zaman tüneli
18 mart 1915 çanakkale zaferi
çanakkale, sadece bir savaşın adı değil, bir milletin kalbinin attığı, gözyasının toprağa karıştığı, umudun imkansızlığa kafa tuttuğu yerdir. bugün biz rahatca nefes alabiliyorsak, özgürce konuşabiliyorsak, bir bayrağın altında gururla yaşayabiliyorsak, o gün toprağa düşenlerin sayesinde.
onlar geri dönmeyi değil, vatanı düşündüler.
biz de unutmayı değil, hatırlamayı seçmeliyiz.
çanakkale geçilmedi, geçilmez. tüm şehitlerimizin ruhu şad olsun.
onlar geri dönmeyi değil, vatanı düşündüler.
biz de unutmayı değil, hatırlamayı seçmeliyiz.
çanakkale geçilmedi, geçilmez. tüm şehitlerimizin ruhu şad olsun.
devamını gör...
en çok neyi yapamıyorsun sorusu
düzenli olmayı herhalde
devamını gör...
pısu
hay poşa'ların turkler için kullandığı kelime. dinsiz demekmiş.
devamını gör...
bir kızdan alınan en güzel iltifat
anne
devamını gör...
feminist kadınlardaki ben kendimi korurum safsatası
bunu bir bacının yazması ilginç olmuş bacım..
bir kadının kendini koruyabilmesi, onun her şeyi tek başına halletmesi gerektiği anlamına gelmez. ama kendini koruyamayacağı bir dünyada yaşamak zorunda bırakılması da kabul edilebilir değil. bu yüzden ben kendimi korurum diyen bir kadını küçümsemek yerine, bunu neden söylemek zorunda kaldığını sorguluyorum.
açık konuşmak gerekirse, bu toplumda kadınlar için riskler olduğu bir gerçek. sokakta yürürken, toplu taşımada, sosyal ortamlarda kadınların ekstra dikkatli olması gerektiği bir düzen var. böyle bir ortamda sen kendini korumayı düşünme demek bana sorumsuzluk gibi geliyor. çünkü gerçeklik değişmeden ideal söylemlerle hareket etmek, kadını daha da savunmasız bırakır.
ben bunu bir safsata değil, bir hayatta kalma refleksi olarak görüyorum. kadının kendini korumayı öğrenmesi, fiziksel, psikolojik ve sosyal olarak sınırlarını bilmesi, gerektiğinde tepki verebilmesi önemli. bu, sistemin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz ama bireyin de tamamen edilgen olmasını gerektirmez.
yani bacım, kadınlar elbette güvenli bir toplumda yaşamalı ve kendilerini korumak zorunda bırakılmamalı. ama mevcut gerçeklikte, bir kadının kendini koruma bilincine sahip olması bir “safsata” değil, aksine oldukça gerekli ve rasyonel bir duruş..
bir kadının kendini koruyabilmesi, onun her şeyi tek başına halletmesi gerektiği anlamına gelmez. ama kendini koruyamayacağı bir dünyada yaşamak zorunda bırakılması da kabul edilebilir değil. bu yüzden ben kendimi korurum diyen bir kadını küçümsemek yerine, bunu neden söylemek zorunda kaldığını sorguluyorum.
açık konuşmak gerekirse, bu toplumda kadınlar için riskler olduğu bir gerçek. sokakta yürürken, toplu taşımada, sosyal ortamlarda kadınların ekstra dikkatli olması gerektiği bir düzen var. böyle bir ortamda sen kendini korumayı düşünme demek bana sorumsuzluk gibi geliyor. çünkü gerçeklik değişmeden ideal söylemlerle hareket etmek, kadını daha da savunmasız bırakır.
ben bunu bir safsata değil, bir hayatta kalma refleksi olarak görüyorum. kadının kendini korumayı öğrenmesi, fiziksel, psikolojik ve sosyal olarak sınırlarını bilmesi, gerektiğinde tepki verebilmesi önemli. bu, sistemin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz ama bireyin de tamamen edilgen olmasını gerektirmez.
yani bacım, kadınlar elbette güvenli bir toplumda yaşamalı ve kendilerini korumak zorunda bırakılmamalı. ama mevcut gerçeklikte, bir kadının kendini koruma bilincine sahip olması bir “safsata” değil, aksine oldukça gerekli ve rasyonel bir duruş..
devamını gör...
kadınların kahvehaneye gidememesi sorunsalı
çayı beğenmezler, sandalyeler konforsuzdur. ne işleri var sahi?
devamını gör...
kadınların kahvehaneye gidememesi sorunsalı
bu mesele aslında tek başına bir yasak ya da kuraldan çok, mekan kültürüyle ilgili bir uyumsuzluk gibi.. geleneksel kahvehane ortamı tarihsel olarak erkek sosyalleşmesine göre şekillenmiş. bu da doğal olarak kadınların kendini rahat hissedebileceği bir atmosferin oluşmasını engelliyor.
kahvehanelere bakıldığında çoğu zaman ağır bir sigara kokusu, yeterince temiz olmayan masalar, sürekli oyun oynanan ve gürültülü bir düzen göze çarpıyor. iskambil kartlarının, okey taşlarının sesi, yüksek sesli konuşmalar ve yer yer küfürlü atışmalar bu ortamın normal parçası haline gelmiş durumda. ayrıca neredeyse tamamen erkeklerden oluşan bir müşteri profili var. bu da dışarıdan gelen bir kadın için dikkat çekici ve çoğu zaman rahatsız edici bir durum yaratabiliyor.
bunun yanında sunulan hizmet de oldukça sınırlı. çay, oralet, belki kahve ve basit içecekler. oysa birçok kadın için dışarıda vakit geçirmek sadece oturmak değil, aynı zamanda keyif almak, rahat etmek ve kendini güvende hissetmek anlamına geliyor. daha temiz, düzenli, havadar bir ortam, yanında tüketilebilecek tatlılar, atıştırmalıklar, estetik ve özenli bir sunum beklentisi öne çıkıyor.
bu noktada kafeteryalar ya da daha modern kafe kültürü, kadınlar açısından daha cazip oluyor. çünkü bu mekanlar genellikle daha hijyenik, daha çeşitli ürünler sunan ve karma bir müşteri kitlesine hitap eden yerler. ayrıca kadınların rahatsız edici bakışlara ya da sosyal baskıya maruz kalmadan oturabileceği bir alan sağlıyor.
kahvehanelere bakıldığında çoğu zaman ağır bir sigara kokusu, yeterince temiz olmayan masalar, sürekli oyun oynanan ve gürültülü bir düzen göze çarpıyor. iskambil kartlarının, okey taşlarının sesi, yüksek sesli konuşmalar ve yer yer küfürlü atışmalar bu ortamın normal parçası haline gelmiş durumda. ayrıca neredeyse tamamen erkeklerden oluşan bir müşteri profili var. bu da dışarıdan gelen bir kadın için dikkat çekici ve çoğu zaman rahatsız edici bir durum yaratabiliyor.
bunun yanında sunulan hizmet de oldukça sınırlı. çay, oralet, belki kahve ve basit içecekler. oysa birçok kadın için dışarıda vakit geçirmek sadece oturmak değil, aynı zamanda keyif almak, rahat etmek ve kendini güvende hissetmek anlamına geliyor. daha temiz, düzenli, havadar bir ortam, yanında tüketilebilecek tatlılar, atıştırmalıklar, estetik ve özenli bir sunum beklentisi öne çıkıyor.
bu noktada kafeteryalar ya da daha modern kafe kültürü, kadınlar açısından daha cazip oluyor. çünkü bu mekanlar genellikle daha hijyenik, daha çeşitli ürünler sunan ve karma bir müşteri kitlesine hitap eden yerler. ayrıca kadınların rahatsız edici bakışlara ya da sosyal baskıya maruz kalmadan oturabileceği bir alan sağlıyor.
devamını gör...
birini taklit etmek
başkalarına karşı taklit ederek onun olası dostlarını, arkadaşlarını hatta eşlerini "çalmak" durumudur... giderek fikirlerini, espirilerini ve parasını da...
ve evet:
hayatını.
pekala... kim taklit ile asılı ayırmakla ilgilenir ? bununla "ilgilenmeyenler" sayesinde bu işler yürür gider...
ve evet:
hayatını.
pekala... kim taklit ile asılı ayırmakla ilgilenir ? bununla "ilgilenmeyenler" sayesinde bu işler yürür gider...
devamını gör...
fenerbahçe son şampiyon olduğunda yazarlar kaç yaşındaydı
33 yaşında idim.
devamını gör...
fenerbahçe son şampiyon olduğunda yazarlar kaç yaşındaydı
hatırlamıyorum çok gençtim. 23-24 olabilir.
devamını gör...
afyon ekmeği
gereksiz ağır ekmek. bunu yediğimde çok doyuyorum, diğer yiyeceklerden lezzet alamıyorum. kalorisi de cabası.
devamını gör...
volkswagen polo
meslekte ilk yılını doldurmuş kadın arabası yorumunu görünce inanılmaz güldüm. ilk senesini doldurmasına birkaç ay kalan bendeniz de bu aracı almıştır. göz bebeğim, umarım sana güzel bakarım da uzun yıllar beraber gider geliriz.
devamını gör...
fenerbahçe son şampiyon olduğunda yazarlar kaç yaşındaydı
20 yaşındaydım.
devamını gör...
kız neşesi
bizim de sabah yüzümüz sirke satıyor. bu dünya çok adaletsiz abijim.
devamını gör...
trafikte en çok küfredilen hareket
kaynak yapmaya çalışan köylü kurnazları beni çok öfkelendiriyor. ama araçtan sakın inmeyin arkadaşlar ya 180 bin ceza kitliyorlar ya da postu deldirme ihtimali var.
o yüzden sabret ve yola devam et.
o yüzden sabret ve yola devam et.
devamını gör...
trafikte en çok küfredilen hareket
kurallara uymayanlara, kazalara sebep olabilecek uyanıklıklar yapanlara.. araçta veya yaya olması farketmiyor, şark kurnazlarının hepsine kızıyorum.
devamını gör...



