zaman tüneli
bir şeylerden vazgeçiş eşiği
birinden vazgeçmek zor değil. sadece üzücü çok zaman. hayatıma giren bir kadından vazgeçirten en temel konu iletişim denkliğinin olmayışı.
devamını gör...
hız yapmak
120 üzeri hızla seyretmektir.
öyle 200le gideyim şov yapayım muhabbetlerine girmemek lazım. kamyonun biri ani şerit değiştirir, fren yetişmez…
öyle 200le gideyim şov yapayım muhabbetlerine girmemek lazım. kamyonun biri ani şerit değiştirir, fren yetişmez…
devamını gör...
restoranda fiyat listesi istemek görgüsüzlüktür
adamlar 600 liraya köfte satıyor, hala görgüsüzlükten bahsediyoruz.
manyak mıyız neyiz anlamadım.
görgü kurallarınıza da başlarım bu fiyatlar ne diye çıkışırım üstüne.
şaka şaka.
gitmezsiniz olur biter kardeşim.
zaten önden menüye bakıyorsun böyle yerlere gitmeden önce, dolayısıyla sürpriz yaşamıyorsun.
ha balıkçıya falan gidersen orda 'abi biz sana güzel bi balık yaparız' ekolünde bir şef garson varsa geçmiş olsun.
bu arada pahalı bulunan mekandan kalkıp gitmek de hiç ayıp bir şey değil.
noluyoruz rahmi koç musunuz ne bu havalar :)
manyak mıyız neyiz anlamadım.
görgü kurallarınıza da başlarım bu fiyatlar ne diye çıkışırım üstüne.
şaka şaka.
gitmezsiniz olur biter kardeşim.
zaten önden menüye bakıyorsun böyle yerlere gitmeden önce, dolayısıyla sürpriz yaşamıyorsun.
ha balıkçıya falan gidersen orda 'abi biz sana güzel bi balık yaparız' ekolünde bir şef garson varsa geçmiş olsun.
bu arada pahalı bulunan mekandan kalkıp gitmek de hiç ayıp bir şey değil.
noluyoruz rahmi koç musunuz ne bu havalar :)
devamını gör...
günaydın sözlük
mutluluktan çoştuğumuz bir gün olsun dileklerimizle, günaydın herkese.
devamını gör...
sallandım
tanım: "morphia" mahlaslı türk akustik rap/rock sanatçısının 2020 yılında piyasaya sürdüğü şarkısı.
"sallandım", yalnızca bedenin yerçekimiyle olan savaşını yitirmesi değil; bir ruhun içeriden dışarıya doğru sessizce çürümesinin fısıltısıdır. şarkının her notasında hissedilen o tekinsiz "sallanma" hali, anlık bir sendeleme değil; dibi görünmeyen bir uçuruma doğru ağır çekimde gerçekleşen bir düşüştür. beden hala ayakta durduğuna dair zavallı bir sanrıya tutunurken, zihin çoktan kendi karanlığına teslim olmuş, ipleri çoktan bırakmıştır.
bu eser; içsel bir hiçliğin, iliklere işleyen bir zehrin ve geri dönüşü olmayan bir ruhsal iflasın manifestosu gibidir. sözlerdeki o hezeyanlı dağınıklık, parçalanan bir bilincin son çırpınışlarını andırır. bir şeyler ters gidiyordur ama bu bir çığlıkla değil, boğuk bir iniltiyle ifade edilir; gerçeklik bulanıklaşmış, algı zehirlenmiştir. tıpkı bir insanın, kendi zihninin yıkıntısı altında kalırken, bu enkazı felç olmuş bir halde dışarıdan izlemek zorunda kalması gibi.
şarkının asıl kan donduran tarafı, bu çöküşün kör bir cehaletle değil, acı verici ve çaresiz bir farkındalıkla yaşanmasıdır. "sallanmak", yaklaşan felaketin bir uyarısı değil; tabutun çivilerinin çakılmaya başlandığı o ölümcül kabulleniştir. insan uçurumun kenarında dengeyi bulmaya çalıştıkça, kendi tırnaklarıyla toprağı kazıyarak daha da derine kayar. bu yüzden ortada bir hayatta kalma mücadelesi yoktur; sadece yerçekimine boyun eğen, yavaş ve hastalıklı bir teslimiyet vardır.
nihayetinde "sallandım", insanın kendi yok oluşuyla baş başa kaldığı o soğuk araftır. ortada ne yere çakılmanın getirdiği o kesin son vardır ne de yukarıdan uzanacak bir kurtuluş eli. sadece kendi ağırlığı altında ezilen, iplerini koparmış bir zihin ve onun karanlığın midesine doğru bitmek bilmeyen o ağır eğilişi yatar…
"sallandım", yalnızca bedenin yerçekimiyle olan savaşını yitirmesi değil; bir ruhun içeriden dışarıya doğru sessizce çürümesinin fısıltısıdır. şarkının her notasında hissedilen o tekinsiz "sallanma" hali, anlık bir sendeleme değil; dibi görünmeyen bir uçuruma doğru ağır çekimde gerçekleşen bir düşüştür. beden hala ayakta durduğuna dair zavallı bir sanrıya tutunurken, zihin çoktan kendi karanlığına teslim olmuş, ipleri çoktan bırakmıştır.
bu eser; içsel bir hiçliğin, iliklere işleyen bir zehrin ve geri dönüşü olmayan bir ruhsal iflasın manifestosu gibidir. sözlerdeki o hezeyanlı dağınıklık, parçalanan bir bilincin son çırpınışlarını andırır. bir şeyler ters gidiyordur ama bu bir çığlıkla değil, boğuk bir iniltiyle ifade edilir; gerçeklik bulanıklaşmış, algı zehirlenmiştir. tıpkı bir insanın, kendi zihninin yıkıntısı altında kalırken, bu enkazı felç olmuş bir halde dışarıdan izlemek zorunda kalması gibi.
şarkının asıl kan donduran tarafı, bu çöküşün kör bir cehaletle değil, acı verici ve çaresiz bir farkındalıkla yaşanmasıdır. "sallanmak", yaklaşan felaketin bir uyarısı değil; tabutun çivilerinin çakılmaya başlandığı o ölümcül kabulleniştir. insan uçurumun kenarında dengeyi bulmaya çalıştıkça, kendi tırnaklarıyla toprağı kazıyarak daha da derine kayar. bu yüzden ortada bir hayatta kalma mücadelesi yoktur; sadece yerçekimine boyun eğen, yavaş ve hastalıklı bir teslimiyet vardır.
nihayetinde "sallandım", insanın kendi yok oluşuyla baş başa kaldığı o soğuk araftır. ortada ne yere çakılmanın getirdiği o kesin son vardır ne de yukarıdan uzanacak bir kurtuluş eli. sadece kendi ağırlığı altında ezilen, iplerini koparmış bir zihin ve onun karanlığın midesine doğru bitmek bilmeyen o ağır eğilişi yatar…
devamını gör...
sevişme bitiren olaylar
bu konuda gördüğüm en fantastik örnek, 40 yaş civarı çiftin performansa koşup depremi hissetmemesi, aslında depremi hissedip ekstra sarsıntıyı kendi yırtıcılıklarına yormaları ve daha beter coşmaları, fakat evde hasar var endişesiyle eve koşan “esas yenge”nin evde ikiliyi ve maharetlerini görmekten hiç de gurur duymaması oldu.
sonuç belli: çok pahalı bir boşanma ve metropolitan alan düzeyinde bir kepazelik.
yani, bazen de o sevişme bitsin. bir etrafınıza bakın, millet kaçışıyor mu, meteor mu çarptı, dinozorlar mı yok oluyor.
sonuç belli: çok pahalı bir boşanma ve metropolitan alan düzeyinde bir kepazelik.
yani, bazen de o sevişme bitsin. bir etrafınıza bakın, millet kaçışıyor mu, meteor mu çarptı, dinozorlar mı yok oluyor.
devamını gör...
restoranda fiyat listesi istemek görgüsüzlüktür
davar gibi hareketler haricinde hicbir şey görgüsüzlük değildir
devamını gör...
kedi diliyle düet
ravel'in partitürü evlâdım dediydi rahmetli muşlettin amca kahvede. cahil kediciler bilmez de deyip gülmüştü.
devamını gör...
günaydın sözlük
gunaydin, hava kapali olmaya devam ettikce ben de kendimi ben fero gibi hissediyorum.
devamını gör...
restoranda fiyat listesi istemek görgüsüzlüktür
işte bu yüzden hane geliri 200k 300k olan beyaz yakalı çift bile fakir fukarayız diye ağlıyor. para biriktiremiyor.
sen eşşek olursan semer vuran çok olur.
sen eşşek olursan semer vuran çok olur.
devamını gör...
hız yapmak
bazı şeylerin seyrek düşmesine sebep olur.
devamını gör...
bir derdim var
bir mvö şarkısı..
şarkıdan öte..
sihirli bir tarafı var:
ne zaman bu şarkı çalmaya başlasa saygı duruşuna geçesim geliyor..
zaman ötesi şarkılarda bugün...
unuttuk hepsini, nuh'un nefesini....
tutamam içimde dediğimiz yerlere şifa niyetine..
şarkıdan öte..
sihirli bir tarafı var:
ne zaman bu şarkı çalmaya başlasa saygı duruşuna geçesim geliyor..
zaman ötesi şarkılarda bugün...
unuttuk hepsini, nuh'un nefesini....
tutamam içimde dediğimiz yerlere şifa niyetine..
devamını gör...
sigarayı sigarayla yakmak
devamını gör...
erkeklerin sakal bıyık bırakma merakı
kılının keyfine göre takılan erkektir. çıkıyor ki bırakıyordur, parlak köseler kendi hallerine ağlasındır.
devamını gör...
hız yapmak
tanım: insanın içindeki huzursuzluktan kaçmak için gaz pedalına yüklenip, kontrolü hızın soğuk merhametine bırakması.
hız yapmak… artık bir yere varmak değildir.
bu, etten kemikten kaçamayacağını bilen bir varlığın, kendini çelikten bir tabuta kilitleyip kendi içindeki çöküşten firar etmeye çalışmasıdır.
direksiyonu sıkarken ellerin sadece gerilmez…
derinin altında bir şey kıpırdar, damarların boyunca sürünen o görünmez şey, her saniye biraz daha sana ait olanı kemirir.
ve sen bunu bastırmak için gaza abanırsın, çünkü yavaşlamak, onun sesini duymaktır.
gece yolu yutmaz.
gece seni yutar.
asfalt uzamaz; aksine, senin altından kayıp giderken varlığını inceltir, seni bir gölgeye, sonra bir lekeye, en sonunda da hiçbir şeye dönüştürür.
farların karanlığı yırtmaz, sadece karanlığın seni daha net görmesini sağlar.
motor bağırmaz artık; o, senin yerine hayatta kalmaya çalışan son şeydir.
rüzgar çığlık atmaz; o, çoktan parçalanmış zihninin cenazesine ağıt yakar.
ve o uğultunun içinde… en korkuncu sessizliktir.
çünkü orada, tam o uğultunun kalbinde, hiçbir sesin ulaşamadığı yerde… sen varsındır. olduğun halinle.
çürümeye başlamış, içten içe çöken, kendi varlığını taşıyamayan halinle.
ibrenin kırmızıya dayanması bir zirve değildir.
bu, geri dönüşü olmayan bir çöküşün eşiğidir.
o noktada hız artık bir tercih değildir, bir itiraftır.
"durursam, kendimle kalırım."
ve sen bilirsin… kendinle kalmak, ölmekten daha uzun sürer.
bu yüzden basarsın.
daha fazla.
daha sert.
çünkü çarpışmak bir son değildir.
ama yavaşlamak…
her şeyin başladığı o lanetli ana geri dönmektir.
hız yapmak… artık bir yere varmak değildir.
bu, etten kemikten kaçamayacağını bilen bir varlığın, kendini çelikten bir tabuta kilitleyip kendi içindeki çöküşten firar etmeye çalışmasıdır.
direksiyonu sıkarken ellerin sadece gerilmez…
derinin altında bir şey kıpırdar, damarların boyunca sürünen o görünmez şey, her saniye biraz daha sana ait olanı kemirir.
ve sen bunu bastırmak için gaza abanırsın, çünkü yavaşlamak, onun sesini duymaktır.
gece yolu yutmaz.
gece seni yutar.
asfalt uzamaz; aksine, senin altından kayıp giderken varlığını inceltir, seni bir gölgeye, sonra bir lekeye, en sonunda da hiçbir şeye dönüştürür.
farların karanlığı yırtmaz, sadece karanlığın seni daha net görmesini sağlar.
motor bağırmaz artık; o, senin yerine hayatta kalmaya çalışan son şeydir.
rüzgar çığlık atmaz; o, çoktan parçalanmış zihninin cenazesine ağıt yakar.
ve o uğultunun içinde… en korkuncu sessizliktir.
çünkü orada, tam o uğultunun kalbinde, hiçbir sesin ulaşamadığı yerde… sen varsındır. olduğun halinle.
çürümeye başlamış, içten içe çöken, kendi varlığını taşıyamayan halinle.
ibrenin kırmızıya dayanması bir zirve değildir.
bu, geri dönüşü olmayan bir çöküşün eşiğidir.
o noktada hız artık bir tercih değildir, bir itiraftır.
"durursam, kendimle kalırım."
ve sen bilirsin… kendinle kalmak, ölmekten daha uzun sürer.
bu yüzden basarsın.
daha fazla.
daha sert.
çünkü çarpışmak bir son değildir.
ama yavaşlamak…
her şeyin başladığı o lanetli ana geri dönmektir.
devamını gör...
diyelim ki o bunu okuyor
varsayım yapmak için çok yaşlıyım canım. k.i.b.
devamını gör...
hayal kırıklığı
bir halay kırıklığı değildir. halaylar kırılmasın gerisi hallolur.
devamını gör...
dilin sarhoş olması
çok sıkıntı bir durum. ağular saçar rezil olursun.
devamını gör...

