zaman tüneli
son singapur vapuru (yazar)
niş bi alanda
çok değerli paylaşımlar yapıyor
teşekkür etmek istedim
çok değerli paylaşımlar yapıyor
teşekkür etmek istedim
devamını gör...
uludağ sözlük denince akla gelenler
benim anlamadığım onyıllar önce böyle 3-4 sözlük ekşiyle kapışırken ekşi ne yapmış da tek büyük sözlük kalmış?
bi bilen anlatsın ya.
bi bilen anlatsın ya.
devamını gör...
an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu
evde. aşırı alkol almak neticesinde bir şeyler atıştırıyorum
devamını gör...
an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu
evdeyim çay içiyorum.
devamını gör...
eflin
bir kız ismi olmasının yanı sıra burak berke erdem tarafından senaryosu yazılan ve yönetilen kısa film; kadrosunda ise hilal çelebi, fatma okuyan, yağmur ergu, ömer dağtekin, erman adsız, siyami çetin gibi isimler rol almış iken film ise 2019 yılında yayınlanmıştır.

film hakkında yazmadan evvel eflin isminin anlamına baktım ve anlam konusunda neredeyse mutâbık olunan anlam şu; "cennetin kapısı,
cennete açılan kapı "
bu anlamı filmin içeriğiyle bağdaştırma çabasına giriştiğimde ise filme bu adın öylesine verilmemiş olduğu görülüyor.
bir iç savaştan kaçıp izmir'e göç eden çekirdek ailenin hayatta kalma mücadelesi göze çarpıyor, bırakmak zorunda kaldıkları toprak belki de onların cennetiydi ama savaş bu cenneti cehenneme çevirdi, yeniden cenneti bulma ümidiyle gitmek zorunda kaldılar, eflini, mecâzen cennete açılan yolu bulabilmek için...
filmin başlarında küçük bir kız çocuğunun resim yaptığı ve annesiyle mutlu olduğu görülüyor, radyodan ise kara haberler duyuluyor, daha sonra ailece gitmek zorunda oldukları görülüyor, gittikleri yerde tutunabilecekler mi, her şey daha güzel olacak mı, insanın cenneti nerededir, gibi sorular üzerine düşündürüyor.
daha sonra ise annenin ve küçük kızının dilenmek zorunda kaldığını görüyoruz, küçük kızın mutlu olduğu coğrafyada onu mutlu eden en büyük şey resim yapmaktı belki de, onun bu arzusundan içinde olduğu koşullar ne olursa olsun vazgeçmediğini görmemiz ile filmimiz farklı bir boyut kazanıyor.
insanı en çok mutlu eden şeyin onun cenneti olma ihtimâli üzerinde durmamak galiba olanaksız.
filmimizin can alıcı diğer noktasına değinmek gerekirse, küçük kızın paylaşımcı yanı fedâkâr olabilmenin önemini hatırlatıyor, sahip olduğun değerli bir şeyden, ona ihtiyacı olan başka bir insan olduğu zaman, vazgeçebilecek misin? film bize kendimize bu soruyu sormamızı istiyor belki de.
konu açısından özgün sayılabilecek nitelikte bulduğum bir kısa filmdi.
insanı gittiği yerde nelerin beklediğini bilmenin bazen olanaksız olduğunu düşündüren bir kısa filmdi biraz da, yeni hayaller umuduyla göçmüş bir ailenin hayatından trajik bir yansıma niteliğindeydi.
ana fikir ise bence şöyleydi;
hayallerin, içine doğduğun coğrafyaya göre şekil almak zorunda değil, gerçekler değişebilir, koşullar değişebilir, en büyüleyici ve en korkunç kısmı ise, sen değişebilirsin ama hayallerinden vazgeçmek zorunda da değilsin.
cennet'e açılan kapı güzel hayallerde saklı olabilir...
hayallerin sahip olduğun en değerli hazinendir...

film hakkında yazmadan evvel eflin isminin anlamına baktım ve anlam konusunda neredeyse mutâbık olunan anlam şu; "cennetin kapısı,
cennete açılan kapı "
bu anlamı filmin içeriğiyle bağdaştırma çabasına giriştiğimde ise filme bu adın öylesine verilmemiş olduğu görülüyor.
bir iç savaştan kaçıp izmir'e göç eden çekirdek ailenin hayatta kalma mücadelesi göze çarpıyor, bırakmak zorunda kaldıkları toprak belki de onların cennetiydi ama savaş bu cenneti cehenneme çevirdi, yeniden cenneti bulma ümidiyle gitmek zorunda kaldılar, eflini, mecâzen cennete açılan yolu bulabilmek için...
filmin başlarında küçük bir kız çocuğunun resim yaptığı ve annesiyle mutlu olduğu görülüyor, radyodan ise kara haberler duyuluyor, daha sonra ailece gitmek zorunda oldukları görülüyor, gittikleri yerde tutunabilecekler mi, her şey daha güzel olacak mı, insanın cenneti nerededir, gibi sorular üzerine düşündürüyor.
daha sonra ise annenin ve küçük kızının dilenmek zorunda kaldığını görüyoruz, küçük kızın mutlu olduğu coğrafyada onu mutlu eden en büyük şey resim yapmaktı belki de, onun bu arzusundan içinde olduğu koşullar ne olursa olsun vazgeçmediğini görmemiz ile filmimiz farklı bir boyut kazanıyor.
insanı en çok mutlu eden şeyin onun cenneti olma ihtimâli üzerinde durmamak galiba olanaksız.
filmimizin can alıcı diğer noktasına değinmek gerekirse, küçük kızın paylaşımcı yanı fedâkâr olabilmenin önemini hatırlatıyor, sahip olduğun değerli bir şeyden, ona ihtiyacı olan başka bir insan olduğu zaman, vazgeçebilecek misin? film bize kendimize bu soruyu sormamızı istiyor belki de.
konu açısından özgün sayılabilecek nitelikte bulduğum bir kısa filmdi.
insanı gittiği yerde nelerin beklediğini bilmenin bazen olanaksız olduğunu düşündüren bir kısa filmdi biraz da, yeni hayaller umuduyla göçmüş bir ailenin hayatından trajik bir yansıma niteliğindeydi.
ana fikir ise bence şöyleydi;
hayallerin, içine doğduğun coğrafyaya göre şekil almak zorunda değil, gerçekler değişebilir, koşullar değişebilir, en büyüleyici ve en korkunç kısmı ise, sen değişebilirsin ama hayallerinden vazgeçmek zorunda da değilsin.
cennet'e açılan kapı güzel hayallerde saklı olabilir...
hayallerin sahip olduğun en değerli hazinendir...
devamını gör...
an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu
yolda. yolumda. sigara molası verdim. sigaramı içtim. ufku seyrettim. fotoğraf çektim. az biraz muhabbet ettim. şimdi yoluma devam ediyorum. emniyet kemeri ve sürüş.
"viator ergo sum..."
"viator ergo sum..."
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
ay kent stend kapital'üzüm *
devamını gör...
yemek yerken izlenecek youtuberlar
devamını gör...
an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu
yatağımda kat kat örtüyle ısınmaya çalışıyorum. yaz gribi yok olsun.
devamını gör...
yemek yerken izlenecek youtuberlar
genel serbest zaman dilimine uygun çeşit çeşit kanallar, hepsini severek kimini yıllardır takip ederim.
(bkz: bilgi otağı)
(bkz: bebar bilim)
(bkz: dmax)
(bkz: engin deniz)
(bkz: okan suvari)
(bkz: nygma)
(bkz: yılmaz özdil)
(bkz: denizin ötesindeki sesler)
(bkz: baykalem)
(bkz: sesli kitap dünyası)
(bkz: harp tarihi)
(bkz: zihinix)
(bkz: cavit pancar)
(bkz: cevheri güven)
(bkz: shiftdelete.com)
(bkz: ctc)
(bkz: миркино)
(bkz: bilgi otağı)
(bkz: bebar bilim)
(bkz: dmax)
(bkz: engin deniz)
(bkz: okan suvari)
(bkz: nygma)
(bkz: yılmaz özdil)
(bkz: denizin ötesindeki sesler)
(bkz: baykalem)
(bkz: sesli kitap dünyası)
(bkz: harp tarihi)
(bkz: zihinix)
(bkz: cavit pancar)
(bkz: cevheri güven)
(bkz: shiftdelete.com)
(bkz: ctc)
(bkz: миркино)
devamını gör...
temizlik hastalığı
bende cocukken vardı. kitaplarımın bile teker teker tozunu alırdım. her sey tertipli olmalı. temiz olmalı. duzgun olmalı. biraz takıntı boyutundaydı.
19-20 yasında depresyonlarım baslayınca gecti. bir odadan digerine gitmeye enerjin yok. artık kusursuzdan cok uzaksın.
19-20 yasında depresyonlarım baslayınca gecti. bir odadan digerine gitmeye enerjin yok. artık kusursuzdan cok uzaksın.
devamını gör...
an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu
evdeyim, elden ring oynamaca.. sinirlenince buraya dönüp iki entry okumaca veya yazmaca..
devamını gör...
an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu
babannişimle oturmuş çay içiyoruz.
sıla-i rahim dostlarım, mühim meseledir.
sıla-i rahim dostlarım, mühim meseledir.
devamını gör...
fakirleri sevindiren olaylar
olaylardan ziyade insanlar, iyi insanlar..
devamını gör...





