zaman tüneli

the crow 1994
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
edward scissorhands
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

entelektüel kaygıları olan adam birası. dünya bunu içenlerin yüzü suyu hürmetine dönüyor efenim.
devamını gör...

yeni doğurduk biraz kızgınız..

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

iki senedir bir duruş* edinemedim. yanarım da buna yanarım. bkz:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

işsiz güçsüz heriflere yeni ad bulmuşlar.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bu oğluşla aşk yaşadığımızdan bahsetmiş miydim??
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yav ne fransızcası, ne sağdıçı, ne wingman'i?
adamın hayatı boyunca öğrendiği en entelektüel terim eküri. onu da ganyan bayii de öğrenmiş.*
devamını gör...

var böyle bir şey. aşırı namazdan mütevellit sol ayak bileğinin dışında bozuk para büyüklüğünde bir nasırdır. suriyelilerde kroniktir. nusayrilerde görülmez.
devamını gör...

dünyayı tek bir çerçeveye sığdırmaya çalışan büyük hikâyeler.

sana baştan bir anlam paketi sunuyor tarih şöyle akar, ilerleme böyledir, özgürlük şudur gibi. jean-françois lyotard tam burada frene basanlardan. diyor ki, bu büyük hikâyeler aslında sandığımız kadar evrensel ya da “doğru” değil. daha çok, bize uzun zamandır anlatılagelen, kabul edilmiş paketler. aydınlanma, marksizm, tarihin sonu, ilerleme… hepsi “işte gerçek bu” diye konuşuyor ama gerçek hayat o kadar düzgün, tek çizgili değil ki. hayat daha çok parçalı, yerel, küçük hikâyelerden oluşuyor. bir yerden sonra o büyük çerçeveler çatırdamaya başlıyor.

bazı insanlar lyotard’ı descartes’a benzetiyor, “her şeyi şüpheyle sorgula” tarafı yüzünden. haklılar da bir yere kadar.
descartes “düşünüyorum, öyleyse varım”a varmak için her şeyi yakıp yıkmıştı, ama en azından sağlam, tartışılmaz bir temel arıyordu. lyotard ise o “tek ve sağlam temel” fikrine bile mesafeli duruyor. ona göre böyle bir temel bile bir tür yeni büyük anlatı olabilir. şüphe et, ama şüphenin de sonsuza kadar yeni bir büyük hikâye üretmesine izin verme.

aslında en rahatsız edici yanı da bu bence, tek bir büyük hikâyeye inanmak gerçekten rahatlatıcı. her şeyi açıklıyor, nereye gittiğini gösteriyor, ahlaki bir pusula bile veriyor. ama o hikâyenin dışına bir adım attığında dünya birdenbire çok daha dağınık, çok daha karmaşık ve parçalı görünüyor. hiçbir şey o kadar net değil. her şey yerel, geçici, bağlamsal hale geliyor. o zaman insan ister istemez “peki şimdi neye inanacağım?” diye soruyor kendine.

lyotard’ın eleştirisi tam da bu rahatlığı bozmak üzerine. büyük anlatılar çöktükten sonra geriye ne kalıyor? küçük anlatılar, dil oyunları, farklı toplulukların kendi kurallarıyla oynadığı oyunlar… belki de asıl mesele, o parçalılığı kabul edip içinde yaşamayı öğrenmek.
devamını gör...

elalem karizmatik karizmatik wingman der, bizdekine bak eküri, sağdıç vs...
devamını gör...

banyo temizlerim ama foşur foşur, dip bucak. bir de dondurma yerim, ama kaliteli olanlardan. o yüzden kaliteli dondurma stoğu yaparım hep. fljfglfdjg
devamını gör...

ilk gün hiç unutmam sabahın 7sinde uyandım, oha falan oldum. (küçük şehirdeydim)
sonra geçti.
şimdi 6da uyanıyorum*
devamını gör...

#3953798

mehlika sultan'a aşık yedi genç miydi onlar sekizincisi de saraykızına mı gitti noldu?
devamını gör...

bizde (bkz: sağdıç) deniyor. yani erkekler arasında.
devamını gör...

ev genci derken?
işsiz diyorduk en son.

not: yazar burada iş bulamayanları gömmüyor, zırt pırt yeni tanımlamalar üretilmesine kızıyor.
devamını gör...

o kıza muhtaç erkektir.*
devamını gör...

ben senin canının istediği zaman arayabileceğin biri değilim, benim de bir hayatım var ya hani. senin geçmişini...........diye devam edebilirsiniz bacılarım.
devamını gör...

1,5 yıl evvel risk budur diyerek yapmak zorunda kaldığım eylem. yeni binaların da kaderidir bu. çevresi, asansör durumu, binaya yapılan masrafları gördüğümde iskan almaması için hiçbir sebep yoktu benim gözümde. tapuyu detaylı olarak inceletmiştim. müteahhite de istediğimiz zaman ulaşıyoruz, defalarca bu konuyu konuştum. sonra iki hafta içinde karar verdim. ben satın aldıktan 9-10 ay sonra binanın iskanı çıktı. fakat o süreçte çok ciddi elektrik faturaları ödedik, o da ayrı mevzu. (bkz: şantiye elektriği) neyse ki her şey rayına oturdu.

özetle çok iyi düşünmeli. belediyeye gidip tapuyu inceletmeden ve binaya yapılanları bizzat görmeden (yangın söndürme tüpü gibi birçok nüans) ev almamalı.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim