zaman tüneli
bir insanla anlaşabileceğinin işaretini veren şey
eğlenceli olması.
devamını gör...
bir insanla anlaşabileceğinin işaretini veren şey
benimki:
size dunyanın en zeki erkegi gibi gelmesi.
size dunyanın en zeki erkegi gibi gelmesi.
devamını gör...
serenay sarıkaya
adanalı dizisi ve lale devri sayesinde ünlü olan oyuncu
devamını gör...
ilk iş hayatı şokunuz neydi sorunsalı
yalanın ve samimiyetsizliğin nasıl güleryüzün arkasına saklandığını görmekti. öyle kurumsal bir yerde de değil. 14-15 yaşımda yazın bir yerde çalışırken görmüştüm. hem çalışanlar kendi aralarında hem de müşteriye karşı o kadar rahat şekilde yalan söylüyorlardı ki inanamamıştım.
işin ilginci dürüstlük gerçekten fayda etmiyordu. halbuki çocukken öyle söylenmemişti bana. mesela çalışanlara bir şeyi beceremediğinizi söyleyip yardım isteyin. pişman olursunuz, dalga geçip dururlar, ezerler, bu beceriksiz diyerek işten atılmanızı bile sağlarlar. müşteriye siparişinin geç kalmasının asıl sebebini söyleyip özür dileyemezsiniz zaten. çünkü o kadar çirkef insanlar var ki ister istemez müşteriye karşı güleryüzlü ama yalancı olmak zorunda olduğunuzu öğreniyorsunuz. hayat gerçekten çok garip.
işin ilginci dürüstlük gerçekten fayda etmiyordu. halbuki çocukken öyle söylenmemişti bana. mesela çalışanlara bir şeyi beceremediğinizi söyleyip yardım isteyin. pişman olursunuz, dalga geçip dururlar, ezerler, bu beceriksiz diyerek işten atılmanızı bile sağlarlar. müşteriye siparişinin geç kalmasının asıl sebebini söyleyip özür dileyemezsiniz zaten. çünkü o kadar çirkef insanlar var ki ister istemez müşteriye karşı güleryüzlü ama yalancı olmak zorunda olduğunuzu öğreniyorsunuz. hayat gerçekten çok garip.
devamını gör...
carlsberg
entelektüel kaygıları olan adam birası. dünya bunu içenlerin yüzü suyu hürmetine dönüyor efenim.
devamını gör...
ev gençlerinin mutluluk anketi
işsiz güçsüz heriflere yeni ad bulmuşlar.
devamını gör...
eküri
yav ne fransızcası, ne sağdıçı, ne wingman'i?
adamın hayatı boyunca öğrendiği en entelektüel terim eküri. onu da ganyan bayii de öğrenmiş.*
adamın hayatı boyunca öğrendiği en entelektüel terim eküri. onu da ganyan bayii de öğrenmiş.*
devamını gör...
suriyelilerin sol ayak bileğindeki ka’de-i ahire izi
var böyle bir şey. aşırı namazdan mütevellit sol ayak bileğinin dışında bozuk para büyüklüğünde bir nasırdır. suriyelilerde kroniktir. nusayrilerde görülmez.
devamını gör...
metanarrative
dünyayı tek bir çerçeveye sığdırmaya çalışan büyük hikâyeler.
sana baştan bir anlam paketi sunuyor tarih şöyle akar, ilerleme böyledir, özgürlük şudur gibi. jean-françois lyotard tam burada frene basanlardan. diyor ki, bu büyük hikâyeler aslında sandığımız kadar evrensel ya da “doğru” değil. daha çok, bize uzun zamandır anlatılagelen, kabul edilmiş paketler. aydınlanma, marksizm, tarihin sonu, ilerleme… hepsi “işte gerçek bu” diye konuşuyor ama gerçek hayat o kadar düzgün, tek çizgili değil ki. hayat daha çok parçalı, yerel, küçük hikâyelerden oluşuyor. bir yerden sonra o büyük çerçeveler çatırdamaya başlıyor.
bazı insanlar lyotard’ı descartes’a benzetiyor, “her şeyi şüpheyle sorgula” tarafı yüzünden. haklılar da bir yere kadar.
descartes “düşünüyorum, öyleyse varım”a varmak için her şeyi yakıp yıkmıştı, ama en azından sağlam, tartışılmaz bir temel arıyordu. lyotard ise o “tek ve sağlam temel” fikrine bile mesafeli duruyor. ona göre böyle bir temel bile bir tür yeni büyük anlatı olabilir. şüphe et, ama şüphenin de sonsuza kadar yeni bir büyük hikâye üretmesine izin verme.
aslında en rahatsız edici yanı da bu bence, tek bir büyük hikâyeye inanmak gerçekten rahatlatıcı. her şeyi açıklıyor, nereye gittiğini gösteriyor, ahlaki bir pusula bile veriyor. ama o hikâyenin dışına bir adım attığında dünya birdenbire çok daha dağınık, çok daha karmaşık ve parçalı görünüyor. hiçbir şey o kadar net değil. her şey yerel, geçici, bağlamsal hale geliyor. o zaman insan ister istemez “peki şimdi neye inanacağım?” diye soruyor kendine.
lyotard’ın eleştirisi tam da bu rahatlığı bozmak üzerine. büyük anlatılar çöktükten sonra geriye ne kalıyor? küçük anlatılar, dil oyunları, farklı toplulukların kendi kurallarıyla oynadığı oyunlar… belki de asıl mesele, o parçalılığı kabul edip içinde yaşamayı öğrenmek.
sana baştan bir anlam paketi sunuyor tarih şöyle akar, ilerleme böyledir, özgürlük şudur gibi. jean-françois lyotard tam burada frene basanlardan. diyor ki, bu büyük hikâyeler aslında sandığımız kadar evrensel ya da “doğru” değil. daha çok, bize uzun zamandır anlatılagelen, kabul edilmiş paketler. aydınlanma, marksizm, tarihin sonu, ilerleme… hepsi “işte gerçek bu” diye konuşuyor ama gerçek hayat o kadar düzgün, tek çizgili değil ki. hayat daha çok parçalı, yerel, küçük hikâyelerden oluşuyor. bir yerden sonra o büyük çerçeveler çatırdamaya başlıyor.
bazı insanlar lyotard’ı descartes’a benzetiyor, “her şeyi şüpheyle sorgula” tarafı yüzünden. haklılar da bir yere kadar.
descartes “düşünüyorum, öyleyse varım”a varmak için her şeyi yakıp yıkmıştı, ama en azından sağlam, tartışılmaz bir temel arıyordu. lyotard ise o “tek ve sağlam temel” fikrine bile mesafeli duruyor. ona göre böyle bir temel bile bir tür yeni büyük anlatı olabilir. şüphe et, ama şüphenin de sonsuza kadar yeni bir büyük hikâye üretmesine izin verme.
aslında en rahatsız edici yanı da bu bence, tek bir büyük hikâyeye inanmak gerçekten rahatlatıcı. her şeyi açıklıyor, nereye gittiğini gösteriyor, ahlaki bir pusula bile veriyor. ama o hikâyenin dışına bir adım attığında dünya birdenbire çok daha dağınık, çok daha karmaşık ve parçalı görünüyor. hiçbir şey o kadar net değil. her şey yerel, geçici, bağlamsal hale geliyor. o zaman insan ister istemez “peki şimdi neye inanacağım?” diye soruyor kendine.
lyotard’ın eleştirisi tam da bu rahatlığı bozmak üzerine. büyük anlatılar çöktükten sonra geriye ne kalıyor? küçük anlatılar, dil oyunları, farklı toplulukların kendi kurallarıyla oynadığı oyunlar… belki de asıl mesele, o parçalılığı kabul edip içinde yaşamayı öğrenmek.
devamını gör...
eküri
elalem karizmatik karizmatik wingman der, bizdekine bak eküri, sağdıç vs...
devamını gör...
yazarların mutsuzken yaptıkları
banyo temizlerim ama foşur foşur, dip bucak. bir de dondurma yerim, ama kaliteli olanlardan. o yüzden kaliteli dondurma stoğu yaparım hep. fljfglfdjg
devamını gör...
ilk iş hayatı şokunuz neydi sorunsalı
ilk gün hiç unutmam sabahın 7sinde uyandım, oha falan oldum. (küçük şehirdeydim)
sonra geçti.
şimdi 6da uyanıyorum*
sonra geçti.
şimdi 6da uyanıyorum*
devamını gör...
durmadan kavga eden manyak çiftler
devamını gör...







