zaman tüneli

eski bir fenerli olarak (fenerbahce'yi biraktim bikac ay once) yaptigim tespit. oncelikle galatasaray aapiiimm, gs apiiiiimmm cok buyuksun aaabiim havhav, galatasaray abime hurmetler. cansin abim, ultra mega aslan abim, bunu ilk bi belirtmek isterim. zaten bende omurga ne gezer. 15 yil fenerli olduktan sonra bu noktada karar kildim, aziz yildirim'in volkan demirel eldivenleriyle sevecegi bi insana donustum.

yani zaten artik malum, bu fener'e gelen koyuyor giden koyuyor. resmen artik maca cikarken kaybetmeye oynuyorlar, nasil daha efsane kaybederiz diye transfer falan yapiyorlar. sen konya'ya yenil, rize de koysun sana, karagumruk'e de yenil. boyle giderse 81 ilin hepsine yenilecek. nasil ikinci takim la bu, bi konya etmeyen ikinci mi olur.

valla sayin galatasaray, besiktas ve trabzonspor abilerim, lutfen tokatlayin su ölü kanarya manyaklarini ya. takimlarinda besiktas taraftari kante ve ex galatasaray taraftari kerem akturkoglu var, daha kendi oyunculari fener'i tutmuyor, biz nasi tutalim. evet.
devamını gör...

"sarı özek'te yaşamayı göze almak yürek isterdi. bozkır uçsuz bucaksız, insan ise küçücüktür. insan çok güçlü ve hünerli olmalıydı burada. yoksa çürüyüp giderdi kısa zamanda. sizin iyi ya da kötü olmanız bozkırın umurunda değildi. ama insanın çeşitli tutkuları, arzuları olurdu. başka yerlerde, başka insanların arasında daha iyi bir hayat sürebileceğini, buraya onu kör talihin sürüklediğini düşünürdü. uçsuz bucaksız ve umursamaz bozkırın karşısında insan, şahmerdan'ın üç tekerlekli motosikletindeki akü gibi durduğu yerde boşalır giderdi. şahmerdan motosikletine ne kendisi biner ne de başkasını bindirirdi. bir işe yarayacağı zaman da çalışmazdı. çünkü çalışmayan motor paslanıp kalmış olurdu."

cengiz aytmatov - gün olur asra bedel
devamını gör...

x şeyinin onda sözde y yıl önce vaadedilmesi.
devamını gör...

“ sur harabesi üzerinde çıkan bir yabani incir ağacı gibi…”

kuyucakkı yusuf/ sabahattin ali
devamını gör...

afganistan'da monarşinin çöküşünü, sovyet işgalini, taliban yönetiminin zulmü gibi konuları ele alan khaled hosseini romanı. okuduğumda beni derinden etkilemişti. hatta bir ara tekrar başlamayı bile düşündüm. dostluğun en güzel hallerini buluyorsunuz kitapta. kaçımız emir ve hasan gibi bir sotluk yaşayabildik ki hayatımızda. vefa gerçekte zor bulunan ve kıymetli bir mücevher.

samimi ve içten bir başyapıt.
devamını gör...

tefecilik, tekelcilik, kölecilik, fesat, doğanın dengesini bozmak, arsızlık, sübyancılık, şantaj ve gotlerinde patlayacak silktiğimin arz-ı mev'ud'u.

bu piçler, bizi bölmeden hayatta karşımıza çıkamazlar, isterse arkalarında sübyancı ,çocuk katili domult trump'da olsun. bölünmeyelim ve topraklarımızda, canımızda ve çocuklarımızda gözü olan bu piç sürüsünü yeryüzünden silerek tahrif olan doğayı, ekinleri ve nesilleri kurtaralım.
devamını gör...

artık b.kunu çıkarttı. yağmuru seven bi olarak ben bile bıktım.
devamını gör...

nerde o eski kurtlar! hey gidi hey…
devamını gör...

belli bir yaşta hala sanatını sergileyen ve oyun esnasında;” göremiyorum” diye oyuna ve sanatçılara saygısızlık yapan insanlara karşı gayette güzel tepki gösteren, gerçek bir sanatçı.
her şeyin bir adabı vardır. orada amaç;” vip aldım, göremiyorum.” yerine, saygı çerçevesinde oyunu bitene kadar izlemek olmalıdır. sonra gerekli yerlere şikayetini bildirir ya ücretini geri alırsın ya da başka bir bilet ile telafi edilirsin.
bunu yapanlarda; param var saygısızlığı var. nerde görsem tanırım.
devamını gör...

1964 basımı agatha christie romanı.

kitap tanıtım yazısından;

doğum günü masası yedi kişi için hazırlanmıştı... masada altı kişi korkudan soğuk terler dökerek, müthiş bir şeyin vukuunu bekliyorlardı. son derece güzel bir kadının doğum gününü kutlamak üzere toplanmışlardı. ellerde şampanya kadehleri vardı... gözlerde korku yanıp sönüyordu. nihayet ışıklar azaltıldı, numaralar başladı... davulların öfkeli uğultusu sona ererken ışıklar tekrar yandı... doğum gününü kutlayan güzel kadın, masanın üstünde kapanmıştı. yüzü mosmordu. parmakları takallüs etmişti... artık masada altı kişi idiler. masadaki erkeklerin kalplerine aşk ve cinayet tohumları saçmış olan güzel kadın ölmüştü. onu kim öldürmüştü? çılgına çevirdiği aşıklarından biti mi? kıskançlıktan kahrettiği kadınlardan biri mi?


gelelim kitabın içeriği ve değerlendirmesine;

çok zengin ve çok güzel bir kadın olan rosemary barton doğum günü yemeğinde aniden ölür. geçirdiği ağır grip nedeniyle melankoli yaşadığı ve intihar ettiği düşünülür ve dosya anında kapanır. ancak kocası george barton başta olmak üzere o gece yemekte bulunanlar rosemary'i düşünmeye ve bu ölümün arkasındaki sır perdesini aralamaya çalışırlar. gerorge çabaları biraz ileri götürür ve bu da onun sonunu hazırlar. sonrasında albay race önderliğinde bir ekip gizemli vakayı çözer.


ben kitabı beğendim açıkçası. 64 çıkışlı olması sebebiyle bolca eski sözcük barındırıyor çevirisinde. agatha christie severler için nimet.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(bkz: ben aslında yoğum)

öylesine ciddiyetsiz ve absürt bir karakter ki değil bölüm içerisinde, izlerken bile gerçek olup olmadığını sorguladım. sanki aslında şizofrenmişim de benim hayal ürünümmüş gibi herif…
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

o zamanların haberlerinde bir dolanın, satan-matan toplam bir tane olay var: siyah tişört giyen gençler arkadaşını öldürüyor.

sonra gazeteler yangını basmış da basmış: metalciler satanist, frp oyun değil ölüm kültü bilmemne. saatlerce tv tartışmaları programları yapılmış.

kimbilir memleketin asıl derdi neydi, "çok kaliteli adam/kadın" dediğimiz figürler kimin emrinde gündem değiştirme çabasındaydı.
devamını gör...

istanbul'a yağmur yağıyor ve ben yedi tepesinden birindeyim şu anda...
zamanın biraz daha yavaş aktığı o eski mahallelerden birindeyim. ahşap karkas yapılar arnavut kaldırımlarla döşenmiş dar bir sokağa sıralanmışlar. cumbalı evlerin o kendine has, karmaşık ama huzurlu ruhu her köşeye sinmiş.
gökyüzü griye çalıyor, taze bir yağmur kokusu topraktan yükselirken havada belli belirsiz bir yasemin esintisi dolanıyor. bu kokuyu nerede duysam tanırım..
sırtımı eskimiş bir taş duvara dayamış, önümdeki uçsuz bucaksız deniz manzarasına bakarken seni düşünüyorum.
boğaz’ın suları bugün biraz hırçın ama bir o kadar da davetkar. vapurun peşine takılmış bir martı sürüsü çığlık çığlığa gökyüzünü yararak geçiyor. elimdeki az önce kokusuna dayanamayıp aldığım dumanı tüten sıcak simitten bir parça koparıp havaya atıyorum. bir martı havada süzülerek kapıyor.
arkasında bağırıyorum.
o gelecek!!!!
içimde tarif edilemez bir bekleyiş ile ufka dalıyorum..
adımlarının sesini duymak için sabırsızlanıyorum.. şehir tüm gürültüsüyle akıp giderken, ben sadece o anın gelmesini bekliyorum. yaseminlerin kokusu geliyor burnuma.
biliyorum bu koku senin kokun..
kalabalığın arasından sıyrılıp geleceksin yanıma. hiçbir şey konuşmasak da olur.. istanbul şahitlik edecek, martılar anlatacak, biz sadece bu eşsiz manzaranın sessizliğinde birbirimizi tamamlayacağız....
devamını gör...

hikaye öyle değil. jeff bezos'un, donald trump'ın, elon musk'ın, mark zuckerberg'in ve önünüze "garajda başlayan girişim" diye koyulan senaryoların arkasında milyarder ebeveynler var ki aralarında en fakiri bezos'un babasıdır. o bile oğlunun son girişim denemesi olan amazon için 300.000 dolar sermaye vermiştir.
bir diğer önemli nokta, bu insanların tamamının arkasında devlet desteği vardır. bezos dünyanın neredeyse hiçbir yerinde vergi vermediği için rekabet edilemeyen bir şirkete sahipken, musk'ın ana gelir kaynağı amerika'nın kamu ihaleleridir. donald trump ise 6-7 kere iflas etmiş; uzun süre italyan mafyasıyla işbirliği yapmış, sonrasında fbi ile işbirliği yapmış, epstein'ın sevgili dostudur.
yani sakın hayale kapılıp üniversiteyi bırakmayın. bahsettiğimiz adamların kayıt yaptırdıkları üniversitelerden mezun olmak için 1 milyon doları gözden çıkarmak; o parayı verdikten sonra okulu bırakmak için ise çok daha fazlasına sahip olmak gerekir. e böyle bir para da sizde olmadığına göre?
devamını gör...

hiç bir zaman sevemediğim ve maalesef çok da başarılı bulmadığım oyuncu.
türkiye'de herkes usta sanatçı, herkes hoca, herkes duayen ama şahsi düşüncem sorulacak olursa karakter oyuncuları ali şen, hüseyin peyda, ihsan yüce'nin sanatı müjdat gezen'i katlar.. şener şen'i falan zaten hiç saymıyorum.

buradan sonrası doğrudan müjdan gezen'le ilgili değil: bir de kaç tane solcu, muhalif, halkçı veya atatürkçü yazar, oyuncu ve hatta politikacı varsa 10 milyon dolara para demiyor. kanalı doğru tuttur, halka kendini sevdir, sonra da emekli maaşına zam geldi diye kendini sağcı zanneden fanatik amcanın böbreklerini satsa koltuğunu alamayacağı arabalardan inme..

ben, sanatçının oyununu oynayıp sahneden inmesini destekliyorum. iki oyun oynadı diye herkesin kanaat önderi kesilip “şöyle yapacaksın, böyle yapmayacaksın" diye akıl öğretmesini istemiyorum.
devamını gör...


gülistan’ doku'yu ararken barajı boşaltıyorlar, bir kadın cesedi çıkıyor… dereyi tarıyorlar, başka bir kadın cesedi… her yerden kadın cesedi çıkıyor! ülke kocaman bir kadın mezarlığı olmuş! o cesetlerden biri esma kılıçarslan; bedeninde dört erkeğin dna’sı var ama ortada ne fail var ne dosya ne de bir soruşturma! diğerlerinin kim olduğunu bile bilmiyoruz! ülkenin her yeri kadın mezarlığına dönüşmüş ama sadece sesini duyurabildiklerimizin isimlerini biliyoruz......


kaynak

"tunceli'de 5 ocak 2020'den itibaren kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi gülistan doku'nun bulunması için uzunçayır barajı gölü’nde yapılan arama çalışmalarında cesedine ulaşılan esma kılıçarslan hakkındaki iddialar meclis gündemine taşındı. pandemi gerekçesiyle otopsisi yapılmayan kılıçarslan'ın bedeninde birden fazla erkek dna'sı bulunduğu iddiası hatırlatılarak süreçlerin sağlıklı yürütülüp yürütülmediği soruldu."

t24

"dersim’de 2020’den bu yana kendisinden haber alınamayan gülistan doku ve batman’da şüpheli şekilde yaşamını yitiren rojvelat kızmaz’ın hikâyeleri, yalnızca bir arkadaşlığın değil, cezasızlık politikasının ve ihmaller zincirinin de özeti niteliğinde. rojvelat'ın ağabeyi gazeteci mehmet kızmaz, kardeşinin kaybına dair, "cuma günü evden çıktı, pazar günü vefat etti. eğer o üç gün içinde etkin bir arama yapılsaydı, kardeşim belki de bugün yaşıyor olacaktı. ihmali olan kurumlar hakkında yaptığımız suç duyurusuna ise jet hızıyla 'kovuşturmaya yer yok' kararı verildi" ifadelerini kaydetti."

birgün

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

anadolu irfanı: #2957029
devamını gör...

(bkz: dostlarımızla geleceğiz)

hala gelmedi hayın.
devamını gör...

canlarla felekten bir gün…
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(bkz: söke söke götür beni sabit)

bu manyak bir seferinde kahvehane müptelası olmuştu. sabaha akşam milletin okeyine, batağına dadanıyor oraletin dibine vuruyordu. sonra bu hastanın eve dönmesi icap etti. kapıcı sabit bunu kahveden kazıyarak eve götürürken bu müthiş repliği savurmuştu.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim