zaman tüneli

bana göre hayal kırıklığının beraberinde getirdiği his.

bazı şeyler için çabalarsın, uğraşırsın ancak istediğin gibi gitmez hatta daha kötüsünü yaşarsın. bu da keşke başka türlü yaşasaydım, her şey farklı olabilirdi hissini ortaya çıkarıyor. ama unutmamalı ki onun öyle olması belki daha doğrudur, "her şerde bir hayır vardır" sözünü gerçekten yabana atmamalı, çabalamaktan da vazgeçmemeliyiz.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bu iki erkek de bana meraklı degil de ben kendi tarafımda ne yasadıgımı durust bir sekilde anlatabilirim:

gordum. dibim dustu. ilgilendi. sonra gitti. ben ozledim. sonra oburu geldi. once oburunun yanında birinciyi ozledim. sonra oburu sardı.
sonra birinci geldi. birincinin yanında obırunu ozledim. sonra birinciyle bir takım yakınlasmalar. birinci gitti. oburunun yanında birinciyi ozledim.

takip edebildiniz mi? ;)

ben masum masum dururken oldu bunlar.
valla hic sucum yok.
yeminle ben hicbi sry yapmadım.
devamını gör...

bir aile içi şiddet mağduru olarak benim en sevdiğim person of interest bölümü many happy returns oldu. yani sezon 1 -bölüm 21.
bu bölümü bir bilimkurgu-ajan-polisiye hikayesi olmaktan çıkarıp adeta derin bir toplumsal eleştiriye dönüştüren en önemli unsur , kadına yönelik şiddet konusunu işleyiş tarzı. zira ana tema hem bireysel hem de mevcut düzen üzerinden çok çarpıcı iki örnekle işlenmiş; karen ve jessica.
- karen : makinenin son verdiği numara zengin, çevresi geniş ve sözde "saygın" görünen kocası tarafından sistematik şiddete maruz kalan kadın. kocası us marshal mensubu olan karen'in hikayesinde çok acı bir gerçeğin altı çiziliyor: şiddet uygulayan kişi sistemin, hukukun veya gücün bizzat kendisi olduğunda, kurbanın sığınacak kimsesi kalmıyor.
- jessica : flashback ‘lerde jessica'nın john için önemi ve hikayesi biraz daha netleşiyor. john’un 11 eylül olaylarından sonra geri dönmesi ile başlayan süreçte izlediğimiz havalimanı karşılaşması bu bölümün kilit sahnelerinden biri haline geliyor. johnun ayrılırken söylediği “günün sonunda yalnızsın ve kimse seni kurtarmaya gelmeyecek” cümlesi jessicanın kaderini adeta mühürlüyor ve "kaza" süsü verilmiş bir cinayete kurban gidiyor , hatta leş koca bozuntusunun otopsi raporunu bile manüple ettiğini carter sayesinde görüyoruz.

john reese, jessica'yı kurtaramamanın acısı hala tazeyken, karen'ın da aynı kaderi paylaşmasına istemediği için finch’in tüm engellemelerine rağmen bu vakaya dahil oluyor ve karen'i kurtarıyor . öldürmeyi planladığı lanet kocayı ise carter’ın onu yolda durdurup doğru olanı yapmasını istemesinden sonra öldürmeyip ömür boyu çıkamayacağı ve kimsenin onun gücünü veya makamını umursamayacağı bir meksika hapishanesine kapatıyor.

reese’in bu kararında carterla aralarında oluşan derin bağın payı büyük bence çünkü dizi başladığında reese ruhu ölü, hayattan hiçbir beklentisi olmayan alkolik bir eski suikastçıy. evet harold ona bir amaç veriyor ama carter john'un "insanlığını ve adalete olan inancını" asıl geri kazandıran kişi . john , henüz carter'in yakalamaya çalıştığı “man in the suit” olduğu zamanlarda bile ona dedektif carter diyerek çok özel bir saygı gösteriyor ve carter’in idealizmini , adalet anlayışını ve anneliğini gördükçe ona hayranlık duymaya başlıyor , kısacası carter , reese’i o hiç sahip olmadığı normal ve temiz bir dünya ‘ya bağlayan neden oluyor.

ayrıca bu bölümde reese'in neden yolunu kaybetmiş alkolik bir evsiz olduğunu daha iyi anladık . sokaklarda yaşamasının nedeni jessicanın ölümünden sorumlu olduğunu düşündüğü için kendine verdiği acımasız bir ceza. karen'ı kurtarması ve psikopat kocayı öldürmeyip cezalandırması john’un içinde kaybolduğu karanlık vicdan azabıyla ilk kez gerçek anlamda hesaplaşmasını sağlıyor.

finch’in bu bölümdeki yeri ise benim için finch’i favori karakter yapan özelliği. makinenin verdiği numaralardan birinin jessica olduğunu yine bu bölümde öğrendik. finch jessicanın numarasının çıktığı gün reese’in elinden bilmeden aldığı jessica ile kurabileceği o sıcak "yuvayı" sonsuza dek kaybetmesine neden olmuştu ama bölüm sonunda reese’e verdiği “ev” ile john reese'i karanlık bir "gölge"olmaktan çıkıp, new york'un koruyucusu adam olarak meşrulaştırıyor.

veee bölüm sonu şarkısı revenge… bence bu bölümü efsane yapan unsurların en önemlilerinden biri bu şarkı . şarkı sözlerinin reese'in hayatının bir özeti gibi olmasının yanında şarkı ve bölüm biterken john, yeni dairesinin penceresinden şehrin en sık gittiği ve yaşlı bir uzak doğulu ile satranç oynadığı parka bakarken, artık şehrin karanlığına ait biri değil tam tersi , o karanlığa karşı savaşan bir adam olarak karşımızda duruyordu.
ben bu bölümden gerçekten çok etkilendim. bir daha başka bir dizinin beni bu kadar etkileyeceğini de sanmıyorum açıkçası. her bölümü ayrı ayrı tespit konusu muhteşem bir dizi person of interest.
devamını gör...

- cin olmadan adam mı çarpıyorsun sen?
- yooo, ben aslında cinim.
- allahümme la ilahe illa..
- tamam gidiyorum ama kendim istediğim için gidiyorum.
devamını gör...

1) - bu çok büyük bir sorumluluk ve ben o sorumluluğu göze alamıyorum.
2) - çocuk yetiştirmek çok pahallı ( bezi, maması, okulu, vs.)
3) - gözünden sakladığım evladım bilinçsiz ebeveynler tarafından sözde suça sürüklenen bir başka çocuk tarafından öldürülebilir. bu acı hayal bile edilemez.
4) - dünya her geçen gün daha kötü bi hale geliyor. böyle bir dünyaya çocuk falan getirilmez.
5) - kendime zor bakıyorum.

ve daha bir sürü şey.....
devamını gör...

tatil günü erken uyan da, uykun olduğu halde uyuyama inşallah.

-kamu dairesine işin düşsün de, bugün git, yarın gel desinler inşallah.

-dipsiz kuyularda merdiven bulamayasın.

-poponda çıban çıksın da, oturamaz hale gelesin.

-çok sıkışasın da girecek tuvalet bulamayasın.

-tencerenin sapını sıcak tutasın.

-dişine yediğin etin artığı kaçsın da, karıştıracak kürdan bulamayasın.

