bir insan topluluğunu ulusal, dinsel vb. sebeplerle yok etme.
(bkz: tdk)
devamını gör...
siyasal ulusal dinsel nedenlerden dolayı bir topluluğu öldürme eylemidir . soyca yok etmeyi amaçlar. vahşettir iğrençtir.
devamını gör...
bir katliama soykırım demek icin bunun devlet tarafından planlı olması gerekir. ermeni soykırımı bir soykırım mı tartışması bu zemindedir. yoksa ermeniler katledilmiş buna kimsenin itirazı yok.
devamını gör...
kelimelerin kullanımı çok önemlidir. bunun en önemli örneklerindendir. ermeniler'e işkence mi edildi, öldürüldüler mi, bu bir katliam mı? bu bir soykırım mı? bu bir tehcir mi? meselenin içinden çıkan yok.

ha ortada kan varsa adına ne konulursa konsun vahşet vardır. bu vahşet kelimesini eğip bükmeyin nolursunuz. insanlar öldü lan. hala ölüyorlar. ölecekler. öleceğiz.
devamını gör...
ilk olarak 1946'da birleşmiş milletler genel kurulu (a / res / 96-ı) tarafından uluslararası hukuka göre bir suç olarak kabul edildi. 1948 soykırım suçunun önlenmesi ve cezalandırılmasına ilişkin sözleşme'de (soykırım sözleşmesi) bağımsız bir suç olarak düzenlenmiştir.
sözleşmede soykırım şöyle tanımlanmıştır.

“ulusal, etnik, ırksal ve dinsel bir grubun bütününün ya da bir bölümünün yok edilmesi niyetiyle girişilen şu hareketlerden herhangi biridir: grubun üyelerinin öldürülmesi, grubun üyelerine ciddi bedensel ya da zihinsel hasar verilmesi, grubun yaşam koşullarının grubun bütününe ya da bir kısmına getireceği fiziksel yıkım hesaplanarak kasti olarak bozulması, grup içinde doğumları engelleyecek yöntemlerin uygulanması, çocukların zorla bir gruptan alınıp bir diğerine verilmesi”
buradan
devamını gör...
biden amcamın son dakikası...
devamını gör...
en cok turklere karsi yapilmis ama en cok turkler yapmis gibi gosterilen hain katliamdir.
turkler var olduklari gunden beri bir kez bile soykirim gerceklestirmemistir.

kibris turkleri (bkz: kanli noel)
cerkes turkleri - sovyetler nasil katletti bu insanlari?
cinin uygur turklerine yaptigi katliamlar
mora katliami - yunan ....lleri o bolgedeki turk ve arnavuk halkini yok etti!
mistras - cocuklara yonelikti turk cocuklarina ve islama karsi bir soykirimdi
nisan isyani
93 harbi
kafkasyada ermenilerin nufus yogunlugunu saglayip sinirlarini buyutmek icin cogunlukta olan muslumanlari katlettigini biliyor muydunuz?
makedonya turklerine yapilan katliamlar - hacli ittifaklari
ermenilerin van isyani yine katledilen turkler
erzincan isyani yine ermenilerin turklere soykirimi
sarikamis katliami yine ermeniler
agios vasielios katliami turkleri katledip toplu mezara gomduler
limasol katliami
murataga
taskent
neonazilen turk gocmenlere yaptigi soykirimlar seri cinayetler
basbaglar katliami dogdugum yil pkk tarafindan yapildi
yanginlar hatirlayamadigim diger bir cok olaylar neler neler tarih cehennem

turk milleti yuz milyar yillardir bati ve guneyde yunan p*clerinin, doguda ermeni d*llerinin hain soykirimlarina maruz kalmis ve asla bir halki arkasindan vuracak kadar kahpelesmemis, dunya uzerindeki en mert tek millettir.
bugun sozde ermeni soykirimini taniyan g*t laleleri var.
daha turk milletini taniyamamislar.
o laf var ya "bir ölür bin diriliriz" o lafin alti bos degil.
bu entryi goturun o sorunu koca gotunun kafasindan daha buyuk olmasi olan beyinsiz kariya sokun.
zamani geldiginde ben sokacagim cunku.
devamını gör...
kabullenilmek istenmeyen kurtuluş olabilir mi?

ırk bazında olanı aşırı saçma ama hadi gelin itiraf edin, sokak röportajlarında gördüğünüz o eğitilmesi umutsuz yaşam formlarının sınırlı kaynağı tüketmesi sizin de canınızı yakmıyor mu?
devamını gör...
birilerinin ağzına sakız olmuş, anlamından saptırılarak kullanılan kelime.
devamını gör...
jenosit olarak da bilinir.

siyasal, ulusal, ırksal ya da dinsel bir nedenle, azınlık durumundaki bir insan topluluğunu soyca yok etmeyi amaçlayan toplu öldürme eylemi olarak tanımlanır.

*soykırımı yapanlar genelde soykırım olduğunu kabul etmezler.
devamını gör...
gazzede yaşanan, abd ve israil hükümetlerinin açıkca desteklediği ve uygulamaya sürdüğü kavram.

hâli hazırda çok daraltılmış bir tanıma sahip olsa da, convention on the prevention and punishment of the crime of genocide konvansiyonunun 2. maddesi, bir olayın soykırım olarak adlandırılması için nelerin gerektiğini düzenler:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

a) grubun mensubu olan kimselerin öldürülmesi
b) grubun mensuplarına ciddi fiziksel ve zihinsel hasar vermek
c) grubun mensuplarını, bilerek, temelli ya da kısmî fiziksel yokoluşa sürükleyecek yaşam koşullarına tabii tutmak.
d) grubun içindeki doğumları kasıtlı olarak engellemek
e) grubun çocuklarını zorla alıkoymak.

3. maddesi ise cezalandırılması gereken davranışları düzenler:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

a) soykırım;
b) soykırım yapmak için gizli anlaşmalar yapmak;
c) soykırımda bulunulmasını doğrudan ya da dolaylı olarak kışkırtmak;
d) soykırıma teşebbüs;
e) soykırım eylemine ortak olmak



nazi almanyası yahudi soykırımını gerçekleştirirken yapılması gereken nazi almanyası ve hitlerin devrilmesiydi. bu soykırımın bitmesi için gereken de israil devletinin ve netenyahu hükümetinin devrilmesidir.
devamını gör...
canlılara, doğaya, dünyaya kendi çıkarları için kasıtlı olarak zarar veren her mahluğa yapılması gerekendir.
devamını gör...
ne olduğuna ve olmadığına dair uzmanından:


ben bir savaş uzmanıyım, gazze'de bir soykırım yok

new york times'ta yayınlanan "ben bir soykırım araştırmacısıyım. gördüğümde anlarım" başlıklı yazısında omer bartov israel'i gazze'de soykırım yapmakla suçladı. bir soykırım çalışmaları profesörü olarak daha iyisini bilmelidir. soykırım, bağlamından koparılmış birkaç yorumla, kayıp veya yıkım tahminleriyle ya da savaşın manşetlerde veya sosyal medyada nasıl göründüğüyle tanımlanmaz. ulusal, etnik, ırksal ya da dini bir grubu tamamen ya da kısmen yok etmeye yönelik "özel bir niyetle" tanımlanır. bu yüksek bir yasal çıtadır. bartov bunu karşılayamadı. denemedi bile.

ben bir avukat ya da siyasi aktivist değilim. ben bir savaş uzmanıyım. savaşta askerlere liderlik ettim. onlarca yıl boyunca askeri birlikleri şehir savaşları konusunda eğittim ve yıllarca askeri tarih, strateji ve savaş kanunları üzerine çalıştım ve ders verdim. 7 ekim'den bu yana idf ile birlikte dört kez gazze'ye gittim. israel başbakanı, savunma bakanı, idf genelkurmay başkanı, güney komutanlığı liderliği ve ön hatlardaki düzinelerce komutan ve askerle görüştüm. emirlerini inceledim, hedef alma süreçlerini izledim ve askerlerin sivillere zarar vermemek için gerçek riskler aldığına şahit oldum. gördüğüm ya da incelediğim hiçbir şey soykırıma ya da soykırım niyetine benzemiyor.

bartov, israelli liderlerin beş açıklamasının soykırım niyetini kanıtladığını iddia ediyor. başbakan netanyahu'nun 7 ekim'de hamas'ın “büyük bir bedel ödeyeceği” yönündeki yorumuyla başlıyor. bu bir soykırım çağrısı değil. ülke tarihindeki en kötü terör saldırısından sonra herhangi bir liderin söyleyeceği şeydir. ayrıca netanyahu'nun hamas'ın yok edileceği ve sivillerin çatışma bölgelerini boşaltması gerektiği yönündeki açıklamalarına da atıfta bulunuyor. bu bir halkı yok etme arzusunun kanıtı değildir. profesyonel ordular sivillerin arasına gizlenmiş bir düşmanla savaşırken bunu yapar.

bartov netanyahu'nun “amalek'i hatırlayın” sözünü bir delil olarak sunuyor. ancak bu yahudi tarihi ve geleneğinden gelen bir ifadedir. israel'in holokost anıtı yad vashem'e kazınmıştır ve lahey'deki holokost anıtında da yer almaktadır. her iki yerde de, toplu katliam çağrısı olarak değil, tehditlere karşı uyanık olunması için bir uyarı olarak kullanılmıştır.

ayrıca savunma bakanı gallant'ın hamas savaşçılarını tanımlamak için kullandığı “insan hayvanlar” teriminin de altını çiziyor. bu bir savaş suçu değildir. sivillerin 7 ekim'de katledilmesi, tecavüze uğraması ve kaçırılmasından sonra pek çok kişi bu tepkiyi anlayabilir, hatta paylaşabilir.

savaşı fiilen yönetenler arasında kasıt bulamayan bartov, bezalel smotrich ve nissim vaturi gibi aşırı sağcı politikacılara yöneliyor. bu kişiler birliklere komuta etmiyor, emir vermiyor ya da savaş alanındaki kararları şekillendirmiyor. ben gerçek emirleri inceledim. hamas'ı yok etmeye, rehineleri kurtarmaya ve mümkün olduğunca sivilleri korumaya odaklanıyorlar. söylemlerinin yasal davayla bir ilgisi yok.

israel sivillerin zarar görmesini engellemek için olağanüstü adımlar atmıştır. saldırılardan önce kısa mesajlar, telefon aramaları, broşürler ve yayınlar kullanarak uyarılarda bulunuyor. sivillerin çatışma alanlarını terk edebilmesi için güvenli koridorlar açıyor ve operasyonları durduruyor. sivillerin varlığını bina seviyesine kadar takip ediyor. yakınlarda çocuklar olduğu için görevlerin ertelendiğini ya da iptal edildiğini gördüm. israel askerlerinin ateş altında kaldığını ve yine de siviller zarar görebileceği için karşılık vermemelerinin emredildiğini gördüm.

israel gazze'ye, tarihte hiçbir ordunun savaş sırasında düşman bir halka sağlamadığı kadar çok insani yardım ulaştırmıştır. bölgeye 1,8 milyon tondan fazla yardım taşıyan 94.000'den fazla kamyon girmiştir. israel hastaneleri destekledi, su boru hatlarını onardı, temiz suya erişimi arttırdı ve 36.000'den fazla hastanın yurtdışında tedavi için gazze'den ayrılmasını sağladı.

idf milyonlarca doz aşıyı koordine etti, hastaneler ve altyapı için yakıt sağladı ve bm, yardım grupları ve özel ortaklar aracılığıyla gıda ve ilaç akışını kolaylaştırdı. sadece abd-israel gazze insani yardım vakfı, hamas'ın yardımlar üzerindeki kontrolünü zayıflatırken günde bir ila iki milyon olmak üzere 82 milyondan fazla yemek dağıttı. bu bir soykırım değildir. sorumlu ve tarihi bir savaş ortası insani yardım politikasıdır.

bartov, hamas sağlık yetkililerinin verdiği ölü sayılarını sorgulamadan aktarıyor. aralarında 17,000 çocuğun da bulunduğu 58,000 kişinin öldüğünü söylüyor. ancak bu rakamlar bir terör örgütünden geliyor. sivillerle savaşçıları karıştırıyorlar ve hamas gençleri ve daha küçük çocukları savaşçı olarak kullansa da 18 yaşın altındaki herkesi çocuk olarak sayıyorlar. rakamlar bağımsız olarak doğrulanmamıştır ve isimler, yaşlar ve cinsiyet dahil olmak üzere yanlış ayrıntılar içerdiği gösterilmiştir. sivil ölümler trajiktir, ancak gazze'de bunlar aynı zamanda hamas'ın stratejisinin bir parçasıdır.

hiçbir askeri operasyon sadece ölü sayısı ya da yıkım rakamlarıyla değerlendirilemez. bartov'un mantığını kullansaydık, her büyük savaş soykırım olarak adlandırılırdı. kore savaşı'nda ayda ortalama 54.000 olmak üzere iki milyon sivil ölmüştür. ırak ve afganistan savaşlarında yüz binlerce kişi öldü. ışid'e karşı mücadele birçok kentin yerle bir olmasına ve on binlerce kişinin ölümüne neden oldu. bu savaşların hiçbiri soykırım olarak değerlendirilmedi. gazze de öyle değil. savaş, komutanların eylemlerine, liderlerin belirlediği hedeflere ve ordunun savaş yasalarını ne kadar iyi takip ettiğine göre değerlendirilir, bağlamından koparılmış istatistiklere göre değil.

savaş cehennemdir. insanlık dışı, yıkıcı ve çirkindir. ancak otomatik olarak bir suç değildir. uluslar sivilleri hedef almamalıdır. ayrımcılık ve orantılılık kurallarına uymalı ve sivillerin zarar görmemesi için mümkün olan tüm özeni göstermelidirler. israel bunu yapıyor. ben bunu gördüm.

israel bu yaz refah'taki tahliyeler için haftalarca hazırlık yaptı. yeni güvenli bölgeler açtı ve hamas hedeflerini vurmadan önce sivillerin taşınmasını bekledi. bu operasyonda hamas'ın en üst düzey komutanı öldürüldü, rehineler kurtarıldı ve sivil ölümleri çok düşük seviyede kaldı. bu, israel'in sadece hamas'ı hedef alırken sivilleri korumaya yönelik olağanüstü niyet ve eylemlerinin açık bir örneğiydi; savaşı manşetlere ve sayılara indirgeyenlerin görmezden geldiği hikayenin bir parçasıydı.

gazze'de yaşananlar trajiktir. ancak soykırım değildir. ve yasadışı da değildir.

soykırım, bir halkı sürekli ve kasıtlı eylemlerle yok etmeye yönelik açık ve kanıtlanabilir bir niyet gerektirir. bu ispat yükümlülüğü yerine getirilmemiştir. bartov ve diğerleri bunu denemediler bile.

aynı şekilde, savaş kanunları da savaşın kendisini yasaklamaz. askeri operasyonlarda muharipler ile muharip olmayanlar arasında ayrım yapılmasını, gücün hedefle orantılı olmasını ve komutanların sivil yaşamı korumak için mümkün olan tüm tedbirleri almasını gerektirir. idf'nin tam olarak bunu yaptığını gördüm. itidal, insani yardım ve çoğu zaman taktiksel maliyetler pahasına yasal standartlara kasıtlı olarak uyulduğunu gördüm.

bu bir imha harekatı değildir. bu, tasarlanmış bir şekilde sivil bölgelere yerleştirilmiş bir ordu olan hamas'a karşı bir savaştır.

hukuk önemlidir. hassasiyet de öyle. ve hepsinden önemlisi, gerçek önemlidir.


john spencer
devamını gör...
belçika kralı leopold 1885-1908 yılları arasında zaire de 10-15 milyon zenci öldürtmüş. yani bunu belçika yapmış. o tarihte zencileri insan saymıyor bunlar.

peki bunu soykırım sayan ülke var mı?
yok.

neden?
1948 den önce olmuş. hani her yıl çok pişmanız diye yakasına çiçek-böcek takan kerizler var ya, haberiniz olsun. 10-15 milyon zenci öldürmek sorun değil, belçikalılar da bu konu her yıl yürüyüş yapmıyor.

sadece insanlığa karşı suç sayılıyormuş. :)

ha hollandalılar ,

bir çoğumuzun hayatta olduğu bir tarih. 1995 -. 8372 boşnak. hollandalı askerlerin elinden alınıp katledildi. sırplar katletti. hollandalılar bu konuyu çok takıyor mu? yoo. azınlık hollandalılar belki konuyu sıcak tutuyor ama çoğunluğun umurunda değil.

bu arada 1974 kıbrıs çıkarmasında kaybolan rum sayısı 1510 kişi. (türk sayısı 492 kişi). bu arada kabolan rumların çoğu da (bkz: eoka-b) li. yani milis savaşçı.

bu nedenle, çiçek-böcek yakasına küstüm otu takanları siz de pek takmayın. kursağı tıka-basa doldurulan taner i falan çok ciddiye almayın.
devamını gör...
''amacı bu değil'' diyerek sonucu bulandırma oportunizmi...

sonuçta; ''bir yöre yaşayanlarının ölüm riskinde kalma yolu ile o yöreden yok edilmesi*''!

bal gibi de soykırım tanımına uyar. kıvırmasın newyork times dezenformatörü j. spencer
devamını gör...
ermeni soykırımı çok konuşulur türkiye ve bölgede. ancak nedense büyük rum soykırımından ve süryani soykırımından bahsedilmez.


türkiye hristiyanlarını yok ettiğinde

1894 ile 1924 yılları arasında, küçük asya'daki hristiyanların sayısı 3-4 milyondan on binlere düştü; bölgenin nüfusunun %20'sinden %2'nin altına geriledi. türkiye bu düşüşü uzun süredir savaşlara ve dönemin genel kaosuna bağlamaktadır; bu kaos birçok müslümanın da hayatına mal olmuştur.

ancak, 1920'lerden bu yana dünyanın dört bir yanına dağılmış olan türkiye'deki hristiyanların torunları, türklerin atalarının yaklaşık yarısını öldürdüğünü ve geri kalanını da sürgün ettiğini iddia ediyor.

hristiyanlar haklıdır. araştırmalarımız onların iddialarını doğrulamaktadır: türkiye'deki ermeni, rum ve süryani toplulukları, 1894'te başlayan ve müslüman komşuları tarafından onlara karşı yürütülen aşamalı bir soykırım harekatının sonucu olarak ortadan kaybolmuştur. 1924 yılına gelindiğinde, türkiye ve komşu bölgelerdeki hristiyan topluluklar yok edilmişti.

son on yılda, türk, abd, ingiliz ve fransız arşivlerinin yanı sıra bazı yunan kaynaklarını ve alman ve avusturya-macaristan dışişleri bakanlıklarının belgelerini inceledik. bu araştırma, türk hükümeti, ordusu, polisi ve halkı tarafından otuz yıl boyunca işlenen etnik-dini zulümlerin çarpıcı bir şekilde tutarlı bir modelini belgelemeyi mümkün kıldı.

1915-16 yıllarında türkiye'deki ermenilerin yoğun bir şekilde katledilmesi, genellikle ermeni soykırımı olarak bilinir ve iyi belgelenmiş ve kabul görmüştür (bu suçlamayı hâlâ şiddetle reddeden türkiye hariç). ancak ermeni soykırımı, yaklaşık 30 yıl süren daha geniş kapsamlı bir imha sürecinin sadece bir parçasıydı, her ne kadar bu sürecin merkezinde yer alsa da. çalışmamız, 1894-96 yıllarında yaşanan katliamlar ve 1919-24 yıllarında türkiye cumhuriyeti'nin kurucusu mustafa kemal atatürk tarafından bölgedeki yunan ve kalan ermeni topluluklarının yok edilmesini ilk kez ayrıntılı olarak anlatmakta ve analiz etmektedir.

kan dökülmesi, önemli ölçüde dini düşmanlık tarafından körüklendi. müslüman türkler, kürtler, çerkesler, çeçenler ve araplar da dahil olmak üzere diğer müslümanların yardımıyla, ı. dünya savaşı'ndan hemen önce, savaş sırasında ve sonrasında yaklaşık iki milyon hristiyanı katlettiler. bu katliamlar, osmanlı sultanı ıı. abdülhamid, jön türkler ve son olarak atatürk olmak üzere birbirini izleyen üç hükümet tarafından organize edildi. bu hükümetler ayrıca 1,5 ila 2 milyon hristiyanı, çoğunluğu yunanistan'a olmak üzere, sınır dışı ettiler.

türkiye'nin resmi tutumu, sistematik bir imha niyetinin veya politikasının varlığını reddetmektedir. geçen ay, cumhurbaşkanı recep tayyip erdoğan, türkiye'deki ermeni patrikine bir mektup yazarak, “birinci dünya savaşı'nın zorlu koşullarında hayatlarını kaybeden osmanlı ermenilerinin torunlarına içten taziyelerini sunmak” ve “ortak tarihimizi çarpıtarak nefret, kin ve düşmanlık yaratmaya çalışanlara yardım etmekten kaçınmasını” rica etti.

anlattığımız ve analiz ettiğimiz katliam, ölümleri “savaşın gerekliliklerine” bağlayan hiçbir anlatıya uymuyor. her katliamın yanında özellikle korkunç olan bir diğer husus, on binlerce hristiyan kadının toplu tecavüze uğraması ve çocukları ile ebeveynleri öldürülen binlerce çocukla birlikte zorla islama geçirilmesiydi. cinsel şiddet ve kaçırma olayları o kadar yaygındı ki, bugünün türklerinin çoğu, bilseler de bilmeseler de, atalarının en azından bir kısmının bu kaçırılan hristiyanlara dayandığını söyleyebilir.

trajedi, 1894-96 yıllarında, sultan ıı. abdülhamid'in osmanlı imparatorluğu'ndaki ermeni azınlığın imparatorluğun bütünlüğünü tehdit ettiğinden korkarak bir dizi katliam başlatmasıyla başladı. neredeyse tamamı ermeni olan yaklaşık 200.000 kişi öldürüldü; binlerce türk köylü, kasaba halkı, memur, polis ve askerin yanı sıra kürt aşiret üyeleri de bu katliamlara katıldı. her yerde yağma ve cinayetlerin yanı sıra, binlerce ermeni kadın tecavüze uğradı veya kaçırıldı. bazıları sonunda öldürüldü; daha fazlası müslüman ailelere zorla verildiler ve din değiştirerek hayatlarının geri kalanını eş, cariye veya hizmetçi olarak geçirdiler.

ocak 1896'da, türkiye'nin güneyindeki palu kasabasında, bir amerikan misyoner, türklerin “kızları ve kadınları kaçırmaya devam ettiklerini, onları birkaç gün alıkoyduktan sonra hayatları mahvolmuş halde geri getirdiklerini” bildirdi. onun demek istediği, ağustos 1896'da mardin'deki başka bir misyonerin raporunda açıkça ortaya çıktı: “kaçıranların elinden dönen, acı acı ağlayan, çığlık atan ve ‘biz kirletildik! kimse bizimle evlenmez’ diye bağıran pek çok kız gördük.

türkiye ve almanya, 1. dünya savaşı'nda müttefikti, ancak 7 temmuz 1915'te, konstantinopolis'teki alman büyükelçisi baron hans von wangenheim, doğudaki erzurum kentinden sürgün edilen ermenilerin kürt çeteleri tarafından pusuya düşürüldüğünü, “erkeklerin ve çocukların katledildiğini, kadınların ise kaçırıldığını” bildirdi. 27 temmuz'da, bağdat demiryolunda çalışan bir alman mühendis, bir türk çavuşun “18 kadın ve kızı kaçırarak onları araplara ve kürtlere 2-3 mecidiye” karşılığında sattığını bildirdi. mecidiye, türk lirasının beşte biri değerinde bir madeni paraydı.

savaş sırasında halep, şam ve birkaç anadolu kasabasında köle pazarları ortaya çıktı ve türk birlikleri tarafından yakalanan ermeni kızlar üç kuruşa satıldı. osmanlı içişleri bakanlığı yetkilileri kaçırma ve din değiştirmeyi teşvik etmiş görünüyor. aralık 1915'te bakanlıktan gönderilen bir telgrafta “genç ermeni kızların müslümanlarla evlendirilmesinin gerekli olduğu” belirtildi.

1919-22 yıllarında, batı anadolu'da işgalci yunan kuvvetlerine karşı savaş sürerken, atatürk komutasındaki türk milliyetçi güçleri, karadeniz ve ege kıyılarında yoğunlaşan türk yunan topluluklarına karşı etnik temizlik harekatı başlattı. osmanlı rumlarının işgalci yunan ordusuna yardım ettiğini iddia eden türkler, bu fırsatı değerlendirerek yüz binlerce rumu öldürdü ve bir milyondan fazla osmanlı rumunu yunanistan'a sürgün etti.

yunan ordusunun yenilgisinden sonra, smyrna'nın (bugün izmir olarak bilinen) yunan ve ermeni sakinlerinden binlerce (ve muhtemelen on binlerce) kişi öldürüldü. şehrin amerikan başkonsolosu george horton, “smyrna'daki dehşetin en çarpıcı özelliklerinden biri”nin “kadın ve kız çocuklarına yönelik toplu tecavüzler” olduğunu bildirdi. 1924 yılında, ingiliz dışişleri bakanlığı “en az 80.000 hristiyan, bunların yarısı ermeni ve muhtemelen daha fazlası”nın hala türk evlerinde “çoğu kölelik altında” tutulduğunu tahmin etti.

toplamda, bu dönemde on binlerce hristiyan kadının tecavüze uğradığını, kaçırıldığını ve zorla din değiştirmeye zorlandığını, ayrıca kocalarının, oğullarının ve babalarının toplu katliamına ve sürülmesine maruz kaldığını tespit ettik.

alman halkı ve hükümeti, üçüncü reich'ın soykırım korkunçluklarını uzun zamandır kabul etmiş, maddi tazminatlar ödemiş, derin pişmanlıklarını dile getirmiş ve ırkçılığı reddetmek için çalışmıştır. ancak 1924'ten bu yana tüm türk hükümetleri, türk halkının çoğunluğu ile birlikte, ortaya çıkardığımız acı tarihi inkar etmeye devam etmiştir.


dror ze'evi, benny morris

eski anadolu vs yeni anadolu

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

(bkz: hayırcıların karıları kızları evetçilere helaldir/@çürümüş şeyler var danimarka krallığında)

hamas'ın 7 ekim katliamı, suriye'deki cihatçıların iktidarı alınca alevi ve hristiyanlara katliam ve tecavüzleri, 10-12 yıl önce başta yezidiler olmak üzere ışid'in katliam ve tecavüzleri, afganistan ve pakistan'da özellikle kadınların yaşadıkları...

osmanlı'nın son dönemi ve türkiye'nin başlangıcı tıpkısının aynısı. hatta o zamanki nüfusa oranla çok daha fazlası. günümüzdeki türklerin çoğunun bu örgütleri hala desteklemesi şaşırtıcı değil. zihniyetler aynı çünkü...
devamını gör...
- nijerya'da geçen gece yine en az 15 nijeryalı hristiyan vahşice katledildi. ülkede yıllardır on binlerce hristiyan soykırımla katlediliyor.

- suriye'de aleviler, hristiyanlar, dürziler ve yezidiler soykırımla katlediliyor.

- iran'daki islamofaşist molla rejimi sadece birkaç günde yaklaşık 35 bin muhalifi soykırımla katletti. son 47 yılda yüz binlerce insanı idam ya da işkenceyle infaz ederek soykırımla katlettiler.

- mısır'da kıptilere karşı onlarca yıldır düşük yoğunluklu bir soykırım uygulanıyor.

- ışid birkaç yıl içinde yezidileri, hristiyanları, alevileri ve kürtleri soykırımla katletti.

- afganistan'da taliban dünyanın en vahşi ve barbar yönetimini sürdürüyor ve kitleleri sessiz bir soykırımla yaşayan ölülere çeviriyor.

- terör örgütü hamas 7 ekim 2023 tarihinde yüzlerce insanı soykırımla katletti.

- britanya dahil olmak üzere avrupa ülkelerindeki müslümanlar bazen terör saldırılarıyla bazen cinayet ve diğer saldırılarla son 15 yılda binlerce insanı katlettiler. on binlerce kadına ve çocuğa cinsel saldırı suçu işlediler. 1 ocak 2016'da sadece bir gecede yüzlerce alman kadın taciz edildi.

*** *** ***

islam artık küresel ölçekte bir problem haline gelmiş durumda. türkiye'de de chp'liler başta olmak üzere kentli seküler kesimlere yönelik uzun vadeye yayılmış dolaylı ve soft bir soykırım uygulanıyor.


son bir senedir binlerce chp’li gözaltına alındı, hapsedildi, çoğu adli kontrole uğradı, işlerini, sağlıklarını, düzenlerini kaybetti. peki chp ve muhalif taban, muhalif olma iradesinden vazgeçti mi? gözlemlediğim kadarıyla kimse vazgeçmedi. toplumda yolsuzluk algısına kapılıp chp’den akp’ye veya başka partiye geçen bir kitle oldu mu? bu da olmadı.

o zaman bu operasyonlar, artık siyaset üretemeyen bir iktidarın, seçmenin oy verebileceği alternatif partiyi tamamen yok etme amacına matuf gözüküyor. yani “yolsuzluk varmış diyelim onlara değil bize oy versinler” motivasyonu değil “oy verebilecekleri bir parti kalmasın” motivasyonun geçerli olduğu anlaşılıyor.

öyleyse, seçmeni ikna edemeyen iktidarın, ikna etmeye gerek kalmayan, gerçek alternatiflerin yer alamadığı bir seçim kurguladığı düşünülmelidir. şu anda türkiye’nin önündeki en büyük tehdit budur.


kaynak

bir de hiç utanmadan gazze'de soykırım olduğu yalanını söylüyorlar. gazze'de yaşanan acı olaylar, büyük bir soykırıma engel olmak için alınan hoş olmayan önlemler.

bu bir savaştır artık.
devamını gör...
çük'ün atalarının filistin'de yaptığı insanlık dışı vahşet.

kendi gözündeki mertiği görmeyip başkasının gözünde toz arıyor gundi.

sözlük luayikçileriyle de aynı kafa olduğu için kimseden de tepki almıyor bu arada.
devamını gör...
- ermeniler, 1992 de hocalı da tam 106'sı kadın, 83'ü çocuk, 70'i yaşlı 613 soydaşımızı katlettiler. dahası aslı olmayan bir ermeni soykırımıyla yıllarca algı oluşturdular...
- 1963 te lefkoşa'da o dönem kıbrıs türk kuvvetleri alayı'nda görevli olan tabip binbaşı nihat ilhan'ın evi rum eoka militanları tarafından basılmıştı, nihat ilhan'ın eşi mürüvvet hanım ve üç küçük oğlu (murat, kutsi ve hakan), korunmak amacıyla banyodaki küvete sığınmış ve saldırganlar tarafından kurşun yağmuruna tutulmuşlardı.
- ı. dünya savaşı sırasında arabistanlı lawrence tarafından organize edilen, arap isyancıların osmanlı imparatorluğu'nun hicaz demiryolu'na düzenlediği saldırıyla trenleri havaya uçurması sonucu çok sayıda türk askeri ve sivil şehit olmuş, bölgedeki osmanlı hakimiyeti zayıflatılmıştır.

biz bunları unutmuyoruz. ama başımızdakilerin umurunda bile değiller. şunu unutmayın : gerçekten de bizim, bizim içimizdeki iyi insanlardan başka dostumuz yok. nedenlerden bir tanesi :

-1993'te sivas'ta pir sultan abdal şenlikleri için bir araya gelen şair, yazar ve ozanlarımızı kaldıkları madımak otelinde, "sivas şeriat ister", "cumhuriyet burada kuruldu, burada yıkılacak" gibi sloganlarla diri diri yak-tı-lar !!! bir sürü gencecik insan gitti. bu da içimizdeki en acı olaylardan biri... o zaman bunları yapanlarla şimdi siyaset uğruna insanların sırtından geçinenler aynı zihniyetin adamıdır, net !!!
devamını gör...
terör devleti israil''in yaptığıdır.

(bkz: our genocide)
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"soykırım" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim