zaman tüneli

zorla iyilik olmaz
yaşamını şiddet üzerine kurmuş, 15 yaşında alex'in, psikolojik işkenceler ile topluma kazandırılması hedefleniyor. 'iyilik' otomatik bir makine gibi zihinlere işlenip reflex haline getiriliyor.

şu soruyu sordurur: 'devlet neyi iyi yapar ki?'
kötülüğü ortadan kaldırma şekli bile kötü olan bir sistemi güçlü bir şekilde eleştiren bir kitaptır.


“insanoğlu, dişleri ve pençeleri olmasa da, zekasıyla en korkunç silahları yaratmıştır. bizim sokak kavgalarımız, devletlerin yaptığı savaşların, attığı bombaların yanında masum bir çocuk oyunu gibi kalırdı.”
devamını gör...

soğukta kovasını doldurması bir dert, külünü boşaltması ayrı bir dert. yanına gelirsin yanarsın, uzağına gidersin ısınamazsın. bir de tütmesi var ki; evin içinde göz gözü görmez, camı açar 'böyle ısınmanın...' diye söylenir durursun.

​yok kestanesiymiş, yok kuzinesindeki patatesiymiş, portakal kabuğu kokusuymuş... ister misin canım?

​-yok canım, ben yokluk romantizmi almayayım. *
devamını gör...

elin oğlu memeye havyar sürüp yiyor, göbek deliğinden bordeaux şarabı içiyor. gariban kardeşim de sevdiceğinin nasırlı ayaklarına üç kuruşluk nutella sürüyor.

bu garibanlık beni mahvetti!
devamını gör...

sabırlar diliyorum.
devamını gör...

(bkz: yaran yanlış okumalar)
devamını gör...

bayağı yaşlanmış ve çökmüş. 60 yaşındaymış ama 75 falan gösteriyor bence.
siyasetin s'sinden anlamayan biriydi.
chpnin ekmelettini aday yaptığı seçimde
kk'nın oyununa gelip; adaylığını açıklamak için son iki ayı beklemesi ve su içip geri oturması aptallıktı.
4 sene boyunca chp'nin hiçbir politikasına ağzını açmayıp, milletvekili yapılmayınca istifa etmesi kişiliksizlik göstergesi.
parti kurduktan sonra bir chp'li olarak chp'ye savaş açmak yerine, akp'den oy almaya çalışması da acizlikti.
iyi niyetli bir insan olabilir ama aşırı partizan robot gibi propagandanın etkisinde kalan, ters hamle yapıp rakibin elini boşa çıkarmayı beceremeyen, zayıf ve saf biriydi.
chp kadın kollarında çay içmeye devam eder.
çapı ve kalibresinin getirdiği yer orası.
devamını gör...

#3934471
aldığım haberlere göre direkt biz kartmışız.
siz kartlaşmışsınız dediler bizim için.
devamını gör...

başınız sağ olsun. allah sabır versin.
devamını gör...

ben hariç hepsinde var.
devamını gör...

artık hiçbir şeye şaşıramam dedikçe çıtayı öyle bir yere koyuyorsunuz ki, allahiniz yok mu lan sizin
devamını gör...

zor bir dönemindeyim. hayat hep zordu bence ama zorluk benimle ilgili olunca çok da yıkılmadım. hiç yıkılmadım hatta. sevdiklerinle sınanmak bambaşka bir zorluk ben bunu anladım bir kere daha.
eğer sevdikleriniz hastanede, mezarda ya da ne bileyim hapiste falan değilse her şey aşılır gibi geliyor bana.

dert küçümsemek değil bu. hayatın en acı ve değiştirilemez gerçekleri bunlar sadece geri kalan her şey kişinin yapısına bağlı. aşk acısı, varoluşsal taraklar ve de kürekler esamesi okunmaz yani.
devamını gör...

gerçek hayatta uydurulmuş bir durumu bilinçli olarak oynama hali. kişinin tek başına ya da başkaları ile rol yaparak geçici bir illüzyon yaratması.

(bkz: belkıs tv)
devamını gör...

ya abi sadece paramız yok, para olsa başrol oyuncusuyuz ama işte ingilicce
devamını gör...

erzurumda bir köy. köy enstitüleri zamanında bizzat enstitü hocaları ve öğrencileri tarafından kurulmuştur. adını, enstitü müdürü şaziment dilligil'in tasarladığı yalaklardan alır.

falih rıfkı atay'ın aktardığına göre, enstitü hocaları ve maarif memurları enstitünün kurulacağı yeri belirlemek için bölgede keşif yaparken, civar köylerde yalakların önünde uzadıkça uzayan inek kuyrukları dikkatlerini çeker. hayvanlar yaz mevsimlerinde güneşin altında uzun süre beklemekte, bu hem işleri yavaşlatmakta, hem de aldıkları suyun bir kısmını beklerken kaybetmelerine sebep olmaktadır.

bu durum karşısında, aynı zamanda hendese-i mülkiye'de inşaat mühendisliği tahsili görmüş olan şaziment hanım, bir inek başından biraz daha geniş, boylamasına ise 25-30 metre uzunluğunda olan yalaklar tasarlama fikrini ortaya atar. böylece çok sayıda inek aynı anda su içebilecektir.

maarifçiler kolları sıvayıp erzurum yaylasında el değmemiş bir araziye enstitüyü inşa eder ve önüne de şaziment hanımın fikri olan dar yalağı yaparlar.

yerel halk başta durumu garipsese de zamanla dar yalak çobanlar arasında revaç bulur ve civar köylerin çobanları da ineklerini su içirmek için dar yalağa getirirler. gel zaman git zaman enstitü bölgesi halk arasında daryalak diye anılır. nunun üzerine şaziment hanım, ankaraya resmi talepte bulunarak köye önceden yeşiltepe olarak konulan ismin daryalak olarak değiştirilmesini ister. talebin kabul edilmesinin ardından köyün ve enstitünün ismi daryalak olarak değiştirilir.

köy enstitülerinin kapatılmasının ardından daryalak köyü bir mesken bölgesi olmaktan çıkmıştır ancak şaziment hanımın yalağı halen yerinde durmaktadır ve çobanlar ineklerine burada su içirmektedir.
devamını gör...

aaaa ayıp.
devamını gör...

elimde şarap kadehi, tüm dikkatimle rafael'in atina okulu eserini inceleyip, rönesans dönemimdeyim demek isterdim.

ama ruhum buna müsaade etmiyor.
devamını gör...

şimdi onlar düşünsün!
devamını gör...

modern çağın en yaygın hastalığıdır. bizde ileri seviye mevcut.
dolaplarımız agzına kadar doludur ama ağzımızdan çıkan cümle değişmez:
“giyecek hiçbir şeyimiz yok.”
çünkü onlar eski hatalarımız, biz artık daha pahalı hatalar yapıyoruz.
“bunu neden aldın?” diye sorulunca hepimiz ayni savunmaya geçiyoruz: indirim vardı. bir alana bir bedavaydı. üç rengini aldık, çünkü ayırmak içimize sinmedi. zaten 6 aya böldüler öderken hissetmiyoruz bile.
“hissetmiyoruz” dediğimiz şey ay sonu topluca tokat gibi dönüyor, evlat acısı gibi koyuyor insana. içimi gösteren tranparan ama marka olan etek için deger miydi gerçekten?
alışveriş yaparken kendimizi zengin sanıyoruz, ekstre gelince nasıl öderiz derdine düşüyoruz
her “bu son” dediğimiz alışverişten sonra kargo takip numarasına bakarken yakalıyoruz kendimizi. kargocular bizim ruh halimizi “dağıtıma çıktı” diye bildiriyor. çoğu kargocuyla akraba gibiyiz nerdeyse, adamlar gelip
"ablacığım nasılsınız bile demiyorlar. iki gun once gördüğü bir insana bunu sormaları zaten mantıklı değil.
tüketim tuzağı dediğimiz şey aslında çok basit:
ihtiyacımız olmayan şeyleri, olmayan paramızla alıp, dolapta olmayan yerlere tıkıştırmak.
son evrede dolabı açıyoruz, kıyafet değil, toplu cesetler adeta. dolabı açmamızla üzerimize abanması bir oluyor. kıyafetler üzerimize çıkıyor ama yine de kargo gelince seviniyoruz ya. tam bir saçmalık.
çünkü bazı mutluluklar gerçekten sadece kapıya kadar geliyor. belki de bu yüzden böyle yapıyoruz.
bizi iyi tanıyın. biz çul çaput hastasıyız. kısa süreli mutluluk satın alıp, uzun süreli borç öderiz. yine de çul çaput almaktan vazgeçmeyiz.
devamını gör...

yeni nesil amatör müzik grubu ismi gibi.
aşık olunan gavur-bavulumdaki zambaklar teklisi 04.04.26 tarihinde tüm dijital platformlarda yayında!
devamını gör...

yani şimdi söylemeyim dedim ama meme varken.. neysee affedin aklınızı karıştırdıysam... ssfd
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim