zaman tüneli
neşeli bando yöneticisi
majör denir. sopasıyla akrobatik hareketler yapar.
devamını gör...
japon arabaları vs alman arabaları
2012 model bir mitsubishi asx'im var. tam bir senfoni orkestrası uzun yolda. iki günde 1430 km yol yaptım kendisiyle. 90'la giderken yoldan gelen ses tamamen arabanın içinde, rüzgar sesi yalıtımı eh işte o da 110'dan sonra başlıyor. yalıtım olarak kesinlikle çok zayıf. illa ki sonradan yalıtım yaptırmak gerekiyor.
amma velakin... 178.500 km'de olan bu araçla bir gün bile sanayiye bakım haricinde gitmedim. bakımda sadece motor yağı ve filtreleri değişir. bir de v kayışı, buji, soğutma suyu, fren balatası, diskleri, fren hidroliği, şanzıman yağı vs. gibi belirli kullanım ve km ömrüne sahip parça ve sıvıları değişti şimdiye kadar. bir kere bile çalışmamazlık ettiğini bilmem. yolda bıraktığını hiç görmedim. eksi 10 derecede de artı 48 derecede de tek marşta çalıştı. mekanik sorunsuzluk açısından kesinlikle tank gibi arabalardır japon araçları. 2012 model 14 yaşında arabada bir tane bile çalışmayan elektronik ya da mekanik aksam yok. hepsi ilk günkü gibi çalışıyor. klimasına bile henüz fabrika gazı dışında gaz bastırmadım. kışın buz gibi yapar yazın anında ısıtır. 9 yaşında yuasa marka 67 amperlik fabrika aküsü değişti. 9 sene dayanan akü hiç görmemiştim. ömürleri maksimum 5 sene filandır normalde. 5 sene önce çelik marka akü taktım, geçen ölçeyim dedim o bile çok iyi durumda çıktı. sanırım elektronik kontrollü alternatör yüzünden. bu asx'teki alternatör diğer arabalardan farklı biraz ondan da olabilir.
kısacası, eğer trim sesi yol sesi vb. gibi şeylerle ilgilenmiyorsanız ve aşırı performans beklentiniz yoksa (çünkü japonlar çoğunlukla atmosferik oluyor ama yeni yeni turboya geçenleri de var honda gibi) bir japon alabilirsiniz. hangi marka olacağı size kalmış. ben kötü bir japon arabası görmedim ama favorim hangi marka diye soracak olursanız kesinlikle mazda'dır. kullandığım mitsubishi'den de memnunum ama mazda japonlarda mercedes kalitesinde bir markadır diyebilirim. ikinci el değeri önemliyse toyota ve honda'dan asla şaşmayın. anında satarsınız herhangi bir corolla veya civic'i.
amma velakin... 178.500 km'de olan bu araçla bir gün bile sanayiye bakım haricinde gitmedim. bakımda sadece motor yağı ve filtreleri değişir. bir de v kayışı, buji, soğutma suyu, fren balatası, diskleri, fren hidroliği, şanzıman yağı vs. gibi belirli kullanım ve km ömrüne sahip parça ve sıvıları değişti şimdiye kadar. bir kere bile çalışmamazlık ettiğini bilmem. yolda bıraktığını hiç görmedim. eksi 10 derecede de artı 48 derecede de tek marşta çalıştı. mekanik sorunsuzluk açısından kesinlikle tank gibi arabalardır japon araçları. 2012 model 14 yaşında arabada bir tane bile çalışmayan elektronik ya da mekanik aksam yok. hepsi ilk günkü gibi çalışıyor. klimasına bile henüz fabrika gazı dışında gaz bastırmadım. kışın buz gibi yapar yazın anında ısıtır. 9 yaşında yuasa marka 67 amperlik fabrika aküsü değişti. 9 sene dayanan akü hiç görmemiştim. ömürleri maksimum 5 sene filandır normalde. 5 sene önce çelik marka akü taktım, geçen ölçeyim dedim o bile çok iyi durumda çıktı. sanırım elektronik kontrollü alternatör yüzünden. bu asx'teki alternatör diğer arabalardan farklı biraz ondan da olabilir.
kısacası, eğer trim sesi yol sesi vb. gibi şeylerle ilgilenmiyorsanız ve aşırı performans beklentiniz yoksa (çünkü japonlar çoğunlukla atmosferik oluyor ama yeni yeni turboya geçenleri de var honda gibi) bir japon alabilirsiniz. hangi marka olacağı size kalmış. ben kötü bir japon arabası görmedim ama favorim hangi marka diye soracak olursanız kesinlikle mazda'dır. kullandığım mitsubishi'den de memnunum ama mazda japonlarda mercedes kalitesinde bir markadır diyebilirim. ikinci el değeri önemliyse toyota ve honda'dan asla şaşmayın. anında satarsınız herhangi bir corolla veya civic'i.
devamını gör...
herkes yanlış yapıyor ben de yapmalıyım
bakis acisini degistirerek, acaba ben yanlis mi yapiyorum, diye dusunmesini ogutledigim insandir. ogutledigim.. boyle de kendinden suphe ettiren bir insanimdir.
devamını gör...
güne bir şarkı bırak
starset - my demons
devamını gör...
evrim geçiren kişi ecdadına ihanet eder
denizde sürüklenen protein parçası olarak kal o zaman, ne diyelim.
devamını gör...
yüzyıllık yalnızlık
en sevdiğim kitaplardan birisidir. bir ailenin nesiller boyu kaderinin nasıl da değişmediğini izlemek, dönemine dair sunduğu eleştirileri okumak muhteşem bir deneyimdir. isimler vs birbirinin sürekli aynısı ama unutmayın ki thats the whole point. çoğu açıdan postmodernizmin mükemmel bir örneğidir, bu akımın yalnızca bilinç akışı tekniğinden ibaret olmadığının da ayrıca en güzel örneğidir
devamını gör...
an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu
tarlada çapa.
çapa işi bitmez.
çapa işi bitmez.
devamını gör...
an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu
evde kahvaltı yapıyorum, tüm gün fifa oynayacağım
devamını gör...
içmedeyiz normal sözlük
dün içerek katıldığım başlık. merak edenler için amsterdam içmiştim
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
sözlüğün hanım ağa'larından.
devamını gör...
psikolojik sorunlu kişiyle evlenmek
ömür kısaltan eylemdir. ben evlenmedim de böyle biriyle ilişki/iletişim kurmaya çalışmak bile insanı yaşlandırıyor. biri vardı misal, yaptığı yanlışın açıklamasını soruyorsun öylece dut yemiş bülbül gibi duruyor. ne inkar var ne ikna. suçlu mu hissediyor üzülüyor mu belli değil. lan konuşsana ağzın mı yok? konuşmayı mı bilmiyorsun? bir de onu o haliyle bırakırsan sonsuza dek olduğu yerde susarak duruyor. hani bir şeyi düzeltme çabası hiç uğramamış. varsa yoksa her şeyi sen yapacak, tek kişilik ilişki yaşayacaksın. o da konu mankeni gibi duracak öyle. böyle bir sabır imtihanı yok. en kötü kavga, hakaret bile iletişimsizlikten daha değerlidir. her sorunda bunu yaşadığını düşün. sabredebilirsen sabret ali cabbar.
neyse ki bir teselli var burada: bir insanın ciddi anlamda psikolojik sorunları olduğunu görüp kabullendiğin zaman artık ona karşı duygusal tepkilerin de ortadan kalkıyor. deli bu yav gariban... allah yardımcısı olsun diyerek yoluna gidiyorsun.
değerli dostum putin'in de dediği gibi: boğulmaya karar vermiş birine yardım edemezsiniz.
neyse ki bir teselli var burada: bir insanın ciddi anlamda psikolojik sorunları olduğunu görüp kabullendiğin zaman artık ona karşı duygusal tepkilerin de ortadan kalkıyor. deli bu yav gariban... allah yardımcısı olsun diyerek yoluna gidiyorsun.
değerli dostum putin'in de dediği gibi: boğulmaya karar vermiş birine yardım edemezsiniz.
devamını gör...
yazarların en son okuduğu kitap
isaac asimov - ikinci vakıf*
devamını gör...
yazarların en son okuduğu kitap
ilber ortaylı-türklerin tarihi..
devamını gör...
başbakan sanchez'in partisine yolsuzluk baskını
geçen senede bütün ispanyanın elektriklerini kesmişlerdi.
devamını gör...
sözlük kavgası
sözlük kavgası dediğimiz şey kendiliğinden oluşmuyor. ortamda belli bir kalabalık, belli bir ego yoğunluğu ve biraz da karakter çeşitliliği lazım. nerede çokluk orada bokluk demiş atalar.. boşuna değil. çünkü insan sayısı arttıkça fikir ayrılığı da artıyor. fikir ayrılığı arttıkça da bir noktada biri birine sen çok boş yapmışsın arkadaş deme ihtiyacı hissediyor.
ama sadece sayı da yetmez bence. kinetik enerji lazım. yani ortamın canlı olması lazım. çok fazla yazar olacak, farklı dünya görüşleri olacak, aynı başlığa bambaşka yerlerden bakan insanlar olacak ki sürtünme çıksın. sürtünme olmayınca kıvılcım da çıkmıyor zaten.
şimdi herkesin aynı tonda konuştuğu, kimsenin kimseyi çok takmadığı, insanların entry girip sessizce dağıldığı yerde ne kavgası çıkacak..? o ortamdan maksimum kardeşim katılmıyorum ama saygı duydum çıkar. sözlük kavgası biraz kalabalık metrobüs enerjisi ister yani, omuz teması olacak ki tartışma çıksın.
eskiden sözlüklerde insanlar sadece fikir yazmıyordu, karakterler de çarpışıyordu. biri ukala, biri aşırı agresif, biri entel, biri saf troll… doğal olarak aynı başlık altında mini ideolojik iç savaşlar yaşanıyordu. şimdi ortam biraz belediye kültür merkezi semineri havasında. herkes fazla kontrollü, fazla ölçülü, fazla steril.
bu kadar sakin denizden fırtına beklemek de abesle iştigal gerçekten. dalga yoksa tsunami de çıkmaz. en fazla arada hafif bir pasif agresiflik olur, o kadar.
ama sadece sayı da yetmez bence. kinetik enerji lazım. yani ortamın canlı olması lazım. çok fazla yazar olacak, farklı dünya görüşleri olacak, aynı başlığa bambaşka yerlerden bakan insanlar olacak ki sürtünme çıksın. sürtünme olmayınca kıvılcım da çıkmıyor zaten.
şimdi herkesin aynı tonda konuştuğu, kimsenin kimseyi çok takmadığı, insanların entry girip sessizce dağıldığı yerde ne kavgası çıkacak..? o ortamdan maksimum kardeşim katılmıyorum ama saygı duydum çıkar. sözlük kavgası biraz kalabalık metrobüs enerjisi ister yani, omuz teması olacak ki tartışma çıksın.
eskiden sözlüklerde insanlar sadece fikir yazmıyordu, karakterler de çarpışıyordu. biri ukala, biri aşırı agresif, biri entel, biri saf troll… doğal olarak aynı başlık altında mini ideolojik iç savaşlar yaşanıyordu. şimdi ortam biraz belediye kültür merkezi semineri havasında. herkes fazla kontrollü, fazla ölçülü, fazla steril.
bu kadar sakin denizden fırtına beklemek de abesle iştigal gerçekten. dalga yoksa tsunami de çıkmaz. en fazla arada hafif bir pasif agresiflik olur, o kadar.
devamını gör...
başbakan sanchez'in partisine yolsuzluk baskını
neredeyse aynısı trump'ın aptal olma dediği tayyip tarafından eko ve partisine yapılan baskın. yakında sanchez'in partisine de abd'nin uşağının uşağı bir kayyum atanırsa şaşırmam. çünkü bu hinlikler hep aynı yerden çıkıyor. siyonistlerden.
devamını gör...