- çaya batıracağın püskevit kırılsın da çayın içine düşsün.
devamını gör...

bedduada "çığır açmak" klasik "allah belanı versin" çizgisinden çıkıp günlük hayatın küçük ama sinir bozucu dertlerine odaklanmakla olur. zaten türkçe, beddua literatürü açısından zengin bir dil. işin içine spesifik, güncel, teknolojik versiyonlar da giriyor. bunun örnekleri :

inşallah telefonunu %1'de şarja takarsın da priz çalışmıyor çıkar.

inşallah yastığın her iki tarafı da soğuk olur.

inşallah market kuyruğunda tam sıra sana gelince yeni kasa açılır ve herkes oraya geçer.

inşallah çorbanıı tam kıvamında kaynattığını sanırken tuzunu unutmuş olduğunu fark edersin.
devamını gör...

beddua aslında hiçbir zaman komik değildi de fetö bedduasından sonra insanlar komik beddualar üretmeye başladı ondan bazen komik gelebilir
devamını gör...

eczacının yine bekleriz demesi
devamını gör...

azerbaycan türklerinin yoğun yaşadığı bir şehir. dili, kültürü anadolu'ya çok yakın. tebrizli biriyle konuşunca bir akrabalık hissi var, coğrafya farklı ama ruh benzer.
iran'ın içinde ama iran'dan farklı bir kimlik taşıyor. bu kimlik de şehre ayrı bir karakter katıyor. ne tam iran, ne tam azerbaycan, kendine özgü bir yerde duruyor.
devamını gör...

(bkz: diego armando maradona)
devamını gör...

aslında fetö beddua edene kadar klasik bir beddua vardı o da ya allah belanı versin ya da allah cezanı versin diyorlardı ama fetöden sonra şunlar çıktı hahahahahahahahahahahahahhahahahaahhahahahahahahahhahhhhhhhhhhhhhhhhhhh allah attığını boşa götürsün, allah auta attırsın,allah sakatlasın,allah felç bıraksın,allah sürümdürsün vs hahhhahhahahahahhahahahahahahahahahaahahahhhhhahhhhhhh
devamını gör...

sanırım 24 sene falan önce sık gidiyordum. güzellemesi çok yapılır ama halkı, iyi hoş olsa da para yönünden biraz güvenilmez.

bir de, aşırı milliyetçidirler. mesela tahran’da yaşayan türk soylu biri ağırlıklı olarak fars diline, kültürüne aşinadır. burada ise, üniversitelerde bile kitaplar (iran devleti açısından böyle olmaması gerektiği halde) türkçe’dir. tahranlı bir türk burada üniversite okuyacak olsa ve bahsettiğim konuda sıkıntı çekse, alacağı tepki “sen fars kültürüne asimile olmuşsun” tarzı bir serzeniştir.
devamını gör...

1 ile 1'i toplarsanız 2 eder. 2 ile 2'yi toplarsanız da 4. gece gece bu kadar bilgi yeter bence.
devamını gör...

klasik derinlik sahibi, dıştan belli ettirmese de içten romantik olan erkektir. şarkıcının tiz-bas geçişleri vardır, bu geçişleri fark etmiş, sonra dinlemeye başlamış. hem dinlemiş hem de hissetmiştir.
devamını gör...

#3992666
maalesef doğru kardeşim. bunun farkında olduğumdan kelli senelerdir kasap menderes'ten alıyorum eti, sucuğu, sakatatı. yakupabdal'da, kime sorsan gösterir.
devamını gör...

tabi ki yaptıgın butun eforları goruyorum.
nedenini nicinini tam anlayamıyorum.
ama olsun;)
ama benden ne bekliyordun anlamadım ki?
sevgilini seviyorsun. ayrılmayı dusunmuyorsun.
benle neden iletişimdr kalmak istiyorsun?
kacırdıgım ne var?

ben hayatım boyunca kendimce bası baglı insanlardan uzak kalmaya calıstım.

ha dostlugumu istiyorsan, irtibatı koparmayalım istiyorsan basım gozum ıstune.

elimden geldioince sevgilisi olan erkekle alıcı gozuyle muhattap olmam.
devamını gör...

denk gelmediğim için tanımlarını okumaya girdim enerjisi güldürdü gece gece* enerjik biri
devamını gör...

mesela bi şey okuyosun internette
zart diye devamını görmek için üye ol falan diyo ya
onun adı işte
ödeme duvarı
çaktın?
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim