zaman tüneli

tek nefeste subhaneke de okur.
devamını gör...

zamanın silemediği anı yoktur.
devamını gör...

valide hafsa sultan'dan sonra harem idaresini eline alan mahidevran sultan'ın, hazineyi patlattıktan sonraki savunmasıdır. sokrates şok. bunu bir de hürrem'e diyor saftirik. yoksa da artık olacak o borç dhdjdhd.

mustafa'm sancağa çıkacak deyu, altın işlemeli tabaklara, jilet gibi kaftanlara, kocası da mücevherat mahiri olmasına rağmen, yok illa para ile alacağım diye tutturup aldığı mücevherlere veriyor coşkuyu. tam bir tüketim çılgını. sefer öncesi diye iskender çelebi tarafından tahsilatı kesilince de tefecilere bel bağlıyor. dur durak yok. nedir bu debdebe validemizin kırkı çıkmadan???

dolup taşan elbise dolabına bakıp "giyecek hiçbir şeyim yok" deyu trendyol kurcalayanların ve kredi kartı limitini her ay aşanların atasıdır mahidevran sultan.
devamını gör...

lükse kaçan olaydır, cebimizden vermemiz gerekir.
devamını gör...

kültürel eğilim bu yönde.
diğer kültürlerde de aşağı yukarı böyle diye biliyorum.
bunu ortadan kaldıramıyorsak "pamuk eller cebe hadi pide parasına destek" yapıverelim bir zahmet.
devamını gör...

bence yemek vermesi gereken taraf, cenazeye gelen taraf olmalıdır. hep bu görüşümü savundum bu konuda. vefat eden kişinin arkasından sevap işlemek elbette önemlidir fakat bunu yapmanın daha başka birçok yolu vardır. sadece helva kavursa cenaze evi, o gayet yeterli olacaktır bu yemek konusunda. ki o bile yapılmasa da olur söz konusu, bir acı olduğunda. kimse oraya karnını doyurmaya gitmiyor sonuçta. yani o amaçla gidenler her ne kadar varsa da, cenaze evine gidilmesinin asıl amacı ölen kişinin ailesine destek olmaktır veya ölen kişiye olan bir saygıdan, duyulan acıdan ötürü gidilir...
devamını gör...

kedi ve köpek ile birlikte muazzam üçlüyü oluşturan hayvan. çok defa kediler ve köpeklerle bağ kurdum ama atlarla hiç şansım olmadı. çağ gereği dünyanın belli bölgeleri hariç at sahibi olup ulaşımda kullanma şansınız da olmuyor ama çok isterdim kesinlikle. asla çok yormaz gün içinde bol bol vakit geçirirdim, sahibi ile kurduğu bağ en güçlü hayvanlardan çünkü.
devamını gör...

vefat yıl dönümü olan sanatçı. zaman gerçekten çok hızlı geçiyor ne ara 1 sene oldu. kendisinin kalbimdeki yeri gerçekten farklıydı çok severdim hala seviyorum gerçi ara ara açar dinlerim. iyi ki bu dünyadan senin gibi bir adam geçti. yattığın yer nurla dolsun. evet.
devamını gör...

çok yanlış bir durum bence. eskiden insanlar taziye evine yemek götürürlerdi ki o anda kimse yemek düşünmemiştir evlerinde yemek bulusun diye düşünürlerdi. ama şimdi olay insanların gönlünü eylemeye döndü. sanki bu zorunlu bir şeymiş gibi...
devamını gör...

akışına bırakarak yaşama devam etmek... sonunda karşına daha önemli şeyler ve seni meşgul edecek anlar çıkacaktır. denendi onaylandı :)))
devamını gör...

the trooper
devamını gör...

bu geleneğin kökenini merak eden mü'min kardeşlerime bir bilgi vereyim. gidenin arkasından su (aslında süttür ama ekonomik nedenlerle suya evrilmiştir) dökmek, gece ıslık çalmamak ve ağaca bez parçası bağlamak gibi, ölenin arkasından yemek dağıtmak da göktanrı inancına ait bir gelenektir. eğer müslüman olduğunuzu ve tanrınıza şirk koşmanın dininizdeki en büyük günahlardan olduğunu düşünüyorsanız, o yemek size gelmez.
devamını gör...

unutman gerektiğini düşünmemek.
devamını gör...

sevmiyom düşünmüyom.
devamını gör...

addaaya gidiyorum.
devamını gör...

güzel allah'ım, gün içinde binlerce hayat akıp gidiyor bu alemin içinde, bense sabit bi halde tanıklık ediyorum bu zamana, binlerce yıl üzerine güneşin doğduğu bu şehirde akşam olunca söylenen şarkı başka hiçbir şehirde duyulmaz. bu şehrin şarkıları kendine mahsustur.
biliyorum bu güzel şehirde ben de bir misafirim. niceleri geldi geçti...
ey allah'ım, bu aciz misafire sahip çık bu koca şehirde...

deyip, o küçüklüğü, o garipliği iliklerine kadar hissetmektir.
keşke bu şehrin beni kuşattığı kadar ben de bu şehri kuşatabilsem...

öyle uzaktan uzaktan bakmak yerine, insem sokaklarına, karışsam ayak uyduramadığım telaşına, korkmasam.
devamını gör...

avustralya-victoria menşeli, şu anki merkezi abd-kaliforniya'da bulunan quiksilver markasının gözlük modeli. başlığında demiştim, bu markanın bir cüzdanını kullanıyorum 10 senedir falan ve hala yırtılma gibi sorunları olmadı. ben ergenken bu markanın tişörtleri falan modaydı ama normalden pahalı olduğundan al(a)mazdık. gerçi ısrar etsem aldırabilirdim annemlere de işte giyime pek para harca(t)ma merakım olmadı, hala da yok.

bundan bir önce kullandığım ray-ban marka gözlüğüm vardı ama onu alalı da 20 sene falan olmuştur. haha. ondan sonra optik gözlüklerimde kolormatik ve transition camlar tercih ettim bir süre, fakat 7 senedir falan onu da bırakmıştım. yani ortamı "karartan" gözlük kullanmamaya başladım. yani başta biraz gözlerim güneşten rahatsız oluyordu falan ama sonra alışmıştım.

artık orta yaşa girdim diye midir bilmem, gene gözlerim güneş gözlüğü aramaya başladı. ama bir taraftan da kopkoyu renkli camlı güneş gözlüğü istemiyordum. ve karşıma quiksilver ellipse'in aşağı fotolarını koyacağım gözlüğü çıktı.

cuma günü sipariş vermiştim galiba ve bu sabah elime ulaştı. çok uygun fiyata aldım bu arada. hakikaten çok iyi fiyata aldım.

çerçeve ana malzemesi biyo-naylon ve işte atık plastiklerden dönüştürülerek yapılmış. kulağa kötü gelse de bence güzel. doğaya da faydalı. çerçevesindeki burun pedi kısımları ve kulağa değen uçları ise kauçuk malzemeden. yüzüme acayip iyi oturdu ve hiçbir açıdan güneş almaz gibi görünüyor. özellikle yanlardan kesinlikle almaz.

camları polikarbonat malzemeden.

%100 uv filtreli.

benimkinin camları mor-eflatun gibi, çerçeve yanındaki quiksilver logosu da öyle. oda ışığına taktığımda evdekiler "gözlerin görünüyor" dedi. benim de istediğim buydu zaten. mesela güneşli bir yerden nispeten karanlık bir binaya girdim. gözlüğü çıkarmama gerek olmaz zira cidden fazla karanlık göstermiyor.

made in italy, yani italya üretimi.

farklı renkleri var ve ben camı en açık renk gibi görüneni tercih ettim. yani dediğim gibi, etrafı kapkaranlık gösteren güneş gözlüklerini normalde tercih etmeme eğilimindeyim. aslında kahveverengi, koyu yeşil ve füme gibi renkler dışındaki gözlük camları sağlığa zararlı diye duyuyordum ama bir araştırdım da, şu anda öyle bir genel kanı yok gibi. o yüzden kaptım mor camlı gözlükleri. ahaha.

önce kendi çektiğim fotolarını koyayım, sonra yüzde nasıl durduğu anlaşılsın diye az önce çektiğim ayna selfie'lerimi koyayım. ilk selfie'yi profil fotom yaptığımdan kırmızı kazağımın rengi daha canlı görünsün ve kapak resmime uysun diye orton efekti uygulamıştım. ikincisinde crop dışında bir işlem yok. en alta da ürünün promo fotoğraflarını koyacağım. açıdan açıya nasıl göründüğü de değişiyor, malum. ben normalde yüzümde denemeden gözlük almam da işte bu çok uygun bir fiyattaydı ve iyi ki almışım diyorum.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ekleme: şu alttakileri dde tanımı girdiğimin ertesi günü dışarıda çekildim. bunlarda camlarının nasıl da kopkoyu olmadığı daha net anlaşılıyor ve işte farklı açılardan nasıl görünüyor anlaşılsın diye koyayım dedim sonra bu selfie'lerimi de. dışarıdan az ışıklı bir binaya girince de gözlüğü direkt çıkarmama gerek olmaması da güzel, yani çok "karartmadığı" için ortamı.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


alttakiler de ürünün farklı modellerinin/renklerinin promo fotoğrafları. daha farklı çeşitleri de var da işte hepsini de koymayayım dedim tanıma.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

benimkinin promo fotoları da şunlar. gördüğünüz gibi camları en açık renkli gibi görünen buydu, o yüzden bunu tercih ettim ben de.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

plüton u keşfeden amerikalı bilim insanı.
plüton, 1930 yılında clyde tombaugh tarafından keşfedilmiştir.
eskiden gezegen sayılan plüton, 2006 yılında gezegenlikten çıkartılıp cüce gezegen sınıfında yer almıştır.
ama plütonu keşfeden kişiden sadece böyle bahsetmek fazlasıyla eksik olur.
bir çiftçinin oğlu olan bu adam okula gitmeden, kendi kendini eğitmiş bir teleskop yapımcısı ve astronomdur. 1925 yılında liseden mezun olup ailesinin çektiği ekonomik sıkıntılar nedeniyle üniversiteye gidememiştir. sonrasındaysa, 1926 yılında, kendi teleskobunu yapmak için uğraşlar vermiştir ve bu uğraşları başarıyla sonuçlanmıştır.


ıllinois'te doğan ve kansas'taki çiftliklerde büyüyen tombaugh, büyük ölçüde astronomi ve optik mühendislik alanlarında kendi kendini eğitmişti; yedek parçalardan kendi teleskoplarını inşa etmiş ve lensleri elle öğütmüştür. becerisi ve kararlılığı, arizona, flagstaff'taki lowell gözlemevi'nde gece gökyüzünün fotoğraf ölçümlerini yaptığı bir pozisyona yol açtı. pluto'nun yanı sıra tombaugh, yüzlerce asteroit ve çeşitli yıldız kümeleri, galaksiler ve değişken yıldızlar tespit ederek gece gökyüzünün kataloglanmasına önemli katkı sağladı.


yani azim ve yeteneğin birleştirilmiş halini görebilirsiniz bu adamın çalışmalarında. çok sonrasında ise new mexico state üniversitesi nde profesör olmuştur ve gezegenlere dair birçok çalışma yürütmüştür, gözlemler yapmıştır. emekli olana kadar burada çalışan tombaugh, emekli olduktan sonra da astronomiyle ilgili çalışmalarına devam etmiştir.
üstelik bütün bu yolları kendi kendini yetiştirmesi, eğitmesi sonucunda katetmiştir. keşifleri sonucunda pek çok çeşitli ödüle layık görülmüştür.
clyde tombaugh, aynı zamanda ufoları, tanımlanamayan uçan cisimleri, gördüğünü söyleyen biri olmuştur.
"bu olgunun herhangi bir yeryüzü yansıması olduğundan şüpheliyim, çünkü... böyle bir şey daha önce ya da sonrasında hiç ortaya çıkmadı... böyle garip bir manzaraya o kadar hazırlıksızdım ki, gerçekten şaşkınlıktan korktum."

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kaynak- wikipedia
devamını gör...

defansif bakış açısı toplumumuzun yarası. başlıkta gülümseyin diyen etken, aktif, ofansif, baskın, emir diline ama içimden gelmiyor demek real madrid ataklarına karşı kendini savunan osasuna moduna geçmektir. napcan?
- gülümseyin
+ gülümsetin!

bakın ender gelişen osasuna atakları.
devamını gör...

güzide duran ile adnan aksoy arasındaki boşanma davasında mahkeme, zina iddiasını kabul etti.
karara göre duran, eski eşine 400 bin tl tazminat ödeyecek; aksoy ise aylık 50 bin tl nafaka ödeyecek. çocukların velayeti babaya verildi.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim