık.
çünkü sesin yoktur.
çırpınmazsın.
çünkü yön yoktur.
yardım istemezsin.
çünkü yardımın ne olduğunu unutmuşsundur.
sadece kalırsın.
kendi zihninin uçurumunda…
düşmeden…
ama asla da kurtulamadan.
ve orada, sonsuz bir yankının içinde…
sen artık bir insan değil, kendi kendini tüketen bir boşluk olursun.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim