zaman tüneli
ismail arı
birgün gazetesinin güzel yürekli muhabiri. özgürlük.
devamını gör...
orta doğu soğuk savaşı
türkiye, katz'ın sözleriyle ilgili açıklama yapmamış. "bu adam manyak, sağı solu belli olmaz, iki tane de bize sallar" diye düşündüler herhalde.
t. c. dışişleri bakanlığı açıklama yapmış. üsteki yazıda yer alıyor ama başlığı açan arkadaşın ne yazdığından haberi yok.
#3952784
no: 70, 11 nisan 2026, israil başbakanı netanyahu'nun bir sosyal medya platformunda yaptığı paylaşım hk.
işlediği suçlar nedeniyle yaşadığımız çağın hitler’i olarak nitelenen netanyahu’nun kim olduğu ve sicili bellidir.
adı geçen hakkında uluslararası ceza mahkemesi tarafından savaş suçu ve insanlığa karşı suçlardan ötürü tutuklama kararı çıkarılmıştır. netanyahu yönetimi altındaki israil, soykırım iddialarıyla uluslararası adalet divanı’nda yargılanmaktadır.
netanyahu’nun şu anki hedefi, devam eden barış görüşmelerini baltalamak ve bölgedeki yayılmacı politikalarını sürdürmektir. aksi takdirde ülkesinde yargılanacak ve muhtemelen hapis cezasına çarptırılacaktır.
sayın cumhurbaşkanımızın israilli yetkililer tarafından düzeysiz, küstahça ve yalan dolu iddialarla hedef alınması, her platformda dile getirdiğimiz gerçeklerin yarattığı rahatsızlığın bir sonucudur.
türkiye, masum sivillerin yanında olmaya devam edecek ve netanyahu’nun işlediği suçlardan dolayı hesap vermesi için çaba harcamayı sürdürecektir.
türkiye dışişleri bakanlığı
devamını gör...
zorla çiçek satmaya çalışan deniz kenarı çingeneleri
az biraz fazla paraya fal da bakarlar. cıkmaz ama olsun.
devamını gör...
dünyaya dönen astronotların çilesi
bizden daha genç oh tadini cikarsin.
devamını gör...
eti cicibebe yerken gelen bebeklerin rızkını yiyorum hissi
gözünde bir bebeciğin dudağını büküp ağlama pozisyonu aldığı hal belirir.:)
devamını gör...
artık kimsenin psikoloğa gitmemesi
herkes birakti ben basliyorum.
bütünüyle kuşkudayız.
bütünüyle kuşkudayız.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın. hastalıklarınıza şifa, dertlerinize derman dilerim. borçu olanlar bol para bulsun inşallah.
devamını gör...
bildiğin gibi değil
bana çoğu zaman ama bazen çoğu zaman bildiğim gibi değil gibi geliyor. o zaman görüyorum. ama yanlista olduğumu soylüyorlar.
ama biliyorum.
ama biliyorum.
devamını gör...
soykırım
ayasofya hala yerinde duruyor. balkanlarda kaç tane cami kaldı?
soykırım ve insanlığa karşı işlenen suçlara ilişkin kısa açıklamalı tarihçe
(bkz: https://usise.istanbul.edu....)
soykırım ve insanlığa karşı işlenen suçlara ilişkin kısa açıklamalı tarihçe
(bkz: https://usise.istanbul.edu....)
devamını gör...
ne istiyorsun sorusu
geçmisim çok iyi sayılmaz bir sürü gözyaşi var. yine de geçmise gitmek isterdim. babamin ve alinin olduğu o yıllara.
oysa ben geleceği hayal ederim.
oysa ben geleceği hayal ederim.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın ahali. umarım kahvaltılar yapılmış, güne zımba gibi başlanmıştır. viento da burada çalışsın.
devamını gör...
günaydın sözlük
canım sözlüğüm tatlı yazarları günaydın. bugün ilk defa babamın mezarına gideceğim. topragini kazip çiceklerini ekeceğim. 3 hafta olmak üzere ama hala uykum kötü, cigerlerim kötü ben bombokum.
iyi ki benim babam olmuşsun. kim nasil olduğumu sorsa senin dediğin gibi bomba gibiyim diyorum.
seni seviyorum babam.
iyi ki benim babam olmuşsun. kim nasil olduğumu sorsa senin dediğin gibi bomba gibiyim diyorum.
seni seviyorum babam.
devamını gör...
ufurukcu kedi (yazar)
bir kalbi var.
iyi ki!
iyi ki!
devamını gör...
ne faydası var
rahmetli atilla kaya'nın canlı performansından, dinle dinle doymuyor insan:
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
bazen durduk yere insanın içine bir şey oturuyor. büyük bir olay da olmuyor aslında. aynı gün, aynı insanlar, aynı şehir.. ama bir anda etrafına bakıp “herkes mi böyle yaşıyor, yoksa biz mi fazla yorulduk?” diye düşünüyorsun. bu his sadece bize mi özgü, yoksa dünyanın her yerinde insanlar böyle mi taşıyor hayatı, onu da bilemiyorsun. ama o an, görmezden gelemeyeceğin bir ağırlık çöküyor üstüne.
toplu taşımada yan yana durduğun herkes sana değiyor, ama kimse sana gerçekten ulaşmıyor. omuzlar birbirine sürtünüyor, nefesler karışıyor; fakat hayatlar birbirine dokunmuyor. en tuhafı da bu zaten, fiziksel olarak bu kadar yakınken, bir o kadar da uzak kalabilmek.
eskiden insanlara bakmaktan özellikle kaçardım. şimdi bakmamaya çalıştıkça daha çok yakalanıyorum. göz göze gelmemek için kaçırdığın her bakış sanki geri dönüp seni buluyor. bir an geliyor, kaçamıyorsun. o anda karşıdaki insanın sadece yüzünü değil, içinde taşıdığı bütün yükü görüyorsun. yorgunluğu, geçim derdini, susulmuş cümleleri, ertelenmiş hayalleri… herkes biraz eksilmiş gibi, ama kimse bunu dile getirmiyor.
bir yerde okumuştum, tam cümlesi aklımda değil ama hissi hâlâ duruyor: insan en çok, kimsenin kendisini gerçekten görmediğini fark ettiğinde yoruluyor galiba. mesele de bu işte. bu kadar yakınken bile kimse kimseyi gerçekten görmüyor. belki de görmemeyi seçiyoruz; çünkü görürsek taşıyamayacağız.
o yüzden bu sessizlik, bu kaçınma hali o kadar da anlaşılmaz değil. herkes kendi yükünü zar zor taşırken, bir de başkasınınkini görecek hali kalmıyor. ama bazen o kısa göz göze gelmelerde bu duvar bir anlığına çatlıyor. işte tam o anda, “yabancı” dediğin kişi bir saniyeliğine tanıdıklaşıveriyor.
sonra herkes yine kendi kabuğuna çekiliyor. aynı vagonda, aynı durakta, aynı hayatta… ama birbirine değmeden, dokunmadan devam ediyoruz. belki de en çok bu yüzden yoruluyoruz.
neyse… sanırım bana yine hüzün ecinni’leri geldi.
en iyisi arka fona “cinderella - don't know what you got”ı koyup bir sigara yakayım. dinlemek isterseniz buyrun, mutfaktan taze çıkardım.
toplu taşımada yan yana durduğun herkes sana değiyor, ama kimse sana gerçekten ulaşmıyor. omuzlar birbirine sürtünüyor, nefesler karışıyor; fakat hayatlar birbirine dokunmuyor. en tuhafı da bu zaten, fiziksel olarak bu kadar yakınken, bir o kadar da uzak kalabilmek.
eskiden insanlara bakmaktan özellikle kaçardım. şimdi bakmamaya çalıştıkça daha çok yakalanıyorum. göz göze gelmemek için kaçırdığın her bakış sanki geri dönüp seni buluyor. bir an geliyor, kaçamıyorsun. o anda karşıdaki insanın sadece yüzünü değil, içinde taşıdığı bütün yükü görüyorsun. yorgunluğu, geçim derdini, susulmuş cümleleri, ertelenmiş hayalleri… herkes biraz eksilmiş gibi, ama kimse bunu dile getirmiyor.
bir yerde okumuştum, tam cümlesi aklımda değil ama hissi hâlâ duruyor: insan en çok, kimsenin kendisini gerçekten görmediğini fark ettiğinde yoruluyor galiba. mesele de bu işte. bu kadar yakınken bile kimse kimseyi gerçekten görmüyor. belki de görmemeyi seçiyoruz; çünkü görürsek taşıyamayacağız.
o yüzden bu sessizlik, bu kaçınma hali o kadar da anlaşılmaz değil. herkes kendi yükünü zar zor taşırken, bir de başkasınınkini görecek hali kalmıyor. ama bazen o kısa göz göze gelmelerde bu duvar bir anlığına çatlıyor. işte tam o anda, “yabancı” dediğin kişi bir saniyeliğine tanıdıklaşıveriyor.
sonra herkes yine kendi kabuğuna çekiliyor. aynı vagonda, aynı durakta, aynı hayatta… ama birbirine değmeden, dokunmadan devam ediyoruz. belki de en çok bu yüzden yoruluyoruz.
neyse… sanırım bana yine hüzün ecinni’leri geldi.
en iyisi arka fona “cinderella - don't know what you got”ı koyup bir sigara yakayım. dinlemek isterseniz buyrun, mutfaktan taze çıkardım.
devamını gör...
güne bir şarkı bırak
devamını gör...
big mac vs big king
ikisi de çöp.
illa bk yemek zorunda kalırsam double texas smokehouse, mc yemek zorunda kalırsam double quarter pounder tercih ederim.
illa bk yemek zorunda kalırsam double texas smokehouse, mc yemek zorunda kalırsam double quarter pounder tercih ederim.
devamını gör...
güne bir şarkı bırak
devamını gör...


