zaman tüneli
şu anda ölümsüzlük formülü bulunsa olabilecek şeyler
rte sonsuza dek iktidar, kk de sonsuza dek baş muhalefet olurdu.
devamını gör...
gazap üzümleri
romandaki kaplumbağa sahnesi, edebiyat tarihinin en sembolik bölümlerinden biri kabul edilir. yolun karşısına geçmeye çalışan kaplumbağa; yoksulların, göçmenlerin ve hayatta kalmaya çalışan insanların metaforu olarak yorumlanır.
sahne şöyle gelişir:
bir kaplumbağa yolun kenarında kendi halinde ilerlerken anlatılır. yavaş ama kararlı bir şekilde hareket eder. önüne çıkan engelleri rastgele aşar. çamur, eğim, taşlar… hatta bir kamyon tehlikesi bile onu durduramaz, kaplumbağa ezilmeden yoluna devam eder.
bir noktada bir insan kaplumbağayı yakalamaya çalışır ve kaplumbağa düşer, savrulur. ama sonra tekrar toparlanır ve yine yürümeye devam eder. en sonunda biri kaplumbağayı alıp başka bir yere götürür yani kontrol edilse bile onun o ilerleme içgüdüsü tamamen yok olmaz.
kaplumbağa sahnesi aslında şunu anlatır: ne kadar ağır ilerlersen ilerle, ne kadar engel çıkarsa çıksın, insanın içindeki devam etme isteği kolay kolay bitmez. joad ailesi ve göçmen işçiler gibi, kaplumbağa da sürekli itilip kakılır, bazen düşer ama yeniden kalkar ve yoluna devam eder. sistem, doğa ya da hayat ne kadar bastırırsa bastırsın, yaşama içgüdüsü tamamen yok olmaz sadece şekil değiştirerek ilerlemeye devam eder.
yani kaplumbağa sahnesi küçük bir doğa betimlemesi değil romanın bütün felsefesini özetleyen bir metafordur.. yavaş, ezilen ama vazgeçmeyen hayat.
sahne şöyle gelişir:
bir kaplumbağa yolun kenarında kendi halinde ilerlerken anlatılır. yavaş ama kararlı bir şekilde hareket eder. önüne çıkan engelleri rastgele aşar. çamur, eğim, taşlar… hatta bir kamyon tehlikesi bile onu durduramaz, kaplumbağa ezilmeden yoluna devam eder.
bir noktada bir insan kaplumbağayı yakalamaya çalışır ve kaplumbağa düşer, savrulur. ama sonra tekrar toparlanır ve yine yürümeye devam eder. en sonunda biri kaplumbağayı alıp başka bir yere götürür yani kontrol edilse bile onun o ilerleme içgüdüsü tamamen yok olmaz.
kaplumbağa sahnesi aslında şunu anlatır: ne kadar ağır ilerlersen ilerle, ne kadar engel çıkarsa çıksın, insanın içindeki devam etme isteği kolay kolay bitmez. joad ailesi ve göçmen işçiler gibi, kaplumbağa da sürekli itilip kakılır, bazen düşer ama yeniden kalkar ve yoluna devam eder. sistem, doğa ya da hayat ne kadar bastırırsa bastırsın, yaşama içgüdüsü tamamen yok olmaz sadece şekil değiştirerek ilerlemeye devam eder.
yani kaplumbağa sahnesi küçük bir doğa betimlemesi değil romanın bütün felsefesini özetleyen bir metafordur.. yavaş, ezilen ama vazgeçmeyen hayat.
devamını gör...
gecenin matemini aşkıma örtüp sarayım
devamını gör...
adalet ve kalkınma partisi
bitip dağıldığını görecez diye diye 25 yıl geçti. hala bekliyom.
devamını gör...
ben bilmem beyim bilir
benim felsefem.
elizabeth taylor a gazeteciler diyor ki:
-esiniz sizin hakkınızda hayatımda tanıdıgım en zeki kadın diyor.
elizabeth taylor ın cevabı ilginc:
-zeki olsaydım ona bunu belli etmezdim.
her erkek esinden zeki olmak ister.
tum annelere saygı kusagı. kalp.
elizabeth taylor a gazeteciler diyor ki:
-esiniz sizin hakkınızda hayatımda tanıdıgım en zeki kadın diyor.
elizabeth taylor ın cevabı ilginc:
-zeki olsaydım ona bunu belli etmezdim.
her erkek esinden zeki olmak ister.
tum annelere saygı kusagı. kalp.
devamını gör...
chp kurultay davasında mutlak butlan kararı çıkması
devamını gör...
imparatorlukları yıkıp avam'ı başa geçirip sonunda ağlamak
sutten agzi yananin kesilmis yogurdu dusunmeden mideye indirmesinin sonucudur.
gecmisten gelen israrci uyarilara ragmen, imparatorluklar doneminde esamesi bile okunmayan avam'i, yonetimlere dahil edip ondan idealist kararlar almasini beklemek de bir baska avam'lik gostergesidir.
kendi dusen aglamaz.
gecmisten gelen israrci uyarilara ragmen, imparatorluklar doneminde esamesi bile okunmayan avam'i, yonetimlere dahil edip ondan idealist kararlar almasini beklemek de bir baska avam'lik gostergesidir.
kendi dusen aglamaz.
devamını gör...
chp kurultay davasında mutlak butlan kararı çıkması
kılışdar ile bir taşla iki kuş vurmuşlar. taban tepki gösterip seçime gitmezse rteye yarayacak. kılışdara oy verse aslında rteye vermiş sayılacak. rtenin normal şartlarda seçim kazanması imkansız, seçilme hakkı bile yok. önümüzdeki süreçte anketlerle chp tabanının seçime katılımı ve tepkisi ölçülüp rtenin kazanma ilk ihtimalinde erken seçime gidecekler. aksi durumda kılışdarın müslüman kesime en antipatik saldırgan tavırlarıyla akp tabanının ulan gene en iyisi akp düşüncesiyle dağılmalarını engelleyecek söylem içine gireceği düşünülebilir. bu arada chp yi aşağı çekebilmek için her türlü videolar haberler kılışdarın trolluk yapıp israili açıkça desteklemesi vs gündeme sokulabilir. kılışdar değil, netanyahu karşısına çıkıp aday olsa ben artık bu dolmayı yutmam.
devamını gör...
kemal kılıçdaroğlu'nun erdoğan'ın adamı olduğu teorisi
batmanin jokerin adamı olduğu teorisini katlayıp cebine atar
devamını gör...
kemal kılıçdaroğlu'nun erdoğan'ın adamı olduğu teorisi
mutlak butlan yürürlüğe girmeden bir gün önce haberi oluyorsa "oyuncu" olduğu belli.
devamını gör...
chp kurultay davasında mutlak butlan kararı çıkması
olması gerekeni söyleyen insanları bir şekilde baktıran, tiksindiren ve nefret ettiren;
parti içinde sırf kendi ikballerini düşünüp önüne gelene akp trolü, kanzi, ırkçı, faşist diye hakaret eden;
en önemlisi de en baştan beri söylediğim "gençlerin emeği üzerinde tepinenler" başta olmak üzere; son yerel seçimlerde büyük bir refleks gösteren halkı yok sayan hain tayfası;
özellikle de kılıçdaroğlu'nun arkasından ana bacı sövenler;
izleyin bakalım ne kadar hızlı dönecekler?...
izleyin bakalım en gılıştarcı kim olacak?
gerçek emek verenlerin emekleri nasıl piç edilecek?
izleyin bakalım...
daha talimatlar gelmemiş belli ki.
talimatlar gelsin başlarlar aynı cümlelerle yıldırma harekatına.
bakın bakalım bu arada hangi fareler önce terk edecekler?...
onları çok gördük, ilk defa görecek olanlar şaşırmasın.
kendini bir halt görenler, önüne gelene hesap kesenler, arınma günleri organize edecek olanlar buyursunlar;
meydan sizindir.
atak mert korkusuz demokratları sizi...
parti içinde sırf kendi ikballerini düşünüp önüne gelene akp trolü, kanzi, ırkçı, faşist diye hakaret eden;
en önemlisi de en baştan beri söylediğim "gençlerin emeği üzerinde tepinenler" başta olmak üzere; son yerel seçimlerde büyük bir refleks gösteren halkı yok sayan hain tayfası;
özellikle de kılıçdaroğlu'nun arkasından ana bacı sövenler;
izleyin bakalım ne kadar hızlı dönecekler?...
izleyin bakalım en gılıştarcı kim olacak?
gerçek emek verenlerin emekleri nasıl piç edilecek?
izleyin bakalım...
daha talimatlar gelmemiş belli ki.
talimatlar gelsin başlarlar aynı cümlelerle yıldırma harekatına.
bakın bakalım bu arada hangi fareler önce terk edecekler?...
onları çok gördük, ilk defa görecek olanlar şaşırmasın.
kendini bir halt görenler, önüne gelene hesap kesenler, arınma günleri organize edecek olanlar buyursunlar;
meydan sizindir.
atak mert korkusuz demokratları sizi...
devamını gör...
kemal kılıçdaroğlu'nun erdoğan'ın adamı olduğu teorisi
evrim teorisinden daha gerçek bir teoridir
devamını gör...
kemal kılıçdaroğlu'nun erdoğan'ın adamı olduğu teorisi
2023 te açmışım başlığı, dedem işini çok güzel yapıyor. dünyada örneği yok.
devamını gör...
bir alıntı bırak
türkiye, kendi kendine sürekli sorunlar yaratan sonra da o sorunları çözmek yerine unutturmak için yeni ve daha büyük sorunlar yaratan bir ülkedir. ülkeler 4’e ayrılır: gelişmiş ülkeler, gelişmekte olan ülkeler, arjantin ve türkiye.( mahfi eğilmez)
devamını gör...
çok sevip çok özlediği halde aramayan insan
arayamıyorum ben, bastılar engeli, öyle çok teferruata gerek yok. bi gerizekalı dese anlarım halbuki, vardır böyle zekiliklerim insanları sapyoseksüel detaylarla şaşırtır çaktırmadan ılgıt ılgıt endorfin efil efil serotonin salgılatırım.
özledim lan, pişman özlemesi hem, zehir zemberek acı!
özledim lan, pişman özlemesi hem, zehir zemberek acı!
devamını gör...
ana
bir annenin korkudan bilinçli bir mücadeleye uzanan dönüşümünü anlatırken aynı zamanda işçi sınıfının yaşadığı eşitsizlikleri ve dayanışma fikrini merkeze alan tarihî ve politik bir romandır. bugün hala okunmasının nedeni de, emek, adalet ve insanca yaşam gibi meselelerin güncelliğini korumasıdır.
maksim gorki’nin 1906’da yayımlanan bu romanı, çarlık rusyası dönemindeki işçi sınıfının yoksulluk, baskı ve sömürü altında yaşadığı hayatı anlatır. romanın merkezinde pelageya nilovna ile oğlu pavel vlasov vardır. pelageya, şiddet gören ve korkuyla yaşamayı öğrenmiş bir işçi eşiyken, oğlu pavel’in sosyalist fikirlerle tanışmasıyla yavaş yavaş değişmeye başlar.
başta oğlunun faaliyetlerinden korkan pelageya, zamanla pavel’in savunduğu düşünceleri anlamaya başlar ve işçi hareketinin bir parçası haline gelir. roman boyunca bildiriler taşır, devrimci çevrelerle ilişki kurar ve pasif bir karakterden politik bilinç kazanan bir figüre dönüşür.
eser, yalnızca bireysel bir dönüşüm hikayesi değil aynı zamanda işçi sınıfının dayanışmasını ve sınıf bilincini anlatan politik bir romandır. gorki özellikle fabrikalardaki ağır çalışma koşulları, düşük ücretler ve devlet baskısı gibi konuları doğrudan işler.
aslında gorki’nin kendisi de çocukluğunda aşırı yoksulluk yaşadı. fabrikalarda, gemilerde, fırınlarda çalıştı. yani romandaki işçi hayatı büyük ölçüde gözleme ve kişisel deneyime dayanıyor.
maksim gorki’nin 1906’da yayımlanan bu romanı, çarlık rusyası dönemindeki işçi sınıfının yoksulluk, baskı ve sömürü altında yaşadığı hayatı anlatır. romanın merkezinde pelageya nilovna ile oğlu pavel vlasov vardır. pelageya, şiddet gören ve korkuyla yaşamayı öğrenmiş bir işçi eşiyken, oğlu pavel’in sosyalist fikirlerle tanışmasıyla yavaş yavaş değişmeye başlar.
başta oğlunun faaliyetlerinden korkan pelageya, zamanla pavel’in savunduğu düşünceleri anlamaya başlar ve işçi hareketinin bir parçası haline gelir. roman boyunca bildiriler taşır, devrimci çevrelerle ilişki kurar ve pasif bir karakterden politik bilinç kazanan bir figüre dönüşür.
eser, yalnızca bireysel bir dönüşüm hikayesi değil aynı zamanda işçi sınıfının dayanışmasını ve sınıf bilincini anlatan politik bir romandır. gorki özellikle fabrikalardaki ağır çalışma koşulları, düşük ücretler ve devlet baskısı gibi konuları doğrudan işler.
aslında gorki’nin kendisi de çocukluğunda aşırı yoksulluk yaşadı. fabrikalarda, gemilerde, fırınlarda çalıştı. yani romandaki işçi hayatı büyük ölçüde gözleme ve kişisel deneyime dayanıyor.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
wpww. bunu söyleyince de kabahatli oluyoruz.
devamını gör...


