zaman tüneli
misyoner pozisyonu
niye köylü ya da fakir pozisyonu denmiş anlamadım. her iki taraf için oldukça güzel ve zevk veren bir pozisyon bence.
devamını gör...
misyoner pozisyonu
yoga yapmayan kızlarda düzgün işlemeyen pozisyon
yogasız kızlar en fazla 30 derece açabiliyo
yengeç gibi kalıyolar orda
yogacılar başka ya
yogasız kızlar en fazla 30 derece açabiliyo
yengeç gibi kalıyolar orda
yogacılar başka ya
devamını gör...
bazı rollerin insanın üzerine yapışması
cengiz bozkurt - (bkz: erdal bakkal)
bu adam ne rolde oynarsa oynasın benim gözümde bakkal. adam dünyaya bakkal olarak gelmiş resmen.*
bu adam ne rolde oynarsa oynasın benim gözümde bakkal. adam dünyaya bakkal olarak gelmiş resmen.*
devamını gör...
bad boy
badr hari'nin k-1 world grand prix 2009 finallerinde kullanmaya başladığı ve dövüş tarihinin en havalı girişlerinden birisine sahip olmasını sağlayan giriş şarkısıdır. kendisi gibi fas asıllı hollandalı rapçi appa tarafından hari için yapılmıştır. şarkı felemenkçedir ve sadece "bad boy" kısmı inglizcedir. badr hari'nin sert, korkusuz, herkesin çekindiği birisi olduğundan bahseder.
badr hari'nin olaylı remy bonjasky maçı, diskalifiye olması ve sonrasında seyircilerle dalaşması, bad boy lakabının iyice üzerine yapışmasına sebep oldu. kendisi de bu lakabı sevmiş olacak ki bir süre bu isimli şarkıyla ringe yürüdü ama ne yürümek... şarkıyı dinledikçe gözümün önüne kia sponsorlu şort ve tişörtüyle hari ve arkasında big mike, yani koçu mike passenier, geliyor. film sahnesi gibi yürürdü hari ringe. önce asansörde koçuyla yavaş yavaş yükselir, tam giriş yolunun başına gelince birkaç saniye etrafı süzer ve ardından tam bad boy tavırlarıyla yürümeye başlardı. kırmızı ve yeşil, yani fas bayrağı renkleriyle ışıklandırılmış arena tam bir cehennem gibi oluyordu. sadece şu ambiyansla bile rakibi üzerinde kurduğu baskıyı tahmin edemiyorum. merak edenler için çilekli link.
badr hari'nin olaylı remy bonjasky maçı, diskalifiye olması ve sonrasında seyircilerle dalaşması, bad boy lakabının iyice üzerine yapışmasına sebep oldu. kendisi de bu lakabı sevmiş olacak ki bir süre bu isimli şarkıyla ringe yürüdü ama ne yürümek... şarkıyı dinledikçe gözümün önüne kia sponsorlu şort ve tişörtüyle hari ve arkasında big mike, yani koçu mike passenier, geliyor. film sahnesi gibi yürürdü hari ringe. önce asansörde koçuyla yavaş yavaş yükselir, tam giriş yolunun başına gelince birkaç saniye etrafı süzer ve ardından tam bad boy tavırlarıyla yürümeye başlardı. kırmızı ve yeşil, yani fas bayrağı renkleriyle ışıklandırılmış arena tam bir cehennem gibi oluyordu. sadece şu ambiyansla bile rakibi üzerinde kurduğu baskıyı tahmin edemiyorum. merak edenler için çilekli link.
devamını gör...
bazı rollerin insanın üzerine yapışması
evin küçüğü olmak güzeldir elbet ama arada bir büyüdüğümü fark etmelerini çok istiyorum. özellikle de annem.
devamını gör...
ruh adam
melankolik, içe dönük ve “ruhun karanlık tarafını” anlatan metinleri seven biri için unutulmaz bir roman kaleme almış nihal atsız. benim çok severek ve sindirerek okuduğum bir eserdi. özellikle psikolojik-mistik atmosfer bakımından türünün en iyi örneklerinden. zaman zaman dostoyevski'yi andıran içsel bunalım pasajları göze çarpıyor. gururlu, kırgın, soyutlanmış bir selim pusat karakteri üzerinden ruh çözülmesi işlenmiş.
ruh adam’da “uğursuz bir rüya” kaleme alınmış. gerçek ile hayal, geçmiş ile şimdi birbirine karışıyor kitap boyunca. mistik sahneler ve semboller romanı sıradışı bir atmosferde yaşatıyor. okurun zaman zaman zorlanmasına sebep olan bu ögeler aslında en güçlü yanı.
romanın merkezinde yer alan selim pusat askerlikten koparılmış bir subaydır. hem aşk hem vicdan hem de kimlik krizi yaşaması işleniyor roman boyunca. ama mesele yalnızca bir aşk hikâyesi değildir; insanın kendi ruhuyla savaşıdır. selim pusat bu savaşta ne galiptir ne de mağlup.
benzeri az bulunan özgünlükte ve bence oldukça etkileyici bir roman.
ruh adam’da “uğursuz bir rüya” kaleme alınmış. gerçek ile hayal, geçmiş ile şimdi birbirine karışıyor kitap boyunca. mistik sahneler ve semboller romanı sıradışı bir atmosferde yaşatıyor. okurun zaman zaman zorlanmasına sebep olan bu ögeler aslında en güçlü yanı.
romanın merkezinde yer alan selim pusat askerlikten koparılmış bir subaydır. hem aşk hem vicdan hem de kimlik krizi yaşaması işleniyor roman boyunca. ama mesele yalnızca bir aşk hikâyesi değildir; insanın kendi ruhuyla savaşıdır. selim pusat bu savaşta ne galiptir ne de mağlup.
benzeri az bulunan özgünlükte ve bence oldukça etkileyici bir roman.
devamını gör...
ermiş
yalnızca bir roman ya da felsefe kitabı değil; şiir, tasavvuf, bilgelik ve içsel konuşmanın birleştiği kısa ama yoğun bir eser. ilk kez 1923 yılında yayınlanan kitap zaman içerisinde modern bir bilgelik kitabına dönüşüyor. el mustafa adlı bir bilge, yaşadığı şehirden ayrılmadan önce durduruluyor ve ona aşk, evlilik, çocuklar, özgürlük, ölüm, çalışma, dostluk gibi konularda sorular soruluyor. o da her konuya şiirsel cevaplar veriyor. cibran eserinde sıradan cümleler kurmuyor; aforizmalar, ritmik tekrarlar ve kutsal metin hissi veren bir dil kullanıyor. kitabın özünde;
hasret,
şehir melankolisi,
içsel konuşma,
“gel” çağrısı,
kader ve insan kırılganlığı,
baskın biçimde göze çarpıyor.
çok kısa olmasına rağmen yoğunluğu had safhada bir kitap. şiir ile felsefe iç içe geçmiş girift bir yapıda sunuluyor. insan ruhunun temel sorunlarını yalın bir biçimde işliyor halil cibran.
özellikle şiir yazan, içsel sorgulamaları olan ve kelimelerde “ruh” arayan insanlar için çok özel bir kitap.
hasret,
şehir melankolisi,
içsel konuşma,
“gel” çağrısı,
kader ve insan kırılganlığı,
baskın biçimde göze çarpıyor.
çok kısa olmasına rağmen yoğunluğu had safhada bir kitap. şiir ile felsefe iç içe geçmiş girift bir yapıda sunuluyor. insan ruhunun temel sorunlarını yalın bir biçimde işliyor halil cibran.
özellikle şiir yazan, içsel sorgulamaları olan ve kelimelerde “ruh” arayan insanlar için çok özel bir kitap.
devamını gör...
bir insanın senden sonraki yaşlarını bilememek
yek hep 10 yaşında.*
devamını gör...
temizlik yemek ütü yapıp bir de bununla övünen erkek
bunlar zaten her insanın bilmesi gereken sıradan işler. asıl evde bir kadın olmadan hayatını idame ettirmek için gerekli bu en temel fonksiyonları bile yerine getiremeyecek kadar salak ve aciz erkeğe acıyarak bakmak gerekir.
devamını gör...
hiçbir tanımı beğenilmeyen yazar
devamını gör...
hiçbir tanımı beğenilmeyen yazar
portakal'da en tepedeki tanım 20 beğeni almış lan. sözlüğün maksı 20 olm yazıktır ya. bunda moderasyonun balonlama botu falan da var düşün.
ha o da, kadının biri kafasını kel gösteren foto atmış. ciddiyim, bunu uyduramazsın.
ha o da, kadının biri kafasını kel gösteren foto atmış. ciddiyim, bunu uyduramazsın.
devamını gör...
dönüp dolaşıp tekrar aziz yıldırım'a dönmek
arka sokaklar da bitmiş. kemal de cehape'nin başına dönüyor.
neler oluyor altan.
neler oluyor altan.
devamını gör...
arka sokaklar dizisinin 20 yıl sonra bitmesi
rıza baba bitti demeden bitmez.
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
çok orjinal bir nicke sahip yazar.
devamını gör...
arka sokaklar dizisinin 20 yıl sonra bitmesi
ulan bu habere oyunculardan çok benim babam üzülecek. en başından beri izledi. yetmedi tekrarlarını da izledi. muhtemelen bundan sonra ki tekrarlarını da izleyecek.
devamını gör...
neden hüzünleniyoruz
hüzün insanın içine bir olay neticesinde bünyesine çöken duygudur
ancak bazen düşünüyorum neden böyle düşünüyoruz neden böyle hissediyoruz ne gerek var aslında normal kafamız böyle bence pek mutlu olmadık ama farkında değiliz.
ancak bazen düşünüyorum neden böyle düşünüyoruz neden böyle hissediyoruz ne gerek var aslında normal kafamız böyle bence pek mutlu olmadık ama farkında değiliz.
devamını gör...
arka sokaklar dizisinin 20 yıl sonra bitmesi
bitmiş mi iyice bakın bence sonradan dirilip geri gelmesinler.
devamını gör...
arka sokaklar dizisinin 20 yıl sonra bitmesi
2006'dan beri devam eden dizinin bitmesi durumu.
ben demiyorum şevket çoruh diyor.
kaynak: cumhuriyet.com
ben demiyorum şevket çoruh diyor.
kaynak: cumhuriyet.com
devamını gör...

