zaman tüneli
kavgayı dağılın lan diyerek bitiren şahıs
birçok teknik detay dışında mekan, zaman ve mesafeyi de uygun şartlarda birleştirerek harekete geçen nevi şahsına münhasır kişidir. emek ister, sabır ve tecrübe ister, politik ileri görüşlülük ister. herkes sırtlanamaz.
devamını gör...
kemal doğulu kenan doğulu kadir doğulu ozan doğulu
doğulu paradoksuna hoş geldiniz.
ozan ile kenan kardeşler ikisi de müzisyen.
kemal ile kadir kardeşler ikisinin de ne halt oldukları belli değil.
ozan ile kenan kardeşler ikisi de müzisyen.
kemal ile kadir kardeşler ikisinin de ne halt oldukları belli değil.
devamını gör...
balık çorbası
#2804618
suradaki espriye pancar motoru gibi hunharca güldükten sonra, allah'ın izni ile tanımımı yapıyorum.
kokeni ilk çağlara kadar uzanan bu yemeğin olayı, aslında azdan çok elde etmek, atıktan besin elde etmektir. et suyunun besleyiciliğinin keşfiyle birlikte ateşin icadıyla, ilk caglardan bu yana insanların besinleri arasında yer almıştır. elbette şu anki halinden uzaktatır ama temeldeki amaç aynıdır. antik roma ve antik yunan'da ise resmen yemek olarak rastlamak mümkündür kendisine.
yine ortaçağ'da denizcilerin en önemli ve besleyici besinleri arasında baş köşede yer almıştır. bugünkü bouillabaisse'nin kökeni bu denizci yemeğine dayanır. daha sonra akdeniz ve osmanlı mutfağında da hatrı sayılır bir yeri olmuştur.
iyi yapıldığında hasta değilsen dahi iyileştiren, kötü yapıldığında sağlıklı isen hasta eden, ince dokunuşların yemeğidir. olayın baş kahramanı aslında balık suyudur. iyi bir stok suyu elde edip kötü bir çorba yapabiliyor olmak üstün meziyet gerektirir :)).
birçok balıktan yapılabilir ama en güzeli kemikli balıklarla olur. örneğin; iskorpit, kırlangıç, lagos, kaya levreği. bir de karışık balık kafası ve kemikleriyle yapmak mümkündür ki, offf... jelatin şov.
en az kelle paça kadar lezzetli, faydalı ve onun kadar olmasa da meşakatlidir. zatalim üşenmedigi zamanlarda zevke uğraşır bununla. genellikle üşenir ama,beklentiye girilmemeli:))).
benim tercihim balık olarak lagos kullanmak ama hem lagos hem de kaya levreği ile yapılabilecek, tek balıkla hem balık çorbası hem tencere buğulaması yapabileceğiniz mikkemmel bir tarifi, üşenmediğim zaman ekleyecegim. zira tarifi de meşakkatli geliyor şu anda.
k.i.b.
bye.
suradaki espriye pancar motoru gibi hunharca güldükten sonra, allah'ın izni ile tanımımı yapıyorum.
kokeni ilk çağlara kadar uzanan bu yemeğin olayı, aslında azdan çok elde etmek, atıktan besin elde etmektir. et suyunun besleyiciliğinin keşfiyle birlikte ateşin icadıyla, ilk caglardan bu yana insanların besinleri arasında yer almıştır. elbette şu anki halinden uzaktatır ama temeldeki amaç aynıdır. antik roma ve antik yunan'da ise resmen yemek olarak rastlamak mümkündür kendisine.
yine ortaçağ'da denizcilerin en önemli ve besleyici besinleri arasında baş köşede yer almıştır. bugünkü bouillabaisse'nin kökeni bu denizci yemeğine dayanır. daha sonra akdeniz ve osmanlı mutfağında da hatrı sayılır bir yeri olmuştur.
iyi yapıldığında hasta değilsen dahi iyileştiren, kötü yapıldığında sağlıklı isen hasta eden, ince dokunuşların yemeğidir. olayın baş kahramanı aslında balık suyudur. iyi bir stok suyu elde edip kötü bir çorba yapabiliyor olmak üstün meziyet gerektirir :)).
birçok balıktan yapılabilir ama en güzeli kemikli balıklarla olur. örneğin; iskorpit, kırlangıç, lagos, kaya levreği. bir de karışık balık kafası ve kemikleriyle yapmak mümkündür ki, offf... jelatin şov.
en az kelle paça kadar lezzetli, faydalı ve onun kadar olmasa da meşakatlidir. zatalim üşenmedigi zamanlarda zevke uğraşır bununla. genellikle üşenir ama,beklentiye girilmemeli:))).
benim tercihim balık olarak lagos kullanmak ama hem lagos hem de kaya levreği ile yapılabilecek, tek balıkla hem balık çorbası hem tencere buğulaması yapabileceğiniz mikkemmel bir tarifi, üşenmediğim zaman ekleyecegim. zira tarifi de meşakkatli geliyor şu anda.
k.i.b.
bye.
devamını gör...
boris pasternak'ın kabul ettiği nobeli sonra reddetmesi
23 ekim 1958, perşembe: sevinç ve gurur
pasternak, nobel edebiyat ödülü’ne layık görüldü. ödül, resmen “çağdaş lirik şiirdeki önemli başarısı ve büyük rus epik geleneği alanındaki katkıları” nedeniyle verildi. ama herkes biliyordu ki asıl neden doktor jivago’ydu.
pasternak, isveç akademisi’ne gönderdiği ilk telgrafta şunları yazdı:
“minnettarım, mutluyum, gururluyum, şaşkınım.”
gazetecilere verdiği röportajda ödülü stockholm’de bizzat almayı umduğunu söyledi. çok sevinçliydi. moskova dışındaki villasında, “hayatımın en güzel günlerinden biri” diyordu.
ancak o anda farkında olmadığı bir şey vardı: bu sevinç, sovyet yönetimi için bir provokasyondu.
---
24-26 ekim: fırtına kopuyor
nobel komitesi’nin kararından hemen sonra kremlin’de bir toplantı yapıldı. kararın arkasında aslında mikhail suslov vardı, “gri kardinal” denen adam. cpsu merkez komitesi başkanlığı, “b. pasternak’ın iftiraya dayalı romanı üzerine” başlıklı özel bir karar aldı.
sovyet basını topyekün saldırıya geçti:
· edebiyat gazetesi’nde pasternak, “batı’nın sovyet karşıtı propagandasında yem rolü oynayan hain” olarak nitelendirildi
· pravda’da bir editör onu “kötü niyetli bir filistin” ve “iftiracı” diye tanımladı, romanı da “düşük seviyeli gerici zırvalık” ilan edildi
yazarlar birliği’nde durum daha da vahimdi:
25 ekim’de moskova edebiyat enstitüsü tüm öğrencilerini pasternak’ı ve romanını kınayan dilekçeler yazmaya çağırdı. aynı gün sscb yazarlar birliği yönetim kurulu toplandı. ünlü çocuk şairi sergey mihalkov (sovyet marşının da yazarı) pasternak’ın vatandaşlıktan çıkarılmasını ve sürgün edilmesini talep etti.
26 ekim’de yazarlar birliği’nin genel kurulunda pasternak oy birliğiyle sendikadan ihraç edildi.
---
27-29 ekim: kıskaç daralıyor
kgb, pasternak’a seçenekleri sundu: ödülü reddetmezsen, ülkeden çıkarılırsın. bir daha da geri dönemezsin. üstelik ailen de seni takip edemez.
pasternak 68 yaşındaydı. sağlığı iyi değildi. sırt ve bacak ağrılarından şikayet ediyordu. anavatanından ayrılırsa bir daha geri dönemeyeceğini biliyordu. sürgün onun için ölüm demekti.
batı’dan da sesler yükseliyordu ama işe yaramıyordu. albert camus, hatta hindistan başbakanı jawaharlal nehru bile devreye girdi. nehru’nun kruşçev’le iyi ilişkileri vardı ama bu bile pasternak’ı kurtaramadı.
---
29 ekim 1958, çarşamba: “gönüllü” red
pasternak, kalemle kısa bir telgraf yazdı. kendi elleriyle köy postanesine götürdü ve dünyaya duyurdu. telgraf şöyleydi:
“bu ödülün mensubu olduğum toplumda kazandığı anlamı dikkate alarak, bana takdim edilen bu hak edilmemiş ödülü reddetmek zorundayım. gönüllü reddimi hoşnutsuzlukla karşılamamanızı rica ediyorum.”
gazetecilere verdiği röportajda şunu söyledi:
“bu kararı tamamen yalnız başıma verdim. kimseye danışmadım. yakın arkadaşlarıma bile söylemedim.”
aynı akşam oğlu yevgeny onu gördüğünde durumu şöyle anlatıyor:
“o akşam babamı gördüğümde tanıyamadım. solgun, ifadesiz bir yüz, yorgun ve acı dolu gözler. sürekli aynı şeyi söylüyordu: ‘artık hiçbir şeyin önemi yok, ödül’ü reddettim.’”
---
sonrası: ölüm ve iade
pasternak ödülü reddetti ama isveç akademisi onu hâlâ nobel ödüllü olarak kabul etti. tören onun yokluğunda yapıldı ve ödül “bir gün kabul edebilirse” diye emanete kondu.
sovyet basınındaki kınamalar reddinden sonra da devam etti. 6 kasım’da pravda’da yayınlanan bir mektupla kamuoyundan özür dilemeye zorlandı. yazarlar birliği’ne geri alınmadı. romanı öldüğünde bile rusça basılmamıştı.
mayıs 1960’ta, iki yıl sonra, akciğer kanserinden öldü.
doktor jivago sscb’de ancak 1988’de yayınlanabildi. ertesi yıl, 1989’da oğlu yevgeny, babasının 31 yıl önce reddetmek zorunda kaldığı nobel madalyasını oslo’ya gidip teslim aldı
devamını gör...
geceye bir fransızca şarkı bırak
devamını gör...
28 şubat 2026 abd ile israil'in iran'a saldırması
birleşmiş milletlerin toplanıp iranı kınaması da insanları çıldırtmıyorsa bu dünya bitmiş zaten. adamlar "sen niye efendi gibi işgal edilmiyorsun da karşılık veriyorsun" diye kınıyor. şaka desen şaka değil.
devamını gör...
toprak kabul etmez
bu deyim, kötülükle yaşayan insanlara söylenir genelde. mecaz anlam taşımasına karşın ilginç olaylar sonucunda, toprak kabul etmiyor da deniliyor. dün dinlediğim bir olayda yaşanan bazı şeyler bana bu deyimi hatırlattı. bir cesedi mezara götürüyorlar gömmek için. bu sırada kazdıkları yerden su çıkmış galiba... üç mezar kazmışlar ve üçünden de su çıkmış. bir de ceset ağır olurmuş yani bir şey olmaz diye umarak çok su çıkmayan bir yere gömmüşler adamı ve biraz sonra ceset yoğun bir suyla beraber toprağın üzerine çıkmış. o bedeni gömene kadar da akşam olmuş, yani sadece aksaklıklar olmuştur kazarken falan eminim ki ama bana bu deyimi hatırlattı... ruhu huzur bulur umarım.
devamını gör...
al beni ne yaparsan yap diyen insan
müfettiş: "kimsin sen?"
şaban: "ben... yahniyim."
müfettiş: "ne yahnisi oğlum?"
şaban: "ayıptır söylemesi, inek yahnisi".
şaban: "külbastım daha iyi olurdu ya, yapmadılar. yok, ille de yahni diye tutturdular."
şaban: "soğansız yahniye yahni mi derim ben? önce soğanı ince ince kıyacaksın, sonra tuzla bi güzel ovacaksın, sonra etin... pardon külbastının... olmadı, yahninin üzerine serpeceksin."
şaban (müfettiş gidince): "bak bana gene bi şeyler oluyor, müsaadenizle."
devamını gör...
son
idk what am i having. the things i have done having hard consequences on me. what am i seeing? im a silenced, drowned in pain. in my own dystopia. what to do now? these are the most painful times of my life. as if im screaming for help while burning. but i know nothing will save me anyway. i am keep waiting... and waiting. i dont know why. whats the point of it after losing all? yet im still... waiting. i cant believe the mess ive made.
its boring. im bored.
are we really losing time? does it matter? we will die anyway. we will lose things anyway. is doing nothing really a bad thing? not working for your life, or just ending yourself? its not. do we have something to lose? are the things we've lost, even a lost? everything is controversial as usual/always. the hope of "maybe there are people that can fix us..." comes to my mind whenever i reach close to end while i have a desperate feeling that it will never come true. is this it? is it over?
how funny. isnt it for you? isnt it so funny that how its easy for someone to end theirselves?
its so funny to keep seeing things go worse, and if i am gone nobody will give a f**k after some days or months.
actually... i dont even feel like alive anymore. i am seeing people experience their pretty lives as i watch them. i am already dead, i was never existed for them. i sometimes laugh to the people still being so hard on me. how unimportant their words and me myself are. im laughing to them knowing they dont know anything about me and might feel bad(?) if im gone.
its boring. im bored.
are we really losing time? does it matter? we will die anyway. we will lose things anyway. is doing nothing really a bad thing? not working for your life, or just ending yourself? its not. do we have something to lose? are the things we've lost, even a lost? everything is controversial as usual/always. the hope of "maybe there are people that can fix us..." comes to my mind whenever i reach close to end while i have a desperate feeling that it will never come true. is this it? is it over?
how funny. isnt it for you? isnt it so funny that how its easy for someone to end theirselves?
its so funny to keep seeing things go worse, and if i am gone nobody will give a f**k after some days or months.
actually... i dont even feel like alive anymore. i am seeing people experience their pretty lives as i watch them. i am already dead, i was never existed for them. i sometimes laugh to the people still being so hard on me. how unimportant their words and me myself are. im laughing to them knowing they dont know anything about me and might feel bad(?) if im gone.
devamını gör...
ne yaparsan yap bildiğini okuyan insan
genelde pişman olur keşke danışarak iş yapsaydım keşke yapmasaydım der
devamını gör...
kavgayı dağılın lan diyerek bitiren şahıs
eşsiz şahıslardır kavgada üçüncü taraftadır yani tarafsızdır toplumun huzurunu sağlar kavganın kötü sonucunu bitirir ve yüzleri gülümseten şahıstır
devamını gör...
ne yaparsan yap bildiğini okuyan insan
benim, başka sorunuz yoksa kendi bildiğimi yazmam lazım yoksa okuyamıyorum
devamını gör...
hayatından herkese benzeyecek kadar şikayet etmemek
elhamdülillah.
buradan
buradan
devamını gör...
28 şubat 2026 abd ile israil'in iran'a saldırması
bu işin sonunun iran için çok iyi bitmeyeceğini düşünüyorum ama israil için hiç hiç iyi bitmeyeceğine neredeyse eminim.
devamını gör...
bayramda yeni gelinlerin telaşı
yıllandık hala telaşlıyız.. eskiden eşe, dosta, kaynanaya yaranmak için mutfakta döktürüyorduk. şimdi de oğluşa dayanamıyoruz.
diyorum "oğlum ücretli sarma saran ev kadınları varmış, onlara senin için yaptıracağım söz" diye.. oysa "annem onlar senin gibi yapamaz, gönlün yoksa bilelim" diyor. mecbur bu gaza kapılıp giriyoruz mutfağa..
diyorum "oğlum ücretli sarma saran ev kadınları varmış, onlara senin için yaptıracağım söz" diye.. oysa "annem onlar senin gibi yapamaz, gönlün yoksa bilelim" diyor. mecbur bu gaza kapılıp giriyoruz mutfağa..
devamını gör...





